|
|
|
1321
|
cellotin genel / Biyoloji / B Vitaminleri
|
: Eylül 28, 2007, 02:07:51 ÖS
|
|
B Vitaminleri B vitamini suda eriyen vitaminlerdendir.Vücutta depo olmazlar bu nedenle bu vitaminlere ihtiyaç fazladır.Sürekli olarak besinlerle almamız gerekir.Çünkü aldığımız anda fazlası idrar yolu ile atılır.Bu nedenle de sürekli almak gerekir.toksik değildir yani fazlalıklarının vücuda bir yan etkisi olmaz.Çok kolay emilirler.B vitaminleri fonksiyonlarına göre çeşitlere ayrılırlar.
B1 Karbonhidratlardan enerji üretimi, beyin fonksiyonları ve sindirim sistemi için gerekli proteinleri vucudun kullanabilmesini sağlar.Kas ve sinir sistemi için gereklidir.Eksikliğinde hafıza zayıflığı, güçsüzlük, iştahzısızlık, dikkatsizlik,kabızlık, mide ağrısı, ayak ve ellerde karıncalanma görülür.
Buğday, baklagiller karaciğer, ıspanak,, bamya, fasülye, pancar, badem, ceviz, fındık, esmer pirinç, yulaf, mısır,koyun eti, sığır eti, balık ve sütte bolca bulunur.
B2 enerji üretimi için gerekli.Protein karbonhidrat ve yağklardan enerji üretilmesine katkı sağlar.Vücuttaki asit dengesini düzenler. Cilt,saç, tırnak ve gözler için önemli bir vitamindir.
Süt ve süt ürünleri, karaciğer, böbrek, mantar, elenmemiş undan yapılmış ekmek, cerealler, badem, yeşil sebzeler,havuç,fındık, mercimek ,patetes gibi besinlerde ve sebzelerde bulunur.
Eksikliğinde Gözlerde yanma ve bulanıklık, parlak ışığa hassasiyet, katarakt, yağlı saçlar, cilt sorunları, tırnakların çabuk kırılması, dudaklarda çatamalar gibi cilt ve deri problemleri görülür.
B3 Protein karbonhidrat ve yağklardan enerjiüretimi, beyin fonksiyonları ve cilt sağlığı için gereklidir. Kan şeker seviyesini dengeler.Kanda kolesterol seviyesini düşürür.
Karaciğer, böbrek, balık, tavuk, ekmek, cerealler, mantar, baklagiller, fıstık, fıstık yağı, ceviz, fındık, badem, bira mayası, esmer pirinç, esmer makarna,kabak ,incir, hurma
Enerji azlığı, ishal, , baş ağrısı, bellek zayıflığı, uykusuzluk sıkıntı, çabuk kızma, depresyon, dişeti kanamaları veya hassasiyeti, sivilce, egzama.
B5 Enerji üretiminde rol oynar. Beyin fonksiyonları ve sinirler için önemli. Cilt ve saç sağlığında önemli etkisi vardır. Doğada çok miktarda vardır.Bağırsaklarda da bir miktar sentez edilebilir. Karaciğer, böbrek,tavuk, yumurta, kırmızı et, buğday, mısır ve baklagillerde bolca bulunur. Ayrıca bir miktar bağırsaklarda da yapılmaktadır. Eksikliği kan şekerinde düşme, ellerde titreme, kalp çarpıntıya neden olur .Kramplar, ayaklarda yanma hissi, erken yorulma,enerji kaybı ve güçsüzlük.
B6 Beyin fonksiyonları, hormonların üretimi için gerekli. Seks hormonlarını dengeler. Alerjik reaksiyonları engelleyen bir vitamindir. Karaciğer, böbrek, kırmızı et, balık, yumurta, ekmek, bamya, fasulye, yulaf, mısır, pirinç de bolca bulunur. Eksikliğinde güçsüzlük, hafıza kaybı, çarpıntı,kansızlık, ciltte kuruluk, görme problemleri, uyuşukluk görülür.
B11 vitamini Kırmızı kan hücreleri ve sinir dokularının oluşumunda rol oynar. Hücre bölünmesi için gereklidir. Büyümeyi sağlar Karaciğer, böbrek, kırmızı et, ıspanak, marul, yumurta, ekmekte bulunur. Anne karnındaki bebeğin sinir sisteminin gelişimi için de gereklidir. Eksikliğinde iştahsızlık, kilo kaybı, bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, unutkanlık, çarpıntı oluşur.
B12 Protein kullanımı, dna sentezi,ve sinirler için gerekli. Kanda oksijenin taşınmasına yardımcı olur.Enerji üretiminde rol oynar.. Besinlerle veya sigara gibi alışkanlıklarla vücuda giren siyanürü etkisiz hale getirir. Zehirli maddelere karşı çok iyi bir koruyucudur. Karaciğer, böbrek,koyun eti, hindi,somon, ton, uskumru gibi yağlı balıklar, yumurta, peynir,sütte bulunur.
