Bedava ödev indir
Ocak 09, 2009, 05:25:06 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
  Ana Sayfa Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
  İletileri Göster
Sayfa: « 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 »
241  cellotin genel / Tarih / Ynt: 1876 Anayasası : Ekim 08, 2007, 09:18:26 ÖÖ
I.1876 ANAYASASI 

  A   -GENEL ÖZELLİKLERİ:                                                                                                                           Türk tarihinin ilk anayasası diyebileceğimiz bu anayasa ‘KANUN-U ESASISİ’adıylada bilinir.Eski takvime göre 7 Zilhicce 1293;miladi takvime göreyse 23 Aralık 1876 yılında kabul edilmiştir.Osmanlı İmparatorluğu’nda mutlak monarşiden anayasalı monarşiye geçişi belirleyen ve meşrutiyet rejiminin temelini atan bir anayasadır.O dönemde padişah II.Abdülhamid han sadrazamlığa getirdiği Mithat Paşa’nın hazırladığı ‘Kanun-ı Cedid’ adlı anayasa taslağı yerine,Fransız Anayasasını çevirtip nazırlarına inceleterek ikinci bir taslak hazırlattı.Anayasayı hazırlamakla görevli 28 kişilik Cemiyet-i Mahsusa’nın düzenlediği son taslak Heyet-i Vükela’da(Bakanlar Kurulu)kesin biçimini aldıktan sonra padişahın bir hatt-ı hümayunuyla kabul ve ilan edildi.
   
               Yasama ve yürütme organ ve yetkilerini birbirinden açıkça ayırmayan Kanun-ı Esasi sistemi yürütmenin, özellikle de padişahın üstünlüğü ilkesine dayanıyordu.meclisin senato kanadı durumunda ki Ayan Heyeti üyelerini padişah atadı.Seçimle gelen Heyet-i Mebusan üyeleri anayasaya değil,padişaha sadakat yemini ederek göreve başlardı.                                                                             1876-77 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Padişah meclisi tatil etti ve birdaha toplantıya çağırmadı.1908’e kadar Kanun-ı Esasi yürürlükte kaldı fakat uygulamadan düştü.Tarihe 31 Mart olayı olarak geçen ayaklanmanın bastırılmasından sonra  bu anayasa üzerinde büyük değişikliklere gidildi.Bu değişiklikler ve eklenen üç yeni madde sonucu gerçekten meşruti ve parlamenter bir sistem oluşturuldu.Padişah anayasaya bağlılık yükümlülüğü altına girdi;hükümet ona değil,meclise karşı sorumlu kılındı.Hükümet ve Heyet-i Mebusan bağımsız bir kişilik kazandı.Yasama -yürütme ilişkileri dengeli duruma getirildi.Kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsendi,padişahın mutlak veto yetkisi kaldırıldı.1921 Anayasası’na rağmen bu anayasa aykırı olmayan maddeleriyle yürürlükte kaldı.Kesin olarak 1924 Anayasası’yla resmen tarih oldu.                                       
B-1876 ANAYASASI MADDELERİ ÖZELLİKLERİ   
     1876 Anayasası ilk kabul edildiğinde 11 ayrı bölümden oluşuyordu.Devletin                                           
Ayan Heyetinin,Mebusan Heyetinin,Hükümetin,Memurların,Mahkemelerin,Maliyenin,       
Eyaletlerin özelliklerine göre bölümlere ayrılmıştı.Her bölümde bu kurum ve kuruluş-
Ların özellileri,görevleri,sorumlulukları ve sınırlılıkları belirtilmişti.Toplam 119 madde-den oluşturulmuştur.

C-1876 ANAYASASINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

   Kanun-u Esasi üzerinde 1909 yılından 1918 yılına dek geçen sürede tam 7 kez değişikliğe gidilmiş ve 28 maddesi değiştirilmiştir.Anayasa üzerinde ilk değişiklik 1909 yılında tarihe 31 Mart Olayı olarak geçen hadiseden sonra olmuştur.Yapılan bu ilk değişiklikte tam 24 madde değiştirilmiştir.İkinci değişiklik 1914 yılnda daha önce değiştirilmiş olan üç maddenin yeniden değiştirilmesiyle olmuştur.(7;35;43.maddeler)     
Kanun-u Esasi üzerinde yapılan tüm değişikliklerin tarihi ve değişen maddeler aşağıda belirtilmiştir.

•   1909 tarihli değişiklik:3,6,7,10,12,27,28,29,30,35,36,38,43,44,53,54,76,77,80,
113,118,119,120,121,sayılı maddeler.

•   1914 tarihli ilk değişiklik:7,35,43 sayılı maddeler

•   1914 tarihli ikinci değişiklik:7,43,102 sayılı maddeler.

•   1916 tarihli ilk değişiklik:76. madde

•   1916 tarihli ikinci değişiklik:7,35. maddeler

•   1916 tarihli üçüncü değişiklik:72. madde

•   1918 tarihli değişiklik:69. madde



II. 1921 ANAYASASI

A-GENEL ÖZELLİKLERİ:

               Eski tarihle 7Şubat 1337;Miladi yıla gore 23 ocak 1921 yılında kabul olunan bu anayasaya Teşkilat-I Esasiye adı da verilir.Kurtuluş Savaşı’nın olağanüstü koşulları altında ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan bu anayasa;ulu-sal egemenliğe dayalı temsili hükümet sistemini kabul eden ilk Türk anayasasıdır.Kı-sa bir metinden oluşan bu anayasasının getirdiği sistemin özü;kuvvetler birliğine bağlı meclis hükümeti rejimidir.Yasama,yürütme,yargı yetkileri T.B.M.M.’nin elinde topla-yan bu rejime gore; T.B.M.M. yürütme yetkilerini kendi içinden seçtiği bir hükümet aracılığla kullanıyordu.Hükümet üyelerinin başlıca görevi T.B.M.M.’nin aldığı kararları uygulamaktı.Devlet başkanlığı makamına yer vermeyen anayasa uyarınca hükümetin başında T.B.M.M. Başkanı bulunuyordu.Temel hak ve hürriyetleri düzenleyici hüküm-leri içermeyen anayasa da devlet düzeniyle ilgili kurallarda da bazı aksaklıklar vardı.   
Bu boşluğu doldurmada 1876 Anayasası’nın bazı maddeleri değerlendiriliyordu ve sanki yürürlükteymiş gibi işlev gördü.
               Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında önemli bir rol oynayan 1921 Anayasası saltanatın kaldırılmasından sonar 29 Ekim 1923’te Köklü bir değişikliğe uğradı.Bu de-ğişiklikle cumhuriyet ilan edilerek,Cumhurbaşkanlığı makamı oluşturuldu.Ayrıca hükü-metin atanmasına ilişkin yeni düzenlemeyle parlamenter sisteme doğru önemli bir adım atıldı.Bu yüzden ortaya çıkan rejim değişikliği ve yeni devletin örgütlenmesinin getirdiği sorunlar,daha kapsamlı yeni bir anayasanın hazırlanmasını zorunlu kıldı.


B-1921 ANAYASASI’NIN MADDELERİ VE DEĞİŞİKLİKLER

   Çok kısa bir metin olan 1921 Anayasası sadece 23 maddeden oluşuyordu. Çok ağır şartlar altında olan devletin sadece bazı temel organlarının sorumluluklarına ağırlık verilen bu anayasa görevini en üst başarıyla yapmıştır.1921Anayasası sadece  bir kez değişikliğe uğramıştır.Buna göre anayasanın bazı maddeleri açıklanarak değiştirilmiş;birkaç madde eklenmiş ayrıca CUMHURİYET devlet şekli olarak kabul  edilmiştir.Altı madde üzerinde ki önemli değişiklikler şunlardır.


•   1.Madde:’Türkiye Devletinin şekli hükümeti,Cumhuriyettir.’ ibaresi eklenmiştir.

•   2.Madde:Tamamen değişmiştir.’Dini İslam,resmi lisanı Türkçe’dir.’ibaresi konmuştur.

•   4.Madde:Hükümetin meclisi temsilen idare ettiğini belirtir.

•   10.Madde:Cumhurbaşkanlığı makamının oluştuğunu açıklar.

•   11.Madde:Cumhurbaşkanının görev ve sorumlulukları hakkında açıklama getirir.


III. 1924 ANAYASASI


A-GENEL ÖZELLİKLERİ   

               1921 Anayasası’nda yapılan köklü değişiklikler yeni bir anayasanın hazır-lanmasını gerekli kıldı.Bu amaçla T.B.M.M. bünyesinde bir komisyon oluşturuldu.Ko-misyonun Fransa Üçüncü Cumhuriyet Anayassası’nı örnek kabul ederek oluşturdu-ğu taslak T.B.M.M.’de görüşüldü ve Cumhurbaşkanına geniş yetkiler tanıyan bazı maddelerde değişiklik yapılarak 20 Nisan 1924’te kabul edildi.Yeni anayasayla ulusal egemenlik ilkesi korunarak;kuvvetler birliği ilkesi rejimi temelde sürdürülmekle birlikte ,bir ölçüde ayrı bir kimlik kazandırılan yürütme organına önceki anayasaya göre daha geniş bir serbestlik tanındı.Bu çerçevede Cumhurbaşkanınca T.B.M.M. üyeleri arasından atanan  Başbakanın oluşturduğu Bakanlar Kurulunun yine Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasından sonra T.B.M.M.’nin güvenoyuna sunulması ilkesi benimsendi.Öte yandan tek tek bakanların T.B.M.M.’ye karşı sorumluluğu yerine;  toplu sorumluluk esası getirildi.Yargı hakkının ulus adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı hükme bağlandı.      

   1928’ten başlayarak beş kez değişikliğe uğrayan anayasa çok partili rejim altında da varlığını sürdürdü.Ama parlamenter sistemin gerektirdiği denge ve güven-celerden yoksun olması özellikle 1950’lerde belirgin biçimde ortaya çıktı.27 Mayıs 1960 İhtilali ile bazı hükümleri yürürlükten kaldırılan anayasa 1961 Anayasası’nın yürürlüğe girmesiyle ortadan kalktı.


B-1924 ANAYASASI’NIN MADDELERİ VE DEĞİŞİKLİKLERİ:

              1924 Anayasası Ahkam-ı Esasiye,Vazife-i Teşriye,Vazife-i İcraiye,Kuvvei Kazaiye, Türklerin Hukuku Ammesi, Mevaddı Müteferrika,adı verilen altı fasıldan ve toplam 105 maddeden oluşmuştu.   
                                              1924 Anayasası’nda çok ilginç değişiklikler yapılmıştır.1928’te ‘Laiklik’ ilkesinin benimsenmiş,ve 1937’de ‘Cumhuriyetçilik,Milliyetçilik,Halkçılık,Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik’ ilkelerinin Devletin temel nitelikleri olarak anayasaya eklendiğini görüyoruz.Ayrıca 1924 yılında kabul  edilen anayasa 1945 yılında tamamen bir değişikliğe uğramıştır ve dili Türkçeleştirilmiştir.Fakat 1952’de çıkarılan bir yasayla bu kanun kaldırılmış ve anayasa orjinal halini almıştır.                                             
   1924 Anayasası’nda ilki 1928 yılında olmak üzere beş kez değişikliğe gidil- miştir.(1928,1931,1934,5.2.1937,29.11.1937)Yapılan değişiklikler 15 madde üzerinde olmuştur.Yapılan değişikliklerin tarihleri ve değişen maddeler şunlardır: 

•   10.4.1928 tarihli değişiklik  :16,26,38.maddeler.
•   10.12.1934 tarihli değişiklik :95. madde
•   5.12.1934 tarihli değişiklik   :10,11. maddeler
•   5.2.1937  tarihli değişiklik    :2,74,75. maddeler
•   29.11.1937 tarihli değişiklik :44,47,48,49,50,61.maddeler


