Bedava ödev indir
Ocak 09, 2009, 04:58:45 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
  Ana Sayfa Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
  İletileri Göster
Sayfa: « 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 »
376  cellotin genel / Fen - Fizik / Ynt: DOPPLER ETKİSİ : Ekim 07, 2007, 01:24:12 ÖÖ
T.C.
GGEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ
MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ










FİZİK II DERS ÖDEVİ


DOPPLER ETKİSİ










DANIŞMAN: Gülay BİRKÖK

ÖĞRENCİ: İsmail TÜREL / 01104406












KOCAELİ - 2002
 
Doppler Etkisi
•   Doppler etkisi, göreli haraket eden bir cisimden gelen ışığın değişmesidir.
•   Sadece bakış doğrultumuz yönündeki haraketler etkilidir.
Su dalgası gösterimi
 
•   Bir bot dalgalar yönünde hareket ediyorsa, dalga tepeleri bot'un altını bot'un hareket etmemesi durumuna göre daha hızlı çarpacaktır.
 
•   Benzer şekilde Bot dalgalardan uzaklaşacak biçimde hareket ederse, dalga tepeleri Bot'un sabit kalması durumundan daha yavaş çarpacaktır.
Ses dalgaları
•   Ses dalgasının frekansı gözlemciye yaklaşıyorsa artacak, gözlemciden uzaklaşıyorsa azalacaktır.
•   Bu durumu bir arabanın veya bir trenin sizin yanınızdan geçmesi sırasında farketmiş olabilirsiniz.
 
Elektromanyetik Dalgalar - Işık
•   Aynı olaylar ışık içinde geçerli olmaktadır.
•   Atomların yaydıkları ışığın kesikli olması nedeniyle onların hareketlerini (hızını) frekansta görülen kaymadan belirlenir.
 
Hatırlatma: Tayf Çizgisi
 
 
Hareketli Cisimden Gelen Işınımın Frekansının (ve Dalgaboyunun) Kayması
 
 
 
Maviye ve Kırmızıya Kayma
•   Yaklaşan Kaynaklar
o   Tayfsal çizgiler yüksek frekanslara doğru kayar
o   => kısa dalgaboylarına
o   Tayfı maviye kaymıştır
•   Uzaklaşan Kaynaklar
o   Çizgiler düşük frekanslara doğru kayar
o   => uzun dalgaboylarına
o   Tayfı kırmızıya kaymıştır
 
Doppler Kayması
•   Lamda dalgaboyundaki değişim hızla orantılıdır.

 
burada vr dikine hızdır.
o   pozitif hızlar => uzaklaşan
o   negatif hızlar => yaklaşan
anlamındadır.
 
Doppler Kaymasına Örnek
 
Bir yıldızın Balmer çizgilerinden H-alfa çizgisi 6565 A'de ölçülmüştür. Bu yıldızın dikine hızı ne kadardır? (H-alfa çizgisinin durağan dalgaboyu = 6563 A.)
•   Yıldız bizden uzaklaşmaktadır (büyük dalgaboyu)

 
•   Buradan vr = 91 km/sn elde edilir.
 
Doppler Etkisinin Önemi
•   Dopler etkisi uzak cisimlerin hareketlerini ölçmenin tek yolu olduğu için çok önemlidir.
•   Daha sonrada göreceğimiz gibi Doppler etkisi, Edwin Hubble'in evrenin genişlediği sonucunu çıkarmasına neden olmuştur.
 






Doppler Etkisi Hakkında Ek Bilgiler

1. Doppler Olayı ve Genel Görelilik.
Gözlerimizi kapadığımızda çevreden bize yaklaşan veya bizden uzaklaşan araçların seslerini tanıyabiliyorsak, neyin yaklaşıp, neyin uzaklaştığını anlayabiliyorsak bunun açıklamasını, Doppler’e borçluyuz.Doppler Olayı,hareket eden cisimlerin yönlerini ve hızlarını bulmamıza yarar. Bir demir yolu peronununda beklediğinizde size yaklaşan ve sizden uzaklaşan tren düdüklerindeki seslerin nasıl değiştiğini anımsıyor musunuz? Yaklaşan tren düdüğünün sesi tizleşir; uzaklaşananınki pesleşir. Tren size yaklaşırken ses üreten dalga merkezleri de size yaklaşmakta ve sesin dalga boyu giderek küçülmektedir. Dalga boyunun küçülmesi demek, frekansın (birim zamandaki titreşim sayısının) artması demektir. Tren düdüğünün perdesindeki değişim oranının ölçülmesi, trenin istasyona yaklaşma hızının ölçülmesine olanak sağlar. Yıldızların ve galaksilerin hızlarını ölçmek için de aynı ilke kullanılır.
Rus bilimci A. A. Friedman, genel göreliliğin temel denklemlerinin bir çözümüyle "evrenin genişlediği"ni bildirdi(1922). Buna göre evrendeki madde yoğunluğu düzenli dolarak azalıyor ve galaksiler arası uzaklıklar artıyor olmalıydı. Uzaklaşan galaksiler, genleşen evren. Gökbilimciler, genel göreliliğin bu varsayımını doğrulamak için Doppler olayını kullandılar.
Kütlesel çekim alanı, ışığın yalnız doğrultusunu değil, dalga boyunu (dolaysıyla frekansını) da değiştirir. Kütle çekimi altında cisme doğru gelen ışık demetinin dalga boyu azalır (frekansı artar), ışık, mavi görünür. Kütle çekiminden uzaklaşarak gelen bir ışık demetinde ise dalga boyu artar (frekans küçülür), ışık, kırmızı görünür.Bir çok galaksinin hızı ölçüldü  ve Tayf çizgilerinin, tayfın kırmızı ucuna doğru kaydıkları görüldü. Kırmızıya kayma denen bu olay, galaksilerin bizden uzaklaştığını gösteriyordu. Bilim adamları, daha uzak galaksilerin hızlarının daha büyük gözüktüğünü buldular. Kırmızıya kayma, gözlenebilen en uzak galaksilerinki saniyede 60 bin kilometre ve daha büyük hızlarda olmak üzere, galaksilerin gerçekten birbirinden uzaklaşmakta olduğunu kanıtladı.

2. Astronomi Biliminde Doppler
Fizikteki Doppler olayına göre yapılan hesaplara göre bize yaklaşmakta olan gök cisimleri maviye, bizden uzaklaşmakta olan gök cisimleri ise kırmızıya kaymaktadir. Doppler olayını kullanarak astronomlar uzaydaki cisimlerin bize doğru gelmekte olduğunu veya bizden uzaklaşmakta olduğunu saptayabilmekteler. Ama vardıkları kesin sonuca göre daha çok uzaklaşmaktadırlar. Başka bir deyişle, evren genişlemekte olduğundan bir merkezi dikkate alarak tüm gökadalar, nebulalar ve diğer gök cisimleri, hem birbirlerinden hem de bizden uzaklaşmaktadırlar. Bize doğru gelenler ise daha azdır.

3. Yakınlaşıp Uzaklaşma
Yakalanan dalgaların iki dalga tepesi arasındaki düşme mesafesi bulunarak cismin yakınlaşıp veya uzaklaştığını bulabiliriz yani fizikteki Doppler olayı ile , uzaktan korna çalarak yaklaşan bir araçtan sesin kalın olduğunu işitiriz araç yaklaştıkça ses incelir ve önümüzden geçerken sesin en ince durumu işitilir, giderek uzaklaşırken ise tekrar kalın ses işitilir , bu olayı ışığa uyarlarsak uzaklaşan cismin dalga boyu artacağı için kırmızı'ya kayma , yakınlaştığında ise mor'a kayma görülür .

4. Hoparlör Sistemlerinde Doppler Distorsiyonu
4.1.Doppler Etkisi
“Bir dinleyici sabit bir ses kaynağına doğru hareket etmekteyken duyduğu sesin tonu sabit durduğu takdirde duyacağından incedir (frekansı yüksektir). Dinleyici sabit ses kaynağından uzaklaşmakta iken ise sabit durduğu zamankinden daha kalın bir ses duyar. Dinleyicinin sabit durduğu, ses kaynağının hareket ettiği durumlarda da ortaya çıkan sonuç benzerdir.
… Sabit frekanslı bir ses kaynağı bir duvara doğru hareket ettirildiğinde dinleyici iki ayrı frekansta ses duyar. Bunlardan biri doğrudan ses kaynağından gelir ve hareketin etkisiyle titreşimin orijinal tonundan kalın duyulur, diğeri ise duvardan yansır ve orijinal tondan ince duyulur.”
4.2.Doppler Distorsiyonu
Hoparlör konisine 50 ve 1000 Hz gibi iki ayrı sinyal gönderildiği kabul edilirse, Doppler Etkisi sonucu Doppler Distorsiyonu meydana gelir. Hoparlör 1000 Hz’i üretirken 50 kez de ileri geri hareket eder. Hoparlör konisi ileri gittiği zaman Doppler etkisinden dolayı 1000 Hz’lik sinyalin frekansında yükselme oluşur. Koni geri gittiği zaman frekansta düşme olur. Frekansın ne kadar ve nasıl değişeceği 50 Hz’lik sinyalin genliğine ve dalga biçimine bağlıdır. Örneğin 50 Hz’lik sinyal üçgen bir dalga olduğunda 1000 Hz’lik sinyal yerine saniyede 50 kere daha yüksek ve alçak iki ayrı frekansta sinyal sırayla üretilir. Buna karşılık 50 Hz’lik sinyal sinüsoidal olduğunda 1000 Hz’lik sinyal yerine 50 Hz’lik sinyalin genliğine bağlı olarak değişecek bir alt ve üst limit arasında sürekli değişen frekansta sinyal üretilir. Yalnızca 50 Hz’lik sinyalin tepe noktalarında tam 1000 Hz’lik bir sinyal üretilir.
Doppler distorsiyonu bir çeşit frekans modülasyonu distorsiyonudur. Ortaya çıkan distorsiyonun sesin netliğini azalttığı ve harmonik distorsiyona göre daha rahatsız edici olduğu kabul edilmektedir.
“Hoparlör yüzeyi büyüdükçe aynı ses basınç seviyesini elde etmek için gereken hareket genliği küçülmekte, diyafram hızı düşmekte, dolayısıyla Doppler Distorsiyonu azalmaktadır. Hunili hoparlörlerde hoparlör yüzeyi ses dalgalarının normal hava basıncına maruz kaldığı ağız kısmıdır (huninin geniş kısmı).”2
Pratikte hareketli bobinli tipik bir hoparlörün huni ağzı kadar büyük yapılmasının çeşitli sakıncaları vardır. Bu nedenle hunili hoparlör sistemleri, çok sayıda küçük hoparlör kullanımı, elektrostatik veya dinamik büyük alanlı diyafram kullanımı gibi yöntemlerle Doppler Distorsiyonu azaltılmaya çalışılmaktadır. Elbette her yöntemin kendine özgü kuvvetli ve zayıf yanları vardır. Kolon imalatı ağırlık, hacim, maliyet, frekans yanıtsaması, randıman gibi birçok etken arasında tercihte bulunmayı gerektirir. Ayrıca yapım kalitesi de ses kalitesini büyük ölçüde etkilemektedir. Piyasada her tipten çeşitli kalitede örnekler mevcuttur. Hoparlör seçiminde kullanım amacı, kullanıcının kişisel tercihleri, dinleme odasının büyüklüğü ve diğer cihazların özellikleri gibi etkenlere de dikkat etmek gerekir.


5. Yarasaların Sonar Sistemi
Yarasaların sonar sistemi üzerinde yapılan araştırmalar, daha da şaşırtıcı sonuçlar ortaya koymuştur. Hayvanın algılayabildiği frekans aralığı çok dardır, yani ancak belli frekanstaki sesleri algılayabilir. Ancak işte bu noktada çok önemli bir sorun ortaya çıkmaktadır. Doppler etkisi denen fizik kuralına göre, hareket halindeki bir cisme çarpan sesin frekansı değişir. Bu yüzden, yarasa kendisinden uzaklaşmakta olan bir sineğe doğru ses dalgalarını yaydığında, dönen ses dalgaları yarasanın duyamayacağı bir aralığa düşecektir. Bu nedenle yarasanın hareketli cisimleri algılamada büyük zorluklar yaşaması gerekir.
Ama böyle olmaz. Yarasa her türlü cismi kusursuzca algılamaya devam eder. Çünkü yarasa, Doppler etkisini bilirmişcesine, hareketli cisimlere doğru yolladığı ses dalgalarını değiştirir. Örneğin kendisinden uzaklaşan sineğe en yüksek frekanslı ses dalgasını yollar ki, ses geri döndüğünde duyamayacağı kadar düşük bir frekansa inmesin.

