Eksikliğinde dilde hassasiyet dişlerde sıcağa ve soğuğa karşı hassasiyet, şişme, kızarma, hayal görme, depresyon, adalelerde kasılmalar, sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma şikayetleri , kabızlık oluşur
|
|
|
|
|
1322
|
cellotin genel / COĞRAFYA / Ynt: BASINÇLAR
|
: Eylül 28, 2007, 01:18:42 ÖS
|
|
B A S I N Ç L A R ________________________________________ Havadaki su buharı ve gazların cisimler üzerine uyguladığı ağırlığa basınç denir. Ölçen alet barometredir. Normal hava basıncı 1013 milibardır (1033gr.=760mm civa basıncı) 1013 mb’dan daha yüksek değerler yüksek basınç (antisiklon) , altındaki değerler alçak basınç (siklon)tır. BASINCIN DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER 1)SICAKLIK Isınan hava genleşir ve yükselir. Sonuçta basınç azalır. Soğuyan hava ağırlaşır ve alçalır. Sonuçta basınç artar. Sıcaklığa bağlı olarak Ekvatorda sürekli Termik A.B ,Kutuplarda ise sürekli Termik Y.B alanı oluşmuştur. 2)YÜKSELTİ Yükseklere çıkıldıkça atmosferin yoğunluğu azalır. Bunun sonucu basınç ta yükseldikçe azalır. Yükselti ile basınç ters orantılıdır. Ortalama her 10,5 metre yükseldikçe 1mb basınç azalır. Bu basınç azalmasından yararlanılarak yükselti ölçen alet geliştirilmiştir. Buna altimetre denir. 3)YOĞUNLUK Atmosferdeki su buharı ve gazların oranıdır. Yoğunluk arttıkça basınç ta artar. 4)MEVSİMLER Bir yerde kışın havanın soğuması ile Y.B oluşurken , aynı yerde yazın A.B oluşur. 5)YERÇEKİMİ Havanın ağırlığı yerçekiminin bir eseridir. Bu nedenle atmosferin alt kısmında ağır gazlar yer alır. Dünyanın şeklinden dolayı kutuplarda yer çekimi daha fazladır. 6)DİNAMİK ETKENLER Dünyanın günlük hareketinden dolayı 30° enlemlerinde sürekli Dinamik Y.B ,60° enlemlerinde ise Dinamik A.B alanları oluşmuştur. YÜKSEK BASINÇ ALANLARINDA; Alçalıcı hava hareketi vardır. Bu sebeple yağış oluşmaz. Hava hareketi merkezden çevreye doğrudur. Hava genellikle açıktır. Bu sebeple yerin ısı kaybı fazladır. Termik Y.B alanı soğuk, Dinamik Y.B alanı sıcaktır. KYK YÜKSEK BASINÇ GYK YÜKSEK BASINÇ ALÇAK BASINÇ ALANLARINDA; Yükselici hava hareketi vardır. Yükselen hava soğur ve yağış bırakır. Hava hareketi çevreden merkeze doğrudur. Hava genellikle kapalıdır. Bu sebeple yerin ısı kaybı azdır. Termik A.B alanı sıcak, Dinamik A.B alanı soğuktur. KYK Alçak Basınç GYK Alçak Basınç
|
|
|
|
|
1323
|
cellotin genel / COĞRAFYA / Ynt: basınçlar
|
: Eylül 28, 2007, 01:18:13 ÖS
|
|
B A S I N Ç L A R ________________________________________ Havadaki su buharı ve gazların cisimler üzerine uyguladığı ağırlığa basınç denir. Ölçen alet barometredir. Normal hava basıncı 1013 milibardır (1033gr.=760mm civa basıncı) 1013 mb’dan daha yüksek değerler yüksek basınç (antisiklon) , altındaki değerler alçak basınç (siklon)tır. BASINCIN DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER 1)SICAKLIK Isınan hava genleşir ve yükselir. Sonuçta basınç azalır. Soğuyan hava ağırlaşır ve alçalır. Sonuçta basınç artar. Sıcaklığa bağlı olarak Ekvatorda sürekli Termik A.B ,Kutuplarda ise sürekli Termik Y.B alanı oluşmuştur. 2)YÜKSELTİ Yükseklere çıkıldıkça atmosferin yoğunluğu azalır. Bunun sonucu basınç ta yükseldikçe azalır. Yükselti ile basınç ters orantılıdır. Ortalama her 10,5 metre yükseldikçe 1mb basınç azalır. Bu basınç azalmasından yararlanılarak yükselti ölçen alet geliştirilmiştir. Buna altimetre denir. 3)YOĞUNLUK Atmosferdeki su buharı ve gazların oranıdır. Yoğunluk arttıkça basınç ta artar. 4)MEVSİMLER Bir yerde kışın havanın soğuması ile Y.B oluşurken , aynı yerde yazın A.B oluşur. 5)YERÇEKİMİ Havanın ağırlığı yerçekiminin bir eseridir. Bu nedenle atmosferin alt kısmında ağır gazlar yer alır. Dünyanın şeklinden dolayı kutuplarda yer çekimi daha fazladır. 6)DİNAMİK ETKENLER Dünyanın günlük hareketinden dolayı 30° enlemlerinde sürekli Dinamik Y.B ,60° enlemlerinde ise Dinamik A.B alanları oluşmuştur. YÜKSEK BASINÇ ALANLARINDA; Alçalıcı hava hareketi vardır. Bu sebeple yağış oluşmaz. Hava hareketi merkezden çevreye doğrudur. Hava genellikle açıktır. Bu sebeple yerin ısı kaybı fazladır. Termik Y.B alanı soğuk, Dinamik Y.B alanı sıcaktır. KYK YÜKSEK BASINÇ GYK YÜKSEK BASINÇ ALÇAK BASINÇ ALANLARINDA; Yükselici hava hareketi vardır. Yükselen hava soğur ve yağış bırakır. Hava hareketi çevreden merkeze doğrudur. Hava genellikle kapalıdır. Bu sebeple yerin ısı kaybı azdır. Termik A.B alanı sıcak, Dinamik A.B alanı soğuktur. KYK Alçak Basınç GYK Alçak Basınç
|
|
|
|
|
1324
|
cellotin genel / COĞRAFYA / Ynt: basınç ve rüzgarlar
|
: Eylül 28, 2007, 01:17:24 ÖS
|
|
BASINÇ ve RÜZGÂRLAR
BASINÇ
Türkiye’yi en çok etkileyen gezici basınç merkezleri şunlardır: a. Sibirya Antisiklonu: Sibirya üzerinde oluşur. Türkiye’yi kışın etkiler. Soğuk ve kar getirir. 60° enlemleri çevresinde oluşmasına rağmen, soğumadan dolayı termik kökenlidir. b. Asor Antisiklonu: Atlas Okyanusu üzerindeki Asor Adaları çevresinde, 30° DYB alanına bağlı olarak oluşur. Kış mevsiminde Sibirya antisiklonu ile birleşerek Türkiye üzerinde etkili olduğunda İzlanda siklonu Türkiye’ye sokulamaz. Bunun sonucunda da ülkemizde kışlar soğuk, sert ve kar yağışlı geçer. c. Basra Siklonu: Basra Körfezi çevresinin aşırı ısınmasıyla oluşur. Samyeli rüzgârları vasıtasıyla Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde etkili olur. Havadaki nemi kurutarak sıcaklık ve buharlaşmayı artırır. 30° Kuzey enlemi çevresinde oluşmasına rağmen, ısınmadan dolayı termik kökenlidir. Türkiye’de yaz mevsiminde etkilidir. d. İzlanda Siklonu: İzlanda üzerinde oluşur. Türkiye’de kışın ve ilkbaharda etkili olur. Etkili olduğunda Türkiye’de kışlar ılık, kısa ve yağmurlu geçer. 60° enlemleri çevresinde oluştuğu için dinamik kökenlidir.
