|
|
|
76
|
cellotin genel / Tarih / Ynt: birinci dünya savaşı sonunda osmanının durumu
|
: Ekim 09, 2007, 08:14:58 ÖS
|
|
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN DURUMU 1-Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti: Birinci Dünya Savaşı, Avusturya Veliahdinin Saray-Bosna'da öldürülmesi üzerine başladı (28 Temmuz 1914). Birinci Dünya Savaşının asıl nedeni Üçlü İttifak (Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya) ve Üçlü İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, Rusya) arasındaki rekabettir. Saray-Bosna olayı savaşın patlamasına bahane oldu. Osmanlı Devleti savaşın başlangıcında tarafsız kaldı. Fakat Avrupa'da savaşın başlamasından sonra, Alman savaş gemilerinden ikisi Osmanlı Devletine sığındı. Türk donanmasına katılan bu gemiler, Karadeniz'de yaptıkları bir manevra esnasında saldırıya uğradıklarından Rus liman ve kıyılarını bombaladılar. Bu olay Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşına girmesine nedenoldu (29 Ekim 1914). Osmanlı Devleti bu savaşta Galiçya, Kafkasya, Makedonya, Suriye ve Irak cephelerinde çarpıştı ve birçok zaferler kazandı. Fakat 1917 senesinde Birleşik Amerika Devletinin İtilaf Devletleri yanında savaşa girmesi, savaşın gidişini İttifak Devletleri yanında savaşa girmesi, savaşın gidişini İttifak Devletleri aleyhine çevirdi. İtilaf Devletleri 1918'de giriştikleri büyük bir saldırı sonunda bağlaşık olduğumuz devletleri yendiler. Savaş sonunda, savaşa katılan devletlerle ayrı ayrı barışlar yapıldı. A-Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918): Filistin ve Suriye cephelerinde, İngilizlerle yapılan savaşlarda Türk Ordusu yenildi. Suriye cephesinde uğranılan yenilgi üzerine, Talat Paşa sadaretten çekildi. Mondros Mütarekesinin imzasından sonra da arkadaşlarıyla birlikte gizlice memleketi terk ettiler. Talat Paşa'nın çekilmesi üzerine sadrazam olan Ahmet İzzet Paşa, durumu tehlikeli görerek, İtilaf Devletlerinden ateşkes istemek zorunda kaldı. Mütareke Limni adasında Osmanlı delegesi Bahriye Nazırı Rauf Bey (Orbay) ile İngiliz Amirali Galdrop (Calthrope) arasında imzalandı (30 Ekim 1918).
B-Ateşkesin Önemli Maddeleri: 1-Çanakkale ve İstanbul Boğazları Müttefiklerin (1) savaş gemilerine açılacak ve istihkamlar Müttefiklere teslim olunacak. 2-Türk Ordusu derhal terhis edilecek. 3-Türk donanması teslim edilecek ve bunlar Müttefiklerin göstereceği limanda tutuklu bulunacak. 4-Türklerin elinde bulunan bütün liman ve demiryollarından Müttefikler serbestçe faydalanacaklar. 5-Toros tünelleri Müttefikler tarafından işgal edilecek. 6-Telsiz telgraf ve kablolar Müttefik Devletlerin memurları tarafından kontrol edilecek. 7-Müttefikler kendi emniyet ve selametlerini tehdit altında gördükleri takdirde askeri noktaları işgal etmek hakkına sahip olacaklardır. Mondros ateşkisinin koşulları gösteriyor ki bu ateşkes Osmanlı İmparatorluğunun varlığına son vermektedir. Ateşkes bütün savunma imkanlarını ortadan kaldırmıştır. Osmanlı Hükümeti bu şartları kabul etmekle kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeğe razı olmuştur. 2-Ateşkesten 19 Mayıs 1919'a Kadar Gelişen Önemli Olaylar: A-İtilaf Devletleri İstanbul'da (13 Kasım 1918) Mütareke imza edildikten sonra uygulanmasına geçildi. 13 Kasım 1918 sabah İtilaf Devletleri'nin 60 parça savaş gemisinden meydana gelen filosu İstanbul limanına geldi. Bir kısım azınlıkların sevinç gösterileri arasında karaya ayak bastılar. Bu olay üzerine İstanbul'da ilk milli tepkiler baş gösterdi. Mütareke hükümlerine göre önemli demiryolu istasyonları, telgraf merkezleri, silah depoları İtilaf Devletlerine teslim edildi. B-Osmanlı İmparatorluğunun Paylaşılması: Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşına girdikten sonra, İtilaf Devletleri yaptıkları gizli anlaşmalarla Osmanlı İmparatorluğunu aralarında paylaştılar. Birinci anlaşma İngiltere, Rusya, Fransa arasında oldu (1915). Bu anlaşmaya göre Trakya'da Enez-Midye doğusunun güneyi, Sakarya'ya kadar olan Boğazlar bölgesi, Marmara, Bozcaada ve İmroz adaları, doğuda Trabzon'un batısında tespit edilecek bir noktaya kadar uzanan bölge ile Van ve Bitlis'in güneyine doğru Muş, Siirt, Fırat ve Cezire-i-İbni Ömer ve İmadiye'ye hakim dağlara kadar uzanan yerler Rusya'ya verilecekti. Fransa'ya Aladağ, Kayseri, Akdağ, Yıldızdağ, Zara, Harput ile sınırlanan arazi ile Kilikya, Suriye ve Musul verilecekti. İngiltere, Hayfa ve Yemen ile Fransız yöresinin güneyini alacaktı. Filistin milletlerarası bir idareye bağlı olacaktı. O sırada İtalya'nın İtilaf Devletleri yanında savaşa iştirak edeceğini bildirmesi üzerine İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya arasında Londra'da gizli bir anlaşma yapıldı (26 Nisan 1915). Bu anlaşmaya göre; Türkiye'nin Asya'daki toprakları paylaşıldığı takdirde İtalya'nın payı, üç Müttefik Devletin payından az olmayacaktır. Bu pay Antalya bölgesinin bitişik olduğu yerlerde olacaktı. Bu anlaşmaya rağmen üç müttefik devlet birinci gizli anlaşmayı İtalya'dan bir seneden fazla gizli tuttular. Nihayet 1916'da Rusya, İngiltere ve Fransa arasında imzalanan birinci anlaşma İtalya'ya bildirilince İtalya kendisine ayrılan payı az buldu. İtilaf Devletleri arasında bu görüşmeler devam ederken Rusya'da 1917 İhtilali çıktı. Çarlık rejimi yıkıldı. Rus ordusunun Türklere ve Almanlara karşı direnen kuvveti zayıfladı. Bu sırada İtalya dostluğuna ihtiyacı olan İngiltere ve Fransa İzmir'I de İtalya payına ilave ettiler. C-İzmir'in işgali (15 Mayıs 1919): Mondros ateşkesi imzalanınca İtilaf Devletleri, daha önce yaptıkları anlaşmalara göre Anadolu'yu işgale başladılar. Adana ve dolayları Fransızlar; İzmir, Eskişehir, Samsun, Merzifon ve Bartın ile güneyde Musul, Urfa, Maraş, Gaziantep, İngilizler tarafından işgal edildi. İtalyanlarda Antalya, Konya ve Söke çevresine yerleştiler. Birinci Dünya Savaşının sonlarına doğru (1917) ve Yunanlılar da İtilaf Devletlerinin tarafına geçmiş ve onlarla birlikte savaşmışlardı. Türkler yenilmiş duruma düşüp de toprakları pay edilmeğe başlanınca, Yunanlılar savaştaki hizmetlerine mukabil İzmir ve civarını istediler. Yunanlıların ve İtilaf Devletlerinin, Türk topraklarını işgali Vilson (Wilson)un: "Bir toprak üzerinde yaşayan insanlar kendi düşünce ve isteğine göre bir idare şekli kabul edecektir" prensibine uymuyordu. İtilaf Devletleri, Yunan Başbakanı Venizelos'a verdikleri sözü yerine getirmek için İzmir'in işgalini haklı gösterecek sebepler aramağa çalıştılar. Venizelos, Aydın Hıristiyanlarının tehlikede olduklarını, Türkler tarafından yok edileceklerini ileri sürerek yardım istedi. O sırada diğer devletler ordularını terhis etmişlerdi. Paris'te kurulan "Meclisi Ali" kendileri adına, Yunan ordusunun bu işi çözmesini düşündü ve İzmir'in işgaline karar verdi. 14 Mayıs 1919'da İngiliz, Fransız, Amerikan ve Yunan donanmaları İzmir limanına girdiler. İngiliz Amirali Galdrop 17'nci Kolordu komutanlığına verdiği notada: "Mütarekenin 7'nci maddesine göre İzmir istihkamları ile civarındaki arazinin Yunanlılar tarafından işgal edileceğini ve mukavemet olunmaması"nı bildiriyordu. Bu nota üzerine telaşa düşen Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa, İstanbul Hükümetine vaziyeti bildirerek fikirlerini sordu. Osmanlı Harbiye Nazırı verdiği cevapta: "Amiral Galdrop'un bu teklifi mütareke şartları icabı olduğundan muvafakat edilmesi tabii olduğu"nu bildiriyordu. Yunan işgaline karşı ilk hareket İzmir Türk Ocağı'nda toplanan gençlik kitlesinde görüldü. İşgaldenbir gece evvel cephanelik yağma edilerek halk karşı koymağa hazırlandı. İzmir kan dökmeden Yunanlılara teslim edilmeyecekti. 15 Mayıs sabahı, Yunan kuvvetleri İzmir rıhtımına çıktılar. Rumların çılgın sevinç ve alkışlarıyla karşılandılar. Efzun taburları İzmir kışlalarına yaklaşırken bu manzara karşısında heyecanını dahafazla zapt edemeyen bir Türk gencinin attığı kurşun Yunanlıları harekete geçirdi. O dakikadan itibaren İzmir halkı kan dökerek direnme hareketine başlamış oldu. Karşı konulmaması emrini alan Türk subay ve erleri kışlalarında insafsızca şehit edildiler. Daha sonra Hükümet Konağı ve diğer resmi daireleri basarak buralardaki memur, subay ve erleri türlü eziyetlerle gemilere götürüp günlerce aç bıraktılar. Bunlardan bir kısmını da dipçik vuruşları altında zorla "Yaşasın Venizelos" diye bağırmağa zorladılar. Boyun eğmeyenler derhal şehit edildiler. 17'nci Kolordu Askerlik İşleri Reisi, Erkanıharp Miralayı Süleyman Fethi Bey, başından çıkarılmak istenen kalpağını eliyle tutarak: "Bağırmam" dedi ve derhal şehit edildi. Yunanlılar çarşıya girip dükkanları da yağma ettiler. İzmir'in işgali ve bu işgal esnasında meydana gelen kanlı olaylar, İstanbul ve Anadolu halkı tarafından duyulduğu zaman yer yer mitingler yapıldı. İzmir katliamı ulusu susturup sindiremedi. Bu olayın doğurduğu acıyı ruhunun ta derinliklerinden duyan Türk ulusu kurtuluşu silaha sarılmakta buldu. Yer yer hazırlanarak ilk milli savunma teşkilatını kurdu. 