BİBLİYOGRAFYA

( Christian Doppler’in İngilizce Biyografisi )

Christian Doppler
 
The Austrian physicist
who developed the famous
"Doppler Effect"
Christian Doppler (1803-1853) was an Austrian physicist famous for devising the "Doppler Effect." Doppler theorized that sound waves from a moving source would be compressed or expanded, or that the frequency would change.

The Doppler Effect was used to confirm
the Universe was expanding, also serving an important role
in the world of astronomy
In 1842, Doppler made the equation about frequency and relative movement of sound source and observer. Doppler conducted a unique experiment to prove his theories. For two days, Doppler had a train pull repeatedly at different speeds a freight car with trumpeters playing on top of it. He then had a musician capable of understanding the differences in sounds record the height of the notes played as the train moved closer or further away. This effect proved Doppler's theory superbly. Doppler later tried to prove that his theory also applied to light but was unable to fulfill his goal.
Instead, another scientist, Fizeau, generalized Doppler's work and discovered that the Doppler Effect also applied to light. This discovery contributed greatly to proving the Universe was expanding and allowed Doppler's work to have an important influence on astronomical studies.
 
   


377  cellotin genel / Fen - Fizik / Ynt: DOKULAR : Ekim 07, 2007, 01:22:28 ÖÖ
DOKULAR
Doku:Yüksek yapılı organizmalarda çok sayıda hücre vardır.Bu hücreler kendi aralarında yapısal ve işlevsel birlikler oluştururlar.Canlılarda aynı işlevi yapan hücreler topluluklarına doku denir.
   Dokular canlının erginlikten önceki yaşamında başlar ve erişkinliğe ulaşınca son biçimini alır.Hayvanların yapısındakilere hayvansal,bitkilerin yapısındakilere de bitkisel dokular denir.
-HAYVANSAL DOKULAR-
Hayvansal dokular 7 gruba ayrılırlar;
        1.Epitel doku 2.Bağ doku 3.Kıkırdak doku    4.Kemik doku 5.Kan doku 6.Kas doku 7.Sinir doku
 Bitkisel dokular ise 2 gruba ayrılır;
   1.Sürgen(Bölünür) doku 2.Bölünmez doku
  Hayvansal dokuları inceleyelim;
EPİTEL DOKU:Vücudun iç ve dış yüzeyini örter.Bunun 4 görevi vardır;Bulundukları organı dış etkilerden korumak,Salgı yapmak,Emmek, Mukus ve benzeri maddeleri iletmek.Epitel doku işlevine göre 2 grupta incelenir;
1.Örtü epiteli:Asıl görevi korumaktır.Ancak bazen emilim görevide yaparlar.Hücrelerinin sıralanışına göre Tek katlı ve Çok katlı olmak üzere ayrılırlar.
A.Tek katlı epitel:Yan yana dizilmiş hücrelerden oluşur.Hücreleri yassı,kübik veya silindiriktir.
a.Tek katlı yassı epitel: Akciğer alveolleri,kan damarlarının iç yüzü ve kılcal damarlarda bulunur.
b.Tek katlı kübik epitel:Omurgalı böbreklerinde,tiroit bezinde bulunur.
c.Tek katlı silindirik epitel:Omurgalının solunum yollarında,incebağırsakta bulunan silindirik epitel emme görevi yapar.
B.Çok katlı epitel:Üst üste sıralanmış hücrelerden oluşur.Omugalıların derisinde bu doku vardır.Bu epitel dokuyu incelediğimizde en altta silindirik,ortada kübik,üstte ise yassı epitelden oluşmuştur.En üstteki epitel genellikle ölüdür.Bu ölü hücre alttaki canlı hücreleri dış etkilerden korur.Kan damarı içermez.
2.Salgı(Bez) epiteli:Salgı yapma yeteneğindeki hücrelerdir.Tükürük bezi,mide bezleri,ter bezleri,hipofiz,tiroit gibi salgı yapan organlarda bulunur.Hücre sayısına göre;
A.Tek hücreli bezler:Silindirik hücrelerden oluşur.Bunlara “goblet” hücresi denir.Toprak solucanının derisinden,sindirim kanalından,solunum organlarından salgılanan mukus buna örnektir.
B.Çok hücreli bezler:Salgı yapan hücrelerin bir araya gelmesi ile oluşurlar.Salgılarını bir kanala ve buradan vücut boşluğuna veren bezlere ekzokrin(dış salgı) bezi denir.Tükrük bezi,mide ve bağırsak bezleri ile gözyaşı bezleri dış salgı bezleridir.Salgılarını doğrudan kana veren bezlere endokrin(iç salgı) bezi denir.Bunlar kanalsız bezlerdir.Salgılarına hormon denir.Hipofiz,tiroit,paratiroit,böbreküstü bezleri birer iç salgı bezidir.

BAĞ DOKUSU:Doku ve organları birbirine bağlar.Vücudun her yerinde bulunur.Buna katılgan doku da denir.Hücreler ve hücreler arası maddelerden ve liflerden oluşur.Hücreler arasında bu hücreler tarafından salgılanan ara madde bulunur.Ara maddede ağsı,kollogen,elastik lifler olmak üzere 3 tipte lif görülür.Ara madde miktarı çok,bağ dokusu hücreleri azdır.Bağ dokusunu oluşturan asıl hücrelere fibroblast denir.Diğer önemli hücreler ise mast hücreleri ve makrofajlardır.
   Yağ dokusu,özelleşmiş bir bağ dokusudur.Hücreleri büyük ve yuvarlak olup yağ damlacıkları taşır.Yağ dokuları yedek besin olarak yağın ve suyun depolanmasını sağlar.Vücudun basınç ve darbelere karşı korunmasında,ısının izole edilmesinde,derinin nemli kalmasında etkili olur.
KAN DOKUSU:Kan,çeşitli maddeleri taşıma,vücudu mikroplara karşı koruma,vücut ısısını düzenlemek gerektiğinde pıhtılaşma gibi görevler yapar.Hücreler ve hücreler arası maddelerden oluşmuştur.Damarlar içinde dolaşır.Plazma denilen ara maddesi sıvıdır.Plazmanın çoğunu su oluşturur,ayrıca sindirilmiş besinler,hormonlar,enzimler,antikorlar,erimiş gazlar ve artık maddeler içerir.Hafif bazik özelliktedir.
   Kandan,kan hücreleri ve pıhtılaşan maddeler çıktıktan sonra geriye kalan sıvıya serum denir.Kan,bir tüpe konduğunda dipte oluşan pıhtının üstünde kalan serumdur.Pıhtıda ise kan hücreleri ve fibrin bulunur.Kan hücreleri 3 çeşittir:
1.Alyuvarlar  2.Akyuvarlar  3.Kan pulcukları

Alyuvar(Eritrosit);ortası çukur,kırmızı renkli kan hücresidir.Başlangıçta çekirdeklidirler ama kana karışırken çekirdeklerini kaybederler.Alyuvarlar akciğerden aldıkları oksijeni vücut hücrelerine,vücut hücrelerinden aldıkları karbondioksiti akciğere götüren hücrelerdir.
   Oksijen ve karbondioksit taşınmasında yapısında bulunan demirli bir protein olan hemoglobin görev yapar.Bir alyuvar yaklaşık 280 milyon hemoglobin molekülüne sahiptir.
   Alyuvarların ömrü yaklaşık olarak 120 gündür.Yaşlı alyuvarlar dalakta ve karaciğerde parçalanır.Kemik iliğinde yenisi üretilir.Birim zamanda dokulara ulaşan oksijen miktarının azalması vücutta alyuvar üretimini hızlandırır.
a.Kan kaybı
b.Deniz seviyesinden yükseklere çıkılması
c.Bazı solunum ve dolaşım sistemi hastalıkları gibi durumlarda alyuvar üretimi artar.
   Yüksek yerlerde yaşayanlarda sahildeki insanlardan daha fazla alyuvar bulunur.Olgunlaşmış alyuvarlarda çekirdek,ribozom,e.retikulum ve mitokondri yoktur.

Akyuvarlar(Lökositler);çekirdekli,gerçek kan hücreleridir.Kan sıvısı içinde aktif hareket ederler.Hemoglobin taşımadıkları için renksizdirler.Kanda ortalama 7000-9000 kadardır.Bu sayı:

a.Mikrobik hastalıklar
b.Vücuda giren yabancı proteinler,bakteri ve kimyasal toksinler
c.Doku tahribi  halinde sayısı artar.
   Sitoplazması tanecikli olanlara granüllü akyuvar denir.Çekirdeği boğumludur.Bunlar nötrofil,eosinofil ve bazofil diye adlandırılır.Tanecikli olmayanlarada granülsüz akyuvar adı verilir.Çekirdeği fasulye tanesine benzeyen tiplerine monosit,yuvarlak iri çekirdekli olanlarına lenfosit denir.Monositler kemik iliğinde,lenfositler dalak,tümüs bezi ve lenf düğümlerinde üretilirler.
   Akyuvarlar vücudu hastalıklara karşı korur.Monositler,mikropları fagositozla yutar ve parçalar.Çoğu zaman amipsi hareketlerle kan damarlarından çıkarak doku sıvısındaki mikropları yok eder.Ayrıca bazı lenfositler vücuda zarar veren maddelere karşı “antikor” üretirler.
Kan pulcukları(trombositler);kemik ilğindeki dev hücrelerin(megakaryosit) parçalanması sonucu sitoplazma parçalarıdır.Ömürleri birkaç gündür.Kanın pıhtılaşmasında etkili olan özel bir protein bulundururlar.Buna trombosit tromboplastini denir.
KIKIRDAK DOKU:Esnek,dayanıklı,hafif sert dokudur.Omurgalılarda kemik doku ile beraber iskeleti oluşturur.Köpekbalıkları hariç diğer omurgalılarda embriyo geliştikçe kıkırdak doku yerini kemik dokuya bırakır.
   Bu doku,kıkırdak hücreleri “kondrosit” ile hücrelerin arasını dolduran ara madde “kondrinden” oluşur.Kondrosit bir kapsülle çevrilidir.
   Kıkırdak dokuda kan damarı bulunmaz.Besin ve gerekli maddeler difüzyonla etrafını saran bağ dokunun kılcallarından alınır.Metabolizma ürünü artıklarıda yine difüzyonla atılır.
   Kıkırdak doku,ara maddesine göre hiyalin,elastik ve lifli kıkırdak olmak üzere 3’e ayrılır.
a.Hiyelin kıkırdak;soluk borusu,kaburga uçları,uzun kemiklerin başı ve burunda yer alır.Bütün omurgalıların embriyoları ile kıkırdaklığı balıkların embriyo ve erginlerinde bulunur.
b.Elastik kıkırdak;dış kulak yolu,kulak kepçesinde bulunur.   
c.Lifli kıkırdak;uzun kemiklerin eklem yerinde yer alır.Kollojen lifleri fazladır.Hücreler arası madde ve hücreleri azdır.