RÜZGÂRLAR
a. Soğuk Yerel Rüzgârlar
Karayel: Balkanlar’daki yüksek basınç ve Basra Körfezi’ndeki alçak basınç sonucu oluşur. Kuzeybatıdan soğuk ve kuru olarak eser. Kış mevsiminde Marmara Bölgesi ile Batı Karadeniz’de sıcaklıkları azaltarak kar yağışına neden olur. Yıldız: Kuzeyden eser. Karadeniz üzerinden geldiği için soğuk ve nemlidir. Karadeniz Dağları’nda yağış bırakır. Poyraz: Marmara, Karadeniz ve İç bölgelerimize kuzeydoğudan esen soğuk, kuru bir rüzgardır. Doğu Avrupa’daki yüksek basıncın etkisi sonucunda oluşur. Kışın sıcaklıkları azaltarak kar yağışına neden olur. Yaz poyrazı ise serin ve kuru olarak eser. Ege Denizi’nde, yazın poyraz benzeri rüzgârlar tam kuzeyden eserler. Eski Yunanlılar bu rüzgarlara, ticaret rüzgârı anlamında Etesia demişlerdir. Bugün de, Dünya literatüründe Ege Denizi’nde yazın kuzeyden esen rüzgârlara etezyen (etesien) denilmektedir.
b. Sıcak Yerel Rüzgârlar
Lodos: Kuzey Afrika’daki yüksek basınç ve Hazar Denizi’ndeki alçak basınç sonucu oluşur. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde etkilidir. Akdeniz’den geldiği için nemli ve sıcaktır. İç kesimlere sokulurken yükseltinin etkisiyle soğuyarak yağışa neden olur. Kış mevsiminde etkili olduğu bölgelerde, sıcaklığı artırarak kar erimelerine neden olur. Kıble: Güneyden eser. İç kesimlerimizde etkili olur. Akdeniz Bölgesi’nde nemli ve sıcak, iç kesimlerde ise, kuru ve sıcak olarak eser. Keşişleme (Samyeli): 30° enlemi çevresindeki dinamik yüksek basıncın etkisi sonucu oluşur. Suriye Çölü’nden Güneydoğu Anadolu’ya doğru eser. Sıcak ve kurudur. Bitkiler üzerinde kurutucu etkisi vardır.
|
|
|
|
|
1325
|
cellotin genel / COĞRAFYA / Ynt: Barajlar
|
: Eylül 28, 2007, 01:15:50 ÖS
|
BARAJLAR Hasan Uğurlu Barajı, Samsun (il)'inde, Yeşilırmak üzerinde, elektrik enerjisi üretimi amacı ile 1971-1981 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. Kaya gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 9223000 m3, akarsu yatağından yüksekliği 135.50 m, normal su kotunda göl hacmi 1073.75 hm3, normal su kotunda göl alanı 22.66 km2'dir. 500 MW güç kapasitesine sahip HES (hidroelektrik santralı) yılda 1217 GWh elektrik enerjisi üretimi sağlamaktadır. Japonya Hükümetinden sağlanan kredilerle inşa edilmiştir. Baraja, inşaatın başlangıcında, 1971 yılında bir trafik kazasında hayatını kaybeden DSİ Samsun 7. Bölge Müdürü Hasan Uğurlu'nun adı verilmiştir. [Seyhan Barajı, eski Adana'nın 15 km yukarısında 850,000 dönüm araziyi ve Adana'yı Seyhan Nehri'nin sebep olabileceği su baskınından kurtarmak amacı ile yapılan toprak dolgu tipi barajdır. 8 Nisan 1956'da hizmete açılmıştır. 974 günde tamamlanmıştır. Maliyeti 25 milyon dolardır. 1 milyon 440 bin dönüm arazi sulanabilmektedir. 18 bin kilovatlık üç üniteye sahiptir. (Bir tanesi yedek) Gövde hacmi 7,50 hm³ olup yüksekliği (talvegden) 53,20 metredir. Normal su kotunda göl hacmi 659 hm³ olup sulama alanı 174,086 ha'dır. 59 MW güç ile, yılda 350 G enerji üretir. Retrieved from " http://tr.wikipedia.org/wiki/Seyhan_Baraj%C4%B1" Manavgat Barajı, Antalya'nın Manavgat ilçesinde, Manavgat Çayı üzerinde, elektrik enerjisi üretimi amacıyla 1986-1987 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. Toprak gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 1567000 m3, su yatağından yüksekliği 29.00 m, normal su kotunda göl hacmi 88.98 hm3, normal su kotunda göl alanı 8.60 km2'dir. 48 MW güç kapasiteli HES (hidroelektrik santralı) yılda 220 GWh elektrik enerjisi üretimi sağlamaktadır. değiştir] Kemer Barajı (Bozdoğan Barajı da denmektedir.), Aydın ili Bozdoğan ilçesi sınırları içinde, Akçay üzerinde sulama, taşkın kontrolü ve enerji üretimi amacıyla 1954-1958 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. Beton ağırlık tipi olan barajın gövde hacmi 740,000 m3, akarsu yatağından yüksekliği 180.50 m'dir. Normal su kotunda göl hacmi 544.00 hm3, normal su kotunda göl alanı 14.75 km2'dir. 27,263 hektarlık bir alana sulama hizmeti vermekte, HES (hidroelektrik santrali) 48 MW güç kapasitesi ile yılda 143 GWh elektrik enerjisi üretimi sağlamaktadır. HES'nde 3 adet 16 mw gücünde ünite mevcuttur. Cebri borular betona gömülüdür. Çapı 2,70 m, uzunluğu 110,76 m’dir. Maksimum net düşü 97,25 m, bir