3-Memleketin İç Durumu ve Cemiyetler: Mondros Mütarekesinin memlekette yaptığı karışıklık oldukça acı bir şekilde kendini hissettirmekteydi. Uzun ve yıpratıcı bir savaşın sonucu bütün kurtuluş ümitlerini söndürecek şekilde acıklıydı. Halk karamsar ve kararsız, İstanbul Hükümeti ne yapacağını şaşırmıştı. Silahlar toplanmış, terhis dolayısiyle, ancak düzeni sağlayacak küçük kadrolu birlikler bırakılmıştı. Millet ne olacağını henüz bilmiyordu. Memleket bu durumda iken, ayrıca Türler aleyhine çalışan birtakım zararlı cemiyetler kurulmağa başlandı. A-Azınlıkların Çalışması: Uzun yüzyıllar Türk toplumu içinde hür ve rahat yaşamış olan azınlıklar, yer yer gizli cemiyetler kurmuşlardı. Bunların gayesi asayişi bozarak, mütarekenin 7'nci maddesinin uygulanması için bahaneler yaratıp hak kazanmak ve Avrupa Devletlerinin müdahalelerini sağlayarak yurdumuzun çeşitli bölgelerini kolayca işgal etmekti. a)Mavri Mira Cemiyeti: İstanbul Rum Patrikhanesinde kurulan "Mavri Mira Cemiyeti" Yunan Hükümetinden yardım görüyordu. Vazifesi, muhtelif illerde çeteler kurmak, Yunanlılar lehine mitingler ve propagandalar yapmaktı. Bu cemiyet bilhassa İstanbul, Marmara havzası ve Trakya'da faaliyette bulunuyordu. Buradaki Rumlara silah dağıttı. Yunan Kızılhaçı, Resmi Göçmenler Cemiyeti ve Rum okullarındaki izci teşkilatı Mavri Mira Cemiyetinin emrinde çalışıyordu. b)Pontus Rum Cemiyeti: Bu cemiyet Mavri Mira Cemiyeti tarafından korunuyordu. Pontus Rum Cemiyeti Samsun merkez olmak üzere İnebölo'dan, Batum'a kadar uzanan sahada bir Rum Pontus Devleti kurmağa çalışıyordu. c)Hınçak Komitası: Türkiye'deki Ermeniler de, bunlarla birlik olarak çalıştılar. Faaliyet halinde bulunan Ermeni Cemiyeti "Hınçak Komitası" idi. Bu cemiyetin gayesi Doğu Anadolu'da kurulacak olan Ermenistan sorunu ile meşgul olup ortam hazırlamaktı. Ermeni Patriği Zaven Efendi, Mavri Mira Cemiyeti ile tam bir fikir ve işbirliği halinde çalışıyordu. İstanbul'daki Yahudilerin de ayrı bir cemiyeti vardı. B-Milli Varlığa Düşman Cemiyetler: c)Kürt Teali ve Teavün Cemiyeti: Birinci Dünya Savaşından sonra İtilaf Devletleri Osmanlı İmparatorluğunu içten yıkmak için çalışıyorlardı. Bu arada bir de Osmanlı ülkesinde yaşayan bir Kürt milletinin varlığından söz edilmekte ve Doğu Anadolu'da bunun geniş bir propagandası yapılmakta idi. Mondros Mütarekesinden sonra merkezi İstanbul'da olan bir Kürt Teali Cemiyeti kurulmuştu. Bu cemiyet İstanbul'u işgal eden İtilaf kuvvetlerinden yardım görmekte idi. Amacı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde ayrı bir Kürt devleti kurmaktı. Bitlis, Elazığ, Diyarbakır'da şubeler açmıştı. Fakat bu bölgedeki vatansever halkın şiddetli tepkisi yüzünden olumlu bir sonuç vermemiştir. b)Teali-i İslam Cemiyeti: Merkezi İstanbul'da olan zararlı cemiyetlerden biri de Teali-i İslam Cemiyeti idi. Bu cemiyet İstanbul medreseleri öğretim üyeleri tarafından kurulmuştur. Osmanlı Devletini kuvvet yolu ile kurtarmak umudunu yitirmiş kimselerin kurduğu bu cemiyetin gayesi, halkın gözünde değerini kaybeden padişah ve hilafet makamının değerini, dini, ilmi, sosyal ve ahlaki örgütleme ile kurtarmaktı. Saltanatçı ve hilafetçi bir siyaset güttüğünden Anadolu'daki milli harekete karşı idi. Bu cemiyet yalnız Konya ve civarında şubeler açtı. Bu cemiyet de olumlu bir sonuç alamadan kapanmıştır. c)İngiliz Muhipleri Cemiyeti: Bu, kurtuluşu İngiltere'ye bağlanmakta bulunan kimselerin kurduğu bir cemiyettir. Padişah, Damat Ferit ve ileri gelen devlet adamları bu cemiyete girmişlerdi. Sergüzeştçi ve şüpheli bir şahsiyet olan İngiliz rahibi Fru (Frow) bu cemiyetin manevi başkanlığını yapmakta idi. Cemiyet iki gaye üzerine kurulmuş, çalışmalarını da bu esasa göre hazırlamıştı: İngiliz himayesini elde etmek; memleket içinde ayaklanma ve ihtilal çıkarmak suretiyle milli faaliyeti bastırmaktı. Bir kısım aydınlar da Amerika mandasını istiyorlardı. Bunlardan başka memleketin hemen her yerinde Hürriyet ve İtilaf, Sulh ve Selamet Cemiyetleri vardı.
C-Milli Cemiyetlerin Kurulması: İstanbul Hükümeti, Türk davasını ele alıp yürütecek durumda değildi. Bütün bu felaketlere karşı kayıtsız, duygusuz bir seyirci durumunda kalmıştı. Bu koşullar altında örgütsüz, başsız Türk Milleti, kurtuluş görevinin kendisine düştüğünü anladı, bizzat çalışmağa karar verdi. Yurtsever Türk evlatları yer yer milli duygulara dayanan cemiyetler kurdular: a)Trakya-Paşaeli Cemiyeti: Edirne ve dolaylarında kurulmuştu. Cemiyet, Osmanlı Devleti yıkıldığı takdirde, Trakya ve Batı Trakya'daki Türkleri bir bütün olarak kurtarmak için çalışıyordu. Fakat bu işi yalnız başına başaramayacağından İngilizlerden, eğer bu mümkün olmazsa Fransızlardan yardım temin edecek ve "Trakya Cumhuriyeti"ni kuracaktı. b)Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Bu cemiyet ilk defa Mondros Mütarekesinden sonra İstanbul'da kurulmuştu. Sonra Doğu vilayetlerinde ve şubeler açmıştı. Cemiyetin kuruluş sebebi, Doğu illerimizin Ermenilere verilmesine engel olmaktı. Bunun için de şu üç nokta üzerinde çalışacaktı: Katiyen göç etmemek; derhal ilmi, iktisadi ve dini teşkilat yapmak; Doğu illerinin istilaya uğrayacak herhangi bir bucağının savunmasında birleşmek. Cemiyet, Doğu illerinde Ermenilerin sayı bakımından az, kültür ve medeniyette Türklerden geri olduklarını ispata çalışıyordu. Bunun için hazırladığı raporları hem yabancı devletlere yolluyor, hem de gazetelerde yayınlıyordu. c)Trabzon ve Havalisi Ademi Merkeziyet Cemiyeti: Bu cemiyet evvela merkezden ayrılmak gayesinde idi. Sonra "Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti" adını alarak Trabzon ve çevresinin Rumlara verilmemesi için çalıştı. d)İzmir Reddi İlhak Cemiyeti: İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edileceği duyulunca İzmirli vatanseverler bu cemiyeti kurarak İzmir'in işgaline engel olmak istediler. Cemiyet, 14-15 Mayıs gecesi Yahudi Mezarlığında bir miting tertip ederek İzmir'in savunulmasına karar verdi. Aynı gece cephanelik yağma edilerek ele geçirilen silahlar halka dağıtıldı. Anadolu halkına ise: "Yunanlılar güzel İzmir'imizi ve memleketimizi istila ediyorlar. İzmir halkı silahıyla mukavemet ediyor. Vatanını seven herkes için İzmir'e doğru koşmak vazifedir. İzmir Anadolu'yu ve Efelerini bekliyor" diye telgraflar çekiyorlardı. Fakat sabahın erken saatlerinde Yunanlıların İzmir'e çıkmasıyla, Reddi İlhak Cemiyeti gayesine ulaşamamıştır. Yukarıda gördüğümüz bu cemiyetler çalışmalarını iki esasta toplamışlardı. İstila hareketlerini protesto; istila anında silahla karşı koymak. Bu cemiyetler protesto maksadiyle diğer devletlere heyetler göndererek bu devletleri, Türkiye lehine kazanmağa çalışıyorlardı. Fakat ayrı ayrı plan ve amaçlarla faaliyete geçtiklerinden başarı kazansalar da, bu şekilde Anadolu ve Türklük kurtulamazdı. O sırada bütün bu cemiyetleri birleştirerek aynı amaç ve müşterek bir plan etrafında toplayıp, vatan topraklarını bir bütün olarak kurtaracak tek rehber Mustafa Kemal'di. O, milli mücadele için Anadolu'ya geçtiği zaman, Türkiye'de aşağıdaki üç kurtuluş yolu ortaya atılmış ve çalışmalara başlanmıştı. 1-İngiliz himayesini isteyenler: Bunlar padişah ve etrafında toplanan, kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen, kurtuluş umudunu yitirmiş olanlardı. 2-Amerikan mandasını isteyenler: Bu fikir daha çok bir kısım aydınlar tarafından benimsenmişti. Amerikan mandasına taraftar olanların milli gücümüze ve milli kaynaklarımıza güveni yoktu. Bunlar yabancı büyük bir devletin himayesine girmeden kurtulma, yaşama ve ekonomik kalkınma yoluna giremeyeceğimiz tezini savunuyorlardı. 3-Mahalli kurtuluş çarelerine başvuranlar: Yukarıda anlattığımız milli cemiyetler bu arada kurulmuş ve çalışmaya başlamışlardı. Mustafa Kemal bu kurtuluş yollarından hiç birisini kabul etmiyordu. O'na göre "Bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı; o da milli egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız yeni bir Türk devleti kurmaktı." Bağımsız yeni bir Türk devletinin kurulması için verilecek tek karar, Türkün vatanına, Türkün bağımsızlığına saldıranlar kim olursa olsun, bütün milletçe hazırlanıp direnmektir. Bu mücadelenin parolası Ya istiklal, ya ölüm'dür.
|
|
|
|
|
77
|
cellotin genel / Tarih / Ynt: Birinci Dünya Savaşı Sebep ve Sonuçları
|
: Ekim 09, 2007, 08:14:24 ÖS
|
|
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN SEBEPLERİ VE SONUÇLARI
ÜÇLÜ İTTİFAK VE İTİLAF:
XIX. yüzyılın sonlarına doğru, Avrupa’nın büyük devletleri arasındaki ilişkileri gerginleştiren ve onları iki ayrı kampa bölen sömürgecilik dışında başka sebeplerde vardı. Bunlar;
Almanya, komşusu Fransa’nın topraklarından Alsace – Loraine(Alsas – Lorain bölgesini 1871 yılında ele geçirmiş, Fransa’da kaybettiği bu toprakları geri almak için fırsat kollamıştı. Bu durum Fransa’nın Almanya’ya karşı, İngiltere’nin yanında yer almasına yol açtı.
Ruslar’ın, balkanlarda uyguladığı Pnislavizm politikası, Avusturya – Macaristan İmparatorluğu’nun çıkarına ters düşüyordu. Çünkü Rusların, İslavları bir bayrak altında toplama politikası içinde, İslavları barındıran Avusturya – Macaristan İmparatorluğu için büyük bir tehlike oluşturuyordu.Rusya’nın balkanlarda etkili olması Almanya’nın da işine gelmiyordu. Bu nedenle Almanya, Rusya’ya karşı Avusturya – Macaristan İmparatorluğu’nu destekledi.Bu durum Rusya’nın da İngiltere ve Fransa ‘ya yaklaşmasına neden oldu.