KEMİK DOKUSU:Omurgalıların iskeletini oluşturan kemikler,kemik dokusundan meydana gelir.Vücudun en sert dokusudur.Vücuda destek sağlar,iç organlara tutunma yüzeyi oluşturur.Kemik hücrelerine “osteosit” denir.Kemik hücreleri osein denilen proteinli madde ile madensel tuzlardan oluşan bir ara madde içinde bulunur.Madensel tuzların çoğunu magnezyum fosfat,kalsiyum karbonat ve kalsiyum florür oluşturur.Bu maddelerin miktarı canlının yaşına göre değişir.
   Kemik doku sıkı ve süngersi olmak üzere 2’ye ayrılır. 
Sıkı kemik doku,sert bir kitledir.Sert kemik dokuda denir.İskeleti oluşturan tüm kemiklerin dış yüzeyinde uzun kemiklerin gövdesinde bulunur.Kemik hücreleri sitoplazmik uzantılarla birbirine bağlanır.Hücreler iç içe geçmiş daireler üzerinde bulunur.Dairelerim merkezinde boydan boya uzanan boşluklara havers kanalı denir.Havers kanallarını birbirine bağlayan yan kanallarada volkmen kanalları adı verilir.Bu iki kanalında içinden kan damarları ve sinir uzantıları geçer.
Süngerimsi kemik doku,uzun kemikleri baş kısmını,kısa ve yassı kemikleri iç kısmını doldurur.Gözenekli bir yapısı vardır.Bu gözeneklerin içi kırmızı kemik iliğiyle doludur.
   Bütün kemikler “periost” adı verilen bir zar ile örtülüdür.Bu zar kemiklerin beslenmesinde,onarımında ve kalınlaşmasında görev yapar.Uzun kemiklerin ortasındaki boşlukta sarı ilik,baş kısmında kırmızı ilik,kısa ve süngerimsi kemik dokusunun gözeneklerinde de kırmızı ilik bulunur.Kırmızı ilik alyuvar ve akyuvar yapımında etkilidir.Kırmızı ilik alyuvar ve akyuvar yapımında etkilidir.Kemik dokusu vücudun mineral deposudur.
KAS DOKUSU:Kasılıp gevşeme yeteneğinde olan bir dokudur.Bu özelliğinden dolayı canlının hareketini ayrıca kalp,mide ve solunum organlarının çalışmasını sağlar.Hücreler arası maddeleri yoktur.
      Kas hücrelerinin zarına sarkolemma, sitoplazmasına sarkoplazma denir.Sarkoplazma kasılıp gevşeme özelliğindeki liflerden yapılmıştır.Bu liflere miyofibril adı verilir.Aktin ve miyozin denilen proteinden yapılmıştır.kasılma için gerekli enerji ATP’den sağlanır.
   Kaslar yapı ve çalışmaları bakımından üç çeşittir.Bunlar; 1.Düz kas, 2.İskelet kası, 3.Kalp kası.
1.Düz kaslar;uzun ,iğ biçimli,sivri uçlu hücrelerden yapılmıştır.Hücrenin ortasında yassı ve uzun bir çekirdeği vardır.Bağırsak,mide,damarlar gibi iç organların yapısında bulunur.İsteğimiz dışında çalışır,çalışması otonom sinir sisteminin denetiminde gerçekleşir.Yavaş kasılır ancak kasılı kalabilme süreleri uzundur.Yani geç yorulurlar.



2.Çizgili kaslar;uzun,silindirik ve kalın uçlu hücrelerdir.Plazma zarları eridiği için çok çekirdekli bir görünümleri vardır.Çekirdekleri kenarda yer alır.
   Çizgili kaslar iskeleti sara ve hareketi sağlar.İstediğimizle çalışır.Çalışması beyin tarafından düzenlenir.Kasılma hızı yüksektir.Kasılı kalma süresi kısadır.Yani çabuk yorulurlar. 
3.Yürek(Kalp) kası,bir çeşit çizgili kastır.Kalbin kaslı yapısını oluşturur.Çok çekirdeklidir.Çekirdekleri ortadadır.Enine boyuna çizgilidir.Dallanmış ve birbiri ile kaynaşmış silindirik,uzun liflerden oluşur.Uyartı bir liften diğerine iletilir.İsteğimiz dışında çalışır.Çalışması otonom sinir sistemi ile düzenlenir.
SİNİR DOKUSU:Sinir dokusu sinir hücreleri(nöron) ile bunların arasında bulunan destek sağlayan rejenerasyon ve koruma görevi yapan nörogliyalardan oluşur.Bir nöronda iki kısım bulunur.
a.Sinir gövdesi:Sitoplazma ve çekirdeği kapsar.Hücreden uzanan sinir liflerine sahiptir.
b.Uzantılar:Uzun ve tek olan uzantıya akson denir.Beyin ve omirilikte bulunan aksonların etrafı miyelin kılıf ile örtülüdür.Bu kılıf Schwann hücrelerinin aksona dolanmasıyla oluşur.Miyelinli aksonlarda uyartılar hızlı iletilir.Otonom sinir sisteminin iç organlarda sonlanan aksonlarında miyelin bulunmaz.Kısa birden fazla olan uzantılara ise dendrit denir.   
   Nöronlar uç uça gelerek sinir tellerini oluştururlar.Bir nöronun dendritleri ile başka bir nöronun aksonunun karşılaştıkları ve uyartının aksondan dendrite geçtiği özel bağlantı yerine sinaps denir.Akson ile dendritin arasındaki boşluğa sinaptik aralık denir.Sinir hücrelerinde elektriksel olarak iletilen impulslar bu çeşit sinapslarda kimyasal olarak iletilir.İmpulslar dendritden hücre gövdesine daha sonra aksona taşınır.Nöronlar uzantılarıyla bez hücrelerine ve kaslara (efektör organlara) bağlanırlar.
-BİTKİSEL DOKULAR-
Bitkisel dokular “sürgen doku” ve “değişmez doku” olmak üzere iki kısımda incelenir.

Sürgen (Meristem) Doku:Bitkilerde uzamayı ve kalınlaşmayı sağlar.Hücreleri küçük,ince zarlı,bol sitoplazmalı ve büyük çekirdeklidir.Kofulları çok az sayıda veya hiç yoktur.
   Hücreleri küp veya prizma şeklinde olup,hızlı bölünme yeteneğindedir.Bitkinin hızlı büyüyen bölgelerinde bulunur.Farklılaşarak değişmez dokuları oluşturur.Yapı ve görevlerine göre iki çeşidi vardır.




1.Birincil meristem:Kök,gövde ve dalların uç kısımlarında bulunur.Bu dokunun bulunduğu bölgelere “büyüme noktası” denir.Büyüme noktası gövdede koruyucu yapraklarla,kökte ise kaliptra örtülür.Büyüme konisi iç içe üç tabakadan oluşur.Bu tabakalar dıştan içe doğru dermatojen,periblem ve plerom şeklinde sıralanır.Dermotejen epidermisi,periblem kabuk bölgesini,plerom merkezi silindir bölgesini oluşturur
   Birincil meristem ömür boyu etkindir.Boyca uzamayı sağlar.
2.İkincil meristem:Değişmez doku hücrelerinin sonradan bölünme yeteneği kazanması ile oluşur.Buna “Kambiyum” denir.Kambiyum,iletim demetleri arasında oluşursa demetler kambiyumu,epidermis altında oluşursa mantar kambiyumu adını alır.Mantar kambiyumu epidermisin yerini alan mantar dokuyu oluşturur.Demetler kambiyumu ise her yıl yeni odun ve soymuk borularını oluşturur.Bir önceki yıl biri ilkbahar diğeri yaz sonunda oluşan odun ve soymuk boruları ezilerek üst üste yığılır ve yaş halkalarını oluştururlar.Demetler kambiyumu faaliyeti ile oluşur.
Değişmaz dokular:Sürgen dokunun oluşturduğu yeni hücrelerin farklılaşmasıyla oluşurlar.Değişmez dokuları meydana getiren hücreler bölünme özelliğini kaybeder.Hücreleri meristem doku hücrelerinden daha büyük,sitoplazmaları daha az ve kofulları fazladır.
   Yapı ve görevlerine göre beş çeşit değişmez doku vardır.
A.Parankima dokusu(Temel doku)
 Bitkilerde diğer doku ve organların arasını doldurur.Dokunu meydana getiren hücreler,ince çeperli,bol sitoplazmalıdır.Kofulları küçük ve azdır.Yaptıklarını işlere göre: Özümleme,havalandırma,iletim ve depolama parankiması olmak üzere dörde ayrılır.
a.Özümleme Parankiması:Fotosentez yapar.Bol kloroplast taşıyan hücrelerdir.Bitkinin yapraklarında,genç gövde ve dallarında yer alır.Yaprakların üst yüzeyinde yer alan kloroplastça zengin parankimaya palizat parankiması,yaprakların alt yüzeyinde yer alan hücre arası boşlukları fazla olan,kloroplastı daha az olanlarına ise sünger parankiması denir.
b.Havalandırma Parankiması:Bataklık ve su bitkilerinin kök ve gövdelerinde bulunur.Hücreler arasındaki boşluklar hava ile doludur.Bitkinin gaz alışverişine yardımcı olur.
c.İletim Parankiması:Özümleme parankiması ile iletim demetleri arasında su ve besin taşır.İnce çeperli olup kloroplastı az veya hiç bulunmayan hücrelerdir.
d.Depo Parankiması:Kök gövde,tohum ve meyvelerde bulunur.Yedek besin ve su depo eder.Örneğin patateste nişasta,kaktüste su depo eder.     
B.Koruyucu doku
Bitkiyi dıştan sarar.Kalın çeperli hücrelerden meydana gelir.Bitkinin su kaybını önler,madde alışverişini sağlar,dış etkilere ve yaralanmalara karşı bitkinin iç dokularını korur.Koruyucu doku “epidermis” ve “perider” olmak üzere 2 çeşittir.
    Epidermis,bitkinin genç bölgelerini ve yapraklarını örten tek tabakalı bazı bitkilerde çok tabakalı olan bir dokudur.Dermatojen hücrelerinin farklılaşmasından oluşur.hücreleri arasında boşluk yoktur.
   Hücrelerin üzerinde kütin ve mumdan oluşan kutikula denilen bir tabaka vardır.Kutikula tabakası bitkilerde su kaybını azaltır.Epidermisin bazı hücreleri farklılaşarak epidermisin direncini artırır.Bu tabakanın kalın ve ince oluşu bitkinin yaşadığı ortama bağlıdır.Bazı bitkilerde epidermis çok katlı olabilir.Savunma,örtü,tırmanma ve emici tüylerin bazıları da gözenek hücrelerini oluşturur.
   Stomalar (Gözenekler) epidermis hücrelerinin değişmesiyle meydana gelen;ihtiyaca göre gaz alışverişi ve terlemeyi düzenleyen açılıp kapanabilir yapılardır.Gözeneklerin açılıp kapanması turgor basıncı ile düzenlenir.Gözenek hücreleri kloroplastlı hücrelerdir.Gözenek hücrelerinin çevresindeki hücrelerine komşu hücreler denir.Gözenekler kara bitkilerinin yapraklarının her iki yüzünde de bulunur.Çoğu bitkilerde alt yüzde daha fazladır.Su içindeki yapraklarda,kökte,mantar doku ile örtülü gövde ve dallarda gözenek bulunmaz.
   Çok yıllık bitkilerde kök ve gövdedeki epidermisin parçalanması sonucunda epidermisin yerini periderm alır.Peridermin üst sırasında mantar hücreleri bulunur.Mantar hücreleri mantar kambiyumu(fellojen) tarafından oluşturulur.Mantar hücrelerinin çeperinde su geçirmeyen suberin birikir.
   Bu hücreler zamanla ölür ve içleri hava ile dolar.Mantar dokusu üzerinde gaz alışverişini sağlayan açıklıklara kovucuk (lentisel) denir.Kovucuklar epidermisin parçalanması sırasında gözeneklerin bulunduğu yerde oluşur.
C.İletim dokusu   
Plerom hücrelerinin değişmesiyle oluşur.Bitkinin kök,gövde,yaprak,çiçek gibi hemen her organında bulunur.Topraktan alınan su ve madensel tuzların ilgili organlara;fotosentez sonucu oluşan organik besinlerin harcanacakları ya da depo edilecekleri yere taşınmasını sağlar.İki bölümde incelenir:

1.Odun borusu(=ksilem):Üst üste gelen hücrelerin ara zarlarının erimesi,çekirdeklerinin kaybolması,yan çeperlerinin değişik biçimde lignin biriktirerek kalınlaşması sonucu oluşan boru biçimindeki cansız oluşumlardır.Topraktan alınan su ve madensel tuzların gövde,dal ve yapraklara taşınmasını sağlar.