ünitenin maksimum debisi 25m3/sn’dir. Türibinler düşey eksenli Fransız tipindedir. Gökçeada Barajı Çanakkale (il)'inde, Gökçeada'da Büyükdere Çayı üzerinde, sulama, içme-kullanma ve sanayi suyu temini amacı ile 1977-1983 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. Toprak gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 560000 m3, akarsu yatağından yüksekliği 33.00 m, normal su kotunda göl hacmi 14.00 hm3, normal su kotunda göl alanı 1.35 km2'dir. Baraj 700 hektarlık bir alana sulama hizmeti vermekte, yılda 1 hm3 içme-kullanma suyu sağlamaktadır. Büyükçekmece Barajı, İstanbul'da, Büyükçekmece Gölü üzerinde, içme-kullanma ve sanayi suyu temini amacıyla 1983-1987 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. Toprak dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 1718000 m3, su yatağından yüksekliği 9.60 m, normal su kotunda göl hacmi 161.61 hm3, normal su kotunda göl alanı 43.00 km2'dir. Baraj yılda 102 hm3 içme-kullanma suyu sağlamaktadır. Suat Uğurlu Barajı, Samsun (il)'inde, Yeşilırmak üzerinde, sulama ve elektrik enerjisi üretimi amacı ile 1975-1981 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. Kaya gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 2151000 m3, akarsu yatağından yüksekliği 38.00 m, normal su kotunda göl hacmi 182.00 hm3, normal su kotunda göl alanı 9.70 km2'dir. Baraj 83312 hektarlık bir sulama alanına hizmet vermekte, 46 MW güç kapasitesindeki HES (hidroelektrik santralı) yılda 273 GWh elektrik enerjisi üretimi sağlamaktadir. Baraja, 1971 yılında, 18 kilometre yukarısındaki Hasan Uğurlu Barajı'nın inşaatının başlangıcında, eşi DSİ Samsun 7. Bölge Müdürü Hasan Uğurlu ile birlikte bir trafik kazasında hayatını kaybeden Suat Uğurlu'nun adı verilmiştir. Kaynakça Çorum Barajı Çorum (il)'inde, Çomar Çayı üzerinde, sulama, içme-kullanma ve sanayi suyu temini amacı ile 1974-1977 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. Toprak gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 590000 m3, akarsu yatağından yüksekliği 47.50 m, normal su kotunda göl hacmi 7.18 hm3, normal su kotunda göl alanı 0.56 km2'dir. 1589 hektarlık bir sulama alanına hizmet vermekte, yılda 2 hm3 içme-kullanma suyu sağlamaktadır. Altınkaya Barajı, Samsun iline bağlı Bafra ilçesinde Kızılırmak Nehri üzerinde kurulmuş olan baraj ve hidroelektrik santralı. Aşağı Kızılırmak projesinde yer alan ve kaya dolgu tipinde yapılan Altınkaya Barajının göl alanı 74.5 km²dir. Su toplama hacmi 5 milyar 673 milyon m³tür. Elektrik enerjisi üretimi için ve taşkın önleme maksadıyla yapılmış olan barajın yapımı 1988'de tamamlandı. Altınkaya Barajının suları herbiri 175 MW'lık (toplam 700 MW) dört üniteyi beslemektedir. Dört üniteden meydana gelen ilk iki ünitesi 1987, diğer ikisi 1988 senesinde devreye giren hidroelektrik santralından yılda 1 milyar 632 milyon KWh enerji üretilmektedir. Retrieved from " http://tr.wikipedia.org/wiki/Alt%C4%B1nkaya_Baraj%C4%B1" Ömerli Barajı, İstanbul (il)'inde, Riva Çayı üzerinde, içme-kullanma ve sanayi suyu temini amacı ile 1968 - 1972 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. Toprak gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 2198000 m3, akarsu yatağından yüksekliği 52.00 m, normal su kotunda göl hacmi 386.50 hm3, normal su kotunda göl alanı 23.10 km2'dir. Yılda 180 hm3 içme-kullanma suyu sağlamaktadır. Atatürk Barajı, Şanlıurfa bölgesinde Fırat Nehri üzerinde kurulu olup, enerji ve sulama amaçlıdır. 1992 yılında işletmeye açıldı. Yüksekliği 169 m. Retrieved from " http://tr.wikipedia.org/wiki/Atat%C3%BCrk_Baraj%C4%B1" Karakaya Barajı, Diyarbakır il sınırları içinde, Fırat Nehri üzerinde, Güneydoğu Anadolu Projesi'nin bir parçası olarak elektrik enerjisi üretimi amacıyla 1976-1987 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. Beton kemer tipi olan barajın gövde hacmi 2000000 m3, su yatağından yüksekliği 158.00 m, normal su kotunda göl hacmi 9580.00 hm3, normal su kotunda göl alanı 268.00 km2'dir. Baraj yılda 102 hm3 içme-kullanma suyu sağlamaktadır. 