IV. 1961 ANAYASASI
                                        A-GENEL ÖZELLİKLERİ:
                                                               27.5.1961 tarihinde Kurucu Meclisçe kabul edilmiştir.31.5.1961’de Resmi Gazete’de yayınlanıp,9.6.1961 tarihinde halk oyuna sunulmuş ve kabul edilerek yürürlüğe giren anayasa 27 Mayıs  1960 İhtilalinden sonra anayasal düzene geçişin ilk adımıdır.1961 Anayasası’na göre    yasama yetkisini kullanan T.B.M.M.;Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu’ndan oluşuyordu.Millet Meclisi 450;Cumhuriyet Senatosu ise 150 üyeden oluşturuldu.Daha önce olduğu gibi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’ndan oluşmak üzere iki başlı bir yürütme organını benimseyen anayasa da Cumhurbaşkanlığı biraz daha sembolik bir makam olarak düzenlendi.Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldan yedi yıla çıkarılıyor fakat iki kez üst üste seçilme şansı ortadan kaldırılıyordu.1961 Anayasası’nda bulunan farklı bir özellikte hükümete T.B.M.M. dışından da bakan alma olanağı vermesiydi.Ayrıca ilk kez olarak özerk kuruluşlar T.R.T.ve üniversitelerin yapısıda düzenleniyordu.Temel hak ve hürriyetleri Batı normlarına uygun bir şekilde düzenleyen anayasanın bu alana ilişkin bölümleri bireylerin devlet karşısında ki konumunu güçlendiren ayrıntılı hükümler vardı.Kişi dokunulmazlığı,özel yaşamın korunması,düşünce ve inanç özgürlüğü gibi kavramların sınırları oldukça geniş tutulmuştu.12 Mart 1971 yılında ki askeri müdahaleyle anayasada yapılan değişiklikller oldukça önemlidir.Buna göre T.R.T.’nin özerkliği kaldırıldı;üniversitelere müdahale kolaylaştı;yargı bağımsızlığını zedeleyen düzenlemeler getirildi.Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin kurulmasını öngören,askeri mahkemelerin yapısını değiştiren,Yargıtay’ın yeniden düzenlenmesini sağlayan değişiklikler yapıldı.                                    

B-1961 ANAYASASI’NIN MADDELERİ VE ÖZELLİKLERİ:

             1961 Anayasası altı kısma ayrılmıştır. Bunlar sırasıyla şunlardır:

1.   GENEL ESASLAR(1.-9. maddeler):Devletin temel niteliklerinin açıklandığı bölümdür.

2.   Kısım(10.-62.maddeler):Temel Hak ve Ödevler,Kişinin Hak ve Ödevleri,  Sosyal ve İktisadi Ödevler,Siyasi Hak ve Ödevleri ol- mak üzere dört bölümden oluşuyordu.

3.   Kısım(63.-152. maddeler):Yasama,yürütme ve yargı bölümlerinden oluşuyordu.

4.   Kısım(153.-154. maddeler):Çeşitli Hükümler(Devrim yasalarını güvence altına alıyor ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görev ve sorumlulukları belirtiliyor.

5.   Kısım(22 adet):Geçici Hükümler

6.   Kısım(155.-157. maddeler)Anayasanın değiştirilmesine ilişkin maddeleri içeriyor.


   
C-1961 ANAYASASI’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER:

1961 Anayasası yukarıda da belirtildiği gibi 157 maddeden ve geçici 22 mad-deden oluşturulmuştur.1961 Anayasası’nda yedi kez değişikliğe gidilmiştir.Bu değişikliklerde toplam  63 madde değişikliğe uğramıştır.yapılan değişikliklerin tarihleri ve çıkarılan kanunların sayıları aşağıda belirtilmiştir.

•   12.11.1969 taihli değişiklik             1188 sayılı kanun
•     22.4.1970   tarihli değişiklik            1254 sayılı kanun
•     22.4.1970   tarihli değişiklik            1255  sayılı kanun
•     2.7.1970     tarihli değişiklik            1421 sayılı kanun
•       22.9.1971   tarihli değişiklik            1488 sayılı kanun
•       20.3.1973   tarihli değişiklik            1699 sayılı kanun
•       24.4.1974   tarihli değişiklik             1801 sayılı kanun



V. 1982 ANAYASASI:      

A-GENEL ÖZELLİKLERİ:

   1982 Anayasasını incelemeden kabul bu anayasanın oluşmasına zemin hazır-layan olaylara bir göz atmak gerekir.Özellikle 70’li yılların sonunda ülkede çığrından  çıkan bir çatışma ortamı vardı.İnsanlar çeşitli gruplara bölünmüş birbirleriyle çatışyorlardı ve hatta birbirlerini öldürüyorlardı.Ülkede faili meçhul cinayetler çoğalmış orduda ve hatta okullarda gruplaşmalar çoğalmıştı.Bu dönemde birde siyasi çekişme- ler artınca ortam iyice gerginleşti.Bu dönemin en çarpıcı siyasi gelişmesi ise görev süresi dolan Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün yerine T.B.M.M.’nin yeni Cumhurbaş-kanı seçememesidir.Bu yüzden ortam biraz daha gerildi.Bunun üzerine bütün kuvvet komutanlarınında(Kara,Hava,Deniz) desteğini alarak Genelkurmay Başkanı Kenan Evren 12 Eylül 1980’deyönetime el koydu.Kenan Evren Milli Güvenlik Kurulu ve devletin başına geçti.Bu ortamın oluşmasına neden olan siyasi partiler kapatıldı ve üyeleri siyasi yasaklı hale getirildi.Daha kabul anayasal düzene geçiş amacıyla ilk olarak Haziran 1981’de Kurucu Meclis Teşkili Hakkında Kanun çıkarıldı.Danışma Meclisi ve M.G.K.’dan oluşan bu meclis Orhan Aldıkaçtı başkanlığında bir anayasa komisyonu oluşturdu.23 Eylül 1982’de Danışma Meclisi bu anayasayı onaylıyor ve 7 Kasım 1982’de halkoyuna sunuluyor.Halk tarafından büyük bir oranla kabul edilen bu anayasa 9 Kasım 1982’de Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.     

           Anayasayı yedi kısımda incelemek mümkündür:
    
•   Birinci Kısım(1.-11. madde) –Genel Esaslar:Devletin temel nitelikleri ele alınıyor.
•   İkinci Kısım(12.-74. madde)-Temel Hak ve Ödevler:Dört bölüme ayrılıyor:Genel Hükümler,Kişinin Hak ve Ödevleri,Sosyal ve Ekonomik Hak ve Ödevler,Siyasi    Hak ve Ödevler.     
•   Üçüncü Kısım(75.-160. madde)Cumhuriyetin Temel Organları:Üç bölümden oluşuyor:Yasama,Yürütme ve Yargı konularına bölünmüş.
•   Dördüncü Kısım(161.-173. madde)Mali ve Ekonomik Hükümler:İki bölüme ayrılmıştır.İlki Mali Hükümler diğeriyse Ekonomik Hükümler.
•   Beşinci Kısım(174.madde)Çeşitli Hükümler:İnkılap Kanunları ve Korunmalarına İlişkin Hükümler.
•   Altıncı Kısım(16 Adet madde)Geçici maddeler
•   Yedinci Kısım(175.-177. madde)Anayasa Değişikliğine ilişkin Hükümler.


B-ANAYASANIN DEĞİŞTİRİLME AŞAMALARI:

Anayasanın değiştirilebilmesi ile ilgili sınırlar yine anayasanın 175. maddesinde belirtilmiştir.Buna göre anayasanın ilk dört maddesi dışında ki maddeleri gerekli koşullar yerine getirildiğinde değiştirilebilir.Bu koşullar kısaca şöyledir:
                                                                                                                                Buna göre anayasanın değiştirilebilmesi için T.B.M.M. üye tam sayısının en az
üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir.Bu teklifler mecliste kurulacak komisyonda görüşülüp oylandıktan sonra görüşülmek üzere genel kurula gönderilir.Bu teklif Genel kurulda iki kez görüşüldükten sonra oylamaya sunulur.Oylamada meclis üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu sağlanırsa bu madde değişebilir.Oylamalar gizli oylama şeklinde yapılır.Daha sonra Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulan teklif paketini ister-se Cumhurbaşkanı yeniden görüşülmek üzere meclise gönderebilir.Meclis geri gelen kanunu,üye tam sayısının üçte iki çoğunluğuyla kabul ederse Cumhurbaşkanı bu kanunu ya onaylar ve Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girer yada  diğer yet- sini kullanır ve  onaylamadığı madde yada maddeleri halkoyuna sunabilir.     

Mecliste üye tam sayısının beşte üçü ile üçte ikisinden az oyla kabul edilen ka-nun Cumhurbaşkanınca meclise iade edilmediği takdirde halkoyuna sunulmak üzere Resmi Gazete de yayınlanır.Halkoyuna sunulan teklifin kabul edilmesi için kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul oyu olması yeterlidir.


C-1982 ANAYASASI’NDA 2001 YILINA DEK YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER:

   1982 Anayasası’nda 2000 yılına kadar beş kez değişikliğe gidilmiştir. 2000 yılında dönemin hükümet partilerinin(DSP,MHP VE ANAP)liderleri tarafından anayasanın 6. değişikliği için tasarı sunulmuştur.69. ve 86. maddelerin değişikliği kabul edilmiş ama 101. madde yani Cumhurbaşkanı’nın görev süresine ilişkin madde reddedilmiştir.Bunun üzerine hükümet değişiklik tasarısını tamamen geri çekmiştir.   

              Anayasa’da 2001 yılına dek yapılan değişikliklerin tarihi,değişen maddeler ve değişen hükümler kısaca şöyledir.    
1-3361 sayılı kanun ve 17.5.1987 tarihli değişikliklikle değişen maddeler:         
67.Madde:Seçme ve halkoylamasına katılma yaşı 21’ini dolduran her Türk vatandaşı tabiri yerine 20’ye giren olarak değişmiştir. 
75. Madde:Milletvekili sayısı 400’den 450’ye çıkarılmıştır.
175.Madde:Milletvekili sayısı değiştiğinden anayasa değişikliği kabul sayısı milletve-kili üye tam sayısının 2/3’ ü yerine 3/5 ‘i gereklidir şekline çevrilmiştir.
Geçici 4. Madde:Kaldırılmıştır.Halkoyu sonucu siyasi yasaklı liderlerin siyaset yasa-ğı kalkmıştır.

2-3913 sayılı kanun ve 8.7.1993 tarihli değişiklikle değişen maddeler:

133.Madde:Radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek kanunla düzenlene-cek şartlar çerçevesinde serbesttir.Kısacası özel T.V.’lere izin veren değişikliktir.