2.Soymuk borusu(=floem):Üst üste sıralanmış canlı hücrelerin boyalarının uzaması, ara zarlarının kalbur gibi delinmesiyle oluşur.Hücreleri canlı,kofullu ve küçük çaplıdır.Soymuk borularının yanında bol sitoplazmalı, iri çekirdekli arkadaş hücreleri yer alır.
   Soymuk boruları fotosentez sonucu oluşan organik bileşikleri bitkinin çeşitli bölgelerine taşır.
D.Destek doku
Bitkilerin yapılarını koruyabilmeleri,dış etkilere dayanaklı hale gelmeleri destek doku ile sağlanır.Otsu bitkilerde yayanıklılık hücrelerin turgor durumu ile sağlanır. 
   Destek doku hücrelerinin ortak özelliği çeperlerinin kalınlaşmış olmasıdır.Destek doku, “pek doku (kolenkima)” ve “sert doku (sklerankima)” olmak üzere 2 çeşittir.
   Pek doku; büyümekte olan bitki kısımlarında (yapraklar,çiçekler,meyve sapı,bazı otsu bitkilerin gövdesinde) bulunur.Canlı bir dokudur.Hücreleri değişik şekillerde olabilir.Hücrelerinde sitoplazma,çekirdek ve bazılarında kloroplast bulunur.Köşeleri kalınlaşmış kollenkimaya köşe kollenkiması,karşılıklı çeperleri kalınlaşmış kollenkimaya levha kollenkiması denir.Hücre çeperi selüloz ve pektin maddelerinin birikmesiyle kalınlaşmıştır.Ballıbaba,kabak,begonya ve tütünde köşe kollenkiması;adaçayı ve mürver ağacında ise levha kollenkiması bulunur.
   Sert doku; büyümesini tamamlamış bitki kısımlarında bulunur.Bitkiye sertlik ve direnç sağlar.Hücreleri ölüdür.Hücre şekilleri bakımından iki çeşittir.Hücreleri ağ şeklinde olanlara sklerankima lifleri denir.Keten ve kenevirdeki sklerankima lifleri dokuma sanayinde kullanılır.Yuvarlak ve çokgen olanlara taş hücreleri denir.Kabukta,bazı yapraklarda,ayva ve armutta,meyve çekirdeklerinde bulunabilir.
E.Salgı Doku
Epidermis,parankima ve diğer dokular arasında tek tek veya gruplar halindeki canlı hücrelerden oluşur.Hücreleri bol sitoplazmalı ve iri çekirdeklidir.
   Bitkilerdeki salgılar,ya hücre içine ya da hücre dışına verilir.Salgı maddeleri hücre içinde depo ediliyorsa hücre içi salgısı denir.Hücreler parçalanarak bu salgı dışarı boşaltılır.Bazı bitkilerde ise salgı hücreleri birbiriyle birleşerek süt borularını oluşturur.Salgı maddeleri hücre çeperlerinden dışarı atılırsa bu tip salgılara hücre dışı salgılar denir.Bu salgılar ya ceplerde ya da kanal şeklindeki boşluklarda toplanır.
   Salgı maddeleri metabolizma sonucu oluşan yeniden metabolizmaya girmeyen maddelerdir.Salgı maddeleri katı veya sıvı olabilir.Salgı maddeleri arasında su,enzim,alkoloit,glikozid,bal özü,müsilaj,süt,reçine,eterik yağ sayılabilir.
   Tanen ve reçine gibi maddeler bitkinin çürümesini önler,bitkiyi zararlı organizmalardan korur,Bal özü ve bazı kokulu maddeler böcekleri çekerek tozlaşmaya yardımcı olur.Böcek yiyen bitkilerin saldığı sindirim enzimleri beslenmeyi sağlar.Yakıcı tüylerdeki salgılar ise bitkinin kendini savunmasına yardımcı olur.
   
         


 

 

   
 
   





















   
   




378  cellotin genel / Fen - Fizik / Ynt: doku ve organ nakli : Ekim 07, 2007, 01:22:17 ÖÖ
Organ Nakli Nedir?
   Tedavisi mümkün olmayan hastalıklar nedeniyle görev yapamayacak derecede hasar gören organların yerine, canlı veya ölüden alınan yeni, sağlam organın konularak hastanın tedavi edilmesine organ nakli denilir.
Hangi Organ ve Dokuların Nakli Yapılmaktadır?
   Ülkemizde nakli yapılan organlar; böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas ve ince barsaktır, Nakli yapılan dokular ise; kalp kapağı, kornea, kemik, kemik iliği, deridir.
Organ ve Doku Nakli Kimlerden Yapılır?
   Organ ve doku nakli, canlıdan ve kadavradan olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilebilmektedir.
1.   Kadavra donör (verici): Trafik kazası, kurşunlanma, beyin kanaması vb. nedenlerle yoğun bakımda tedavisi devam ederken, beyin ölümü denilen geri dönüşümsüz beyin hasarı gelişmiş hastaların organları bağışlandığı takdirde bunlar kadavra donör olarak tanımlanmaktadır. Böbrek, karaciğer, pankreas, kalp, kalp kapakları, kornea kadavradan nakillerde kullanılmaktadır.
2.   Canlı donör ( verici ): Organ nakli gereken hastanın eşi veya yakın akrabaları doku, kan grubu vb. uyum mevcut ise organ bağışında bulunabilmektedir. Bunlar canlı donör olarak tanımlanmaktadır. Böbrek ve karaciğer canlıdan nakil yapılabilen organlardır.
Beyin Ölümü Nedir?
   Beyin ölümü, beyin fonksiyonlarının geri dönüşümsüz (irreversibl) olarak kaybolmasıdır. Beyin ölümü gerçekleşen kişide solunum ve dolaşım ancak yoğun bakım koşullarında ventilatör gibi destek makinelerine bağlanarak sürdürülebilmektedir. Solunum ve kalp atımları yapay olarak sürdürülebilirken, beyin fonksiyonları yapay olarak sürdürülemez. Bu nedenle kişi beyni öldüğü zaman tıbben ölü kabul edilir. Yoğun bakım ünitelerinde verilen tüm tıbbi desteğe rağmen ortalama 24-36 saat sonra beyin dışındaki organlar da fonksiyonlarını kaybederler.
   Beyin ölümü tanısı almış kişilerin hayata dönmesi mümkün değildir.
   Beyin ölümünün gerçekleşmesinden sonra bu kişiler kadavra donör olarak adlandırılır. Bu donörlerde en kısa süre içerisinde (organlar fonksiyonlarını kaybetmeden önce) organların alınarak bekleyen hastalara nakledilmesi gereklidir.
Beyin Ölümü İle Bitkisel Hayat Arasındaki Fark Nedir?
   Beyin ölümü ile bitkisel hayat kavramları birbirinden farklıdır. En önemli fark, bitkisel hayattaki hastaların solunumlarının devam etmesidir. Bu hastalar aylarca ya da yıllarca yaşamaya devam etmekte ve bazı durumlarda iyileşerek normale dönebilmektedir.
Beyin ölümünü, çok basit bir benzetme ile vazodaki çiçeğe, bitkisel hayatı ise saksıdaki çiçeğe benzetebiliriz. Vazodaki çiçek istesek de istemesek de birkaç gün sonra solacak ve kuruyacaktır. Oysaki saksıdaki çiçek suladığımız müddetçe solmayacaktır.


Dünyada ve Ülkemizde Organ Naklinin Gelişimi
   İnsanda canlıdan ilk böbrek nakli 1947 de Boston da gerçekleştirilmiştir. İlk başarılı kalp nakli ise 1967 yılında Dr. Christian Barnard tarafından gerçekleştirilmiştir.
   Türkiye'de ilk kez 22 Kasım 1968 de Ankara Yüksek İhtisas Hastanesinde Dr.Kemal BEYAZIT tarafından kalp nakli yapılmış ancak hasta kaybedilmiştir. İlk başarılı organ nakli ise 3 Kasım 1975 yılında Dr. Mehmet HABERAL ve ekibince Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde bir anneden oğluna yapılan canlıdan canlıya böbrek nakli olmuştur. Bunu 1978 yılında aynı ekibin kadavradan yaptığı ilk böbrek nakli izlemiştir.
   2004 yılı Ekim ayı itibarıyla Ülkemizde 12 Kalp Nakli Merkezi, 17 Karaciğer Nakli Merkezi, 25 Böbrek Nakli Merkezi, 21 Kemik İliği Nakli Merkezi ve 11 Göz Bankası mevcuttur.
   Ülkemizde yeterli donanıma sahip nakil merkezleri ve deneyimli bilim adamları olduğu halde, organ bağışının yetersiz olması sebebiyle nakil sayıları yetersiz kalmaktadır.
   Bazı ülkelerde 2003 yılında milyon nüfusa düşen kadavra donör sayısı aşağıda görülmektedir:

ÜLKE   Milyon Nüfusa Düşen Donör(Verici)
İSPANYA      33,8 Kişi
FRANSA      18,3 Kişi
ALMANYA      12,3 Kişi
İNGİLTERE        9,7 Kişi
YUNANİSTAN        6,4 Kişi
TÜRKİYE        1,6 Kişi

   Türkiye'de 2003 yıl sonu itibariyle organ nakli merkezlerinde sıraya girip organ ve doku nakli bekleyen hasta sayıları aşağıda verilmiştir:

Organ-Doku   Bekleyen Hasta Sayısı
Böbrek      6060
Karaciğer       430
Kalp       146
Kalp Kapağı           9
Akciğer           4
Kalp-Akciğer         27
Pankreas         16
Kornea     4958
Kemik İliği       282


Organ Bağışı Nedir?
   Kişi hayatta iken, serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesidir.
   Organ bağışında bulunan kişinin organlarının hangi durumda ve nasıl alınacağı  2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun da açıkça belirtilmektedir.
   2238 sayılı yasaya göre on sekiz yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabilir.
Bağışlanan Organlar Kimlere Nakledilir?
   Organ alacak hastalar öncelikle kan grubu ve doku grubu uyumuna, yaş, boy, kilo gibi kriterlere ayrıca tıbbi aciliyet durumuna göre belirlenir. Cins, ırk, din, zengin-fakir ayırımı yapılmaz.
Organ Bağışının Dini Yönden Sakıncası Var mı?
   Organ bağışının dini yönden sakıncası yoktur. Büyük dinlerin çoğu organ bağışını onaylamakta ve desteklemektedir.
   Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 3.3.1980 tarih ve 396/13 sayılı kararı ile organ naklinin caiz olduğunu açıklamıştır. Bu kararda;
1.   Zaruret halinin bulunması, yani hastanın hayatını veya hayati bir organını kurtarmak için bundan başka çarenin olmadığının mesleki ehliyet edilmesi,
2.   Hastalığın bu yolla tedavi edileceğine ilişkin doktor kararının olması,
3.   Doku ve organı alınacak kişinin bu işlemin yapılmış olduğu sırada ölmüş olması,
4.   Organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla yakınlarının rızasının sağlanması,
5.   Alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması,
6.   Tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak olan bu nakle razı olması gerektiği belirtilmektedir.
   Yine aynı kararda "organınızı vereceğiniz kişi yaptığı iyilik ve fenalıklardan kendisi sorumludur" denilmektedir.
   Kuran-ı Kerim'de de "kim bir insana hayat verirse onun tüm insanlara hayat vermişçesine sevap kazanacağı" beyan olunmaktadır (Maide suresi, ayet 32).
Organ Bağışı Nereye ve Nasıl Yapılır?
•   Sağlık Müdürlüklerinde,
•   Hastanelerde,
•   Emniyet Müdürlüklerinde (Ehliyet Alımı Sırasında),
•   Organ Nakli Yapan Merkezlerde,
•   Organ nakli ile ilgilenen Vakıf, Dernek vs. kuruluşlarda
organ bağışı işlemi yapılabilir.
   Organ bağışında bulunabilmek için; organ bağışı kartını iki tanık huzurunda doldurup imzalamak yeterlidir.
   Organ bağışı yapanların, bu durumdan ailelerini de haberdar etmeleri daha sonra çıkabilecek problemleri önlemek açısından yararlı olacaktır.
   Organ bağışında bulunan kişilerin organ bağış kartını daima yanında taşıması organ bağışı işleminin karışıklık ve gecikme olmaksızın yerine getirilmesini sağlayacaktır. Kişi organ bağışından vazgeçtiği anda organ bağış kartını taşımaktan vazgeçmeli ve bu kararını ailesine bildirmelidir.
379  cellotin genel / Fen - Fizik / Ynt: DOĞRU VE ALTERNATİF AKIMIN TANIMI : Ekim 07, 2007, 01:09:37 ÖÖ
DOĞRU VE ALTERNATİF AKIMIN TANIMI
GİRİŞ:
DOĞRU AKIM: Yönü ve şiddeti zamana göre değişmeyen akıma doğru akım denir.
ALTERNATİF AKIM :yönü ve şiddeti zamana göre değişen akıma alternatif akım denir.