1800 MW güç kapasiteli HES (hidroelektrik santralı) yılda 7354 GWh elektrik enerjisi üretimi sağlamaktadır. Keban Barajı Elazığ (il)'inin Keban ilçesinde, Fırat Nehri üzerinde, 1965-1975 yılları arasında inşa edilmiş olan elektrik enerjisi üretimi amaçlı barajdır. Beton ağırlık ve kaya dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 15585000 m3, akarsu yatağından yüksekliği 163.00 m, normal su kotunda göl hacmi 31000.00 hm3, normal su kotunda göl alanı 675.00 km2'dir. Keban Baraj Gölü bu özellikleriyle Türkiye’nin en büyük yapay gölüdür. Doğal göllerle bir arada sıralandığında Van Gölü ve Tuz Gölünden sonra 3. sırada yer almaktadır. Baraj gölünün Murat Nehri Vadisi boyunca uzunluğu 125 km’dir. Genişliği yer yer değişmektedir. Keban baraj gölünde elektrik üretiminin yanısıra su avcılığı yapılmakta ve balık üretimi de gerçekleştirilmektedir. Gölün etrafında Elazığ ve çevre illerin halkının faydalandığı eğlence ve mesire yerleri mevcuttur. Üzerinden feribotla üç ilçeye geçiş yapılabilen gölün, özellikle iskelelerinde ve Elazığ-Bingöl karayolu üzerindeki sahilde çok sayıda balık lokantası hizmet vermektedir. Enerji açısından Türkiye’nin ilk dev yatırımlarındandır. 1965 yılında yapımına başlanılmıştır. 1974 yılında ilk 4 büyük tribünü, 1981 yılında da diğer 4 tribünü devreye girdi. Barajın toplam kurulu gücü 134 Megawatt olup yıllık enerji üretimi 7,5 Milyar KW/Saat dir. Kurulduğunda Türkiye’de üretilen elektriğin %20 sini tek başına karşılayan santral şu an tüketilen toplam elektriğin % 8’ini karşılamaktadır. Keban Barajı böylece 1950'lerde Hirfanlı Barajı ve Sarıyar Barajı'nda büyük baraj inşaatı tecrübesini kazanmış Türk mühendisliğinin ortaya koyduğu ilk dev baraj olup, gururu ve alnının akıdır. Baraj mevkii Elazığ’ın 45 Km. kuzeybatısında, Malatya’nın 65 km. kuzeydoğusunda olup, Karasu ve Murat nehrinin birleştiği yerden 10 km. daha aşağıda nehrin aktığı en dar boğazlarından birindedir. Karasu ile Murat nehirlerinin birleşmeleri ile meydana gelen Fırat nehrinin bu birleşme noktasından itibaren ilk uygun baraj yeridir. Fırat nehri yılın muhtelif zamanlarında çok farklı bir akım düzenine sahiptir. Ortalama geçen su miktarı 635 m³/sn.'dir. Kış aylarında ortalama debi 200 ile 300 m³/sn. arasında değişir. Nehrin bir yıl içinde geçirdiği suyun % 70’i karların erime mevsiminde yani Mart ile Haziran ayları arasında geçer.
|
|
|
|
|
1326
|
cellotin genel / COĞRAFYA / Ynt: barajlar
|
: Eylül 28, 2007, 01:15:07 ÖS
|
|
BARAJLAR VE ÖNEMİ Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve teknik koşullara bağlı olarak sorunlarından birisi de elektrik enerjisinin miktarıdır. Kömür, linyit, odun, petrol, doğal gaz ve su enerjisi gibi enerji kaynaklarının önemi elbette ki tartışılamaz ama su kaynaklarından enerji yönünden faydalanma hususunun ayrı bir özelliği vardır. Çünkü ülkemizin sahip olduğu en ucuz enerji kaynağı olan su onu kullanmadığımız her saniye boşa akıp gidiyor. Türkiye’nin elektrik enerjisini şu anda %60‘ı doğalgaz kaynaklarınca üretiliyor.HES potansiyeline bakacak olursak; yeterli doneye sahip olmadığımız 1930’lu yıllarda HES potansiyelimiz 10 milyon KW/saat olarak ölçülmüştür.1970 ten bu yana ise HES potansiyelimiz 450 milyar KW/saat’e ulaşmıştır. Bu değer teknolojik olarak 250 milyar KW/saat’e kadar düşüyor.Yani ekonomik olarak Türkiye’nin HES potansiyeli toplam 155 milyar KW/saattir. Ancak bu değerin sadece %30-35’ ini üretebilme imkanına sahip gibi görünsek de HES’lerimizin inşaat yerinden dolayı seviyeleri düşük olduğundan ülkemiz sahip olduğu HES potansiyelin %20-25’ni üretebiliyor.İşte bu nedenlerden dolayı hidroelektrik santraller geliştirilmeli ve sayıları mümkün olduğunca çoğaltılmalı ülkemize ve bölgelerimize uygun baraj tipleri araştırılarak kurduğumuz Hidroelektrik Santrallerin maksimum verimle çalışması sağlanmalıdır. İnsanoğlunun yaşamında vazgeçemediği dört unsur vardır. Su, hava, güneş ve toprak. Bu unsurlardan suyun, gezegenimizin dörtte üçünü meydana getirdiğini düşünürsek su kaynaklarının yaşamımızdaki önemi daha iyi anlaşılabilir. Su kaynakları ile su ihtiyaçları birçok şekilde yapılabilir. Su teminin su ihtiyaçlarının, istenilen yönde, istenilen kalitede ve istenilen miktarda karşılanması gerekir. Bu dört baz üzerinde yapılacak çalışmalarda yetersizliklerle karşılaşabilir. Mesela su yetersiz olur veya zaman içindeki dağılımı ihtiyacı istenilen zamanda karşılayamaz. Suyu