İngiltere ile Rusya, aralarında yapmış olduğu görüşmelerde, Rusya’nın balkanlarda serbest bırakılmasını kararlaştırmışlardı. Bu durum İngiltere’nin de çıkarlarına uygundu, çünkü Rusya’nın balkanlarda etkisini arttırması, Almanya’nın balkanlar üzerinden Orta Doğu pazarlarına ulaşmasına engel olacak, bu da İngilizlerin sömürgelerinin güven altında olmasını sağlayacaktı.
Almanya, çıkabilecek bir çatışmada Osmanlı İmparatorluğu’nu yanına çekmek ve Padişahın halifelik sıfatı ile Müslümanlar üzerindeki etkisinden yararlanmak istiyordu. Böylece İngiltere’nin sömürgelerine giden yolu denetim altına alabileceğini umuyordu.
İtalya’da sanayisini geliştirmek için sömürgeler elde etmek istiyordu.Bu durum İngiltere ve Fransa’nın çıkarlarına uymuyordu. Bu durum İtalya’nın Almanya ile ittifak arayışı içine girmesine yol açtı.1882’de Almanya, yanına Avusturya – Macaristan İmparatorluğu’nu ve İtalya’yı alarak üçlü ittifak kurdu.İngiltere, Fransa ve Rusya’da üçlü itilafı kurdular.
SAVAŞIN BAŞLAMASI VE GELİŞMESİ:
Avusturya – Macaristan veliahdı, Saraybosna’yı ziyareti sırasında bir sırp milliyetçisi tarafından öldürüldü. Bu olay Avrupa’da savaşı başlattı. Avusturya – Macaristan İmparatorluğu Sırbistan’a savaş açtı. Sırbistan’ı koruyan Rusya’da Avusturya - Macaristan İmparatorluğu’na savaş ilan etti. Fransa ve İngiltere Rusya’nın; Almanya ise Avusturya – Macaristan ‘ın yanında yer savaştı.
İtalya bir süre tarafsız kaldı. Ancak İtalya’nın, Avusturya – Macaristan ve Sırbistan’ın topraklarında gözü vardı.Bu nedenle İtilaf Devletleri ile gizli bir antlaşma yaparak saf değiştirdi. İtalya’ya da Batı ve Güney Anadolu topraklarından pay verilmesi de kabul edildi.
Almanlar ilk önce Belçika üzerinden Fransa’ya girdiler. Doğuda Rusya’ya saldırdılar. Batı cephesinde Fransız ve İngilizler tarafından durduruldular. Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgaristan Almanya’nın yanında savaşa katılınca İttifak Devletleri, Balkanlarda önemli başarılar elde ettiler.
Avrupa’da meydana gelen bu gelişmelerden yararlanan Japonya, Almanya’nın Uzak Doğu’daki sömürgelerine saldırdı.
Romanya, Yunanistan, Brezilya, Portekiz ve ABD savaşa katıarak İtilaf Devletleri’nin yanında yer aldılar. Böylece Avrupa devletleri arasında başlayan mücadele, bir dünya savaşı haline geldi.
OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINA GİRMESİ VE SAVAŞIN SONUÇLARI
SAVAŞA GİRMA SEBEPLERİ:
İngiltere, Fransa ve Rusya, Osmanlı imparatorluğu’nun tarafsız kalmasından yanaydı. Hatta Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmezse kapitülasyonların kaldırılmasına razı olacaklarını bildirdiler. Çünkü Osmanlı tarafsız kalırsa İngiltere’nin Uzak Doğu’daki sömürgelerine giden yol güvenlik altında olacak, yeni cepheler açılmayacaktı. Rusya’nın Boğazlara yönelik tehdidi, İngiltere ve Fransa’nın Balkan savşlarında Osmanlı İmparatorluğu aleyhindeki tutumu güvensizlik yaratmıştı. Bu nedenle Osmanlı İmparatorluğu Almanya ile birleşmeyi düşünüyordu.
Almanya da Osmanlı İmparatorluğu’nun kendi yanında savaşmasını istiyordu. Amacıda İngiliz ve Rus kuvvetlerinin bir bölümünü Osmanlı cephelerine kaydırmaktı. Ayrıca Süveyş Kanalı’nı ele geçirerek, İngiltere’nin sömürgelerine giden yol kapatılmış olacak ve de Rusların müttefikleriyle ilişkisi kesilecekti.
Osmanlı İmparatorluğu’nda İttihat ve Terakki Partisi iktidardaydı ve bu parti Alman taraftarıydı.Sonunda Almanlar, 1914’te Osmanlı İmparatorluğu’yla gizli bir bağlaşma yaptılar.
Akdenizdeki İngiliz donanmasından kaçan Goeben ve Breslav adlı iki Alman savaş gemisi, Çanakkale Boğazı’nı geçerek Osmanlı İmparatorluğu’na sığındılar. Osmanlı İmparatorluğu da bu gemileri satın aldığını ilan etti.
Bu gemiler bir süre sonra Karadeniz’e açıldı ve Rus limanını topa tuttular. Böylece İtilaf Devletleri Osmanlı’ya savaş açtı. Osmanlı 11 Kasım 1914’te savaşa katılmış oldu.
Osmanlının savaşa girmesiyle yeni cepheler açıldı. Kafkas cephesinin açılması üzerine Rusya, büyük bir askeri gücünü buraya göndermek zorunda kaldı. Böylece, Almanya’nın doğu cephesindeki yükü azalmış oldu. Bulgaristan’ın da savaşa girmesi üzerine Almanya ile Osmanlı karadan birbirlerine yardım imkanı buldular. Böylece Süveyş Kanalı’nı ele geçirmek kolaylaşacak, İngiltere’nin Hindistan’la olan en kısa deniz yolu bağlantısını kesecekti; İran, Irak ve Bakü petrollerinin İtilaf Devletleri’nin eline geçmesini engelleyebilecekti.
OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN SAVAŞTĞI CEPHELER:
Osmanlı İmparatorluğu, savaş boyunca Kafkasya, Çanakkale, Irak, Suriye, Filistin, Hicaz ve Yemen cephelerinde savaştı. Ayrıca bağlaşıklarına yardım etmek amacıyla Galiçya’nın Kuzeybatısı ve Makedonya’ya asker gönderdi. Almanya’nın isteğiyle Kanal Harekatı’na girişti.
KAFKASYA CEPHESİ: Rusların Kars ve Sarıkamış’ı ele geçirip, Erzurum’a doğru ilerlemeye başlamasıyla bu cephe açılmış oldu. Ancak şiddetli kış nedeniyle doksan bin Türk askeri donarak şehit olunca, bu cephedeki çarpışmalar durdu. 1915 yazında yeniden başlayan çarpışmalarda Ruslar; Erzurum, Trabzon, Erzincan, Van, Muş ve Bitlis’i ele geçirdiler. Yüzyıllardır Türk toprakları içinde rahat bir şekilde yaşam süren Ermeniler bölgede Türkleri arkadan vurdular, binlerce masum Türkü katlettiler.
Çanakkale Savaşları’ndan sonra XVI. Kolordu Komutanlığına atanan Mustafa Kemal, Muş ve Bitlis’i Rus işgalinden kurtardı(1916).
Rusya’da 1917’de bir ihtilal sonucunda çarlık idaresi yıkıldı ve Bolşevik yönetimi iş başına geçince de savaştan çekildi. İttifak Devletleri’yle Brest – Litowsk Antlaşması’nı imzalayarak Berlin Antlaşması ile almış olduğu Kars, Ardahan ve Batum’u Osmanlılara geri vererek savaştan çekildi. Böylece Kafkasya Cephesi kapanmış oldu(3 Mart 1918).
ÇANAKKALE CEPHESİ: Rusya, savaş sırasında zor duruma düşmüş, ekonomik durumu oldukça bozulmuştu. İngilizler ve Fransızlar Alman donanmasını varlığı nedeniyle Baltık Denizi yoluyla Rusya’ya yardım gönderemiyorlardı. Yardım gönderebilecekleri en elverişli yol, Çanakkale ve İstanbul boğazlarıydı. Bu nedenle İtilaf Devletleri, savaşın en önemli projelerinden birini uygulamaya koyarak Boğazlerı ele geçirmek için harekete geçtiler.
Bunu düşünüp hareket eden Fransız ve İngiliz donanması, Çanakkale Boğazı’nı geçmek için büyük bir saldırı başlattı. Türk mevzilerini topa tuttular. Sonra da Çanakkale Boğazı’ndan geçme girişiminde bulundular. Ancak Türklerin ağır darbeleriyle zarar gören donanmalar, geri çekildi. Böylece İtilaf Devletleri’nin Çanakkale’den geçme girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı(18 Mart 1915).
İngiliz ve Fransızlar ilk girişimlerinden sonra Boğazı karadan ele geçirmek için 25 Nisan 1915 ‘te Gelibolu Yarımadası’na asker çıkardılar. İngiliz ve Fransızler’ın dışında Anzak, Hintli ve Cezayirli askerlerde oluşan İtilaf Devletleri’nin ordusu saldırıya geçti. Ancak Mustafa Kemal komutasındaki Türk askeri, kendisinden kat kat fazla ve güçlü olan düşmanlarını geri çekilmeye zorladılar. Karada da başarılı olamayan İngiliz ve Fransızlar askerlerini gizlice gemilerine bindirerek 9 Ocak 1916’da Türk topraklarını terk ettiler. Bunun sonucunda Rus ekonomisi çöktü ve çarlık rejimi yıkıldı. Bolşevikler Rusya’yı savaştan çıkardılar.
IRAK CEPHESİ: Bu cephede, Basra’ya asker çıkaran İngilizlerle savaşıldı. İngilizlerin amacı Kuzey Irak petrollerini ele geçirmek, Türklerin İran’a girip Hindistan’ı tehdit etmelerini engellemekti. Ayrıca kuzeye çıkıp Ruslarla birleşmekti.
İngilizler, Kasım 1915’te Basra’ya asker çıkararak kuzeye doğru ilerlemeye başladılar. Ancak şiddetli Türk direnişi karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar. Türk kuvvetleri Kutü’l – Amare’de binlerce İngiliz askerini esir aldılar. İngilizler Basra’ya yeniden asker çıkardılar. Bağdat’a kadar ilerlediler. Ayrıca Türkler, bir yandan İngilizlerin kışkırtmasıyla ayaklanan Araplarla bir yandan da zengin petrol bölgelerine ilerleyen İngilizlerle savaşmak zorunda kaldı ve ağır ağır kuzeye çekildi. Savaş sonrasında İngilizler zengin petrol yataklarının bulunduğu Musul ve çevresini tamamen ele geçirdiler(3 Kasım 1918).
DİĞER CEPHELER: Osmanlı İmparatorluğu, Süveyş Kanalı’na, İngiltere’nin sömürgeleriyle bağını kesip, yardım almasını önlemek ve Mısır’dan çıkarmak amacıyla askeri bir harekat düzenledi. Böylece Osmanlı İmparatorluğu Mısır’a yeniden sahip olabilirdi. Mısır alınırsa Filistin, Hicaz ve Yemen’deki Arap ayaklanmalarıda bastırılabilirdi. Türklerin 1915‘te yaptığı hücum, güçlü bir İngiliz donanması nedeniyle başarılı olamadı.