         Günümüzde endüstrinindi gelişmesi ile birlikte  enerji kaynaklarına olan ihtiyaç artmış ve günden güne de artmaktadır. Enerji türleri, içerisinde en çok kullanılan enerji çeşidi elektrik enerjisidir. Bunun sebepleri şu şekilde sıralanabilir.

1.   Elektrik enerjisinin elde edilmesi, taşınması ve dağıtımı kolay ve verimli bir şekilde yapılabilir.
2.   Elektrik enerjisi öteki enerji çeşitlerine kolayca dönüşebilir (ısı, ışık, hareket…. Vb.)
3.   Elektrik enerjisi çok küçük parçalara ayrılarak kullanılabilir.
4.   Elektrik enerjisi külsüz dumansız ve atık bırakmayan bir enerjidir.

Elektrik enerjisi birçok alanda kullanılmaktadır. Önceleri aydınlatma için kullanılan bu enerji elektrik makinelerinin bulunması ile geniş bir kullanım alanına yayılmıştır. Bugün aydınlatmada, ısıtmada, havlandırmada ,soğutmada ulaşım elektro kimya , haberleşme  ev aygıtlarının çalıştırılması  ve çeşitli iş makinelerinin çalıştırılmasında elektrik enerjisinden faydalanılmaktadır.
Bu kadar  yaygın kullanım alanı bulan elektrik enerjisinin üretildiği santraller çoğu zaman tüketim bölgelerinden uzakta kurulur. Bu bakımdan elektrik enerjisinin üretildiği yerlerden tüketim noktalarına taşınması gerekmektedir. 19. asrın sonlarında doğu Avrupa ve Amerika’da  elektrik enerjisinin taşınmasına başlanmış ancak gerilimin yüksek olmaması nedeni ile iletim kısa mesafelere yapılabilmiştir. Elektrik enerjisinin taşınmasına ihtiyaç duyulduğu bu yıllarda elektrik enerjisi doğru akım olarak üretilmekteydi. Enerji üretimi , iletimi ve dağıtımı generatörlerden  elde edilen alçak gerilimle yapılıyordu, bu bakımdan üretim merkezlerinin tüketim noktalarına yakın olması gerekiyordu. Alçak gerilimde gerilim düşümü ve güç kaybı ,enerjinin uzaklara iletimini ekonomik olmaktan çıkarıyor idi. Daha sonra alternatif akım tekniği gelişti ve daha büyük gerilimler elde edildi.
Elektrik enerjisinin iletimi ve dağıtımında en  önemli gelişme transformatörün bulunması olmuştur.transformatör yardımı ile elektrik enerjisinin iletimi ve dağıtımı kolaylaşmış bu enerji daha kullanılır hale gelmiştir. Transformatör kullanarak ilk enerji taşınması 19. asrın sonlarında Amerika’da yapılmıştır. Üretilen enerji 500 volt gerilimle 1600 metreye taşınmıştır. Aynı tarihlerde italyada  150 HP ‘lik bir güç 2000 volt ile 27 km ye taşınmıştır. Üç fazlı alternatif akımla  ile yapılan  ilk enerji taşınması ise 1891 yıllarında Almanya’da gerçekleştirilmiş 150 kw lık güç 15 kv ile 170 km ye taşınmıştır.
Sonuç olarak görülüyor ki elektrik enerjisinin en çok kullanım alanı bulmasına neden olan üstünlüklerinden biride uzak mesafelere çok büyük güçlerin kolayca iletilebilmesidir, bunun için dünyanın her yerinde üretilen enerji transformatörler yardımı ile yükseltilerek uzak mesafelere iletilebilmektedir.
Transformatörün çalışmasına kısa değinilecek olunursa  primer sargısına uygulanan alternatif gerilim değişken bir manyetik alan oluşturur. Bu değişken manyetik alan nüve üzerinden devresini tamamlayarak transformatörün sekonder sargısını keser (Faraday kanunlarına göre bir sargı, değişken bir manyetik alan tarafından  kesilirse üzerinde bir gerilim indüklenir.)  ve manyetik alan tarafından kesilen bu sargıda sipir sayısına bağlı olarak bir gerilim indüklenir. Görülüyor ki transformatörün çalışması için değişken bir manyetik alan oluşturulması gerekir. Değişken manyetik alanın oluşması için ise transformatör sargılarına alternatif akım  uygulanması gerekir. Transformatörler doğru akımda çalışmaz  bunun içinde günümüzde tüm elektrik santrallerinde alternatif akım üretilir. Eğer doğru akım üretilse idi uzak mesafelere elektrik enerjisi iletilemez ve elektrik enerjisi kullanışlı ve ucuz bir enerji kaynağı olmaktan uzaklaşırdı.

 Günümüzde büyük güçlü elektrik santralleri elektrik enerjisi üretilen doğal kaynakların yoğun oldukları bölgelere kurulduklarından  tüketim merkezleri ile yan yana olma şansı azdır. Bu durum  uzak mesafelere elektrik enerjisinin iletimini, iletim için  gerilimin yükseltilmesini, gerilimin yükseltilebilmesi için transformatörlerin kullanılmasını, transformatörlerin kullanılabilmesi içinde elektrik enerjisinin alternatif akım olarak  üretilmesini zorunlu hale getirir.

Doğru ve Alternatif akımla ilgili Temel Kavramlar ve hesaplamaları

 AKIM :
    TANIMI: İletkenden (yada alıcıdan) birim zamanda geçen elektrikli yükü (elektron)miktarına akım denir.
   Bir iletkenden belirli bir zaman içinde ne kadar çok elektron geçerse,akımda o oranda şiddeti olur.Akım şiddetini elektronların sayısıyla göstermek için çok büyük rakamları kullanmak gerekir.Yani 6,25x1018  adet elektron 1 ampere eşittir.Bunun gibi büyük rakamları kullanmamak için Fransız bilgin AMPERE (amper)’in elektrik akımının kimyasal etkisine dayanarak yaptığı tanımlama kullanılır.Bu yaklaşıma göre:

   1 amper, gümüş nitrat eriyiğinden 1 saniyede 1,118 miligram gümüş ayıran akım şiddetidir.

   Akım elektronların hareketiyle ortaya çıkar.Ancak, eskiden akımın artı (+)yüklü oyuklar tarafından taşındığı sanıldığından,Bu günde eski teorem kabul edilmektedir.Başka bir deyişle,Bir pilde akım (+) uçtan (-) uca doğru gider deriz.Ancak gerçekte akım (-) uçtan (+) uca doğru artmaktadır.

   Akım, amperle ölçülür ve “I” ile gösterilir.Akımın birimi amper (A),denklemi  I =U/R     [A] şeklindedir.

Akımın ast ve Üst katları :
Akımın ast katları :
    Pikoamper,nanoamper,miliamper,mikroamper
Akımın üst katları   :
   Kiloamper,megaamper,gigaamper

   Not 1:Megaamper ve gigaamper uygulamada pek kullanılmamaktadır.
   Not 2:Akımın ast ve üst katları biner biner büyür ve küçülür.

        Çeşitli akım değerlerinin bir birine dönüştürülmesine ilişkin örnekler:
-100 miliamper kaç amperdir?          : 0,1 A
-220 nanoamper kaç mikroamperdir?                  :0,22μA
-1 kiloamper kaç amperdir?          :1000 A

Akım ölçme:
     
            Elektrik akım şiddeti devreye seri bağlanan ampermetreyle ölçülür.Ampermetre analog yada dijital yapılı olabilir.
   Analog tip ampermetrelerde kalın testili az sarımlı bobin vardır.Devrede seri bağlantı olan ampermetrenin bobinden geçen akım bir manyatik alan oluşturarak ibrenin saplanmasını sağlar. Ampermetre devreye kesinlikle paralel bağlanmaz.Yanlışlıkla devreye paralel bağlandığında ya cihaz bozulur yada sigorta atar.

 Kirchhoff (Kirşof)’un Akım Kanunu:

Tanım : Paralel olarak bağlanmış dirençlerin üzerinden geçen akımların toplamı,Devreden geçen akım toplamına eşittir.(I gelen = I giden)

IT= I1 + I2 +....+ In [A] ve I=U/R Olduğundan
IT=U/R1+U/R2...+U/Rn şeklinde yazılabilir.
Not:Dirençler paralel bağlıyken hepsinin üzerinde de aynı değerde gerilim düşer.



Gerilim(Elektromotor kuvvet,EMK,Potansiyel fark)

Elektrik akımı elektron akışından ibarettir.Elektronları faydalı olacak şekilde hareket ettirmek için ittirmek gerekir.Bilindiği gibi elektronlar maddelerin içinde bulunan atomların etrafında dönerek hareket etmektir.Ancak bu dönüş bir fayda sağlamaz.Faydalı hareket için metal içinde belli bir yönde akış gereklidir.İşte elektronları kendi normal hareketleri dışında,Bir yönde sürüklemek için gerekli olan kuvvete gerilim (elektrormotor) kuvvet, EMK)denir.

Gerilimin diğer tanımları

Tanım 1: Bir üreticinin iki ucu arasındaki potansiyel farka gerilim denir.

Tanım 2: Bir elektrik devresinde akımın geçmesini sağlayan kuvvetlere gerilim denir.Gerilim voltmetreyle ölçülür ve U,E,V yada e ile gösterilir.Birimi volt(V),denklemi
U=I:R[V]  şeklinde yazılır.

Gerilimin ast ve Üst katları :

Gerilimin ast katları :

         Pikovolt,Nanovolt,mikrovolt,milivolt

Gerilimin üst katları:

         Kilovolt,Megavolt,Gigavolt
   
        Gerilimin üst ve ast katları biner biner büyür ve küçülür.

Not: Pikovolt,nanovolt,megavolt, ve gigavolt uygulamada kullanılmamaktadır.

Gerilim ölçme

      Gerilim, voltmetreye alıcıya paralel bağlanarak ölçülür.Uygulamada analog  ve dijital olmak üzere iki tip voltmetre kullanılmaktadır.
İbreli voltmetrelerin içinde ince kesitli çok sarımlı yüksek dirençli bir bobin bulunur.Devreye paralel bağlanan voltmetre gerilimi belirler.
Dijital voltmetrelerin yapısında ise eletronik devreler bulunur.
Paralel bağlanarak kullanılması gereken voltmetre yanlışlıkla seri bağlanırsa aygıt yanlış bir değer gösterir ve alıcı çalışmaz.

Elektromotor Kuvvet  (EMK) ve gerilim kavramı :
                                                                     
Elektromotor kuvvet,elektrik üretecinin (pil,akü.dinamo,alternatör)boşta çalışırken ürettiği gerilim değeridir.Elektro motor kuvveti E harfiyle gösterilir.Birimi volt denklemi E=I.R [V] tur.Elektromotor kuvvet ve gerilim kavramları pil devresi örneğiyle açıklayalım.
Pilin uçlarına alıcı bağlamadan voltmetreyle gerilim ölçtüğümüzde 1,5 volt değerini görürüz.Bu değer pilin elektromotor kuvveti olarak tanımlanabilir.Daha sonra pilin uçlarına bir alıcı bağlayıp pil gerilimini tekrar ölçecek olursak EMK nın bir miktar düştüğünü görürüz.Yük bağlanınca pilden alınan gerilimin düşmesinin nedeni pilin iç direncinde bir miktar gerilim düşümü olmasıdır.
Pilin iç direncinde düşen gerilimin değeri alıcının çektiği gerilim değerine göre değişir.