doğrudan doğruya akarsudan alan bir şehrin içme suyu, sulama, hidroelektrik veya başka bir maksat için yapılan tesisleri debinin azalması durumunda devreden çıkabilir. Yaz aylarında kuruyan bir akarsu daha sonraki aylarda daha şiddetli yağmur ve kar yağışı ile çevreye zarar verebilir. Bütün bu amaçlar için baraj hazneleri yapılır. Bir Barajı Oluşturan Unsurlar: Gövde: Suyu arkasında toplayan irtifa sağlayan elemandır. Dolusavak: Membadan gelen fazla suyu mansaba aktaran kısımdır. Dolusavaklar gövdenin üzerinde veya ayrı olabilir. Su Alma Tesisleri: Suyun amacına uygun olarak kullanılabilmesi için baraj gölünden su alınmasında kullanılır. Diğer Unsurlar: Dipsavaklar ,balık geçitleri, akarsu üzerinde navigasyon için yapılan havuzlardır Bir baraj yapımı için çalışmalar çeşitli safhalardan meydana gelir. Önce istikşaf çalışmaları yapılır. Bu çalışmalarda bölgenin su ihtiyacı belirlenir. Burada göz önünde bulundurması gerekli olan husus hangi alternatifin daha ekonomik olduğudur. Bu çalışmaların aşamasında sıra, baraj yerinin tespitine gelinmiştir. Baraj yerinin seçiminde bazı hususlar dikkate alınması gereklidir. Bölgenin topoğrafyası, zeminin ve göl sahasının jeolojisi, istimlak bedeli, ekonomik olması bakımından bölgede inşaat malzemesinin mevcudiyeti, biriktirilecek suyun kalitesi, dolusavak yerleştirme durumu, yol durumu, gibi faktörler değerlendirilerek ekonomik mukayese ile baraj yerinde karar verilmelidir. 1 . BARAJ YERİNİN SEÇİMİ TOPOĞRAFYA : Baraj yeri seçimi harita üzerinde vadinin daralaştığı yerlerin tespiti ve bu yerlerin arazide darlaşarak görülmesiyle başlar. Arazi için en uygun yerler arkalarında büyük kapasiteli hazneleri teşkilinde imkan verecek darboğazlardır. Bunun yanında dolusavak maliyeti de önemlidir. Çünkü dolusavak maliyeti baraj maliyetine yakın hatta daha fazla tutabilir.Bu iki unsur karşılaştırılarak baraj yeri tespit edilmelidir. Dolusavak tip ve yeri ile baraj yer ve tipi doğrudan doğruya ilgilidir. Dolusavak için müsait yerin bulunması baraj yeri seçimine tesir eder. Barajın aktif depolama kapasitesi buharlaşma kayıplarına bağlı olarak değişir. Göl alanı ne kadar geniş olursa buharlaşma miktarı o kadar fazla olur. Bu bakımdan tabanı düz derin vadiler daha uygundur.
İSTİMLAK VE ALTYAPI: Su altında kalan meskenlerin ve arazilerin istimlak bedelleri ve sanayi tesislerinin, yol, demiryolu, köprü ,yüksek gerilim hatları, telekominikasyon hatları gibi altyapı tesislerin su altında kalması halinde bunların başka yerlere taşınması önemli masraflara yol açarlar. Baraj yeri seçilirken maliyet hesaplarında bütün masrafların dikkate alınması gerekir. JEOLOJİK YAPI : Baraj ve hazne yerinin jeolojik yapısı emniyete ve fonksiyona tesir eden en önemli faktörlerdir. Zemin üzerindeki ağır yapıyı taşıyacak sağlamlıkta ve az geçirimli olması gereklidir. Çünkü zeminlerin temel maliyetleri geçirimli zeminlerin sızma problemleri baraj maliyetini çok arttırabilir. Karstik arazilerde yapılan pek çok baraj su tutmamış ve geçirimsizliği zemini için aşırı yatırım gerektirdiğinde iş görmez hale gelmiştir. MALZEME OCAKLARININ UZAKLIĞI: Mevcut yollardan faydalanılarak taşınacak olsa bile malzeme nakliye masrafları baraj maliyetini çok arttırabilir. Yer seçiminde istenilen özelliklere sahip yeterli miktarlarda malzemenin yakın çevrelerde bulunmasına dikkat edilir. ULAŞIM VE PERSONEL İMKANI: Baraj yerinin mevcut yolların yakınında bulunması yeni yol yapımı için gerekli masrafların minimum olmasını sağlar. Mevcut yollardan ekonomik şekilde yararlanmak mümkün değilse yeni yol yapımı için yapılacak masraflar minimum olmalıdır. Baraj şantiyeside çalışacak personelin iskanı ve ihtiyaçlarının kolay giderilmesi de yer seçimine tesir eden bir faktördür. KATI MADDE DEBİSİ: Akarsular aynı zamanda akan sedimentler olduğuna göre depolama inşaatı katı madde debisinin göz önüne alınması gerekir. Katı madde birikiminin baraj kapasitesinin azaltacağı açıktır. Katı madde birikimi için teksip edilen ölü hacim büyüklüğü baraj ömrüne ve maliyetine tesir eden bir faktördür. Ölü hacim dışında çökelen katı madde ise barajın faydalı kapasitesini azaltır. Bu sebeple akarsu taşıdığı katı madde miktarı baraj yeri seçiminde dikkate alınması gerekir.