3-4121 sayılı kanun ve 23.7.1995 tarihli değişiklikle değişen maddeler:

33.Madde:Dernekler Yasası:Derneklere siyasal haklar tanıyan,ortak hareket etme hakkı veren değişikliktir.
52.Madde:Sendikalar Yasası:Gelirlerinin devlet kontrolünden çıkmasını paralarının devlet bankasında olma zorunluluğunun kaldırılmasını sağlayan değşikliktir.
53.Madde:İş Sözleşmesi Hakkı İle İlgili Yasa:’Toplu iş sözleşmelerinin nasıl yapılacağı kanunla belirlenir.’cümlesi eklenmiştir.
67.Madde:Seçme hakkı yaşı 20’ye girerkenden 18’ini dolduran olmuştur.
68.Madde:Parti üyesi olma yaşı 21’den 18’e inmiştir.Ayrıca yükseköğretim elemanı ve öğrencilerin siyasi partilere üye olma yasağı kanunla belirlenen düzenlemeyle kal-dırılmıştır.
69.Madde:Siyasi Partilerin Uyacakları Esaslar:Kapatılan partilerin üyeleri,beş yıl süreyle parti kurucusu veye üyesi olamazlar.
75.Madde:Milletvekili sayısı 450’den 550’ye çıkarılmıştır.
84.Madde:Milletvekilliği üyeliğinin düşmesi ile ilgili değişiklikler yapılmıştır.
85.Madde:İptal İstemi:Geniş kapsamlı düzenlemeye gidilmiştir.
93.Madde:Toplanma ve Tatil:T.B.M.M.’nin tatilden dönüş tarihi Eylül’ün ilk günü şeklinden Ekim’in ilk günü şekline dönüştürüldü.
127.Madde:Mahalli İdareler Yasası:Seçimlerinin genel seçimlerlr birlikte yapılması koşuluyla vaktinden bir yıl önce veya sonra yapılmasına olanak sağlandı.
135.Madde:Kamu kurum veya kuruluşlarında çalışanların siyasi haklarında iyileştirmeler yapılan değişikliktir.
149.Madde:Anayasa Mahkemesi Çalışma ve Yargılama Usulü İle İlgili Yasa:Ekleme:‘Siyasi Partilerin temelli kapatılması yada kapatılmasna ilişkin davalarda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’ndan sonra kapatılması istenen siyasi partinin Genel Başkanı yada Merkezinin belirleyeceği bir vekilin savunmasını dinler.
171.Madde:Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi:Çıkartma yapılmıştır.Çıkarılan cümle şöyledir.’Devletin her türlü kontrol ve denetimine tabi olup;siyasetle uğraşamazlar ve siyasi partilerle işbirliği yapamazlar.’
Başlangıç Metni:İlk iki paragraf tamamen ;üçüncü paragrafınsa ilk cümlesi kaldırılmış.  Kaldırılan metin şöyledir:
       
             ‘Ebedi türk vatan ve milletinin bütünlüğüne ve kutsal Türk Devletinin varlığına karşı,Cumhuriyet Devrinde benzeri görülmemiş bölücü ve yıkıcı kanlı bir savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada;
             Türk milletinin ayrılmaz parçası olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin,milletin çağrısı ile gerçekleştirdiği 12 Eylül 1980 Harekatı sonucunda,Türk Milletinin meşru temsilcile-ri olan Danışma Meclisi’nce hazırlanıp,M.G.K.’nca son şekli verilerek Türk Milleti tara-fından kabul ve tasvip edilip ve doğrudan doğruya onun eliyle vaz olunan bu anayasa
            Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu,ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun İnkılap ve ilkeleri doğrultusunda;’

4-4388 sayılı kanun ve 18.6.1999 tarihli değişiklikle değişen maddeler:
143.Madde:D.G.M.İle İlgili Yasa:D.G.M. üyelerinin nasıl ve kimler arasından seçileceğini düzenleyen değişiklik.

5-4446 sayılı kanun ve 13.8.1999 tarihli değişiklikle değişen maddeler:
47.Madde:Devletleştirme:Özelleştirmeye olanak sağlayan değişiklikler yapılmıştır.
155.Madde:Danıştayla İlgili Yasa:Danıştaya kamuda ki Sözleşmeleri inceleyip düşün-ce ve çekincelerini bildirme görevi verilmiştir.


VI. 2001 YILINDA ANAYASADA  YAPILAN DEĞİŞİKLİK

A-GENEL DEĞERLENDİRME:

            2001 yılına kadar beş kez değişen 1982 Anayasası 2001 yılında büyük bir değişikliğe uğramıştır.İktidar ve muhalefet partileri büyük bir koalisyonla anayasanın 37 maddesinin değiştirilmesi için meclise bir tasarı sunmuşlardır.Yapılan görüşmeler ve oylamalar sonucu ilk turda bütün maddelerde değişiklikler kabul edilmiş fakat ikinci tur oylama sonucu üç madde(83;76.ve 90.)geçerli oyu alamamıştır.Yine de T.B.M.M.’ den çıkan en kapsamlı değişiklik olarak tarihte ki yerini aldı.Son yasa ile anayasada toplam 55 madde yeniden düzenlenirken iki madde ise yürürlükten kalktı.

B-TEKLİF EDİLEN AMA DEĞİŞTİRİLEMEYEN MADDELER:
         
           2001 yılında meclise değiştirilmesi teklif edilen fakat görüşmeler sonucu aynı kalan maddeler ve kısaca yapılmak istenen değişiklikler şöyledir:

83.Madde:Milletvekili Dokunulmazlığına İlişkin Yasa:Milletvekili dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin işlemlerin T.B.M.M.’ye ulaşma tarihinden itibaren üç ay içinde sonuçlandırılmasını ve dokunulmazlıkla ilgili oylamanın Genel Kurul’da gizli yapılmasını içeriyordu.Ayrıca tekrar seçilen milletvekilleri hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılması,yeniden ‘Dokunulmazlığın kaldırılmasına bağlıdır.’hükmü de maddeden çıkarılacaktı.
76.Madde: Anayasanın Milletvekili Seçilme Yeterliliği:76.maddede yapılması öngörülen değişiklik yeterli çoğunluk sağlanamadığından düştü.Değişiklik milletvekili seçilmeyi engelleyen durumlar arasına ideolojik ve anarşik eylemlere katılma yerine terör eylemlerine katılmasnın yeralmasını öngörüyordu.
90.Madde:Milletlerarası Antlaşmaları Uygun Bulma:A.B.’ye uyumun hukuksal altyapısının hazırlanmasına yönelik bir fıkra eklenmek istenmişti.Eklenmek istenen fıkra şöyledir:Yasalar ile uluslararsı antlaşmaların çatışması halinde uluslararası antlaşmaların esas alınması sağlanacaktı.

C-2001 YILINDA DEĞİŞTİRİLEN MADDELER:

           T.B.M.M. daha önce değiştirilen 24 farklı maddeden sonra bu kez 34 madde-yi daha revize ederek,bazı fireler dışında ‘büyük bir uzlaşmaya’imza atmış oldu.Deği-şiklik paketinde ki en önemli düzenlemeleri,Türkiye’ye A.B. yolunu açacak olan 23 madde oluşturdu.Değiştirilen maddeler ve maddelerde ki değişiklikler kısaca aşağıda sunulmuştur.(Bu bilgiler www.hurriyetim.com.tr/haber  internet sitesinden alınmıştır.) 

13.Madde:Temel Haklar:Temel Haklara getirilen sınırlamaların alanı daraltıldı.
14.Madde:Anayasada ki ‘Hürriyetler;dil.ırk,din ve mezhep ayrımı yaratmak amacıyla kullanılamaz’şeklinde ki ifade de ‘amaçlar’ kelimesi ‘faaliyetlere’ çevrilmiştir.
15.Madde:12 Eylül döneminde alınan kararlar ve çıkarılan yasaların,anayasaya aykı-rılığı iddiasıyla dava açılabilecek.
19.Madde:Toplu suçlarda gözaltı süresi 15 günden 4 güne indirildi.
20.Madde:Özel Hayatın Gizliliği:Artık mahkeme kararı olmadan özel haya-tın gizliliğine dokunulamayacak.Mahkeme kararı olmadan kimsenin üzeri aranamaz.
21.Madde:Konut Dokunulmazlığı:Bundan böyle güvenlik güçleri konutlara ancak yazılı emirle girebilecek ve bu emir 48 saat içinde hakim kararına dönüştürülecek.
22.Madde:Haberleşme Hürriyeti:Yeni düzenlemeyle ‘Milli Güvenlik,Kamu Düzeni’gibi vurgulamalarla telefonların dinlenmesinin sınırı daraltılıyor. 
23.Madde:Seyahat Özgürlüğü:Artık seyahat özgürlüğü ‘Ülkenin ekonomik durumu’ gerekçesiyle sınırlandırılamayacak.
26.Madde:Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti:Düşüncelerin açıklanmasında ‘kanunla yasaklanmış herhangi bir dilin kullanılamayacağı’ifadesi kaldırıldı.
28.Madde:Basın Hürriyeti:’Kanunla yasaklanmış bir dilde yayın yapılamaz’hükmü yerine ‘kanunla herhangi bir dilde yayın yasağı getirilemez’denildi.
31.Madde:Haber Alma Özgürlüğü:Madde ‘Halkın haber alma özgürlüğü ancak Milli Güvenlik,Kamu Düzeni,Genel Ahlak ve Sağlığın korunması gerkçesiyle kanunla sınır-lanabilecek’ diye değişti.
33.Madde:Dernek Kurma Hürriyeti:Dernek kurmanın önünde ki sınırlamalar kalktı.
34.Madde: ‘Gösteri yapmak belirli koşullara tabidir.’deniyordu.Değişiklikle bu hak ge-nişletildi.
36.Madde:Adil Yargılanma Hakkı:‘Herkes yargı önünde davalı ve davacı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir’ şeklinde ki madde ,herkesin ‘Adil yargılanma’hak-kına sahip olacağı şeklinde değiştirildi.
38.Madde:İdam sınırlaması:Savaş,çok yakın savaş ve terör halleri dışında idam cezası verilemeyecek.Ayrıca yine bu maddede ki değişiklikle karşılıksız çek suçlarına hapis cezası verilmesi engellendi.
40.Madde:Yargıya İlişkin Değişiklik:Madde ‘Yargıya yapılan başvurular belirli süre-de sonuçlandırılacak’diye değiştirildi.
41.Madde:Kadın-Erkek Eşitliği:Aile reisliğinde kadın erkek eşitliği anayasaya girdi.
Yeni haliyle ‘Aile toplumun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.’
46.Madde:Kamulaştırma Bedeli:Madde ‘Kamulaştırma bedeliyle kesin hükme bağlanan arttırım bedeli nakden ve peşin ödenecek’olarak değişti.
49.Madde:İşsizlere Koruma:Madde ‘Devlet sadece çalışanları değil,işsizleri de koru-makla yükümlü olacak’ olarak değişti.
51.Madde:Sendika Kurma Hakkı:Sendika kurmanın önünde ki bürokratik engeller kaldırıldı.Sendika kapatılması zorlaştırıldı.
55.Madde:Geçim Ücreti:Asgari ücrette artık, ‘çalışanların geçim şartları’da gözönün-de bulundurulacak.
67.Madde:Hükümlüler oy kullanamıyordu,artık taksirli suçlardan hüküm giyenlere oy kullanma hakkı verildi.
69.Madde:Siyasi Partiler Yasası:Değişiklikle Parti kapatılması zorlaştırıldı.Parti-nin suçun odağı haline gelmesinin tanımı daraltılıyor.Anayasa Mahkemsi’ne partiyi kapatmanın dışında da cezalar verme olanağı tanıdı.
74.Madde:Yabancıya Şikayet Hakkı:Karşılıklılık seası gözetilmek kaydıyla artık Tür-kiye’de ikamet eden yabancılar da,şikayet dilekçesi verebilecekler.
87.Madde:Afla İlgili Değişiklik:Af çıkarmak zorlaştı.Meclis af kararını 330 oyla alabilecek.
89.Madde:Kısmi Veto Hakkı:Cumhurbaşkanına,yasaları kısmen veto etme hakkı tanındı.
94.Madde:Meclis Başkanlığıyla İlgili Hüküm:Meclis Başkanlığına aday olmak iste-yenler,beş gün içinde başvuracaklar.(Eskiden 10 gündü.)
100.Madde:Bakan Soruşturması:Soruşturma önergeleri ve Yüce Divan’ a sevk kararlarının Meclis Genel Kurulu’nda Gizli Oy usulü ile yapılması sağlandı.Eskiden açık oyla yapılıyordu.
118.Madde:M.G.K.Üyeliği İle İlgili Değişim:Başbakan Yardımcıları ve Adalet Bakanı’nı da M.G.K. üyesi yapan değişiklikle M.G.K.’da ki denge sivillerin lehine de-ğişti.
149.Madde:Beşte Üç Çoğunluk:Anayasa Mahkemesi,Anayasa değişiklikleri ve parti kapatma kararını ancak 3/5 çoğunluğun kararıyla alabilecek.
Geçici Madde:T.B.M.M. isterse,seçimlere bir yıldan az kala seçim yasalarında değişiklik yapabilecek.Meclis af yetkisini geçmişe dönük kullanamayacak.


     

 
       
BİBLİYOGRAFYA
                                                                            I-TETKİK ESERLER

Armağan,Servet; En Son Değişiklerle 1982 T.C.Anayasası,Beta Basım Yayım ,İstan-bul 2000.

Karamustafaoğlu, Tuncer; T.C. Anayasaları Karşılıklı Metinler ve(1876-1921 Anaya-saları),Savaş Yayınları ,Ankara 1999.