Kirchhoff ’un gerilim  Kanunu:

Seri olarak bağlanmış dirençlerin üzerine düşen gerilimlerin değerlerinin toplamı,Devreye uygulanan gerilime eşittir.Yani,

UT = U1+U2+....+Un [V]
U=I.R
UT=I.R1 + I.R2 +...+ I.Rn           Şeklinde yazılabilir.


   
DOĞRU AKIM

 Tanım: Dinamo,akümülatör.pil güneş gibi düzenekler tarafından üretilir.Doğru akım zamana göre yön ve şiddeti değişmeden akar.Yani DC akımın frekansı yoktur.
Başka bir deyişle,doğru akım sürekli olarak aynı değerde ve aynı yönde akar.

Doğru akımın elde edilmesi

DC üretilen  kaynaklar şu şekilde sıralanabilir:

•   Pil,
•   Akümülatör,
•   Dinamo
•   Doğrultmaç devresi
•   Güneş pili

PİL

 Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren araçlara pil adı verilir.
Elektroliti kuru tipte olan pillerde elektrotlar çinko ve karbondan yapılır.Çinko kılıf (elektrot) aynı zamanda pilin kalıbıdır.Kuru pilin elektroliti amonyumklorür maddesidir.
Piller DC gerilimde üretilir.Büyük gerilimlere gereksinim duyulduğunda birden çok pil seri bağlanır.Pilin verdiği akım yetmemesi durumunda ise paralel bağlama yapılır.

Akümülatör:
   
Kimyasal yolla doğru akım üreten araçtır.Akü boşaldığında doğru akım ile tekrar doldurulabilir.Her akü bataryası 2 volt gerilim üretir.6 voltluk bir akü 3 adet akünün birleşiminden oluşur.
Kurşunlu Akümülatörlerin yapısı

   Kurşunlu akülerde elektrolit olarak %10 sülfürik asitli saf su ve elektrot olarak ise kurşun plaka kullanılır.
   Akünün dikdörtgen prizması şeklinde kabının içine konulan su ve sülfürik asit karışımı elektrolit,Çalışma için çok önemlidir.Akü ile ilk anda DC enerji vermez. O nedenle önce doldurulması gerekir.Akünün kutupları bir DC üretecine bağlarsak bu durumda elektrolit, suya pozitif yüklü Hidrojen ve negatif yüklü SO4  iyonları Katoda elektrik yüklerini bırakıp nötr hale geçerler.
   Bu kimyasal tepkimeyi şu şekilde yazabiliriz:

Pb0+H2  Pb + H2O
   Öte yandan anotta toplanan negatif elektrik yüklü SO4 iyonları ise anodu etkilerler ve bunun kurşun dioksit şekline dönüşmesini sağlar. Bu kimyasal tepkimeyi de şöyle yazabiliriz:

      Pb0 + H2O  PbO2 + H2SO4
   Kutupların kenarlarından hidrojen ve oksijen gazlarının kabarcıklar şeklinde yükselmesi akümülatörün dolduğunu belirtir.
Pb02 + H2  Pb O + H2O
   Diğer elektrotta oluşan kimyasal tepkimede ise,Oksijen rol oynar Elektrodu  etkileyerek  aşagıda verilen denklemdeki sonucu yaratır.
Pb+O  PbO
   Uygulamada 6-12-24 volt gerilim verebilen kurşunlu aküler taşıtlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.Akülerde gerilimin yanında önemli olan bir diğer husun ise akım kapasitesidir.Akünün akım kapasitesi ampersaat (ah)birimiyle ifade edilir.
   Etiketinde 60ah yazan bir aküden 1 amper çekilirse akü bunu 60 saat boyunca verebilir.Şayet aküden 10 A çekilirse 6 saat içinde akü tam olarak boşalır.
   Taşıtlarda kullanılan aküler araç hareket halindeyken şarj dinamosundan gelen akımla şarj olur.
   Tamamen boş olan akü şarj makinesiyle doldurulur.şarj işlemi yapılırken akünün akım kapasitesinin 10’da 1’lik değerinde bir akım kullanılır.Örneğin 120 Ah lik kapasiteye sahip bir akü 12 Amper akım ile şarj edilir.Aküyü yüksek akım ile hızlıca doldurmak doğru değildir.Bu yapılırsa akü plakalarının ömrü kısalır.

Doğru akımın dinamosu (jeneratör,DC üreten makine)

   Dinamonun endüvisi döndürüldüğünde N-S kutuplarının manyatik alanı tarafından kesilen endüvi  iletkenlerde bir gerilim indüklenir.Bu alternatif bir gerilimdir. Ancak, kolektör ve fırçalarından oluşan düzenek yardımıyla doğrulur.
   Dinomonun bobini dönerken oluşan akım sürekli tek yönlü akmasını sağlamak için kullanılan kolektör dilimleri AC’ ye benzeyen akımını DC ye çevirir.

DC  Dinamoların parçaları

Endüvi:
DC dinamolar,DC motorlar ve AC seri motorların dönen kısmıdır.Bu eleman 0,3 – 0,7 mm kalınlığında çelik saçlardan yapılmış silindirik gövde üzerinde açılmış oluklara yerleştirilmiş sargılardan oluşmuştur.

Endüvi sargıların uçları bakır dilimlerden yapılmış olan ve üzerinde fırçaların temas ettiği kısma bağlanmıştır.

Kolektör:

DC yada AC ile çalışan makinelerde endüvi sargıların bağlandığı silindirik yapılı bakır kuşaktır.
   Kolektör, haddeden geçirilmiş sert bakırdan pres edilerek  ve dilimler arasında 0,5 – 1,5 mm Mika, mikanit konularak üretilmektedir.
   Kolektör,DC ve AC makinelerin en çok arıza yapan kısmıdır.Endüvi sargıların uçları kolektörün yarıklarına yada bayrakçık adı verilen çıkıntılarına bağlıdır.Gerçekte kolektör dilimleri arasında konulan mika, Mikanit yüksek gerilimlere dayanabilse de, zamanla dilimlerin arası toz çapak yağ vb. ile dolarak arızaya neden olabilir.Dilimler arası boşluklar arıza durumunda kontrol edilmesi, boşluğu doldurmuş olan yabancı maddeler temizlenir.
      DC dinamolarda kolektörün görevi ,endüvide oluşan gerilimin dışarıya gönderilmesini sağlamaktadır.

 Fırça:

   DC ve AC ile çalışan kolektöre basan parçalarına fırça denir.Fırçalar,makinenin akım ve gerilim değerine göre farklı özelliklerde üretilir
   Fırçaların kolektöre düzgünce basmasını sağlamak için ise baskı yayları kullanılır.Fırçalar aşınıcı olduğundan zamanla biter.Bu durum makinenin sesinden, kolektöre aşırı kıvılcım oluşmasından  anlaşılabilir.

İndüktör  (kutup):

   DC yada AC ile çalışan makinelerde N-S kutuplarının oluşturulması için yapılmış olan sargıların yerleştirildiği kısımdır.
   Küçük makinelerin indüktörleri doğal mıknatıstan  yapılırken,Büyük güçlü makine indüktörleri bobinlerle oluşturulur.
   İndüktörlerin nüvesi (göbek) AC ile çalışan makinelerde 0,60 – 1,40 mm kalınlığında silisyum katkılı sacları preste sıkıştırılmasıyla elde edilir.DC ile çalışan makinelerinin indüktörlerinin nüveleri ise tek parça demirden yapılır.

ALTERNATİF AKIMDA DOĞRU AKIMIN ELDE EDİLİŞİ:
   
   Doğrultmaç diyotlarla alternatif akımdan doğru akım elde edilebilmektedir.AC ‘yi DC ‘ye çevirmede kullanılan doğrultmaç diyotlarının yapısı kısaca şöyledir:
   Silisyum yada germanyum adlı yarı iletkenler çeşitli katkılama maddeleri kullanılarak pozitif ve negatif madde haline getirilir.daha sonra P ve N tipi iki parça birleştirildiğinde doğrultmaç diyodu elde edilir.

AC’ nin DC ’ye çevrilmesinde  kullanılan yarım dalga doğrultmaç devresi:

   Doğrultmaç devreleri AC akımı doru akıma çevirir.Devrede trafonun çıkışındaki AC nin yalnızca pozitif alternansı alıcıya ulaşabilir. Negatif alternans ise diyot tarafında kırpılır.

Güneş pili:

   Güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren  elemanlara ışık pili denir.Her biri 0,5 volt edebilen güneş pilleriyle 3 volt gerilim elde etmek istiyorsanız 6 tanesi birbirine seri olarak bağlanır.Sistemden alınan akım yükseltilmek istendiğinde ise elemanlar paralel olarak bağlanır.Yüksek gerilim ve akım elde etmek için yapılmış güneş enerjisi panellerinde ise yüzlerce güneş pili seri ve paralel bağlı durumdadır.
   Bu  elemanlar güneş enerjisiyle çalışan,saat, rodyo,hesap makinesi,otomobil sokak lambası uydu vericisi vb. gibi aygıtlarda kullanılır.

Doğru Akımın kullanıldığı alanlara ilişkin örnekler

•   Haberleşme cihazlarında
•   Radyo teyp televizyon gibi elektronik cihazlarda,
•   Redresörlü  kaynak makinelerinde
•   Maden arıtma ve maden kaplamacılığında
•   Elektrikli taşıt araçlarında
•   Tıbbi aygıtlarda
•   Motorların balatalı ve dinamik frenleme ile durdurulmasında   



ALTERNATİF AKIM

Tanımı: Alternatör adı verilen makineler tarafından üretilen elektrik akımı çeşididir.Akım  zamana göre sürekli olarak  yön ve şiddeti değişir.Yani alternatörden gelen akım sürekli azalıp çoğalır ve akış yönü değişir.
   Alternatörün ürettiği akım zamana göre ve yön ve şiddet değiştirme sayısına frekans adı verilmektedir. Türkiye’de üretilen alternatif akım frekansı  50 hz dir.Bazı kaynaklar frekans birimi olarak c/s de kullanılır.
   Günümüzde elektrik enerjisinin %90 ‘a yakın bölümü alternatif olarak üretilmektedir. Çünkü AC nin taşınması , yükseltilmesi ve düşürülmesi kolaydır.
   
Alternatif akım elde edilmesi

   Bobin 360 derecelik bir dönüş yapması sonucunda gerilim bir saykılı oluşmaktadır.
Bir saykıl ,alternans, periyod ve frekans  gibi kavramlarla açıklanmıştır.Şimdi bunları inceleyelim

Sayıl:
N-S manyetik alan içinde bir devir yapan bobinde oluşan gerilim şeklinde bir saykıl denir.
   Başka bir deyişle,gerilimin sıfırdan başlayarak pozitif max. Değere, tekrar düşerek sıfıra, ardından negatif maximum değere ve buradanda yeniden sıfıra ulaşmasına saykıl denir.

Alternans:

Bir saykılın pozitif yada  negatif dalgasına alternans denir.
     
 Periyot:
   Bir saykılın oluşması için geçen zamana periyot denir.Periyot T ile gösterilir. Denklemi, T=1/f = 1/ frekans, birimi saniyedir.
 Frekans:
   Bir saniyede oluşan saykıl sayısına frekans denir.Frekans “f” ile gösterilir.Denklemi f=1/T , birimi hz dir.

 Alternatif akımın ölçülmesi :
   Alternatif akımla çalışan devrelerde akım , gerilim,güç,iş ölçmek için çeşitli ölçü aletleri kullanılmaktadır.

Ampermetre ile AC akım ölçme

   Alternatif akım, analog yada dijital yapılı ampermetre ile ölçülür.Ampermetre alıcıya seri olarak bağlanır.