Suriye Cephesi’nde olan savaşta, Alman General Liman Von Sanders komutasındaki Yıldırım Orduları Grubu, İngilizlere karşı başarılı bir savunma yaptı. Mustafa Kemal’de buradaki savunma hazırlıklarına önem vererek, düşmanın ilerleyişine engel oldu.
Türk birlikleri Hicaz ve Yemen Cephesinde, İngiliz ve Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in kuvvetleriyle savştılar. İngilizler Arapları, Türklere karşı ayaklandırarak Türk kuvvetlerini zor duruma düşürdüler. Ayrıca Türkler, Makedonya ve Galiçya’da da müttefiklere yardım etti. Türk kuvvetleri bu cephelerde de kahramanca çarpıştılar.
SAVAŞIN SONUÇLARI
Rusya’nın savaştan çekilmesi, Almanya ve bağlaşıklarının işini kolaylaştırmıştı. ABD’nin savaşa girmesiyle, cephelerdeki durum İttifak Devletleri’nin aleyhine döndü.
ABD, Fransa’ya bol miktarda silah ve askeri malzeme satıyordu. Buna engel olmaya çalışan Almanya bazı Amerikan gemilerini batırdı. Bunun üzerine ABD İtilaf Devletleri’nin yanında savaşa girdi. 1918 yılı başlarında Amerikan ordusunun Avrupa’ya gelmesi ile üstünlük İtilaf Devletelri’ne geçti.
Alman ordusu, Batı Cephesi’nde İngiliz, Fransız ve Amerikan kuvvetleri karşısında ağır bir yenilgiye uğradı. Alman yardımını alamayan Avusturya – Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun da artık savaşı devam etirmeleri çok zordu. Böylece 4 yıldır devam eden savaş sona ermiş oldu.
1918 yılı sonlarında önce Bulgaristan, sonra da Osmanlı İmparatorluğu ateşkes isteğinde bulundu. Bunları, Avusturya – Macaristan ve Almanya izledi.
Barış esaslarını saptanması için Paris Konferansı Toplandı. Yenilen devletlere ağır koşulları olan barış antlaşmaları imzalatıldı. Almanya ile Versailles, Avusturya ile Saint Germain, Bulgaristan ile Neuilly, Macaristan ile Tranon ve Osmanlı ile de Sevr Antlaşması imzalandı. Türk milleti, Sevr Antlaşması’nı imzalamadan önce Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştı. Savaşı kazndıktan sonra da Türkiye Cumhuriyet’i Devlet’i kuruldu. Birinci Dünya Savaşı’nda yenilen devletlerin yönetim sistemlerinde önemli değişiklikler oldu. Almanya’da krallık yıkıldı, cumhuriyet ilan edildi. Avusturya – Macaristan İmparatorluğu parçalandı. Bu topraklar üzerinde Avusturya, Macaristan, Çekoslavakya ve Yugoslavya devletleri kuruldu.
Bu savaş esnasında milyonlarca insan öldü ve bunun üzerine devletler aralarındaki srunları barış yoluyla çözme girişimi ile Milletler Cemiyeti kuruldu.
|
|
|
|
|
78
|
cellotin genel / Tarih / Ynt: BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI (İNGİLİZCE)
|
: Ekim 09, 2007, 08:14:14 ÖS
|
|
Firstly let's learn about the Ottoman Empire's economic situation before the war. Capitulations: Economic concession. It first started in 1536 between the Ottoman Empire and France. Later, most of the European countries had this economic concession. It was not useful for the Ottoman Empire but the empire could not cancel it because of its weakness. Before the war, because of the capitulations foreign merchants cleared through the customs without paying any tax. This weakened the Turkish merchants. When the World War I started, the Ottoman Empire stopped capitulations. Also huge depts weakened the economy of the empire. Most of the depts paid by Turkey later. There were very rare railways and automobiles in the country so transportation was a great problem. Most of the other powerful countries had colonies. Because of that their economies grew rapidly. Also they used the advantage of the industrial revolution. So the Ottoman Empire could not resist them. European sailors discovered new trade routes. Because of that the Ottoman Empire's economy damaged. What caused World War I? The assassination of Archduke Francis Ferdinand triggered World War I. But the war had its origins in developments of the 1800's. The main causes of World War I were: The Rise of Nationalism: Nationalism was one of the reasons of the World War I which is the belief that loyalty to a person's nation and its political and economic goals comes before any other public loyalty. Nationalism created two new powers - Italy and Germany - through the uniting of many small states. On the other hand, nationalism weakened the eastern European empires of Austria-Hungary, Russia, and Ottoman. Those empires ruled many national groups that clamored for independence. The Balkan Peninsula or the "Powder Keg of Europe" because tensions there threatened to ignite a major war. Rivalry for control of the Balkans added to the tensions that erupted into World War I. Military Forces: Nationalism encouraged public support for military build-ups and for a country's use of force to achieve its goals. By the late 1800's, Germany had the best trained army in the world. In 1898 Germany began developing a naval force that was big enough to challenge the British navy. In 1906, the British navy launched the Dreadnought, the first modern battleship. The Dreadnought had greater firepower that any other ship of its time. Germany rushed to construct on just like it. Advances in technology helped aid in making military forces stronger. Machine guns and other new arms fired more accurately and more rapidly that earlier weapons. By the end of the 1800's, technology enabled countries to fight longer and bear greater losses that ever before. Alliances: A system of military alliances gave European powers a sense of security before World War 1. They formed these alliances with each other for protection and guarente that other members of the alliance would come to the country's aid if attacked. Although alliances provided protection, the system also created certain dangers. If war came, the alliance system meant that a number of nations would fight, not only the two involved in a dispute. Alliances could force a country to go to war against a nation without a reason. The Triple Alliance was made up of three countries, Germany, Italy, and Austria-Hungary. They all agreed to go to war if attacked by Russia. Bismarck also brought Austria-Hungary and Germany into alliance with Russia. The agreement was known as the Three Emperor's League and was formed in 1881. They all agreed to remain neutral if any of them went to war with another country. In 1890 when Bismarck left office it gave a chance for Russia and France to form an alliance. In 1894, France and Russia agreed to call up troops if any naiton in the Triple Alliance mobilized. Russia and France also agreed to help each other if either were attacked by Germany. On June 28, 1914 Archduke Francis Ferdinand was assassinated by a Serbian terrorist named Gavrilo Princip. The Archduke's assassination triggered the outbreak of World War I. On July 28 Austria-Hungary declared war on Serbia. Because of Austria-Hungary's alliance with Germany, Serbia seeked help from Russia. In 1914 Russia vowed to stand behind Serbia, but first Russia gained support from France. Germany declared war on Russia on August 1, 1914, in response to Russia's mobilization. Two days later Germany declared war on France. The German Army swept into Belgium on its way to France. The invasion of Belgium caused Britian to declare war on Germany on August 4. Germany's plan for a quick defeat of France while Russia slowly mobilized was called the Schlieffen Plan. This plan called for two wings of the German army to crush the French army in a pincers movement. A small left wing would defend Germany alongs its frontier with France. A much larger right wing would invade France through Belgium; encircle and capture Paris; and them move east. Belgiums army held up the Germans for only a short time. By August 16,1914, the right wing of Germany could begin its motion. It drove back French and British forces in southern Belguim and swept info France. But instead of swinging west around Paris, one part of the right wing pursued retreating French toops toward the Marne River. This maneuver left the Germans exposed to attacks form the rear. Meanwhile, General Joseph Joffre, commander of all French armies, stationed his forces near the Marne River east of Paris and prepared for battle. This battle was later known as the First Battle of the Marne, beginning on September 6 and ending September 9 when German forces started to withdraw. The First Battle of the Marne was a key victory for the Allies because it ended Germany's hopes to defeat France quickly. The German army halted its retreat near the Aisne River. From there, the Germans and the Allies fought a series of battles that became known as the "Race to the Sea". Germany tried to reach the English Channel and sabotage supply lines between France and Britian. But the Allies stopped the Germans in the First Battle of Ypres in Belgium. The battle lasted from mid-October until mid-November. By late November 1914, the war reached a deadlock along the Western Front as neither side gained much ground. The deadlock lasted nearly 3 1/2 years. Both the Allies and the Central Powers developed new weapons, which they hoped would break the deadlock. In April 1915, the Germans first released poison gas over Allied lines in the Second Battle of Ypres. The fumes caused vomiting and suffocation. After the introduction of the poison, gas masks were used. Another new weapon was the flame thrower, which shot out a stream of burning fuel. In 1917, first France and then Britain saw their hopes of victory shattered. Austria-Hungary drove the Italians out of its territory in the Battle of Caporetto in the fall and revolution in Russia made the Allied situation seem even more hopeless. The most important country in the World War I was USA. Because they changed the winner of the war. At the start of the war, President Wilson had declared the neutrality of the United States. Most Americans opposed US involvement in the European war. But the sinking of the Lusitania and other German actions against civilians drew America sympathies to the Allies. German military leaders believed that they could still win the war by cutting off British supplies. They expected their U-boats to starve Britain into surrendering within a few months, longer before the US had fully prepared for war. Tension between the US and Germany increased after the British intercepted and decoded a message from Germany's foreign minister, Arthur Zimmermann, the German ambassador to Mexico. The message known as the "Zimmermann note", revealed a German plot to persuade Mexico to go to war against the United States. The British gave the message to Wilson, and it was published in the US early in March. Mobilization The US entered the war unprepared for battle. Strong antiwar feelings had harmpered efforts to prepare for war. Government propaganda pictured the war as a battle for liberty and democracy. During World War I, US Government agencies directed the nations economy toward the war effort. President Wison put financier Bernard M. Baruch in charge of the War Industries Board, which turned factories into producers of war materials. Manpower was a chief contribution to the United States to World War I. The country entered the war with about 126,000 men. It soon orginized a draft requiring all from 21 through 30 years old to register for military service. The age range was broadened to 18 through 45 in 1918. Many men enlisted voluntarily, and women signed up as nurses and office workers. The US armed forces had almost 5 million men and women by the end of the war. Few soldiers received much training before going overseas because the Allies urgently needed them. Before US help could reach the Western Front, the Allies had to overcome the U-boat threat in the Atlantic. In May 1917, Britian began to use a convoy system, by which cargo ships went to the sea in large groups escorted be warships. The U-boats proved no match for the warships and Allied shipping losses dropped sharply. The end of the war on the Eastern Front increased German hopes for victory. By early 1918 German forces outnumbered the Allies on the Western Front. In Spring, Germany staged three offensives. Ludendorff counted on delivering a crushing blow to the Allies before larger numbers of Americans reached the front. Germany first struck near St.-Quentin, a city in the Somme River Valley, on March 21,1918. By March 26, British troops had retreated about 30 miles. In late March, the Germans began to bombard Paris with "Big Berthas". The enormous guns hurle shells up to 75 miles. In April, after the disaster at St-Quentin, Allied leaders appointed General Ferdinand Foch for France to the supreme commander of the Allied forces on the Western Front. A second German offensive began on April 9 along the Lys River in Belgium. British troops called off the attack on April 30. Germany attacked a third time on May 27 near the Aisne River. By May 30, German troops had reached the Marne River. American soldiers helped France stop the German advance at the town of Chateau-Thierry, less than 50 miles northeast of Paris. During June, US troops drove the Germans out of Belleau Wood, a forested area near the Marne. On July 15 German troops crossed the Marne. On July 18 Foch ordered a counter-attack near the town of Soissons. The critical point in World War I was the Second Battle of Marne. This battle was fought from July 15 through August 6, 1918. After winning the battle, the Allies advanced steadily. On August 8, Britian and France attacked the Germans near Amiens. By early September, Germany had lost all the territory it had gained since spring. In mid-September, Pershing led US forces to an easy victory at St.