Kili ,Suna; 27 Mayıs 1960 Devrimi Kurucu Meclis ve 1961 Anayasası ,Boyut Kitapları,  İstanbul 1998.

Kuzu, Burhan ;1982 Anayasası’nın Temel Nitelikleri ve Getirdiği Yenilikler , Filiz  Kitabevi, İstanbul 1990.

II-ANSİKLOPEDİLER

........;Ana Britannica ,Ana Yayıncılık A.Ş. ,15.Baskı, Cilt 12-20-21, İstanbul 1990.



















                                                                                                                                                                                                
242  cellotin genel / Tarih / Ynt: 1848 ıHTıLALLERı : Ekim 08, 2007, 09:17:12 ÖÖ
1848 İHTİLALLERİ
 
Nedenleri
   Milliyetçilik hareketlerinin, liberalizmin güçlenmesi ve bunların bağımsızlığa dönüştürülmek istenmesi.
   Sanayi devrimi ile ortaya çıkan işçi sınıfının bir takım sosyal haklar talep etmesi.


   Fransa'da Kral, işçilerin sorunlarını çözmeyi ihmal etti. Ayrıca kişi hürriyetlerini kısıtlamış, şahsi iktidarını kuvvetlendirme yoluna gitmiştir. Bu durum, ihtilâlin patlak vermesine neden oldu. İhtilalin çıkmasında liberallerin ve sosyalistlerin büyük etkisi olmuştur.

Sonuçları:


Kral istifa etmiş ve Fransa'da cumhuriyet ilan edilmiş, sosyal hukuk devleti kavramı doğmuştur.


   Halka seçim hakkı tanınmıştır.
   Ölüm cezası kaldırılmış ve esir ticareti yasaklanmıştır.
   Avusturya'da toprak köleliği kaldırılmıştır.
   1848 İhtilalleri, İtalya, Avusturya, Prusya, Belçika, Hollanda ve İngiltere'de görülmüştür.
   Avrupa'da liberalizmde önemli gelişmeler olmuştur.
   İtalya ve Almanya'da siyasi birliğin kurulmasına zemin hazırlanmıştır.
   Avrupa'da krallar, uyruklarına yeni haklar vermişlerdir.
   İngiltere'de seçim hakları genişletilmiş ve işçi sınıfına yeni haklar verilmiştir.
   Avrupa'da sosyalist akımlar yayılmaya başlamıştır.
   Rusya, bu ihtilâllerden 20. yüzyılın başlarına kadar fazla zarar görmemiştir.
20. yüzyıl boyunca Avrupa Devletleri, Osmanlı Devleti'ne karşı çifte standart uygulamışlardır. Bu devletler, Viyana Kongresi'nden sonra monarşilerin güçlü siyasi kuruluşlar olarak devamını amaçlayan bir siyaset izlediler. Bu nedenle sert önlemler almışlar, 1830 ve 1848 İhtilâllerini kanlı bir şekilde bastırmışlardır. Ancak kendilerindeki gibi yönetimi monarşi olan Osmanlı Devleti'ni destekleyecekleri yerde parçalanmasını ve yıkılmasını hızlandırıcı faaliyetler içine girmişlerdir.
Başta Rusya ve Avusturya olmak üzere Avrupa Devletleri, Osmanlı Devleti'ndeki azınlık isyanlarını desteklediler. Bu durum, Avrupalıların diğer ülke ve devletlere çifte standart uyguladığını göstermektedir.
243  cellotin genel / Tarih / Ynt: 1830 ve 1848 ihtilalleri : Ekim 08, 2007, 09:12:23 ÖÖ
1830
Viyana Kongresi'nin getirdiği düzene ilk tepki hareketi Fransa'da başlamıştır. Viyana Kongresi'nden sonra Fransa Kralı, ülkede asıl gücü elinde bulunduruyordu. Bu arada iktidardaki krallık taraftarı muhafazakârlar, basın ve düşünce özgürlüğüne sınırlama getirdiler. Anayasanın tanıdığı hakları vermediler. Bu nedenle muhafazakârlarla liberaller arasında tartışmalar başladı.

     Kral 10. Şarl, Meclis'i dağıttı. Yapılan yeni seçimi muhalifler kazanınca Kral, Meclis'i tekrar dağıttı ve basın özgürlüğünü kaldırdı. Bu gelişmeler üzerine halk ayaklandı; Kral tahttan indirilerek daha liberal görüşleri benimseyen Lui Filip tahta çıkarıldı (1830).


     Sonuçları:

     *Yeni Kral, anayasaya sadık kalacağına dair yemin etmiştir.

     *Fransa'da meşruti krallık kurulmuştur.

     *Fransa'da başlayan ihtilaller, diğer Avrupa ülkelerine de yayılmıştır.

     *Avrupa Ülkelerinde liberal demokrasiler güçlenmiş ve parlamenter sisteme geçiş hızlanmıştır.
1848
Nedenleri

     *Milliyetçilik hareketlerinin, liberalizmin güçlenmesi ve bunların bağımsızlığa dönüştürülmek istenmesi.

     *Sanayi devrimi ile ortaya çıkan işçi sınıfının bir takım sosyal haklar talep etmesi.

     Fransa'da Kral, işçilerin sorunlarını çözmeyi ihmal etti. Ayrıca kişi hürriyetlerini kısıtlamış, şahsi iktidarını kuvvetlendirme yoluna gitmiştir. Bu durum, ihtilâlin patlak vermesine neden oldu. İhtilalin çıkmasında liberallerin ve sosyalistlerin büyük etkisi olmuştur.


     Sonuçları:

     *Kral istifa etmiş ve Fransa'da cumhuriyet ilan edilmiş, sosyal hukuk devleti kavramı doğmuştur.

     *Halka seçim hakkı tanınmıştır.

     *Ölüm cezası kaldırılmış ve esir ticareti yasaklanmıştır.

     *Avusturya'da toprak köleliği kaldırılmıştır.

     *1848 İhtilalleri, İtalya, Avusturya, Prusya, Belçika, Hollanda ve İngiltere'de görülmüştür.

     *Avrupa'da liberalizmde önemli gelişmeler olmuştur.

     *İtalya ve Almanya'da siyasi birliğin kurulmasına zemin hazırlanmıştır.

     *Avrupa'da krallar, uyruklarına yeni haklar vermişlerdir.

     *İngiltere'de seçim hakları genişletilmiş ve işçi sınıfına yeni haklar verilmiştir.

     *Avrupa'da sosyalist akımlar yayılmaya başlamıştır.

     *Rusya, bu ihtilâllerden 20. yüzyılın başlarına kadar fazla zarar görmemiştir.

     20. yüzyıl boyunca Avrupa Devletleri, Osmanlı Devleti'ne karşı çifte standart uygulamışlardır. Bu devletler, Viyana Kongresi'nden sonra monarşilerin güçlü siyasi kuruluşlar olarak devamını amaçlayan bir siyaset izlediler. Bu nedenle sert önlemler almışlar, 1830 ve 1848 İhtilâllerini kanlı bir şekilde bastırmışlardır. Ancak kendilerindeki gibi yönetimi monarşi olan Osmanlı Devleti'ni destekleyecekleri yerde parçalanmasını ve yıkılmasını hızlandırıcı faaliyetler içine girmişlerdir.

     Başta Rusya ve Avusturya olmak üzere Avrupa Devletleri, Osmanlı Devleti'ndeki azınlık isyanlarını desteklediler. Bu durum, Avrupalıların diğer ülke ve devletlere çifte standart uyguladığını göstermektedir.
244  cellotin genel / Tarih / Ynt: 18. yy Osmanlı Devletii : Ekim 08, 2007, 09:11:57 ÖÖ


Lale Devri
*1718 Pasorofça Antlaşması’yla başlayıp,1730 Patrona Halil İsyanı’yla sona eren döneme Lale Devri denilir.Bu dönemin padişahı III.Ahmet sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır.
*Bu dönemde devlet içerisinde huzur ve güven ortamı oluşturulmaya çalışıldı.
*Lüks ve eğlenceye düşkünlük arttı.
*Sanat ve edebiyata önem verildi.
*Avrupa’daki gelişmeler yakından takip edilmeye çalışıldı.
*Bu dönem içinde çok sayıda köşkler,saraylar yapılırken,bahçeler başta lale olmak üzere çiçeklerle süslendi.Lalenin her çeşidi yetiştirilmeye başladı.
*İlk kez Avrupa’da elçilikler açıldı.
*Said Efendi ve İbrahim Müteferrika tarafından ilk Türk matbaası kurulmuştur.
*Yeniçerilerden oluşan bir itfaiye örgütü kurulmuştur.
*Yalova’da bir kağıt imalathanesi kurulmuştur.
*İlk defa çiçek aşısı uygulanmıştır.
*İstanbul’da kumaş ve çini imalathanesi açılmıştır.
*Doğu klasikleri Türkçe’ye çevrildi.
*Lale Devrinde askeri alanda ıslahatlar yapılmadı.
I.Mahmud

          .
Yirmi dördüncü Osmanlı sultanı. 2 Ağustos 1696 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan II. Mustafa, annesi Saliha Valide Sultan'dır. Büyük annesi Gülnuş Sultan'ın sevgi ve ilgisiyle büyüdü. Sekiz yaşından beri kafes hayatı yaşadığı halde zekâsı, iyi niyeti ve kuvvetli karakteri sayesinde kendini harap etmekten kurtardı. Küçük yaşlardan itibaren çeşitli hocalardan dersler aldı. Tarih, edebiyat, ve şiirle meşgul oldu. Özellikle musiki ile uğraştı.*İbrahim Mütefferika padişaha Avrupa’nın siyasi ve askeri  gelişimin anlatan bir rapor sundu.
*Ordunun subay ihtiyacını karşılamak için Kara Mühendishanesini (hendesehane) kuruldu(1734).
*Osmanlı ordusunun bölük,tabur ve alay sistemine göre düzenlemesi yapıldı.
*Askeri alanda yapılan çalışmaların olumlu etkisi 1736-1739 Osmanlı Rus ve Avusturya savaşlarında görüldü




III.Mustafa

Sultan III. Mustafa 28 Ocak 1717 günü İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Sultan III. Ahmed, annesi Mihrişah Sultan'dır. Heybetli ve kuvvetli bir vücuda sahipti. Çok iyi bir tahsil yaptı. Astroloji ile meşgul oldu. İslam ve Osmanlı tarihlerini inceledi.
Sultan III. Mustafa dindar, tutumlu, müşfik, çalışkan ve cömert bir insandı. İki dakika süren ve İstanbul'un hemen hemen yarıdan fazlasını yıkan büyük depremde evlerini, yakınlarını kaybeden halka kendi kesesinden yardım etti. Adaletle hükmeder haksızlıklara asla göz yummazdı. Yalandan, riyadan ve rüşvetten nefret ederdi. Asla gurura kapılmaz, büyüklük taslamaz, yapamayacağı işleri vaat etmezdi.
*Macar asıllı Baron Dö tot, topçu ve istihkam askerlerinin yetiştirmekle görevlendirdi.
*Ordu içinde sürat topçuları adıyla yeni bir birlik kuruldu.
*Tophane ıslah edildi.
*Gereksiz harcamalar kesilerek, hazine düzeltildi.
*Deniz subaylarını yetiştirmek üzere Deniz mühendishanesi açıldı.
*Fransızca’dan matematik ve astronomi ile ilgili eserler üretildi.
I.Abdülhamit
Sultan I. Abdülhamit, siyasi ve askeri ıslahatlara girişti. Avrupai tarzda mektepler açtı. Yeniçeri ocağına ve donanmaya yeni bir çehre kazandırmaya çalıştı. Sürat Topçuları Ocağı'nı kurdurdu, Yeniçerilerin sayımını yaptırdı ve gereksiz yere fazla para alanları tespit ettirdi. Bu faaliyetleri yürüten Sadrazam Halil Hamid Paşa, menfaatleri bozulanlar tarafından padişaha şikayet edildi. Halil Hamid Paşa, yaptığı tüm olumlu çalışmalara rağmen, bu konuda yanıltılan Sultan Birinci Abdülhamid'in emriyle idam edildi.
Sultan Birinci Abdülhamit, bütün başarısızlıklara rağmen Osmanlı padişahları arasında iyi niyeti ve gayreti ile anıldı. 1782 yılı yazında İstanbul'da çıkan yangında itfaiye işlerini bizzat kendisi yürütmesi sonucu halkın sevgi ve takdirini de kazanmıştı.
*Sadrazam Halil Hamit Paşa ıslahatların dvamını sağladı.
*Sürat topçuları ocağının geliştirilmesi için çalışmalar yapıldı.
*İstikham okulu açıldı.
*Avrupa’dan çok sayıda mühendis ve uzman getirildi.
*Yeniçerilerinin yoklaması yapılarak sayıları azaltıldı.Ulüfe alım satımı yasaklandı.
*Maliye alanında düzenlemeler yapıldı.
*Tımar sistemi düzenlendi.
II.Selim
 