Pensampermetre ile AC akım ölçme :
     
           Motorların çektiği akımı normal ampermetre ile kısa sürede ölçmek mümkün değildir.Çünkü ampermetrenin ölçme yapabilmesi için akım yolunun açılıp aletin araya bağlanması gerekir.Pensampermetre  kullanılarak motorların çektiği akım devre kabloları sökülmeden ölçülebilir.
   Pensampermetre kullanılırken akımı ölçülecek iletken pens ampermetrenin azmın içine alır.Akım taşıyan iletken tek sarımlı primer sargı görevi yaparak basit bir transformatör oluşturur.Hattan geçen akımın miktarına bağlı olarak aletin içindeki sargıda gerilim indüklenir ve alet hattan geçen akımı gösterir.
Voltmetre ile AC gerilim ölçme

Bu yöntemde voltmetre, gerilimi ölçülecek yere paralel bağlanır.

Wattmetre ile aktif güç ölçme :

    Alıcıların şebekeden çektiği aktif gücü ölçmeye yarayan aygıta wattmetre denir. Analog tip wattmetrelerde akım bobini ve gerilim bobini ve ibre düzeneği bulunur. Ölçme yapılırken akım bobini alıcıya seri,gerilim bobini ise paralel  bağlanır   
   

   













FAYDALANILAN KAYNAKLAR:

1.   Elektrik Santralleri Enerji İletimi Ve Dağıtımı                           M. ADNAN PEŞİNT
2.   Elektrik Bilgisi                                                                            ALİ ÖZDEMİR
3.   Elektik Makinaları                                                                      M. ADNAN PEŞİNT 
4.   Elektrifikasyon                                                                           MAHIR ALTIN
380  cellotin genel / Fen - Fizik / Ynt: doğru akım devreleri : Ekim 07, 2007, 01:09:20 ÖÖ
DOĞRU AKIM DEVRELERİ

Elektrik akımının zamanla değişmediği her zaman sabit kaldığı şekline doğru akım denir.
Doğru akım devrelerinde bir direncin uçlarındaki potansiyel farkı zamanla değişmez.Bu gerilim değeri
  dirençten geçen akım I direnç değeri R ise;           V=I / R  'ye eşittir.
    Bir doğru akım devresinde gerilimin zamana karşı değişim grafiği aşağıdaki gibidir
                                       
 
                               
                            DOĞRU AKIM DEVRELERİNDE ÜRETEÇ
                                         
                                       BASİT BİR DOĞRU AKIM DEVRESİ
  Bu doğru akım devresinde devreden geçen akım   
                                           ye eşittir.
 
   Buna göre          olur   
   Bu  devredeki elektriksel güç ise aşağıdaki şekilde verlir.
                 
   RC Devrelerinde Doğru Akım:
   
   Yukarıdaki RC devresini göz önüne alalım.Bu tür devrelerde devreye bir doğru akım kaynağı
    ile akım sağlanması halinde devreden geçen akım kondansatörün varlığı nedeniyle akım zamanla
    değişir ve sonunda kondansatör tamamiyle dolduğu zaman  sıfır olur.
   Bu akım değeri
        ile verilir.
    Kondansatör tam olarak dolduktan sonra üreteç devreden çıkarılırsa kondansatör  boşalmaya
    başlar ve sahip olduğu yükü zamanla kaybeder budurumda akım değeri yine yukarıda verildiği
    gibi     
              şeklinde  verilir.
   Dolan bir kondansatördeki yük değişimi
                                                                                    şeklinde verilir.
    Boşalan bir kondansatörde yük değişimi ise
                                                                                    şeklinde verilir.

381  cellotin genel / Fen - Fizik / Ynt: DOĞAL DENGE : Ekim 07, 2007, 01:09:04 ÖÖ
     DOĞAL DENGE
  S-1-Doğal denge nedir?
     Yeryüzünde birçok canlı yşamını sürdürür.Bu canlılar beslenme,barınma ihtiyaclarını bu  doğadan karşılarlar.Doğada canlılar ve cansızların sürekli etkileşimlerine doğal denge denir.
  S-2-Canlılar arasında doğayı en cok etkileyen  ve ona zarar veren nedir?Etkilerini ve zararlarını bır örnekle açıklayınız.
    Doğaya en çok zarar veren şey insan dır.Örneğin;ormanlar,tarla açmak,bina yapmak amacıyla veya yangınlarla yok ediliyor.
  S-3-Hepimize büyük yararlar sağlayan doğal çevremize karşı görevlerimiz nelerdir?
     Hepimize büyük yararlar sağlayan doğal çevremize karşı görevimiz onu yok etmek değil,onu korumak,geliştirmek ve verimlileştırmektir.Bunu da ancak doğal kaynaklarımızı bilinçli kullanarak gerçekleştiririz.
  S-4-Hayatımızı sürdürmek için nelerden faydalanırız?Bunlar biter mi,bitmez mi açıklayınız.
     Yaşamımızı sürdürmek için doğal kaynaklardan yararlanırız.Hava,su,toprak,bitki örtüsü,madenler ve hayvanlar doğal kaynaklarımızı oluşturur.Bitmeyecekmiş gibi görünen bu kaynaklar,insanların bilinçsizce  davranışısonucu hızla azalmaktadır.Oysa      görevimiz bunları yok etmek değil,korumaktır.
   S-5-Doal kaynaklardan havanın kirletilmesi ve tüketilmesi ile neler olabileceğini açıklayınız.
      Bitkiler ve hayvanlar yaşamları için gerekli oksijeni havadan  alırlar.Havanın çeşitli şekillerde kirletilmesi ,bu kirliliğin yağmur suları ile yeryüzüne inerek akarsu,yer altı suları ve topra ğa karışması,orada yaşayan canlıları olumsuz yönde etkiler.Onların türlerinin azalmasına veya yok olmasına neden olur.Çünkü doğadaki canlıların zenginliği sağlıklı bir çevrenin var olmasına bağlıdır.
   S-6-Doğal kaynaklardan suyun kirletilmesi ve tüketilmesi ile neler olabileceğini yazınız.
       Su , sağlıklı bir hayatın devamı için,canlıların ihtiyaç duyduğu bir kaynaktır.Dünya'nın dörtte üçü sudur.Canlılar bir çok alnda sudan yararlanır.Bu yüzden canlı yaşamında suyun önemi büyüktür.Ancak insanlar yıllarca deniz,göl ve akarsularımızı kirletmiştir.Su hayatımız için önemli olduğundan suyun kirletilmesine engel olmalıyız.Fabrikalardan çıkan tüm atıklar denizlere akıtılıyor.Burada dikkat edilmesi gereken konu suyun yeterince kullanılması ve çevrenin kirletilmemesidir.
   S-7-Doğal kaynaklardan ormanların tükatilmesi ile neler olabileceğini açıklayınız.
        Aynı şekilde doğal kaynaklarımızdan olan ormanlarında sayılamayacak kadar bir çok yararı vardır.Ormanlardan gelecek kuşaklarında  yararlanması için ormanları korumalıyız.Artan nüfusla ormanlar bilinçsizce tüketilmektedir.Bu da doğayı felâkete sürükler.
   S-8-Doğal kaynaklarımızdanyer altı kaymnaklarının tüketilmesi  ile neler olabileceğini açıklayınız.
       Yer altı kaynaklarımızın biliçsizce kullanımı sayesinde bu kaynak iyice azalmaktadır.Yapılan araştırmalara göre petrol,kömür ve doğal gaz gibi önemli madenlerde yeni yataklar bulumazsa kısa bir zamanda tükeneceği belirtilmektedir.Bu yüzden yer altı kaynaklarımızı bilinçli kullanmalı,onları korumalıyız.
  S-9-Doğal kaynaklardan toprak kirletiliğinde neler olabileceğini açıklayınız.
       Toprağa bırakılan zararlı katı ve sıvı maddeler zamanla toprağın verimini kaybettirir.Verimini kaybeden toprak üstündekileri taşıyamaz,yaşatamaz hâle gelir.Ve sularla deniz ve göllerin içini doldurur.
  S-10-Savaş iyi midir?açıklayınız.
        Savaş canlılar üzerinde olumsuz etki bırakan bir felâkettir.Savaş pek çok nedenle çıkabilir ve birçok insanın yaralanmasına ve ölmesine neden olur.Savaş bazı yönleri ile iyi,bazı yönleri ile kötüdür. İyi yönleri savaşarak kendi toprağımızı kendimiz kazanmamız,kötü yönü ise birçok kişinin hayatı ve canı...
   S-11-Savaş ile açlık arasnda bir bağ var mıdır?Açıklayınız.
         Savaş ile açlık arasında doğrudan bir bağ bulunur.Öncelikle,silâhlanmaya nerilen yatırım doğrudan açlığı getirmektedir.Doğaya verdiği zarar ile besin kaynakları tükenir.
    S-12-Dünya'da açlık görülür mü?Neden?
         Dünyadaki besin kaynaklarının dağılımında büyük farklılıklar varrdır.Bu kaynaklar,bazı ülkelerde çok bol iken,bazılarında azdır.Dünyada açlığa karşı mücadele etmek amcıyla kurulan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilâtı (FAO)na göre 450milyon insan açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.
    S-13-İsraf nedir?Hangi konularda israf yapılıyor?Önlemekiçin neler yapılmalıdır?
          İsraf her türlü maddenin bilinçsizce kullanımıdır.İsraf sadece besin tüketiminde değil,aynı zaman da insan ve beyin gücündede yaşanır.Bu alndaki israf  nedeniyle Türkiye,dünya ülkeleri içerisinde ön sıralarda yer almaktadır.İsrafın önüne geçilebilmek için her alnda tutumlu olmak gerekir.Gerksinimimiz olan maddeleri,zamanı,gücümüzü tasarrflu kullanmaktır.
    S-14-Nükleer,biyolojik,kimyasal silahlar ile mayınlar kullanılmalımıdır?Neden?
          Kitle imha silahları atıldığı bölgede kalmaz,yayılır.Bu yüzden sadece karşımızda ki ülkeye değil  kendimize de zarar vermiş oluyoruz.Karşı ülkeye atılan virüs yayılarak kendi ülkemizide sarar.Zaten bu silâhlar çeşitli yerlerde yasaklanmasına rağmen hâlâ bu silâhların yapımına devam edilmektedir.
    S-15-Başlıca bulaşıcı hastalıkları yazınız.
          Her  hastalıklar  önemlidir.Ancak insanların ölümüne yol açan hastalıkların toplum açısından ayrı bir önemi vardır.İşte bu hastalıkların başında AIDS ve HEPATİT B gelmektedir.Bu hastalıklar kan ve cinsel temas yolu ile bulaşır.
    S-16-Çağımızda insanlığı tehdit eden en önemli hastalık hangisidir?Neden?
          Çağımızda insanlığı tehdie eden en önemli hastalık AIDS tir.Bu hastalık virüsü insanın  içine girdiğinde diğer hastalıklara karşı direncini kırar ve ölümlere sebep olur.Bu hastalık kan ve cinsel temas ile,temizlenmemiş hastahane aletleri ile geçebilir.
    S-17-Nükleer enerji nasıl elde edilir?
          Atom çekirdeğinin parçalanması yada bölünmesi ile meydana gelir.Bu enrjiye aynı zamanda atom enerjiside denir.
   S-18-Bazı ülkeler nükleer enerji üretiminden kaçınmaktadır?Neden ?   
         *Nükleer enerji elde edilirken çevreye yayılangaz ve sıvı haldeki atıklar önemli çevre sorunları yaratmaktadır.
         *Bu atıkların suya,toprağa,havaya  yayılması ,insan sağlığını olumsuz yöndev etkiler.
         *Meydana gelen nükleer kazalar  tüm dünyada radyasyonkorkusunu güçlendirmişti.
         *Nükleer santrallerin kurulması,atıkların saklanması yada depo edilmesi  oldukça pahalı bir iştir.
         *İnsan  sağlığına zarar vermeyen daha güvenli,ucuz ve temiz enerji kaynaklarının varlığıortaya koyulmuştur.
    S-19-Uzayın keşfi ile insanoğlunun hayatında hangi önemli değşiklikler olmuştur?
          *Uzay bilmi demek olan astronomi sadece gözlemlere dayalı iken deneysel bir bilim haline geldi.
         *Güneş,gezegnler ve diğer gök cisimleri hakkında gerçekçi bilgilerelde edildi.
         *Uzaydan çekilen uydu fotoğrafları ile dünyanın gerçek boyutları ölçüldü.
         *Uydu fotoğraflarından yararlanarak meteorolojide hava tahminleridoğru olarakyapılmaya başlanmıştır.
         *İletişim ve ulaşım teknolojilerinde büyük gelişme ve kolaylıklar sağlandı.
   S-20-Doku ve organ nakli neden yapılır?
         Bazı hastalıklar ve kazalar,insan vücudun çeşitli doku ve organlarında bozukluklar meydana getirirBu organlar insan sağlığını tehdit eder bu bakımdan  bu organların yerine yenilerinin sağlanması gerekir.Bu olaya doku ve organ nakli denir.Bu olay ancak hastanın kendi dokularından yada doku ve organını bağışlayan kişiden alınabilir.Ancak doku ve organ nakli anayasada bir kaç esasa bağlanmaktadır.Bunlar,doku ve organ bağışını gerçekleştirecek kişi 18 yaşını doldurmuş olmalıdır.Küçükse ailesinden izinli bir belge almalıdır.Bağışı yapan kişinin akli dengesi yerinde olmalıdır.Bağış yapacak kişi iki tanıkla birlikte yetkilikurunlara gider bir belge imzalar ve teslim eder.Eğer daha sonra bu kararlan vazgeçerse  bu belgeyi iptal ettirir.
    S-21-Doku ve organ nakli  önemlidir.Neden?
         Yardımlaşma ve dayanışma insanoğlunun erdemlerindendir.Bu olayın örneğini 17 Ağustos ve 12Kasım tarihlerinde halkımız açık bir şekilde göstermiştir.Biz de doku ve organ naklinde hiç bir yardımdan kaçınmayarak doku ve organ bağışında bulunmalıyız.
 