-Mihiel. The last offensive of World War I began on September 26, 1918. Almost 900000 US troops participated in heavy fighting between the Argonne Forrest and the Meuse River. Ludendorff realized that Germany could no longer overcome the superior strength of the Allies. The Allies won victories on all fronts in the fall of 1918. Bulgaria forces under the command of General Edmund Allenby triumphed over the Ottoman army in Palestine and Syria. On October 30, the Ottoman Empire signed an armistice. The last major battle between Italy and Austria-Hungary began in late October in Italy. Italy defeated Austria-Hungary near the town of Vittorio Veneto with the help of France and Great Britian. Austria-Hungary signed an amistice on November 3. Germany teetered on the edge of collapse as the war continued through October. Britian's naval blockade had nearly starved German people and widespread discontent led to roits and rising demands for peace. In the early morning on November 11,1918, the Germans accepted the armistice terms demanded by the Allies. Germany agreed to evacuate the terrorities it had taken during the war; to surrender larger numbers of arms; and other war materials; and to allow Allied powers to occupy German territory along the Rhine River. Foch ordered the fighting to stop on the Western Front at 11 am. World War I was over! War Costs Triple Alliance $(1914-18) USA 22,625,253,000 England 35,334,012,000 France 24,265,583,000 Russia 22,293,950,000 Italy 12,413,998,000 Belgium 1,154,468,000 Romania 1,600,000,000 Japan 40,000,000 Serbia 399,400,000 Greece 270,000,000 Canada 1,665,576,000 Australia 1,423,208,000 New Zelland 378,750,000 India 601,279,000 South Africa 300,000,000 Colonies of England 125,000,000 Others 500,000,000 Total 125,690,477,000 Central Powers $(1914-18) Germany 37,775,000,000 Austria-Hungary 20,622,960,000 Ottoman Empire 1,430,000,000 Bulgaria 815,200,000 Total 60,643,160,000 During the war, enemies of the Ottoman Empire could supply their soldiers and resources from their colonies. So, military losses seriously affected the Ottoman Empire. For example; in the Gallipoli Campaign, according to the Turkish sources, the Allies' total casualties are 187.000 soldiers. The Turkish causality is 57.084 soldiers in the land attacks and 179.000 soldiers in the naval attack and totally 211.000 soldiers. In these wars, many educated, intellectual Turkish people had died. Their loss had negatively effected Turkey in coming years. Because of the geographic situation of the Ottoman Empire, army had to fight in a large number of fronts. Some of them were for the empire's protection, some of them were for helping their allies. Also the Arabic people in Hicaz region were provoked by Lawrence T.E. (an English spy) who is known as Lawrence of Arabia. These places were important because they have petroleum resources. So, the Ottoman Empire had to use an army for Hicaz region. Because of the war, the Ottoman Empire's economic relations with the other countries stopped. The empire had to create its resources from itself. Most of the commodity which are imported before the war, now had to be supplied from Anatolia. During the war, because of the mobilization, most of the economical processes were under the control of government. To supply the army's necessities, the empire sometimes bought, sometimes confiscated. Most of the commodity and services were used for army so the economic level of the people in Anatolia decreased. As a result; not only the Ottoman Empire was in war but also the economy was weak so the people of Anatolia could not survive easily. On October 30,1918 The Ottoman Empire signed the Mudros Armistice which had heavy terms that spelled, in brief, unconditional surrender. On the 13th of November, allied battleships and cruisers anchored in the İstanbul harbor. The city was unofficially occupied. That same day, Mustafa Kemal, a full-general at the age of 37, the brilliant tactician of the Dardanelles and other fronts, disembarked from the train which brought him back home from the southern front. He said to his adjutant: "Don't worry young man. They shall go the way they came." After the world war I, Mudros and Sevres treaties damaged the Ottoman Empire's "sick" economy. By the help of these treaties a lot of new countries gained advantage from capitulations and had authorization to occupy every place they want in the empire. According to Sevres Treaty, the Ottoman Empire's economy will be adjusted by a commision whose members are England, France, Italy and the Ottoman Empire. This means the empire will not have a freedom economically. Hicaz region will be independent. This means there will be no petroleum resources in the country. Bosphorus will be governed by a special government consisting of members from Europe. This special region will have its own flag, economic structure and army. So it will not be useful for the empire any more. The Ottoman country was only the middle Anatolia so it was very hard to industrialize for the empire. Fortunately, by the help of the Independence War, these treaties were cancelled: The views expressed at the Paris Peace Conference in 1919 were that Turkey would be divided up. Meanwhile in the Aegean region the Greek Army was advancing swiftly, equipped by Great Britain with the most modern weapons of the day, the French were rapidly occupying in southeastern Anatolia and in the east the Army of the Armenian Republic was advancing. The Ottoman government, implementing the terms of the armistice, was against any form of resistance on the grounds that it would "anger" the enemies. The Ottoman governments have no power or decisiveness. Therefore the Turkish nation must decide its own fate and map its own future. The only path to this goal is the founding of a new state based on the sovereignty of the nation. On his return from the front to İstanbul, Mustafa Kemal Pasha realized the hopelessness of the situation, and that the time had come to put into action the plans he had nourished since his youth. He decided to go into Anatolia and pursue the struggle from there. In the early months of 1919 Anatolia was a hotbed of troubles, and Mustafa Kemal requested that the government assign him to go and deal with them. This request was accepted, and he left İstanbul with this understanding. On May 19, 1919 he set foot in Samsun. Mustafa Kemal Pasha was now in Anatolia, to unite it and reconcile antagonistic factions. His first step would be to bring about the congresses he had planned, one by one. An association known as the Legal Society for the Defense of Anatolia and Rumelia wanted the Ottoman Parliament to convene and establish peace conditions, but in this matter Mustafa Kemal was not hopeful. Nevertheless the Parliament, in the National Oath of January 28,1920, asked for a peace in which all borders were removed that threatened the territorial integrity of Turkey. Only if this condition were met could peace talks be held. The Entente Powers, who had thought the Eastern Question was resolved, were greatly disturbed by this action taken under the influence of the Anatolian National Movement, and in their anger occupied İstanbul on March 16,1920. Thus for the first time in 467 years the city no longer had the status of Ottoman capital. Not long before this, on December 27, 1919, Ankara had been made the center of national resistance, and it was now time to found a National Parliament. The Entente Powers dictated the final peace of the World War I, the Peace of Sevres (August 10,1920), which the Ottoman government was forced to sign. Under the terms of this peace, all of eastern Thrace, plus İzmir and the Aegean region, were ceded to Greece. The straits were to be managed jointly, without the participation of the Turks. In addition, a large part of the country's eastern territory was ceded to Armenia, which had been established in Russia. Southern Anatolia was to be settled by French, Italian and British populations, so that only a small Ottoman State was left in Anatolia. This peace roused the patriotic fervor of the Turks even more, and the youthful army of the new state began to win its first victories. The Armenian army, which had occupied Eastern Anatolia at the end of World War I, was expelled from these territories and signed a peace at Gümrü on December 3, 1920, while the progress of the Greeks, who had set their sights on Ankara, was brought to a halt. The first diplomatic contacts with the new Turkish state now began to be made, as the Soviet Union, impressed by the victories that Turkish National Assembly Army have cited, signed an aid agreement at Moscow on March 16,1921. Meanwhile the French advance in the southeast was put to a definitive halt by the Turkish militia. These developments led Greece, at the instigation of Great Britain, to prepare a major new offensive, and they advanced as far as the Sakarya River near Ankara. Meanwhile the National Assembly was temporarily relieving Mustafa Kemal of his powers so that he could devote his attentions to the war as Commander in Chief. The Greeks renewed their offensive on August 23,1921, and were repulsed on September 13 after 22 days and nights of fighting in which no quarter was given. With this victory, a thousand years of the Turkish presence in Anatolia were confirmed. After this victory won with the meagerest of means, the French signed a peace with Ankara on October 20,1921, while the Italians also evacuated from the territory they had occupied. This left the Greeks and British alone. The following year, in September, 1922, the Greeks were expelled from Anatolia as the result of a grand Turkish offensive. The British were determined to remain in eastern Thrace and the straits at all costs, but thanks to the wise policies of the Turkish government they found themselves isolated. They were thus compelled to sign an armistice, at Mudanya on October 11,1922. There was all the difference in the world between this armistice and that of Mudros signed some four years previously. After his victory at the Battle of the Sakarya, Mustafa Kemal was given the rank of Marshal by the National Assembly and in addition was awarded the title of Gazi. This title is reserved by the Islamic world for only its greatest heroes. Mustafa Kemal Pasha wanted to sign a peace which would confirm the independence and freedom from conditions of the new Turkish state, while the Allies, preparing to meet in Lausanne, aimed for an agreement which would take the Treaty of Sevres as its model, even though the Turkish National Assembly did not recognize this treaty. In order to divide the Turks at the conference, the Entente Powers had also invited the İstanbul government. This was taken as an outrage by the Turkish National Assembly, which had no choice but to legally dissolve the Ottoman Sultanate. This they did on November 1, 1922. Thus the Ottoman Sultanate, which had already expired in fact, legally too became a thing of the past. So now, there was only one government in Turkey, that founded by the Turkish National Assembly. The Turkish state was represented at Lausanne by a national hero, İsmet Pasha (İnönü). The Turkish delegation stood alone, for England, France and their allies had formed a common front in order to preserve their interests. There was no one to back Turkey's cause, so that İsmet İnönü and the rest of the delegation were compelled to wage a diplomatic battle like that of the Sakarya. The peace signed at Lausanne on July 24,1923, put an end to the centuries-old Eastern Question, and gave the new Turkish State complete independence. The forces of occupation in İstanbul, which had arrived on November 13, 1918, departed on October 2, 1923, saluting the Turkish flag as they left. Turkey had no resources for the Independence War so Turkish National Assembly tried to get resources from the people of Anatolia. The name of the orders which are used for this purpose is Tekalif-i Milliye. Turkish people gave 40% of their goods or riches to Turkish National Assembly for the Independence War. They were guns, shoes, cables, cotton, cattle animals, clothes, petroleum, diesel, tires, cells, sulfiric acid, straw, flour, barley, rope, sugar, soap, salt, candles, horseshoes, nails... After the war Turkish National Assembly gave back all these commodity to Turkish people. After the Independence War most of the foreign businessmen and merchants left Turkey. The number of qualified workers decreased. Because of that Turkey had to educate its own workers again. The only economic process was agriculture during these days. Despite the unrecoverable situation of economy, Turkey could win the Independence War. Turkish people did not fight with their guns only. They also fought with their commodity and riches. This made the Independence War special. Also it was special because Turkey was against imperialist countries. This war affected the whole world. After the Independence War most of the colonies of the imperialist countries tried to be independent. This event changed the world's economic structure. Conclusion: The Ottoman Empire was a "sick" man before the world war I. The government thought that they could gain a lot of things by the help of the war by choosing the right side. But Germany was the wrong choice. Although they have a great army, they had disadvantages for the war: They have not got so much colonies. Also USA entered the war. Because of these reasons Germany lost the war. Although the Ottoman Army fighted bravely, the empire lost too. Not only the war but also the Sebres Treaty damaged the economy. The Ottoman economy became worse. Fortunately, Turkish National Assembly could win the Independence War. By the help of this war, Sevres Treaty was cancelled. Otherwise, it will be impossible to recover the economy.
|
|
|
|
|
79
|
cellotin genel / Tarih / Ynt: birinci dünya savaşı
|
: Ekim 09, 2007, 08:13:01 ÖS
|
|
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI
1914 Avustos’undan 1918 Kasım’ına kadar süren ve çok geniş bir bölgeyi içine alan uluslar arası bir savaştır. Savaşın başlangıcında , ingiltere ve İngiliz Uluslar Topluluğu ülkeleri ile Fransa , Belçika , Rusya , Sırbistan ve savaşa kısa bir süre katılan Japonya İtilaf Devletleri’ni oluşturdu. Bu devletlere daha sonra ABD,İtalya , Romanya , yunanistan ve öbür bazı ülkeler de katıldılar.Öbür yanda ise İtifak devletleri yani Almanya , Avusturya-Macaristan İmparotorluğu ,Osmanlı İmparatorluğu ve çok sonra katılan Bulgaristan bulunuyordu.