Babası : Kanuni Sultan Süleyman
Annesi : Hürrem Sultan
Doğumu : 28 Mayıs 1524
Vefatı . 15 Aralık 1574
Saltanatı : (1566-1574) (Karizmatik sene

İkinci Selim, orta boylu, alnı açik, mavi gözlü, ince kaslı ve sarışın bir padişahtı. Zamanındaki önemli olaylardan bazıları şunlardır : Komşu devletlerle sulh anlaşmaları yapıldı. Endonezya'ya denizden sefere çıkıldı. Hindistan ve civarındaki müslüman hükümdarlara istekleri üzerine yardımlarda bulunuldu.
*Avrupa tarzında düzenlemesi yapılan Nizam-ı Cedit ordusu kuruldu.Ocağın Giderlerini karşılamak amacıyla İrad-ı Cedit hazinesi oluşturuldu.Bu ordu ilk başarısını Akka Kalesi önünde Fransız kuvvetlerine karşı kazandı
*Donanmanın güçlendirilmesi amacıyla tersanler  geliştirildi.Gemilerin donanımına önem verildi
*Daha önceki padişahların dönemlerinde kurulmuş olan Kara ve Deniz mühendishaneleri geliştirdi.Gemilerin donanımına önem verildi.
*Yabancı dillerden Türkçe’ye tercümeler yapıldı.Fransızca devletin il resmi Yabancı dili olarak kabul edildi.Üsküdar’da ilk resmi devlet matbaası kuruldu.
*Batı’daki gelişmeleri yakından takip etmek amacıyla Avrupa’nın önemli başkentlerine sürekli elçilikler açıldı.(Londra,Paris,Viyana,Berlin gibi)
*Kapitülasyonların zararlı etkilerini önlemek için yerli malı kullanımı teşvik edildi.
*Denizciliğe önem verildi.
                                     













































245  cellotin genel / Tarih / Ynt: 18 mart çanakkale zaferi yurdumuzdaki yeri : Ekim 08, 2007, 09:11:10 ÖÖ
18 Mart Çanakkale Zaferi
Tarihteki ve Ulusal Yaşantımızdaki Yeri
Turhan OLCAYTU * E.Tümgeneral
3 Kasım 1914 ve 18 Mart 1915 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı'nda cereyan eden bir seri deniz savaşlarıyla Gelibolu Yarımadası'nda 25 Nisan 1915 - 8/9 Ocak 1916 tarihleri arasında yapılan kara savaşları, Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran birer zafer destanıdır.
Çanakkale Zaferini, büyük Türk Ulusuna, Atatürk gibi dahi bir lider hediye etmiştir. Türk bağımsızlık savaşının temelleri, Çanakkale'nin sularında, Conkbayırı'nda ve Anafartalar'da atılmış, bu zaferler Türk Kurtuluş Savaşına maya çalmıştır.
Türk Ulusu; İstanbul'u kurtaran Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşayı Çanakkale'den tanımış; 19 Mayıs 1919'da O, Samsun'a çıktığı gün Suriye ve Filistin cephelerinden terhis olarak Anadolu'ya dönen Türk halkı, "bu benim kahraman komutanımdı" diyerek O'nun etrafında kenetlenip İstiklal Savaşı'na katılmıştır.
Türk Ulusu ve dünya O'nu böylece tanırken, O da Conkbayırı'nın, Kocaçimen'in, kan deryası can pazarında ulusunun ve Türk askerinin asıl cevherini yakından tanıyarak daha sonra girişeceği Bağımsızlık Savaşını kesin zaferle sonuçlandıracağı kanaatini daha o zamandan edinmiştir. 18 Mart zaferi kazanılmasaydı, düşman donanması, daha 1915'in Mart ayında İstanbul'a girerek Osmanlı İmparatorluğu'nu çökertebilecekti.
Çanakkale Boğazı'nı denizden aşıp İstanbul'a giremeyen İtilaf Devletleri, 25 Nisan 1915'ten başlayarak 8-9 Ocak 1916'ya kadar süren Çanakkale kara savaşlarında Mustafa Kemal tarafından durdurulamasaydı, Birinci Dünya Savaşında Çarlık Rusyası en kısa yoldan müttefiklerinin yardımlarına kavuşacağı için yıkılmayacak, muhtemelen Ekim 1917 Bolşevik İhtilali de olmayabilecekti. Bu durumda Almanya'nın yenilgisi hızlanacak ve 1. Dünya Savaşı belki de 1915'te sona erecekti. Çanakkale Zaferi; harbin 4 yıl sürmesine, üç imparatorluğun (Osmanlı, Çarlık ve Avusturya/Macaristan İmparatorlukları) tarih sahnesinden silinmesine neden olmuştur. Gelibolu Yarımadası'nda düşmana kesin darbeler vurarak onları yenilgiye uğratan Alb. Mustafa Kemal'in Anafartalar tepesinde yaktığı zafer meşalesi, Kurtuluş savaşımızın da yolunu aydınlatmıştır.
Böylece 18 Mart deniz zaferimizi taçlandıran 25 Nisandan sonraki kara savaşlarında, Mustafa Kemal'in etkin liderliği sayesinde kazanılan zaferlerin, ulusal tarihimize ve dünya tarihine yön veren etkin rolünü yukarda belirtilen noktalarda toplamak mümkündür.
18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı ve Öncesi
Boğaz savunması, girişten itibaren "Dış-Orta-İç Tabyalar" olmak üzere üç savunma grubu halinde tertiplenmişti. Boğaz kıyıları boyunca 20 tabyamızda, çoğunluğu kısa menzilli ve eski model, 170 adet top mevzilendirilmişti. İtilaf Devletlerinin savaş gemilerinde çoğunluğu büyük çaplı uzun menzilli 247 adet en modern toplar bulunmaktaydı.
İtilaf Devletlerinin Akdeniz Başkomutanı Amiral Carden, Boğazı geçerek İstanbul'a girmek için üç aşamalı saldırı planı yapmıştı. İstanbul'a bir ay içinde ulaşacağını hesaplamıştı. Plan gereğince, 3 Kasım 1914 günü 7 zırhlı ile Boğaza bir keşif taarruzu yaptı. Girişteki tabyalarımız zarar gördü. İkinci saldırıyı 19-25 Şubat 1915 tarihleri arasında 7 gün süreyle devam ettirdi. Türk topçusunun atış menzili dışından yapılan bombardımanlar etkili oldu. 19 topumuz ve Boğaz girişindeki tabyalarımız kullanılamaz hale geldi. 26 Şubat günü düşman donanması Boğaza girdi orta kesimdeki tabyalar 8 saat süreyle kesintisiz bombardımana tabi tutulup sarsıldı. Bu başarılar üzerine Amiral Carden, Londra'ya çektiği bir telgrafta, 14 gün içerisinde İstanbul'a ulaşabileceğini müjdeliyordu. Amiral, hazırlıklarını tamamlamaktaydı. Son darbe 18 Martta indirilecekti. Ne var ki, kağıt üzerinde yapılan bu savaş planında, Türk'ün kahramanlığı ve savaş azmi hesaba katılmadığı için evdeki hesap çarşıya uymayacaktı.
18 Mart 1915 Günü Savaşı
18 Mart günü, bundan 85 yıl önce, Çanakkale'de ufukları ümit ve zafer neşesi kaplayan bir gün daha doğdu. İtilaf Donanması 18 savaş gemisiyle saat 10.00'da boğazı yarıp geçmek üzere girmeye başladılar. İlk ateşi TRIUMPH zırhlısı, Çanakkale'ye 12 Km. mesafedeyken saat 11.15'te açtı. Savunma planımıza göre, gemiler topçularımızın ateş menziline girinceye kadar pusuda bekleyecek ve baskın tarzında ateş açılacaktı. Nitekim böyle yapıldı. Düşman; yaklaştıkça, topçularımızın giderek yoğunlaşan isabetli atışlarıyla karşılaşıyordu. Saat 12.00'ye geldiğinde orta kesimdeki 3 tabyamız ağır hasar almış, ama ayakta kalan diğer topçularımızın hedefini şaşmayan mermileri AGAMENNON zırhlısının çelik yeleğini parçalamış, INFLEXIBLE zırhlısının komuta köprüsü uçurulmuş ve bu arada düşman donanması Çanakkale'ye 7 Km. kadar sokulmayı başarmıştı. Savaşın en şiddetli anları yaşanıyordu. Türk topçuları Boğazı cehenneme çeviriyor, düşman zırhlıları da kıyı şeridindeki mevzilerimizi hallaç pamuğu gibi atıyor, kıran kırana bir savaş oluyordu.
Bu sırada Fransız GAULOIS zırhlısı aldığı ağır yaralarla saf dışı kalmış, BOUVET zırhlısı yırtılan çelik gömleğini yenilemek üzere geriye kaçarken, bir gece önce Dz. Yzb. Hakkı'nın NUSRET mayın gemisiyle boğaza döşediği mayınlara çarparak 639 personeli ile birlikte karanlık limanın sularına gömülerek kayboluyordu. BOUVET'in imdadına koşan SUFFREN ve GAULOIS da aynı akıbete uğramıştır. Saat 15.00'te IRRESISTIBLE ve onu takiben 16.00'da INFLEXIBLE ve 10 dakika sonra OCEAN zırhlıları, tam ileri atılacaklarken onların da ayakları Yzb. Hakkı'nın tuzağına takılarak batarken, INFLEXIBLE güçlükle kurtularak römorkör yedeğinde İmroz'a dönüyordu. Böylece 6 saatte 3 büyük zırhlısını kaybeden, bir bu kadarı da ağır hasara uğrayan gemilerini acıyla seyreden Amiral De ROBECK, kalanları kurtarabilme telaşıyla saat 17.30'da boynu bükük çekilme emrini veriyordu.