382  cellotin genel / Fen - Fizik / Ynt: doğal denge : Ekim 07, 2007, 01:08:50 ÖÖ
     DOĞAL DENGE
  S-1-Doğal denge nedir?
     Yeryüzünde birçok canlı yşamını sürdürür.Bu canlılar beslenme,barınma ihtiyaclarını bu  doğadan karşılarlar.Doğada canlılar ve cansızların sürekli etkileşimlerine doğal denge denir.
  S-2-Canlılar arasında doğayı en cok etkileyen  ve ona zarar veren nedir?Etkilerini ve zararlarını bır örnekle açıklayınız.
    Doğaya en çok zarar veren şey insan dır.Örneğin;ormanlar,tarla açmak,bina yapmak amacıyla veya yangınlarla yok ediliyor.
  S-3-Hepimize büyük yararlar sağlayan doğal çevremize karşı görevlerimiz nelerdir?
     Hepimize büyük yararlar sağlayan doğal çevremize karşı görevimiz onu yok etmek değil,onu korumak,geliştirmek ve verimlileştırmektir.Bunu da ancak doğal kaynaklarımızı bilinçli kullanarak gerçekleştiririz.
  S-4-Hayatımızı sürdürmek için nelerden faydalanırız?Bunlar biter mi,bitmez mi açıklayınız.
     Yaşamımızı sürdürmek için doğal kaynaklardan yararlanırız.Hava,su,toprak,bitki örtüsü,madenler ve hayvanlar doğal kaynaklarımızı oluşturur.Bitmeyecekmiş gibi görünen bu kaynaklar,insanların bilinçsizce  davranışısonucu hızla azalmaktadır.Oysa      görevimiz bunları yok etmek değil,korumaktır.
   S-5-Doal kaynaklardan havanın kirletilmesi ve tüketilmesi ile neler olabileceğini açıklayınız.
      Bitkiler ve hayvanlar yaşamları için gerekli oksijeni havadan  alırlar.Havanın çeşitli şekillerde kirletilmesi ,bu kirliliğin yağmur suları ile yeryüzüne inerek akarsu,yer altı suları ve topra ğa karışması,orada yaşayan canlıları olumsuz yönde etkiler.Onların türlerinin azalmasına veya yok olmasına neden olur.Çünkü doğadaki canlıların zenginliği sağlıklı bir çevrenin var olmasına bağlıdır.
   S-6-Doğal kaynaklardan suyun kirletilmesi ve tüketilmesi ile neler olabileceğini yazınız.
       Su , sağlıklı bir hayatın devamı için,canlıların ihtiyaç duyduğu bir kaynaktır.Dünya'nın dörtte üçü sudur.Canlılar bir çok alnda sudan yararlanır.Bu yüzden canlı yaşamında suyun önemi büyüktür.Ancak insanlar yıllarca deniz,göl ve akarsularımızı kirletmiştir.Su hayatımız için önemli olduğundan suyun kirletilmesine engel olmalıyız.Fabrikalardan çıkan tüm atıklar denizlere akıtılıyor.Burada dikkat edilmesi gereken konu suyun yeterince kullanılması ve çevrenin kirletilmemesidir.
   S-7-Doğal kaynaklardan ormanların tükatilmesi ile neler olabileceğini açıklayınız.
        Aynı şekilde doğal kaynaklarımızdan olan ormanlarında sayılamayacak kadar bir çok yararı vardır.Ormanlardan gelecek kuşaklarında  yararlanması için ormanları korumalıyız.Artan nüfusla ormanlar bilinçsizce tüketilmektedir.Bu da doğayı felâkete sürükler.
   S-8-Doğal kaynaklarımızdanyer altı kaymnaklarının tüketilmesi  ile neler olabileceğini açıklayınız.
       Yer altı kaynaklarımızın biliçsizce kullanımı sayesinde bu kaynak iyice azalmaktadır.Yapılan araştırmalara göre petrol,kömür ve doğal gaz gibi önemli madenlerde yeni yataklar bulumazsa kısa bir zamanda tükeneceği belirtilmektedir.Bu yüzden yer altı kaynaklarımızı bilinçli kullanmalı,onları korumalıyız.
  S-9-Doğal kaynaklardan toprak kirletiliğinde neler olabileceğini açıklayınız.
       Toprağa bırakılan zararlı katı ve sıvı maddeler zamanla toprağın verimini kaybettirir.Verimini kaybeden toprak üstündekileri taşıyamaz,yaşatamaz hâle gelir.Ve sularla deniz ve göllerin içini doldurur.
  S-10-Savaş iyi midir?açıklayınız.
        Savaş canlılar üzerinde olumsuz etki bırakan bir felâkettir.Savaş pek çok nedenle çıkabilir ve birçok insanın yaralanmasına ve ölmesine neden olur.Savaş bazı yönleri ile iyi,bazı yönleri ile kötüdür. İyi yönleri savaşarak kendi toprağımızı kendimiz kazanmamız,kötü yönü ise birçok kişinin hayatı ve canı...
   S-11-Savaş ile açlık arasnda bir bağ var mıdır?Açıklayınız.
         Savaş ile açlık arasında doğrudan bir bağ bulunur.Öncelikle,silâhlanmaya nerilen yatırım doğrudan açlığı getirmektedir.Doğaya verdiği zarar ile besin kaynakları tükenir.
    S-12-Dünya'da açlık görülür mü?Neden?
         Dünyadaki besin kaynaklarının dağılımında büyük farklılıklar varrdır.Bu kaynaklar,bazı ülkelerde çok bol iken,bazılarında azdır.Dünyada açlığa karşı mücadele etmek amcıyla kurulan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilâtı (FAO)na göre 450milyon insan açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.
    S-13-İsraf nedir?Hangi konularda israf yapılıyor?Önlemekiçin neler yapılmalıdır?
          İsraf her türlü maddenin bilinçsizce kullanımıdır.İsraf sadece besin tüketiminde değil,aynı zaman da insan ve beyin gücündede yaşanır.Bu alndaki israf  nedeniyle Türkiye,dünya ülkeleri içerisinde ön sıralarda yer almaktadır.İsrafın önüne geçilebilmek için her alnda tutumlu olmak gerekir.Gerksinimimiz olan maddeleri,zamanı,gücümüzü tasarrflu kullanmaktır.
    S-14-Nükleer,biyolojik,kimyasal silahlar ile mayınlar kullanılmalımıdır?Neden?
          Kitle imha silahları atıldığı bölgede kalmaz,yayılır.Bu yüzden sadece karşımızda ki ülkeye değil  kendimize de zarar vermiş oluyoruz.Karşı ülkeye atılan virüs yayılarak kendi ülkemizide sarar.Zaten bu silâhlar çeşitli yerlerde yasaklanmasına rağmen hâlâ bu silâhların yapımına devam edilmektedir.
    S-15-Başlıca bulaşıcı hastalıkları yazınız.
          Her  hastalıklar  önemlidir.Ancak insanların ölümüne yol açan hastalıkların toplum açısından ayrı bir önemi vardır.İşte bu hastalıkların başında AIDS ve HEPATİT B gelmektedir.Bu hastalıklar kan ve cinsel temas yolu ile bulaşır.
    S-16-Çağımızda insanlığı tehdit eden en önemli hastalık hangisidir?Neden?
          Çağımızda insanlığı tehdie eden en önemli hastalık AIDS tir.Bu hastalık virüsü insanın  içine girdiğinde diğer hastalıklara karşı direncini kırar ve ölümlere sebep olur.Bu hastalık kan ve cinsel temas ile,temizlenmemiş hastahane aletleri ile geçebilir.
    S-17-Nükleer enerji nasıl elde edilir?
          Atom çekirdeğinin parçalanması yada bölünmesi ile meydana gelir.Bu enrjiye aynı zamanda atom enerjiside denir.
   S-18-Bazı ülkeler nükleer enerji üretiminden kaçınmaktadır?Neden ?   
         *Nükleer enerji elde edilirken çevreye yayılangaz ve sıvı haldeki atıklar önemli çevre sorunları yaratmaktadır.
         *Bu atıkların suya,toprağa,havaya  yayılması ,insan sağlığını olumsuz yöndev etkiler.
         *Meydana gelen nükleer kazalar  tüm dünyada radyasyonkorkusunu güçlendirmişti.
         *Nükleer santrallerin kurulması,atıkların saklanması yada depo edilmesi  oldukça pahalı bir iştir.
         *İnsan  sağlığına zarar vermeyen daha güvenli,ucuz ve temiz enerji kaynaklarının varlığıortaya koyulmuştur.
    S-19-Uzayın keşfi ile insanoğlunun hayatında hangi önemli değşiklikler olmuştur?
          *Uzay bilmi demek olan astronomi sadece gözlemlere dayalı iken deneysel bir bilim haline geldi.
         *Güneş,gezegnler ve diğer gök cisimleri hakkında gerçekçi bilgilerelde edildi.
         *Uzaydan çekilen uydu fotoğrafları ile dünyanın gerçek boyutları ölçüldü.
         *Uydu fotoğraflarından yararlanarak meteorolojide hava tahminleridoğru olarakyapılmaya başlanmıştır.
         *İletişim ve ulaşım teknolojilerinde büyük gelişme ve kolaylıklar sağlandı.
   S-20-Doku ve organ nakli neden yapılır?
         Bazı hastalıklar ve kazalar,insan vücudun çeşitli doku ve organlarında bozukluklar meydana getirirBu organlar insan sağlığını tehdit eder bu bakımdan  bu organların yerine yenilerinin sağlanması gerekir.Bu olaya doku ve organ nakli denir.Bu olay ancak hastanın kendi dokularından yada doku ve organını bağışlayan kişiden alınabilir.Ancak doku ve organ nakli anayasada bir kaç esasa bağlanmaktadır.Bunlar,doku ve organ bağışını gerçekleştirecek kişi 18 yaşını doldurmuş olmalıdır.Küçükse ailesinden izinli bir belge almalıdır.Bağışı yapan kişinin akli dengesi yerinde olmalıdır.Bağış yapacak kişi iki tanıkla birlikte yetkilikurunlara gider bir belge imzalar ve teslim eder.Eğer daha sonra bu kararlan vazgeçerse  bu belgeyi iptal ettirir.
    S-21-Doku ve organ nakli  önemlidir.Neden?
         Yardımlaşma ve dayanışma insanoğlunun erdemlerindendir.Bu olayın örneğini 17 Ağustos ve 12Kasım tarihlerinde halkımız açık bir şekilde göstermiştir.Biz de doku ve organ naklinde hiç bir yardımdan kaçınmayarak doku ve organ bağışında bulunmalıyız.