DERİVASYON KOLAYLIĞI: Akarsuyun inşaat sırasında uzaklaştırılmasına derivasyon denir. Derivasyon bir tünel veya kanalla sağlanır. Suyun derivasyon kanal veya tüneline inşaat sahasına hiç su akmamasının sağlanması için batardo denilen alçak barajlar da gerekir. Baraj yerinin ucuz derivasyona olanak vermesi de istenir. 2. BARAJLARIN YAPI TÜRLERİNE GÖRE SINIFLANDIRILMASI AĞIRLIK BARAJLAR: Kütle beton veya kagir olarak inşa edilen maruz kaldıkları, kuvvetlere kendi ağırlığı ile dayanabilen barajlara ağırlık barajlar denilebilir. Dik üçgen şeklindedir. Setin tavanı devrilme, kayma ve zemin çökmelerine meydan vermeyecek denge şartlarına sağlayacak şekildedir. Planları genelde doğrusal, bazen de kavisli olarak teşkil edilir. Baraj tabanından sızan suların kaldırma etkisini azaltmak maksadıyla boşluklu bir şekilde inşa edilmiş ağırlık barajlarına boşluklu ağırlık barajları denir. PAYANDALI BARAJLAR: Geçirimsiz bir memba yüzü döşemesiyle bunu taşıyan bir dizi payendadan meydana gelen barajlara payandalı barajlar denir. Payandalı Barajların Üstünlükleri : Eğik memba yüzü üzerindeki suyun üzerindeki suyun ağırlığı stabiliteye önemli katkıda bulunabilir. Ayaklar arasındaki tabii zeminden taban suyu kolayca sızabileceği için payandaların maruz kaldığı taban su basıncı ağırlık barajların maruz kaldığı taban su basıncına nazaran az olur. Baraj yükseklik ve tipine bağlı olarak alternatif bir ağırlık barajı için gerekli malzemenin % 30- %70’i yeterlidir. Payandalı Barajların Sakıncaları: Nispeten esnektirler ve temelde meydana gelecek cüz’i farklı oturmalara uyabilirler. Fakat farklı kısımlarda büyük oturma farkları olduğu taktirde yıkılma tehlikesi var. Malzeme tasarrufu her zaman payandalı barajların daha ucuz olacağı anlamına gelmez.çünkü yüksek dozlu beton, çok fazla kalıp ve işçilik gerektirirler.ayrıca payandalı barajların bütün elemanları betonarme yapılır. Büyük gözeneklere nüfuz eden suyun donup çözülmesi betonun çözülmesine neden olur. Elemanları narin olan payandalı barajlarda üstten su aşması halinde meydana gelecek titreşimler tehlikeli olabilir. PAYANDALI BARAJ TİPLERİ: TABLİYELİ : Suyu tutan baraj elemanı aşağı doğru çoklaşan beton ar bir tabliyedir. BAŞLIKLI – PAYANDALI: Tabliyeli tipte çekme gerilmelerinin meydana gelişi ve bol teçhizat kullanma zarureti önemli bir mahsurdur. ÇOK KEMERLİ : Bu tip barajlar birçok tonoz ile dayandığı payandalardan oluşur. Tonoz kesiti, daire, bileşik eğri, parabol veya elips yayları olabilir. KEMER BARAJLAR: Kemer barajlar maruz kaldıkları yükün büyük kısmını yatay istikamette vadi yamaçlarına ileten eğri planlı yapılardır. İnşa edildikleri vadide yamaçların, barajların kemer gibi çalışmasından doğan normal gerilmelere dayanacak sağlamlıkta olmalıdır. İdeal olarak bir kemer barajın bütün su yükünü basınç halinde yamaçlara iletmesi ve betonu her noktada emniyet gerilmesinde çalışması hedef alınır. Fakat mevki şartları ve inşaat güçlüklerinin doğurduğu kısıtlamalar bu hedeflerin tam gerçekleştirilmesinin imkansızlaştırmaktadır. Dolayısıyla projeci bu ideale mümkün olduğu kadar yaklaştırmaktadır. Kemer tesiri hesaba katılarak projelendirilmesi eğri planlı ağırlık barajlarda vardır. Böyle barajlara kemer ağırlık barajlar denir. KARAKAYA BARAJI bu şekilde yapılmış bir barajdır. Kemer barajlar ağırlık ve payandalı barajlara göre sadece daha ekonomik olmayıp aynı zamanda daha da emniyetlidir.
KEMER BARAJ TİPLERİ: SABİT MERKEZLİ KEMER BARAJLAR:En basit kemer baraj tipidir.memba yüzü düşey silindirik,mansab yüzeyi konik bir biçime sahiptir. SABİT MERKEZ AÇILI KEMER BARAJLAR: Sabit merkezli kemer barajlarda merkez açıları tepeden tabana doğru küçülür.Sabit merkez açılı kemer barajlarda kaburgaların merkez açıları sabittir.böylelikle en az beton ile inşa edilebilirler. DEĞİŞKEN AÇI VE DEĞİŞKEN YARIÇAPLI KEMER BARAJLAR:Hem merkezleri hem de merkez açıları değişken olan kemer barajlarıdır. DOLGU BARAJLAR MEMBA YÜZÜ BETON KAPLAMALI KAYA DOLGU BARAJLAR. Kaya dolgu barajlar yapımlarının pratik olması, ekonomik olması, her türlü arazi koşullarına uyum sağlaması, güvenilir olmaları yönünden tercih edilmektedir.Deneyimler ve tecrübeler göstermiştir ki bugüne kadar hiçbir kaya dolgu baraj yıkılmamıştır. Kaya dolgu barajları üç grupta inceleyebiliriz. 