246  cellotin genel / Tarih / Ynt: 18 mart : Ekim 08, 2007, 09:07:41 ÖÖ
18 Mart Çanakkale Zaferi
Tarihteki ve Ulusal Yaşantımızdaki Yeri
Turhan OLCAYTU * E.Tümgeneral
3 Kasım 1914 ve 18 Mart 1915 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı'nda cereyan eden bir seri deniz savaşlarıyla Gelibolu Yarımadası'nda 25 Nisan 1915 - 8/9 Ocak 1916 tarihleri arasında yapılan kara savaşları, Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran birer zafer destanıdır.
Çanakkale Zaferini, büyük Türk Ulusuna, Atatürk gibi dahi bir lider hediye etmiştir. Türk bağımsızlık savaşının temelleri, Çanakkale'nin sularında, Conkbayırı'nda ve Anafartalar'da atılmış, bu zaferler Türk Kurtuluş Savaşına maya çalmıştır.
Türk Ulusu; İstanbul'u kurtaran Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşayı Çanakkale'den tanımış; 19 Mayıs 1919'da O, Samsun'a çıktığı gün Suriye ve Filistin cephelerinden terhis olarak Anadolu'ya dönen Türk halkı, "bu benim kahraman komutanımdı" diyerek O'nun etrafında kenetlenip İstiklal Savaşı'na katılmıştır.
Türk Ulusu ve dünya O'nu böylece tanırken, O da Conkbayırı'nın, Kocaçimen'in, kan deryası can pazarında ulusunun ve Türk askerinin asıl cevherini yakından tanıyarak daha sonra girişeceği Bağımsızlık Savaşını kesin zaferle sonuçlandıracağı kanaatini daha o zamandan edinmiştir. 18 Mart zaferi kazanılmasaydı, düşman donanması, daha 1915'in Mart ayında İstanbul'a girerek Osmanlı İmparatorluğu'nu çökertebilecekti.
Çanakkale Boğazı'nı denizden aşıp İstanbul'a giremeyen İtilaf Devletleri, 25 Nisan 1915'ten başlayarak 8-9 Ocak 1916'ya kadar süren Çanakkale kara savaşlarında Mustafa Kemal tarafından durdurulamasaydı, Birinci Dünya Savaşında Çarlık Rusyası en kısa yoldan müttefiklerinin yardımlarına kavuşacağı için yıkılmayacak, muhtemelen Ekim 1917 Bolşevik İhtilali de olmayabilecekti. Bu durumda Almanya'nın yenilgisi hızlanacak ve 1. Dünya Savaşı belki de 1915'te sona erecekti. Çanakkale Zaferi; harbin 4 yıl sürmesine, üç imparatorluğun (Osmanlı, Çarlık ve Avusturya/Macaristan İmparatorlukları) tarih sahnesinden silinmesine neden olmuştur. Gelibolu Yarımadası'nda düşmana kesin darbeler vurarak onları yenilgiye uğratan Alb. Mustafa Kemal'in Anafartalar tepesinde yaktığı zafer meşalesi, Kurtuluş savaşımızın da yolunu aydınlatmıştır.
Böylece 18 Mart deniz zaferimizi taçlandıran 25 Nisandan sonraki kara savaşlarında, Mustafa Kemal'in etkin liderliği sayesinde kazanılan zaferlerin, ulusal tarihimize ve dünya tarihine yön veren etkin rolünü yukarda belirtilen noktalarda toplamak mümkündür.
18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı ve Öncesi
Boğaz savunması, girişten itibaren "Dış-Orta-İç Tabyalar" olmak üzere üç savunma grubu halinde tertiplenmişti. Boğaz kıyıları boyunca 20 tabyamızda, çoğunluğu kısa menzilli ve eski model, 170 adet top mevzilendirilmişti. İtilaf Devletlerinin savaş gemilerinde çoğunluğu büyük çaplı uzun menzilli 247 adet en modern toplar bulunmaktaydı.
İtilaf Devletlerinin Akdeniz Başkomutanı Amiral Carden, Boğazı geçerek İstanbul'a girmek için üç aşamalı saldırı planı yapmıştı. İstanbul'a bir ay içinde ulaşacağını hesaplamıştı. Plan gereğince, 3 Kasım 1914 günü 7 zırhlı ile Boğaza bir keşif taarruzu yaptı. Girişteki tabyalarımız zarar gördü. İkinci saldırıyı 19-25 Şubat 1915 tarihleri arasında 7 gün süreyle devam ettirdi. Türk topçusunun atış menzili dışından yapılan bombardımanlar etkili oldu. 19 topumuz ve Boğaz girişindeki tabyalarımız kullanılamaz hale geldi. 26 Şubat günü düşman donanması Boğaza girdi orta kesimdeki tabyalar 8 saat süreyle kesintisiz bombardımana tabi tutulup sarsıldı. Bu başarılar üzerine Amiral Carden, Londra'ya çektiği bir telgrafta, 14 gün içerisinde İstanbul'a ulaşabileceğini müjdeliyordu. Amiral, hazırlıklarını tamamlamaktaydı. Son darbe 18 Martta indirilecekti. Ne var ki, kağıt üzerinde yapılan bu savaş planında, Türk'ün kahramanlığı ve savaş azmi hesaba katılmadığı için evdeki hesap çarşıya uymayacaktı.
18 Mart 1915 Günü Savaşı
18 Mart günü, bundan 85 yıl önce, Çanakkale'de ufukları ümit ve zafer neşesi kaplayan bir gün daha doğdu. İtilaf Donanması 18 savaş gemisiyle saat 10.00'da boğazı yarıp geçmek üzere girmeye başladılar. İlk ateşi TRIUMPH zırhlısı, Çanakkale'ye 12 Km. mesafedeyken saat 11.15'te açtı. Savunma planımıza göre, gemiler topçularımızın ateş menziline girinceye kadar pusuda bekleyecek ve baskın tarzında ateş açılacaktı. Nitekim böyle yapıldı. Düşman; yaklaştıkça, topçularımızın giderek yoğunlaşan isabetli atışlarıyla karşılaşıyordu. Saat 12.00'ye geldiğinde orta kesimdeki 3 tabyamız ağır hasar almış, ama ayakta kalan diğer topçularımızın hedefini şaşmayan mermileri AGAMENNON zırhlısının çelik yeleğini parçalamış, INFLEXIBLE zırhlısının komuta köprüsü uçurulmuş ve bu arada düşman donanması Çanakkale'ye 7 Km. kadar sokulmayı başarmıştı. Savaşın en şiddetli anları yaşanıyordu. Türk topçuları Boğazı cehenneme çeviriyor, düşman zırhlıları da kıyı şeridindeki mevzilerimizi hallaç pamuğu gibi atıyor, kıran kırana bir savaş oluyordu.
Bu sırada Fransız GAULOIS zırhlısı aldığı ağır yaralarla saf dışı kalmış, BOUVET zırhlısı yırtılan çelik gömleğini yenilemek üzere geriye kaçarken, bir gece önce Dz. Yzb. Hakkı'nın NUSRET mayın gemisiyle boğaza döşediği mayınlara çarparak 639 personeli ile birlikte karanlık limanın sularına gömülerek kayboluyordu. BOUVET'in imdadına koşan SUFFREN ve GAULOIS da aynı akıbete uğramıştır. Saat 15.00'te IRRESISTIBLE ve onu takiben 16.00'da INFLEXIBLE ve 10 dakika sonra OCEAN zırhlıları, tam ileri atılacaklarken onların da ayakları Yzb. Hakkı'nın tuzağına takılarak batarken, INFLEXIBLE güçlükle kurtularak römorkör yedeğinde İmroz'a dönüyordu. Böylece 6 saatte 3 büyük zırhlısını kaybeden, bir bu kadarı da ağır hasara uğrayan gemilerini acıyla seyreden Amiral De ROBECK, kalanları kurtarabilme telaşıyla saat 17.30'da boynu bükük çekilme emrini veriyordu.


247  cellotin genel / Tarih / Ynt: 17yy ıslahat hareketleri : Ekim 08, 2007, 09:05:42 ÖÖ
DURAKLAMA DEVRİ ISLAHAT HAREKETLERİ(17.yüzyıl)

   Osmanlı Devlet Adamlarının Islahat Yapmak İstemelerinin Nedenleri:
Osmanlı Devletinin savaşlarda eskisi gibi etkili olamaması, devlet otoritesinin zayıflaması sonucu, sık
sık isyanların baş göstermesi, ekonomik durumun bozulması gibi nedenlerle Osmanlı devlet adamları
ıslahat yapma gereği duydular.

ISLAHAT YAPAN PADİŞAHLAR:
 II.Osman(Genç Osman)(1618-1622):

Sultan II. Osman (Genç Osman), 3 Kasım 1604-10 Mayıs 1622) 16. Osmanlı padişahı ve 81. İslam halifesidir. Babası Sultan I. Ahmet, annesi Mahfiruz Hadice Sultan'dı.
İyi bir eğitimle yetiştirildi. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca, İtalyanca gibi doğu ve batı dillerini öğrendi. 26 Şubat 1618 günü babasının yerine tahta geçen amcası Sultan I. Mustafa'nın dengesizliği yüzünden tahtı bırakmaya mecbur olması üzerine Osmanlı sultanı oldu.

Saltanatı Dönemindeki Önemli Olaylar
II. Osman’ın tahta çıkışının ilk aylarında İran ile barış antlaşması imzâlanarak harbe son verildi. 1620 yazında Halil Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması İyonya Denizini kuzeye doğru geçerek Otranto Boğazında Adriyatik’e geldi. Dıraz üssünde iki İtalyan gemisini ele geçirdi. Daha sonra batıdan doğuya doğru Adriyatik Denizine geçerek Manfredonia Körfezine girdi ve İtalya’ya asker çıkardı. Kısa sürede Manfredonia liman ve şehrini fethetti. Halil Paşa, bu zaferini Pâdişâha ve husûsî bir mektupla da şeyhi Üsküdarlı Azîz Mahmûd Hüdâi hazretlerine bildirdi ve çok hayır duâ aldı.
Bu sırada Boğdan Voyvodası Gratiani Osmanlıya karşı cephe almıştı. İhâneti üzerine azledilen Gratiani Lehistan’a sığındı ve büyük destek gördü. Bu devletten aldığı 50-60 bin kişilik bir kuvvetle Osmanlı topraklarına saldırdı. Ancak Özi Beylerbeyi İskender Paşa, süratle harekete geçip bu kuvvetleri Turla Nehrini geçerken imhâ etti. Düşman ordusundan 120 top ile arabalar dolusu zahîre ganîmet olarak alındı.
Diğer taraftan II. Osman, Lehistan’ı ele geçirip, Baltık Denizine çıkmak, orada bir donanma kurarak, Atlas Okyanusuna geçip Avrupa Hıristiyanlığını, hem Akdeniz hem okyanus donanmalarıyla çember içine almak gâyesiyle 21 Mayıs 1621’de Cumâ namazını kıldıktan sonra sefere çıktı. 1 Eylül 1621’de Hotin önüne varıldı ve kale derhâl kuşatma altına alındı. 35 gün devâm eden muhârebelerde kale birkaç defâ düşmek durumuna geldiyse de yeniçerilerin itâatsizliği ve devlet adamlarının arasındaki geçimsizlikler, kesin netîcenin elde edilmesine mâni oldu. Ancak Nogay tatarlarının beyi Kantemir Mirzâ ile Kırım Hânının oğlu Nûreddîn, Lehistan içlerine kadar akınlarda bulunarak pek çok ganîmetle döndüler. Netîcede kış mevsiminin gelmesi üzerine Lehistan’la barış yapılarak geri dönüldü.
Lehistan Seferinde tam muvaffakiyet elde edemeyen Sultan, bunun sebebinin askerlerin gayretsizliği olduğuna inanıyor ve bâzı ıslâhâtlar yapmak istiyordu. Kapıkulu ocaklarını kaldırarak, yerine Anadolu, Suriye ve Mısır Türklerinden müteşekkil, sâdece askerlikle uğraşan, pâdişâhın emirlerine itâat eden bir ordu kurmak istiyordu. Aynı zamanda saray, harem ve ilmiye teşkilâtlarında da esaslı değişiklikler düşünüyordu. Ancak onun bu ıslâhât fikirlerine kapıkulu ocakları açıkça karşı çıkıyor, ilmiye sınıfı da çok çekimser davranıyordu. Nitekim, Osman Hanın hacca gitme arzusunu bahâne eden yeniçerilerle sipâhiler ayaklandılar. Öncelikle Osman Hanın hacca gitmekten vazgeçmesi isteğiyle başlatılan isyân, daha sonra bâzı devlet adamlarının kellesinin istenmesiyle büyüdü. Netîcede, isyan, Sultan Osman Hanın hal’i ve Sultan Mustafa’nın ikinci defâ tahta geçirilmesiyle son buldu.