SAVAŞIN NEDENLERİ
18. yüzyılda Sanayi Devrimi’ni gerçekleştirerek gelişen ve zenginleşen İngiltere , dünyanın her yerine yayılmış sömürgeleriyle , büyük bir imparotorluk kurmuştu. 19.yüzyılda Almanya , Fransa , Japonya , ABD gibi bazı ülkelerde hızla sanayileşmeye başladılar ve 19. Yüzyılın sonlarına doğru özellikle Almanya İngiltere’ye ciddi bir rakip oldu. Büyüyen ekonomisinin ve artan nufusunun gereksinimleri karşılayacak sömürgeler bulmak için dünyaya açılmaya çalışan Almanya çok yerde İngiltere ve Fransa ile karşı karşıya gelmeye başladı. Balkanlar’da siyasal ve ekonomik etkisini arttırmaya çalışan Avusturya – Macaristan İmparatorluğu ile Rusya’nın çatışması’da uzun süreden beri Avrupanın gündeminde yer alan uluslar arası sorunlardan biriydi. Ayrıca Afrika , Orta Asya ve Orta Doğu yeni sömürgeler arayan devletlerin çıkar çatışmasına sahne olan önemli bölgelerdi. Böylece , birbirleriyle kıyasıya çıkar çatışması içinde olan devletler , güvenliklerine yönelebilecek tehlikelere karşı önlem alma amacıyla aralarında çeşitli savunma antlaşmaları yaptılar. İtilaf ve ittifak devletleri diye anılan iki karşıt cephe işte bu tür antlaşmaların ürünüdür.
SAVAŞIN BAŞLAMASI
Avusturya’nın 1908’de işgal etmiş olduğu Bosna’nın Saraybosna kentinde , 28 haziran 1914’te bir Sırp milliyetçisinin Avusturya veli ahtını öldürmesi savaşı başlatan kıvılcım oldu. Bu olaylardan Sırbistanı sorumlu tutan Avusturya , 27 Temmuz 1914’te bu ülkeye saldırıldı.Rusya Sırbistanı destekleyince Almanya , Avusturya’nın yandaşı olarak Rusya’ya savaş açtı ; Fransa’da 1892’de imzaladığı ikili ittifak çerçevesinde Rusya’ya arka çıktı. Bunun üzerine Almanya , Fransa’ya da savaş açtı. Alman birlikleri Fransa’ya saldırmak için Belçika’ya girdiler. Daha 1839’da herhangi bir saldırı karşısında Belçika’ya yardım etmek için söz vermiş olan İngiltere , 4 Avustos 1914’te Almanya’ya savaş açtı.böylece I. Dünya Savaşı başlamış oldu. O yıllarda orduların savunma gücü saldırı gücünden fazlaydı. Başlangıçta güçlü filolara sahip olan İtilaf Devletleri , denizde üstünlüğü ele geçirdiler .Ama daha sonra alman denizaltıları da ticaret gemilerini batırmaya başladı.Bu savaş aynı zamanda , etkin bir rol oynamamış olsalar’da uçakların ilk kullanıldığı savaştır.
OSMANLI DEVLETİ’NİN SAVAŞA GİRMESİ
Osmanlı Devleti 20 Temmuz 1914’te tarafsızlığını ilan etmişken , 23 Avustos 1914’te Almanya ile gizli bir anlaşma yaptı.10 Avustos’ta iki Alman savaş gemisi , Goeben ve Breslan İngiliz gemilerinin önünden kaçarken , çanakkale Bogazı’ndan geçip Marmara’ya girdi. İtilaf devletleri’nin protestolerı karşısında Osmanlı Devleti bu gemileri satın almış gibi göründü ; adlarınıda Yavuz ve midilli olarak değiştirip kendi donanmasına kattı. Ardından, içlerinde Yavuz’un da bulunduğu , osmanlı donanması Karadeniz’e çıktı ve bazı Rus limanlarını bombaladı. Bunun üzerine 1 Kasım’da Rusya, 5 Kasım’da İngiltere ve Fransa Osmanlı Devletine savaş açtılar. Osmanlılar I.Dünya Savaşı’nda üç ana cephede savaştılar. Bunlar , Marmara ve boğazlar , Kafkasya ve Orta Doğudur.
BATI CEPHESİ
Savaş çıktığında , Avrupa’nın büyük ülkelerinde tüm sağlıklı erkeklerin iki ya da üç yıl askerlik yapmalarını zorunlu kılan bir sistem uygulanıyordu. Bu nedenlede bu ülkelerin birkaç milyonu bulan orduları vardı. İngiltere’de ise gönüllülerden oluşan ordu çok daha küçüktü ve bazı bu ülkede zorunlu askerlik ancak 1916’da başladı.
1/5 Kara savaşlarının geçtiği en önemli iki alana , Almanya’nın batısı ve doğusu anlamında , Batı cephesi ve Doğu cephesi adları verildi. Daha sonra İtilaf Devletleri deniz kuvvetlerinin desteği ile savaşı , özellikle Orta Doğu Akdeniz’de , yeni bölgelere sıçrattı ve Almanlar’ın sömürgelerini ele geçirme olanağı buldu. Bir başka cephe de 1915’te İtalyanın Avusturya – Macaristan İmparatorluğu’na saldırmasıyla , bu iki ülke arasındaki iki cephede birden savaşa bilmesini sağlayacak bir savaş planı 1905’te General Alfred von Schlieffen’ce ( 1833-1913 ) hazırlanmıştı. Amaç Doğu Cephesi’nde asker sayısı düşük tutulurken, Alman ordusunun olanca gücüyle Belçika üzerinden Fransa’ya girip Fransız ordusunu ezmesiydi. Ama Fransızlar , Alman saldırısını paris yakınlarında yer alan Marne Savaşı’nda durdurunca , Schlieffen’in planı bozuldu ve Almanya savaşı kısa bir sürede kazanma şansını yitirdi. Bundan sonra Batı cephesi’ndeki savaş , 1918 yazına kadar siper savaşı biçiminde sürdü. Belçika kıyısında Ostende dolaylarından ,İsviçre sınırına kadar uzanan siperler , en azından 180 metre eninde ve dikenli tellerle örülmüş bir bölgeyle birbirinden ayrılıyordu. Her iki tarafın da ağır kayıplar verdiği savaşta topçu mermilerinin toprakta açtığı çukurlar ilerlemeyi zorlaştırıyordu.Genellikle savunmada kalan Almanlar 1915’te bu cephede ilk kez zehirli gaz kullandılar. İtilaf askeri önce paniğe kapıldılarsa da daha sonra gaz maskeleriyle kendilerini koruyarak Alman saldırısını püskürttüler. İngilizliler , siper ve engel tanımayan zırhlı bir motorlu taşıt olan tankı ilk kez bu cephede kullandılar. Ne varki , 15 Eylül 1916’da Somme ırmağı yakınlarında az sayıda tankla saldırıya geçmiş olmaları, başarı şanslarını yitirmelerine yol açtı. Somme savaşı , Batı Cephesi’ndeki büyük çatışmaların tüm özelliklerini taşıyordu. İngiliz komutanı Sir Douglas Haig’in ( 1861 – 1928 ) yönettiği saldırı Alman siperlerinin bir hafta süreyle bombardıman edilmesiyle başladı.Yenilenen saldırı ve karşı saldırılarla gelişen savaş ,kasıma kadar sürdü. Batıdaki önemli çatışmalardan bir başkasıda Almanlar’ın Verdun’deki Fransız tabyalarına karşı giriştikleri saldırılar. 1916’daki bu çatışmada , önce geri piskürtülen Fransızlar , yıl sonuna kadar General Henri Philippe Petain ( 1856 – 1951 ) komutasında , yitirdikleri toprakların çoğunu geri aldılar. 1917’de de şiddetli süren , büyük can ve mal kaybına yol açan çatışmalar Batı Cephesi’nde iki tarafıda zayıflattı. 1917’de Fransız ordusuna baş gösteren ayaklanmaları önlemek genelde duruma bir çözüm bulmak için Sir Douglas Haig , Ypres yakınlarında yeni bir saldırı başlattı. Üç ay süren şiddetli çatışmalardan sonra bu saldırıda Psschendaele bataklıklarında son buldu.
DOĞU CEPHESİ
Doğu Cephesinde savaş , batıya göre daha belirsiz bir çizgide sürdü. Saldıran tarafın gücüne göre zafer kimi zaman bir tarafın kimi zaman diğer tarafın oldu. 1914 Avustos’unda Doğu Prusya’ya giren ruslar Tannenberg Savaşı’nda daha sonra bütün Alman ordularının başına geçecek olan Paul von Hindenburg ( 1847 – 1934 ) ve Erich Ludendorff ( 1865 – 1937 ) komutasındaki birliklerce büyük bir yenilgiye uğratıldı. 1915 yazında Almanlar , Ruslar’ı Doğu Cephesinde geri püskürtünce, bu başarıdan umutlanan Bulgarlar da ittifak Devletleri’ne katıldılar. Almanya , Avusturya ve Bulgaristan birlikleri Sırbistan’ı işgal etti.Sırbistana yardım etmek için Yunanistan’ın Selanik kentine çıkarma yapan itilaf Devletleri savaşın sonuna kadar başarı sağlayamadılar. Ruslar 1916’da silah ve cephane açısından büyük sıkıntı içindeyken , bügün SSCB’yi Romanyadan ayıran dağlık Bukovina bölgesinde , Avusturyalılar’a karşı beklenmedik bir saldırıya giriştiler. Bu saldırının başarıyla sonuçlanmasından yüreklenen Romanya , İtilaf Devletlerine katılmak istediyse de , Batı Cephesi’nden çektikleri birliklerle Romanya’ya saldıran Almanlar , Rumenler’i büyük bir yenilgiye uğrattılar. İtalya , İtilaf Devletleri’ne 1915’te katıldı. İtalya ile Avusturya sınırındaki dağların dorukları Avusturyalılar’ın elinde olduğundan İtalyanlar zorlu çatışmalar sonucu çok az ilerleye bildiler ve ağır kayıplar verdiler.
OSMANLI CEPHESİ
Kafkasya Cephesi. 1914’te Ruslar Sarı kamış üzerinden Erzurum’a doğru ilerlediler. Enver Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Ardahan ve Sarı kamış’ta şiddetli kışında etkisiyle , çok büyük kayıplar verdi. 1916’da geniş çaplı bir saldırı başlatan Çarlık Rusya’sı birlikleri , Trabzon’nu Erzincan’ı alarak , Van Gölüne kadar indiler. Osmanlı ordusunun başlattığı karşı saldırı Muş ve Bitlis’in geri alınmasından sonra durduruldu. Bundan sonra bu cephede önemli bir gelişme olmadı.
2/5 Marmara ve Boğazlar Bölgesi. Kafkas Cephesi’ndeki Ruslar’a yardım etmek amacıyla yeni bir cephe açmaya karar veren İtilaf Devletleri 19 Şubart 1915’te Çanakkale Boğazı’nda bir saldırı başlattılar. Boğazı geçme girişimşeri başsrısızlığ uğrayınca geri çekilen İngiliz ve Fransız donanmaları 25 Nisan’da Gelibolu’ya çıkarma yaptılar. Mustafa Kemal ve Limon von Sanders yönetimindeki Türk birliklerinin kararlı direnişleri sonunda Aralık 1915-Ocak 1916’da tüm İtilaf birlikleri Marmara ve Boğazlar bölgesinden çekildi. Ortadoğu Cephesi. Savaşın başında Suriye Filistin ve Arabistan’ın büyük bölümü Osmanlı İmparatorluğu’na bağlıydı Basra Körfezi’nde bulunan petrol yataklarını korumak için İngiliz yönetimindeki Hint birlikleri 21 Kasım 1914^te Basra’yı işgal ettiler. Daha sonra Dicle ırmağı boyunca kuzeye yönelen bu birlikler Kut-ül.Amare’de Osmanlı birliklerince kuşatıldılar ve 147 gün süren kuşatmadan sonra 1916’da teslim oldular İkinci Mezopotamya saldırısında İngilizler Küt-ül Amare’yi ; 11 Mart 1917’de de Bağdatı ele geçirdiler. Daha batıda , İngiliz orduları ve İngiliz Ulusal Topluluğu birlikleri Mısır’dan sonra Sina Çölünü geçerek Filistine doğru ilerledilerse de Gazze’de Osmanlı ordusuna iki kez yenilince , bir yılı aşkın bir süre burada kaldılar. İngiliz birliklerinin başına getirilen General Edmund Allenby ( 1861- 1936 ) 1917 son baharında başlattığı saldırı ile osmanlı ordularını ikiye bölerek 9 Kasım’da Kudüs’ü işgal etti. Birliklerin çoğu Batı Cephesi’ne yardıma gönderildiğinden , savaş uzunca bir duraklama dönemine girdi. Hindistan’dan yardım alan ve İngiliz casusu T.E. Lawrence’in ( 1888- 1935 ) kışkırttığı Arap ayaklanmasında yararlanan Allenby , ordusunu gizlice akdeniz kıyısında topladı ; hızla harekete geçerek önce Şam’ı ardından Halep’i işgal etti. İngiliz orduları Musul’a yürürken , Osmanlılar teslim oldular ve 30 Ekim’de Mondros Mütarekesi’ni imzaladılar.
KARA ŞAVAŞLARININ SON AŞAMALARI
Rusya’daki 1917 devrimi İtilaf Devletleri’nin Doğu Cephesinde çökmesine yol açtı. Almanlar başka yerlerde savaşa bilmek için birliklerini bu cepheden çektiler. Avusturalyalılar’la birlikte Cperotto’da ani bir saldırı düzenliyerek İtalyanlar’a büyük kayıp verdiler ve piave Irmağına kadar sürdüler. Bu arada Alman Deniz altının ticaret gemilerine saldırması ABD’nin İtilaf Devletleri’nin yanında savaşmasına kadar vermesine neden oldu. Ayrıca 1917 başlarında Almanya’nın , kendi safına çekmek için Meksika’ya ABD’nin savaşa girme kararı kesinleşti. İtilaf Devletleri’ne para , araç ve gereç yardımına başlayan ABD , Ordularını Avrupa’da savaşmaya hemen gönderemedi. 1917 Mayıs’ında ABD hükümeti Kura ile Askerlik Yasası’nı çıkarınca 21-30 yaş arasındaki tüm erkekleri silah altına alma yetkisine sahip oldu. 1917-1918 kışı , İtilaf Devletlerinin savunmada , ABD birliklerini beklemek zorunda kaldıkları bir dönemdi. Bu durumdan yararlanan Almanlar ,1918 baharında son bir yarma girişiminde bulunmaya karar verdiler. İtilaf Devletleri bu şiddetli saldırıları zorlukla durdura bildi. Bu sırada batıdaki bütün İtilaf Devletleri birliklerinin komutası Fransız Mareşali Ferdinand Foch’a ( 1851-1929 ) verildi ve her ay 300 bin ABD askerinin gelmeye başlamasıyla durum değişti. 1918 Temmuz’unda saldırı sırası Foch’agelmişti. Fransızlar’ın güneyde geliştirdikleri başarılı bir saldırının ardından , İngiltere , Kanada ve Avusturya birlikleri 8 Avustos’ta Amiens yakınlarında genel bir saldırıbaşlattılar. Kasım ayında Almanlar savaşın başladığı 1914 hattına çekilmişti. İtilaf ordularına Selanik’te yenilen Bulgalar , 29 Eylül’de teslim oldular. İtilaf güçlari bu kez İtalya’da Piave Irmağı’nı geçti ve Vittorio Veneto savaşın’da kesin bir yenilgiye uğrayan Avusturalya , 3 Kasım’da Padova Ateşkes Antlaşması’nı imzaladı.
DENİZ SAVAŞLARI
Amiral Sir John Jellicoe ( 1859- 1935 ) komutasındaki İngiliz büyük donanması , daha güçsüz ve deneyimsiz Alman açık deniz donanmasıyka karşılaşmak için sabırsızlanıyordu. 28 Avustos 1914’te Amiral Sir David Beatty’nin ( 1871-1936 ) yönetiminde ağır silahlarla donatılmış zırhlı , büyük ve hızlı savaş gemileri olan kruvazörlerin desteklediği hafif İngiliz savaş gemileri , Alman kıyıları açıklarındaki Heligoland Körfezi Savaşı’nda üç Alman kruvazürünü batırdı. Açık denizlerde İngiliz deniz kuvvetleri askeri birlikleri taşıyan gemilere eşlik ediyor ve Alman sömürgelerinin eline geçirilmesine yardımcı oluyordu.General Paul von Lettow Vorbeck’in savunduğu alman Doğu Afrika’sı dışındaki tüm alman sömürgeleri kolayca ele geçirildi. Alman kruvazörleri , özelliklede 15 ticaret gemisini batıran Emden kuruvazörü açık denizlerde büyük tehlikelere yol açıyordu. Emden’i daha sonra , Avusturalya deniz kuvvetlerine bağlı Sydney kuruvazörü Hint Okyanusu’ndaki Cocos Adaları yakınlarında batırdı.
3/5
Alman donanması İtilaf birliklerinin kıyılara denizden çıkarma yapmasını engellerken İtilaf Devletleri’nin donanmalarıda asker ve gereç yedeklemelerini rahatça yapa bilmek için açık denizleri kolluyor., aynı zamanda İttifak devletleri’nin deniz yolundan besin ve gereç yardımı almalarına engel oluyurdu. 1915 Şubart’ın da açıklanan bu ablıkanın ciddi sonuçlar vermesi için iki yıl geçmesi gerekti. İngiliz ablukasına yanıt olarak Alman’lar İngiltere çevresindeki sularda yol alan her ticaret gemisini , içindekileri uyarmadan batıracaklarını açıkladılar. Deniz altılarının bu biçimde kullanımı uluslar arası yasalara aykırıydı ve ABD , Almanya’nın bu tutumu protesto etti. Bir Alman Deniz altısının İngiliz yolcu gemisi Lusitania’yı 7 Mayıs 1915’te batırması ve içlerinde ABD’lerinin de bulunduğu 1.200’e yakın yolcunun yaşamını yitirmesi protestoların artmasına neden oldu ve Almanlar bir süre büyük yolcu gemilerini uyarıda bulunmadan batırmayacaklarına söz vermek zorunda kaldılar. Lusitania’nın batırılışı , ABD’nin İtilaf Devletleri’ne verdiği desteği ve savaşa girişini büyük ölçüde etkiledi. İngiliz ve Alman donanması arasındaki en büyük çatışma 31 Mayıs 1916’da oldu. İngilizler ile Almanlar , önce kuruvazörler savaşında hemen ardından da iki donanma arasındaki Jutland Savaşı’nda karşı karşıya geldiler. Almanlar başarılı bir manevrayla kaçmayı başardılar ve kayıpları İngilizler’in kayıplarına karşın , Kuzey Denizi’ndeki üstünlüklerini sürdürdüler. 1916’da Alman denizaltılarının saldırıları ve ticaret gemilerinin batırılma hızı , yenilerinin yapılma hızını geçti. 1917 Şubart’ın da Almanlar , İtilaf Devletleri limanlarına giren ya da bu limanlardan ayrılan tüm gemileri , hiçbir uyarıda bulunmaksızın batıracaklarını açıkladılar. İtilaf Devletleri’nin gemi kayıpları giderek yükseldi ve nisanda İngiltere’ den uzak limanlar için ayrılan her dört ticaret gemisinden biri geri dönemedi.Şubart sonunda İngiltere’de ancak altı hafta yetecek kadar tahıl stoku kalmıştı. O dönemde ne deniz dibindeki denizaltılarının yerini saptayabilecek , ne de yeri bilinenleri bulundukları yerde yok edebilecek kadar gelişkin araçlar vardı. Güvenlik için ticaret gemileri silahlandırıldı ve ticaret konvaylarına savaş gemileri eşlik etti. Bu önlemler batırılan gemi sayısını bir ölçüde azalttı. Bu arada denizaltılarının yerini saptama ve yok etme yöntemleri de geliştirildi. Bazı denizaltılar da “Q gemisi” denen ve gizli toplarla donatılmış ticaret gemilerince batırıldı. Deniz erleri ve subaylarının gizlendiği bu gemilere denizaltı saldırısı olduğunda , önce “paniğe uğramış bir gurup”kurtarma sandallarına binip kaçıyordu. Denizaltı , Q gemisinin işini tamamen bitirmek için su yüzüne çıkınca gemide kalan denizciler gizledikleri silahları ortaya çıkararak denizaltıyı top ateşine tutuyorlardı. Almanlar bu savaşta çoğunluğu 1917 ve 1918’de olmak üzere yaklaşık 200 denizaltı yitirdiler. Gene de Alman denizaltıları 6.000 gemi batırdı. Alman açık deniz donanmasının uzun süre denize açılmaması büyük gemilerde başkaldırmalara neden oldu. 29 Ekim 1918’de donanmaya denize açılma emri verildiğinde denizciler bu emre uymadı.
HAVA SAVAŞLARI
I.Dünya savaşı’nda hava kuvvetlerinin en önemli görevi deniz ve kara savaşlarını desteklemekti. Savaşın başında , karacıların ve denizcilerin hava kuvvetleri ayrı ayrıldı. O dönemde uçaklar emekleme dönemindeydi ve en kullanışlı uzunyol hava ulaşım aracı Almanlar’ın geliştirdiği, kocaman bir puro görünümündeki zeplin hava gemileriydi.1915 başlarında zeplinler geceleri İngiliz kentlerini bombaladı. Ama 1916’dan sonra savaş uçakları ve uçak savarlar devreye girince zeplinlerin saldırıları azaldı. 1917’de Alman uçakları Londra’yı ve öbür büyük kentleri bombalamaya başladılar. Son büyük hava saldırısı 1917’de 19 Mayıs’ı 20 Mayıs’a bağlayan gece 43 bombardıman uçağıyla başlatıldı ve bu uçakların 13’ü Londra’ya ulaştı. Halkı yaklaşan saldırılara karşı uyrayan sistem oldukça etkiliydi ; ama II. Dünya savaşı’nda geliştirilen korunaklar türünde çok az yer vardı. İngiltere’ye yapılan hava saldırılarında 1.300 kişi öldü , 3.000’den fazla kişi yaralandı. Savaşın sürdüğü cephelerde düşmanın yerini ve hareketlerini gözlemek ve fotoraf çekmek için de uçaklar kullanılırdı. Sonuçta , sık sık yoğun hava çatışmaları oldu. Uçaklar aynı zamanda demiryolu kavşaklarını , havaalanlarını ve levazım depolarını da bombalamak için kullanıldılar. Deniz uçaklarının bu savaşta görevleri oldukça sınırlıydı. Bu uçaklar ya tekerlek yerine konan kızaklarla denize inip kalabiliyor ya da büyük savaş gemilerine eklenen pistlerden havalanabiliyordu. İlk uçak gemisi olan HMS , Argus , uçakların inip kalkabileceği düz üst güvertesiyle ancak 1918 Eylül’ünde hizmete sokulabildi. İngiltere ve ABD , “Blimp” adı verilen küçük uçakları deniz altıları aramak için kullandılar.