Ulema sınıfının yetkisini azaltarak, padişahın zamana göre yasaları
koyabilme gücünü artırmak istedi.Bunların siyasetle uğraşmalarını ve devleti zayıflatmalarını önlemek
istedi.  Kapıkulu Ocağını kaldırarak yerine Anadolu ve Suriye'deki Türklerden oluşan "milli bir ordu"
kurmak ve yönetimi devşirmelerin etkisinden kurtarmak için başkenti tamamen Türk olan Anadoluda bir
şehre taşımayı düşündü. Ancak niyetlerini farkeden yeniçeriler tarafından tahttan indirilerek öldürüldü.
 IV.Murat(1623-1640):

IV. Murat (27 Temmuz 1612 - 8 Şubat 1640) 17. Osmanlı padişahıdır. İyi bir tahsil gördü. Çok küçük yaşta padişah oldu. Devrinde 1624 ve 1625 senelerinde Anadolu'ya iki sefer yapıldı. Celali isyanları bastırıldı.
Saltanatı Dönemindeki Önemli Olaylar
Sultan IV. Murat'ın saltanatını 2 devreye ayırmak mümkündür. Henüz 11 yaşında iken tahta geçtiğinden devlet işleri büyük ölçüde annesi Kösem Sultan'ın elinde yürümekteydi. Onunla birlikte olan vezirler gözünün önünde Hafız Ahmed Paşa'yı askere parçalatmışlar, genç padişahı da korkuyla dehşete düşürmüşlerdir. Osmanlı memleketlerinde asayiş ve huzur kalmamış, zorbalar şehirleri ele geçirmişleridir.
Delikanlılık çağında idareyi bizzat ele aldıktan sonra IV. Murat şiddet yolu ile zorbaları bastırmış, tekrar devlet hakimiyetini kurmuştur. Tütün yasağı bahanesiyle kahvehanelerde toplanan zorba takımını sindirmiş, şiddetli ceza ve idamlarla tekrar idari ve adli nizamı kurabilmiştir.
İran seferleri
Sultan IV. Murat tahta geçtiğinde ülkede siyasi ve ekonomik sorunlar çok ağırlaşmış, Anadolu'da ve Rumeli'de isyancılar etkin duruma geçmişti. Bu dönemde Bağdat valisi Yusuf Paşa idi. Ancak bu bölgenin idaresi zenginliği ile ünlü Subaşı Bekir'in elindeydi. İdareyi zorla ele geçirmeye çalışan Subaşı Bekir ve Abaza Mehmed Paşa ayaklandı. Vali olmak istediğini bildiren Bekir Subaşı'ya Osmanlı Devleti vali olduğuna ilişkin emirnameyi gönderdi. Safevi Devleti'nden de daha önce yardım isteyen Bekir Subaşı, Osmanlı Devleti tarafından vali atanınca kendisine yardım etmek amacıyla çağırdığı İran askerlerini kovdu. Bu durumdan yararlanmaya çalışan Şah Abbas Bağdat'ı işgal etti. (1624)
17 yıl sürecek savaş başladığında Sultan IV. Murat daha çocuk yaşlardaydı. Bu sebeple savaşın ilk yıllarında İran büyük başarılar elde etti. Sultan IV. Murat, ilerleyen yıllarda iç isyanları nispeten kontrol altına aldı ve saray içinde düzenlemeler yaptı. İran meselesine de büyük önem veriyordu. Sultan Dördüncü Murad, Revan Seferine çıkma kararı aldı ve Üsküdar'daki ordugaha geçti. Öteden beri bozulmuş olan sefer düzenini tekrar eski haline döndürmek için çok dikkatli davranıyor, askerin kanunsuz hiçbir hareketini hoş karşılamıyor, anında cezasını veriyordu.
Sefere çıkan Sultan IV. Murat, Konya'da bulunan Mevlana Celalleddin-i Rumi'nin türbesini ziyaret etti. Bayburt'a geldiğinde Sadrazam tarafında karşılandı. Sultan IV. Murat, Erzurum'da 30.000 asker bıraktıktan sonra 100.000 askerle Revan üzerine yürüdü. İran ordusu hızla geri çekilmeye başlamıştı. Revan'ı geri alan Osmanlı kuvvetleri, Aras nehri boyunca ilerleyerek, Eylül 1635'de 32 yıl önce İran'ın eline geçen Tebriz'i geri aldı. Bu fetih Tebriz'in Osmanlılarca altıncı fethedilişi idi. Ancak kış mevsimine girilmesi ve Sultan'ın hastalığı dolayısıyla İstanbul'a geri dönüldü. Bundan yararlanan İran bölgede yeni işgallere başladı.
Bağdat Seferi
Sultan IV. Murat, İran'ın doğuda yeni işgallere başlaması ve bin bir güçlükle geri alınan Revan'ın kaybedilmesi üzerine, yeniden Bağdat Seferi'ne çıkmaya karar verdi. Osmanlı ordusu İstanbul'dan hareketinin 197. günü olan 16 Kasım 1638'de Bağdat önlerine geldi. Bağdat kalesi 37 gün boyunca kuşatıldı ve kahramanca çarpışmalar yapıldı. Sultan IV. Murat, genel saldırıya geçilmesine karar verdi. Sabah erkenden başlayan hücum sonunda kale teslim oldu.
Yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşması'yla Azerbaycan ve Revan Safevilerde, Bağdat Osmanlılarda kaldı. İki ülke arasındaki Zağros dağları sınır kabul edildi. Bugünkü Türk-İran sınırı büyük ölçüde bu antlaşmayla çizilen sınır esasına dayanır. Bu antlaşmayla 14 sene 11 ay önce bir ihanet sebebiyle Safevilere geçen Bağdat, artık kesin olarak Osmanlı İdaresine geçti. Sultan IV. Murat bu zaferden sonra Bağdat Fatihi diye anıldı.
Lehistan seferi
Osmanlıların içte ve dışta uğraşmak zorunda kaldığı meseleler ve Özellikle İran Savaşları Kırım'ı ve Lehistan'ı da etkilemişti. Sultan IV. Murat Kırım'da oluşan siyasi dalgalanmaları ve karışıklıkları önlemek istiyordu. Rus ve Lehlerden yardım gören kardeşlerini ortadan kaldıran Canbey Giray'ı 1628'de hanlığa getiren Sultan IV. Murad, Kırım'da Osmanlı hakimiyetini kuvvetlendirdi.
Lehistan'da barınan kazaklar Osmanlı topraklarına saldırıyor, Lehliler de buna göz yumuyordu. 1630 yılında antlaşmalar yenilenmiş, Lehistan Osmanlı Devletine vergi vermeyi kabul etmişti. Ancak çeşitli nedenlerle vergilerini ödemeyen Lehistan toprakları üzerine sefer düzenlenmesine karar verildi. Leh Kralı Vladislas barış istedi

12 yaşındayken tahta geçti. İktidarının ilk yıllarında yönetim saray kadınlarının
ve Valide Kösem Sultan'ın elindeydi.  22 yaşına geldiğinde otoritesini sağlayabildi. Şu ıslahatları
yaptı:
   * Yeniçerileri itaat altına aldı.
   * İsyanlar ve isyancılarla şiddetle mücadele etti.
   * İçki, tütün, meyhane ve gece sokağa çıkma yasağı uygulayarak asayişi sağladı.
   * Harcamaları kısıtlayarak, maliyeyi düzeltmeye çalıştı.
   * Devlet adamlarından neler yapılması gerektiğini bildiren raporlar vermelerini istedi.

   NOT: Bu konuda KOÇİ BEY sunduğu raporunda devletin gerileme nedenlerini ve bunların çözüm yollarını
        göstermiştir

ISLAHAT YAPAN SADRAZAMLAR:
 Kuyucu Murat Paşa  :
Kuyucu Murat Paşa I. Ahmet saltanatı döneminde 9 Aralık 1606-5 Ağustos 1611 tarihleri arasında dört yıl yedi ay yirmiyedi gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır. Celali İsyanları'nı bastırmada başvurduğu sert yöntemler ve asileri kuyulara doldurarak diri diri gömmesi nedeniyle Kuyucu sıfatı ile tarihe geçmiştir. Çeşitli kaynaklarda göre, Anadolu Türk halkından yaklaşık 50-150 bin kişiyi katlettirdiği tahmini yürütülmüştür.
Peçevi, Kuyucu Murat Paşa'yı, "Bu ol vezir-i azamdır ki, memalik-i Al-i Osman’ı eşkiyadan temizlemiştir ve 500 yıl önce Şeyh-i Ekber hazretleri (Muhyiddini Arabi) Kuyucu Koca diye ona işaret ile kitabına yazmıştır. Saltanatın namusunu korumakta, kesin kararlı idi. Celali diye adı çıkan kimsenin Cuhud, imana gelmez, merd-i mülhid, tövbekar olmaz dizesinin anlamına uygun olarak, ne imanına, ne Müslümanlığına, ne de tövbesine kesinlikle güvenmezdi. Ölümden gayrı bir araçla onun doğru yola getirilebileceğine inanmazdı!" şeklinde kısaca anlatmakta ve daha fazla izahın gerekli olmadığını ilave etmektedir.
Aslen büyük ihtimalle Hırvat olan Kuyucu Murat Paşa, sırasıyla kethüda, sancakbeyi ve ardından Diyarbakır, Anadolu ve Rumeli Beylerbeyliği yapmış ve nihayet 1606 yılında vezir-i azam olmuştur.

 I. Ahmet dönemi Sadrazamıdır. İsyanları şiddet ve baskı kullanarak bastırmıştır.
 Tarhuncu Ahmet Paşa:
Tarhuncu Ahmet Paşa Avcı Mehmet saltanatında 20 Haziran 1652 - 21 Mart 1653 tarihleri arasında dokuz ay yirmibir gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

 IV.Mehmet Dönemi sadrazamıdır. Maliyeyi düzeltmeye çalıştı.(Öldürüldü)
 
Köprülüler Devri :   IV.Mehmet Devrinde Köprülüler soyundan Köprülü Mehmet Paşa,Fazıl Ahmet Paşa,Fazıl
                      Mustafa Paşa ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadrazam olmuşlardır. Köprülü
                      soyundan sadrazam olan ilk kişi Köprülü Mehmet Paşa'dır. Köprülü Mehmet Paşa
                      kendisinden önceki sadrazamların sonlarını çok iyi bildiği için padişaha bazı
                      şartlar ileri aşağıdaki koşullarla sadrazam olmayı kabul etmiştir:
                       a) Saray devlet işlerine karışmayacak
                       b) Devlet memurluklarına istediği kişileri atayabilecek.
                       c) Kendisi hakkında bir şikayet olursa, savunması alınmadan görevden alınmayacak.

       NOT: Köprülü Mehmet Paşa'nın amacı istediklerini yapabileceği bir ortam hazırlamaktır. Köprülü
           
Köprülü Mehmet Paşa, zor bir devrede Osmanlı devletini maharetle idare etmiş, karmaşıklığa son vererek, devlete yeniden eski itibarını kazandırmış büyük bir devlet adamıdır. Devlet hizmetine girdiği andan itibaren sık sık haksızlıklara maruz kalmış, çekemeyen kişilerin haset oklarına uğramış, fakat o yılmamış vargücüyle devlet hizmetine koşmuş ve yine en sıkıntılı zamanda hizmete talib olarak devleti selamete çıkarmaya muvaffak olmuştur.
Mehmet Paşa, 1578'de Amasya'nın Vezirköprü kasabasında doğmuştur. Babası Vezirköprü eşrafındandı. Gençliğinde İstanbul'a getirilerek saraya alındı. Has odalı Hüsrev Ağa'ya bağlanarak, büyük odalı zümresine dahil oldu. Sonra hazine-i amire'de vazife aldı. Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın zamanında Mirahorluk payesi aldı. Daha sonra Mirmiranlıkla Şam'a vali tayin edildi. 1650'de kubbealtı veziri oldu. Sadrazam Gürcü Mehmet Paşa'nın garazına uğradı ve bu yüzden rütbesi alınarak Köstendil'e sürüldü.
İpşir Mustafa Paşa'nın himayesi ile Trablus'a vali tayin edildi. Eskişehir'de karşılaştığı Boynueğri Mehmet Paşa ile birlikte İstanbul'a döndü.
Bu esnada bütün memlekette anarşi kol gezmekteydi. Zorbalık ve haksızlık almış yürümüştü. Devlet düzeni bozulmuştu. Ordudaki disiplin bozulmuş, askerler ahaliyi rahatsız etmeye başlamışlardı. Henüz çocuk olan IV. Mehmet'in duruma hakim olması mümkün değildi. Annesi Turhan Valide Sultan saltanat naibeliği yapıyordu.
Kaptan Topal Mehmet Paşa'nın denizden, kendisinin karadan yaptığı taarruz neticesinde Venediklileri boğazdan attı ve Venedik işgali altındaki Bozcaada ve Limni adalarını geri aldı.
Ardından, Eflak, Boğdan ve Erdel meselelerini ele aldı. Bu havalideki isyanları bastırdı. Anadolu'daki Abaza Hasan Paşa isyanını da başarıyla bastırdı ve Anadolu'da huzuru temin etti.
1661'de Edirne'de vefat eden Köprülü, İstanbul'a getirilerek Divanyolundaki türbesine defnedildi.
Kendisinden sonra oğulları, Köprülü Fazıl Ahmet Paşa ve Köprülü Fazıl Mustafa Paşa sadrazam olarak devlete hizmet etmişlerdir


Mehmet Paşa ŞARTLI sadrazam olan İLK kişidir.