SAVAŞIN SONU
Almanlar 3 Ekim 1918’de , ABD Başkanı Woodrow Wilson’a ateşkes istemesiyle başvurdular. Başkan kayıtsız şartsız teslim olmalarını istedi.
4/5 Bu sırada İtilaf Devletleri’nin deniz ablukası nedeniyle açlıktan kırılan Alman halkı 4 Kasım 1918’de ayaklandı. Alman ordularının tam bir bozguna uğramasına karşın , 11 Kasım 1918 sabahı Alman yetkililer yenigilerini kabul eden bir silah bırakma antlaşmasını imzaladılar. Bu antlaşma Compiegne Ormasnı’nda Foch’un özel vagonunda imzalandı ve imzadan altı saat sonra , 11. Ayın 11. Günü , saat 11’de yürürlüğe girdi.
ANTLAŞMALAR
Barış antlaşmalarının ilkelerini ABD Başkanı Wilson , İngiltere’de 1916 sonundan beri başbakan olan David Lloyd George ve Fransız Başbakanı Georges Clemencau saptadı.Antlaşmalarda , Wilson’un dediği gibi , “dünyada demokrasiyi güven altına almak” amacı güdüyordu. Avrupa’daki sınırların , bir ulusun başka bir egemenliğinde kalmasını sağlayacak bir biçimde düzenlenmesine çalışıldı.Almanya , Alsace-Lorraine’i Fransa’ya silezya’nın bir bölümünü, yeniden kurulan polanya Devletine verdi ve tüm sömürgelerini yitirdi. Macaristan’ın bağımsızlığını ilan etmesinde sonra Avusturalya- Macaristan imparatorluğu kuzey bölgesindeki toprakları yeni Çekostavakya ve Polanya devletlerine ; doğusundaki bazı yerleri Romanya’ya ; güneydeki sınırları genişletilen Sırp devleti Yugoslovya’ya bırakırken , batıdaki Fiume ( bugün Rijeka) bölgesini italya aldı. Balık kıyısında Estonya, letonya ve Litvanya adında üç yeni devlet kuruldu. Osmanlılar ile yapılan Sevr ( Serves ) Antlaşması ile Osmanlı topraklarının bir bölümü Yunanistan ve başka bazı devletler arasında paylaşıldı. Mustafa kemal başkanlığındaki Ankara hükümetinin tanımadığı bir antlaşma , Kurtuluş savaşı sonunda ortadan kalktı. Ortadoğu’da o zamana kadar Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altında bulunan topraklar ile Almanya’nın sömürgeleri , Milletler cemiyeti adına yöneltilmek üzere bazı İtilaf Devletleri’nin mandası altına girdi. Dünya barışını korumak ve anlaşmazlıkları çözmek için kurulan Milletler Cemiyeti pek başarılı olamadı. Almanya sadece gönüllülerden oluşan kısıtlı bir kara ve deniz ordusu bulundura bilecek , denizaltı , tank gibi savaş araçlarına sahipolmayacağı gibi hava kuvvetleri de oluşturalamayacaktı. Alman donanmasının büyük bir bölümü Orkney Adaları’nda buluna Scapa Flow’a götürülerek 21 Haziran 1919’da Almanya ile imzalanan Versay ( Versailles) Antlaşması ile Milletler Cemiyeti’nin kurulmasını öngören yazılı antlaşma aynı gün yürürlüğe girdi. Senatosunda Milletler Cemiyeti’ne girmesine karşı çıkıldığı için ABD, Versay Antlaşmasi’nı tanımadı , Almanya ve Avusturalya ile 1921 Ekim’inde aynı barış antlaşmaları imzalandı. Savaşın doğrudan açtığı ölümler yaklaşık 5 milyonu İtilaf Devletleri’nden olmak üzere , 8.5 milyona ulaştı. Ayrıca 21 milyon sivil yaralandı. Bunlara ek olarak dünyanın değişik bölgelerinde , savaş yüzünden çıkan hastalıklardan ve kıtlıktan 20 milyona yakın insan öldü.
5/5
|
|
|
|
|
80
|
cellotin genel / Tarih / Ynt: BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI
|
: Ekim 09, 2007, 08:12:43 ÖS
|
|
Birinci Dünya Savaşı Sonunda Osmanlı Devletinin Durumu ve Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918) Savaş devam ederken İtilâf Devletleri aralarındaki gizli antlaşmalarla Os- manlı Devleti 'ni paylaşmışlardı. Mondros Ateşkes Antlaşması'da bunların deva- mı olduğundan şartları çok ağırdı. Antlaşmada alınan kararlar kısaca şöyleydi: 1) İtilâf Devletlerinin boğazlardan serbestçe geçişi sağlanacak ve boğazların , tünellerin , demiryollarının ve haberleşme ağlarının askeri kontrolü İtilâf Devletlerine bırakılacak. 2) İtilâf Devletlerinin fazla gördüğü Osmanlı askerleri terhis edilecek. 3) İtilâf Devletleri Osmanlı Devleti 'nin liman ve tersanelerinden yararlanacak. 4) Osmanlı Devleti 'nin savaş gemileri zincirlenecek. 5) İtilâf Devletleri güvenliklerini tehlikede gördükleri yerleri işgal edebilecek. 6) Erzurum , Elazığ , Bitlis , Van , Diyarbakır ve Sivas 'ta karışıklık çıkarsa bölge işgal edilecek. Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti fiilen sona ermişti. Boğazların işgaliyle Anadolu ve Rumeli bağlantısı kopmuştu ; ayrıca 7. ve 24. Maddelere göre ülke- nin tamamının işgali kabul edilmiş oluyordu. Antlaşmadan sonra İngilizler, Fransızlar ,İtalyanlar, Yunanlılar yurdun büyük bir bölümünü işgal ettiler. Paris Barış Konferansı (18 Ocak 1919) ve İzmir 'in İşgali Savaş sonunda İtilâf Devletleri yenilenlerin durumunu görüşmek üzere Paris'te toplandı. Konferansta Yunanistan sahte belgelerle Anadolu'ya sahip çıktı ve bu İngiltere 'nin işine gelince Yunanistan 'ın İzmir 'i işgaline karar verildi. Yunanlılar İzmir'e girmeden "Türkler Rumlar'ı katlediyor." Diyerek Mon- dros Ateşkes antlaşmasına göre haklı hale geldiler ve tüm dünyayı kandırdılar. Yunanlılar'ın İzmir'e girince taşkınlıklar yapması üzerine Kurtuluş Savaşı başladı Milli Mücadelede Cemiyetler Mondros Ateşkesi 'nden sonra yurtta bir çok cemiyet kuruldu. Bunlar ikiye ayrılır : 1. Yararlı Cemiyetler : Ülkenin kötü durumu bölgesel cemiyetlerin kurulmasına neden oldu. Bu cemiyetler sadece kuruldukları bölgeyi ve çevresini koruyabiliyordu. Bunlara örnek verirsek : Edirne ve İstanbul 'da Trakya Paşaeli cemiyeti, İzmir 'de İzmir Müdafaa-i Hukuk cemiyeti, doğuda Doğu Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. Ayrıca halka yardım etmek amacıyla bir çok cemiyet kurulmuştur. 2. Zararlı Cemiyetler : a-) Azınlıkların kurduğu zararlı cemiyetler : Mavri mira cemiyeti, Rumların Yunanistan 'a yardım için kurduğu bir cemiyettir. Pontus Rum cemiyeti de bu cemiyetin bir kolunu oluşturur. b-) Türklerin kurduğu zararlı cemiyetler : Padişahlığı geri isteyenlerin kurduğu Teâli İslâm Cemiyeti bu cemiyetlere örnektir. Ayrıca İngiliz sevenler Cemiyeti, İngiliz mandalığı isteyenlerin, padişa- hında yardımlarıyla kurduğu bir cemiyetti. Bu cemiyete, padişah ve Osmanlı Devleti hükümetinden pek çok kişi üyeydi. KURTULUŞ SAVAŞI Savaş 'tan önce, kurulan yararlı cemiyetler bir çatı altında toplandı. Buna Kuvayı Milliye hareketi denir. Bu birlikler Anadolu'nun işgali, Osmanlı orduları- nın terhis edilmesi ve İstanbul hükümetinin otoritesini kaybetmesi nedenleriyle kuruldu. Birlikler, düşmanın ilerleyişini yavaşlatmış, meclis toplanana kadar askerlik yapmış ve çıkan ayaklanmaları bastırmışlardır. Ancak halktan zorla para topladıkları ve düşmanı tamamen durduramadıkları için kaldırıldılar. Atatürk ülkenin ancak Anadolu 'da yapılacak bir örgütlenmeyle kurtulabileceğine kesin olarak karar verdikten sonra Samsun 'a gitmek için yola çıktı. 19 Mayıs 1919 'da Samsun 'a çıktı ve faaliyetlerine başladı. Buradan Amasya 'ya geçerek Amasya genelgesini yayınlayan Atatürk Osmanlı Devleti- 'ndeki görevinden de istifa etti. Amasya Genelgesi Genelge bağımsızlık hareketinin ilk adımı ve Milli mücadelenin başlangıcı olması nedeniyle çok önemlidir. İlk kez bu genelgede hakimiyet halka verilmiştir ve yurdun tümü bağımsızlık kapsamına alınmıştır. Atatürk Anadolu'da bu genel- geyi yayınlarken, Osmanlı padişahı ve hükümeti Atatürk'ü ve yandaşlarını vatan haini ilan etmişlerdi. Fakat halk asıl vatan haininin kim olduğunu biliyordu. Bu genelgede alınan kararların başlıcaları şunlardır : 1) Vatanın bütünlüğü ve bağımsızlık tehlikededir. 2) Osmanlı hükümeti iyi çalışmamakta ve milleti iyi temsil edememektedir. 3) Milletin geleceğini yine milletin azim ve kararı belirleyecektir. 4) Bağımsızlığın sağlanması için bir heyetin toplanması lazımdır. Bu heyet için illerden üç kişinin Sivas 'a yollanması gerekmektedir. Erzurum Kongresi ( 23 Temmuz - 6 Ağustos 1919 ) Kongre halk arasında birliği koruyarak, azınlıkların çalışmalarını etkisizleş- tirmek için toplandı. Burada Amasya genelgesinde alınan kararlar tekrar gözden geçirilerek herkesin görüşü alındı. Bu arada İstanbul hükümeti hâlâ İngiltere'nin himayesine girmek istiyordu. Kongre toplanış yönünden bölgesel , kararları yönünden ise ulusal bir kongredir. Kapitülasyonlara ilk kez burada karşı çıkılmış ve yeni bir devlet kurma fikri ilk kez burada ortaya atılmıştır. Ayrıca kongrede alı | | | |
|