       NOT: Köprülüler ordu ve maliyeyi düzeltmeye çalışmışlardır.

DURAKLAMA DEVRİ(17.YÜZYIL) ISLAHATLARININ GENEL KARAKTERİ VE SONUÇLARI:

 1)- Bu yüzyılda isyanlar şiddet ve baskı ile önlenmeye çalışıldı.
 2)- Devlet yapısında KÖKLÜ değişimler yapılamadı. Yapılmak istenenler de çıkar çevreleri tarafından
     engellendi.
 3)- Geçici olarak iyi sonuçlar verse bile KALICI sonuçlar doğurmadı.
 4)- Ayrıca Avrupa Devletleri Osmanlı Devleti'nin toparlanmasına izin vermediler.
248  cellotin genel / Tarih / Ynt: 1789 Sonrası Fransız Tarihi : Ekim 08, 2007, 09:05:23 ÖÖ
                                  1789 SONRASI FRANSIZ TARİHİ


14 Temmuz 1789 yılında Paris halkı ayaklandı ve Bastille hapishanesini basarak siyasi mahkumları serbest bıraktılar. Aynı yılın Ağustos ayında meclis "Vatandaş ve insan hakları Beyannamesi’ni yayınladı. Eylül 1792'de Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin kurulması Avrupa monarşilerini korkuya düşürdü ve başta İngiltere olmak üzere Fransa beş devletle savaşmak zorunda kaldı.
1799 yılında general Napolyon Bonapart idareyi ele geçirdi ve tek söz sahibi oldu. Kısa zamanda hem askeri alanda, hem sivil idarede başarılar gösterdi. 1804'te Fransa İmparatoru ilan edildi. 1801'de Napolyon 600 bin kişilik bir odu ile Rusya'ya saldırdı. Fakat şiddetli kışa mağlup oldu ve ordusunun ancak altıda biri Fransa'ya dönebildi. 1814 yılında Louis XVIII tahta çıktı ve böylece Fransa'da tekrar krallık kuruldu. 1815 yılında Napolyon iktidarı tekrar ele geçirdiyse de fazla kalamadı.
1848 yılında Fransa'da tekrar Cumhuriyet ilan edildi. Bu cumhuriyet de 1852 yılında yıkıldı. 1870 yılında Fransa Rusya'ya savaş açtı ve yenildi. Prusya orduları Paris’e girdiler. Bunun üzerine Versailles anlaşması ile Fransa Alsace ve Lorraine'in büyük bir bölümünü Prusya'ya (Almanya) verdi. Ayrıca, beş milyon Frank tazminat ödemeyi de kabul etti. 1871 yılında Fransa'da üçüncü defa cumhuriyet ilan edildi. Yeni rejim borçları süratle ödedi. Afrika ve Asya'daki sömürgelerine önem verdi.
Fransa, I. Dünya Savaşı'na İngiltere ve Rusya'nın müttefiki olarak girdi. Savaş müttefiklerin galibiyetiyle bitmiş olmasına rağmen Fransa çok büyük zarar gördü. 1915 yılında 800 bin, 1916 yılında da 500 bin insan öldü. 1919'da Versailles'de imzalanan anlaşma ile Fransa Alsace ve Lorraine'ı geri aldı. Zengin maden kaynaklarına sahip olan bu bölgenin Fransa'nın kalkınmasına büyük yardımı oldu.
İkinci Dünya Savaşı'nda Fransızlar yine İngiltere, Rusya ve Amerikalılarla beraberdi. Savaşın başında Almanya, Fransa'yı işgal etti. Fakat daha sonra savaşı müttefikler kazanınca Fransa da işgalden kurtuldu.
1949 yılına kadar yaralarını sarana Fransa, bu tarihten sonra planlı bir çalışma sağladı. Fakat sömürgelerine bağımsızlık vermek zorunda kaldı.

249  cellotin genel / Tarih / Ynt: 1789 SONRASI FRANSIZ TARıHı : Ekim 08, 2007, 09:01:55 ÖÖ
                                  1789 SONRASI FRANSIZ TARİHİ


14 Temmuz 1789 yılında Paris halkı ayaklandı ve Bastille hapishanesini basarak siyasi mahkumları serbest bıraktılar. Aynı yılın Ağustos ayında meclis "Vatandaş ve insan hakları Beyannamesi’ni yayınladı. Eylül 1792'de Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin kurulması Avrupa monarşilerini korkuya düşürdü ve başta İngiltere olmak üzere Fransa beş devletle savaşmak zorunda kaldı.
1799 yılında general Napolyon Bonapart idareyi ele geçirdi ve tek söz sahibi oldu. Kısa zamanda hem askeri alanda, hem sivil idarede başarılar gösterdi. 1804'te Fransa İmparatoru ilan edildi. 1801'de Napolyon 600 bin kişilik bir odu ile Rusya'ya saldırdı. Fakat şiddetli kışa mağlup oldu ve ordusunun ancak altıda biri Fransa'ya dönebildi. 1814 yılında Louis XVIII tahta çıktı ve böylece Fransa'da tekrar krallık kuruldu. 1815 yılında Napolyon iktidarı tekrar ele geçirdiyse de fazla kalamadı.
1848 yılında Fransa'da tekrar Cumhuriyet ilan edildi. Bu cumhuriyet de 1852 yılında yıkıldı. 1870 yılında Fransa Rusya'ya savaş açtı ve yenildi. Prusya orduları Paris’e girdiler. Bunun üzerine Versailles anlaşması ile Fransa Alsace ve Lorraine'in büyük bir bölümünü Prusya'ya (Almanya) verdi. Ayrıca, beş milyon Frank tazminat ödemeyi de kabul etti. 1871 yılında Fransa'da üçüncü defa cumhuriyet ilan edildi. Yeni rejim borçları süratle ödedi. Afrika ve Asya'daki sömürgelerine önem verdi.
Fransa, I. Dünya Savaşı'na İngiltere ve Rusya'nın müttefiki olarak girdi. Savaş müttefiklerin galibiyetiyle bitmiş olmasına rağmen Fransa çok büyük zarar gördü. 1915 yılında 800 bin, 1916 yılında da 500 bin insan öldü. 1919'da Versailles'de imzalanan anlaşma ile Fransa Alsace ve Lorraine'ı geri aldı. Zengin maden kaynaklarına sahip olan bu bölgenin Fransa'nın kalkınmasına büyük yardımı oldu.
İkinci Dünya Savaşı'nda Fransızlar yine İngiltere, Rusya ve Amerikalılarla beraberdi. Savaşın başında Almanya, Fransa'yı işgal etti. Fakat daha sonra savaşı müttefikler kazanınca Fransa da işgalden kurtuldu.
1949 yılına kadar yaralarını sarana Fransa, bu tarihten sonra planlı bir çalışma sağladı. Fakat sömürgelerine bağımsızlık vermek zorunda kaldı.

250  cellotin genel / Tarih / Ynt: 1. Dünya Savaşı ve Osmanlı : Ekim 08, 2007, 08:56:18 ÖÖ
Dünyanın büyük devletlerinin Avrupa’da, Ortadoğu’da, Afrika’da ve Uzakdoğu’da geniş bir alanda ve açık denizlerde, o zamana kadar görülmemiş büyüklükte ve uzun süreli savaşına I. Dünya Savaşı denilmektedir. I. Dünya Savaşına yol açan sebepler şunlardır:

1-Ekonomik Rekabet ve Sömürgecilik:

Sömürge edinme ve dış yatırımlarla gelişen ekonomik rekabet, savaşın en önemli sebeplerinden biridir. Sömürgecilik anlayışı, Rönesans’tan sonra Sanayi İnkılabı ile önem kazanmış, ham madde ve Pazar arayışı gelişmemiş, ham madde kaynakları zengin ülkelerin sömürge olarak kullanılması arzusunu kamçılamıştır. Öncülüğünü İngiltere’nin yaptığı sömürgecilikte İngiltere’yi Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya, Rusya gibi ülkeler izlemiştir. Sömürgecilik kervanına ABD’nin de katılmasıyla sömürgecilik anlayışı Pasifik Okyanusuna da egemen olmuştur. Bunun yanı sıra büyük devletlerin çeşitli ülkelerde maden, demiryolu, deniz işletmeleri vb dış yatırımları da vardır.

2-Avrupa’da Alman-Fransız; Balkanlar’da Rus-Avusturya Rekabeti:

Avrupa’daki Alman-Fransız anlaşmazlığı savaşın diğer bir nedenini oluşturmaktadır. Alman milli birliğinin kurulması aşamasında Almanlar Fransızları yenmişler ve yer altı kaynakları açısından zengin Alsace-Lorraine’i Fransa’dan almışlardır. Bu tarihten itibaren Fransızlar bunu milli bir mesele haline getirmişlerdir.

Diğer yandan Balkanlar’da da Rusya ile Avusturya arasında çekişme vardır. Akdeniz’e açılmak isteyen Rusya, Panislavizm politikasıyla Balkanları nüfuzu altına almak istemektedir. Aynı şekilde Avusturya’da Balkanlar’da hakimiyet kurmak istemektedir. Çıkar çatışması bu iki devlet arasında şiddetli rekabete yol açmaktadır.

3-Milliyetçilik:

1789 Fr. İnkılabı ile ortaya çıkan milliyetçilik fikri, milli devletler kurma düşüncesini geliştirmiş, bu anlayış daha sonra da Avrupa milletlerinin benimsediği kendi milletini üstün görme politikasının kaynağı olmuştur. Panislavizm, Pan-Germenizm gibi milliyetçi akımların ortaya çıkması bu anlayışın ürünüdür.

1-Osmanlı Topraklarının Paylaşılması İsteği:

Osmanlı toprakları üzerindeki nüfuz mücadelesi ve ileride “Hasta Adam” ın mirasının ne şekilde paylaşılacağı meselesi, I. Dünya Savaşına yol açan bir diğer önemli nedendir. XIX. Yüzyıl başlarındaki Rus, İngiliz, Fransız rekabetine, yüzyılın sonlarında Almanya’nın da katılması bu rekabeti hızlandırmıştır.

2-Hızlı Silahlanma-Militarizm:

Milli birliğini oluşturan Almanya kısa sürede sanayileşmiş ve sanayisinin bir kısmını savaş sanayiine yöneltmiştir. Alman Krupp fabrikalarında büyük toplar, diğer ülkelerini yaptıklarından farklı silahlar yapılırken, tersanelerinde denizaltılar ve savaş gemileri yapılmakta idi. Almanya’nın bu davranışı, diğer Avrupa devletlerini de silahlanma yarışına yöneltmiştir. Bu da militarizmin güçlenmesine ve yönetenlerin yönettikleri halkı savaşa özendirmelerinde etkili olmuştur.

3-Bloklaşma:

Almanya milli birliğini kurduktan sonra, dış politikada farklı bir yol izlemiştir. Alman milli birliğinin kurucusu Bismarc, Almanya’yı Avrupa’nın karada en güçlü devleti haline getirmek arzusundadır. Bismarc’in bu arzusunu gerçekleştirmesini engelleyecek