1. Merkez kil çekirdekli kaya dolgu barajlar 2. Eğimli kil çekirdekli kaya dolgu barajlar 3. Memba yüzü beton veya asfalt kaplı kaya dolgu barajlar Önyüzü beton kaplı kaya dolgu barajlar 1970 yılından sonra çok popüler olup, bütün dünyada uygulanmaktadır.Bu tip barajların yaygın kullanılmasının pek çok nedeni vardır bunlardan bazıları şöyledir; sıkıştırılmış kaya dolgu inşası ve derz detayları ile yığma kaya dolgu barajlarda gözlenen aşırı oturmaların ve su kaçağı gibi problemlerin olmaması, maliyetlerinin daha uygun olmasıdır. Bugün böyle inşa edilen 40 adet baraj vardır.Bunlardan biride 200 m yüksekliğindedir. Bu barajlar ABD, Venezuella, Tayland, Avustralya, Kolombiya, Hindistan ve Brezilya’dadır. Hangi şartlarda uygulanabilir; Memba yüzü beton kaplamalı kaya dolgu barajlar dar vadiler için çok uygun ve ekonomiktir. Mükemmel statik stabilitesinin yanında sismik yüklemelere karşıda özellikle yüksek rezistans gösterir.Bu sebeple, deprem bölgeleri için ideal bir baraj tipidir. Her türlü iklim ve yükseklikte uygulanabilir. Oturmalar göz önüne alındığında sağlam temel koşullarına ihtiyaç vardır. Geçirimsiz malzemenin yetersiz ve uzak olduğu baraj yerlerinde en ekonomik çözümü getirir. Beton kaplamada kullanılan çelik donatının miktarı kaya dolgusunun çeşidine bağlı olarak her iki yönde %0.3 ile %0.5 arasında değişir. Yatay derzlere izin verilmez.. Düşey derzlerin arasına bir kat yerine iki kat bakır veya plastik su tutucu konarak su kaçaklarına karşı emniyet faktörü artırılabilir. KAYA DOLGU BARAJLAR Kaya dolgu barajlarda toprak dolgu barajlar gibi kaya çakıl ve toprak v.b doğal malzeme ile inşa edilen barajlardır.Uluslararası büyük barajlar komisyonunda kabul edilen tanıma göre dolgunun %50 ’den fazlası kaya ile teşkil edildiği takdirde baraj kaya dolgu baraj adını alır. 18. asrın sonlarında 1930’ ların ortalarına kadar pek çok kaya dolgu baraj inşa edilmiş olmakla birlikte büyük miktarda kayanın temin edilip doldurulmasının pahalı oluşu nedeniyle uygulanan bir tip olma özelliğini bir ara kaybetmiş olup 1960’ dan sonra yeniden gelişme imkanı bulmuştur.Çünkü 1930-1960 arasından pek çok barajın yapılmış olması sonraları uzak baraj yerlerinin değerlendirilmesini gerektirirken kaya dolgu barajlara yeniden cazibe kazandırmıştır. Kaya dolgu barajların ekonomik olabilme şartları: 1. Baraj yerinin uzak olması dolayısıyla beton baraj için malzeme aklinin 2. pahalı ve kalifiye beton işçisi temininin zor ve pahalı oluşu. 3. Yakın çevrede uygun vasıflı kayanın bol bulunması veya tünel, dolu savak gibi yapıların hafriyatından bol miktarda kayanın çıkması buna karşılık toprak dolgu malzemesinin kolay temin edilemeyişi. 4. İnşaat mevsiminin kısa olması, yani iklim şartlarının bir beton baraj inşaatının kısa sürede tamamlanmasına mani olması. 5. Yağışlı sürelerin uzun olması dolayısıyla toprak dolgu inşaatının da kısa sürede tamamlanamayışı. 6. Barajın sonradan yükseltilecek şekilde planlanması yani, iki kademe inşa edilecek şekilde planlanması. 7. Dolgunun mevzi oturmalarına çatlamadan uyabilme kabiliyetine sahip olması. Gerek beton gerekse asfalt betonu memba diyaframlarının bir parafuy vasıtası ile uzatılması sızmayı azaltmak için ve diyaframın stabilitesi için gerekli görülmektedir. Temel sağlam kaya olduğu taktirde parafuyun boyutları en az (1*1 m) olmalıdır.Temelin geçirimli olması halinde baraj memba eteği boyunca bir enjeksiyon perdesi yapmak gerekir.Parafuy bu perdenin teşkili içinde taban oluşturur. DİYAFRAMLI KAYA DOLGU BARAJLAR Beton, betonarme, çelik asfalt gibi malzemelerden yapılırlar.Betondan yapılan diyaframlar uzun ömürlü olduklarından ve çatlama anında kaya dolgunun hasarına yol açmadığından barajın stabilitesi esas itibariyle temel ve kayanın mukavemetine bağlıdır. Tamamen harap olmuş bir diyaframlı kaya dolgu barajın kaydına rastlanmamıştır. Bazı diyaframda küçük çatlaklar teşekkül etmiş ve önemli sızmalara yol açmış fakat kaya dolgunun zarar görmeden önemli büyüklüklerde akımları geçirebilme özelliği sayesinde baraj zarar görmemiştir. Diyaframda çimento yerine asfalt kullanılması esnekliği artırır.Asfalt betonundan bir diyafram şunu sağlamalıdır; 1-Seçilen eğimde stabil olmalı. 2-Dayanıklı , uzun ömürlü olmalı. 3-Yeterince geçirimsiz olmalı. 4-Su basıncına, dalga etkisine ve yüzen maddelerin çarpmasına karşı mukavim olmalı. 5-Diyafram altında dolguda yeterli drenaj imkanı bulunmalı.
3. HİDROELEKTRİK SANTRALLERİ Bir ülkenin kömür, linyit, petrol, doğalgaz ve su enerjisi gibi enerji kaynakları arasında su kaynaklarında enerji yönünden faydalanama hususunun ayrı bir özelliği vardır. Hidroelektrik santrallerin dışında kalan diğer santrallerde (termik ve nükleer) kullanılan primer enerji kaynakları belli bir süre sonra tükenecektir. Bu primer enerji kaynakları kullanımı ileriki nesillere aktarılabilir yada ülkenin diğer ihtiyaçların karşılanmasında kullanılabilir. Fakat kaybolan su enerjisinin tekrar kazanılması mümkün değildir. İşte bu kaybolan enerjiyi kazanabilmek için hidroelektrik santrallerin işletmeye açılması gereklidir. Hidroelektrik Santrallerin Avantajları : Kuraklık halleri hariç devamlı ucuz enerji üretirler Bakım maliyeti düşüktür. Yenilemeyen bir yakıt enerji üretimi yapmazlar. Enerji üretiminde hava kirliliğine neden ulaşmazlar. Hidroelektrik santrallerin bir parçası olan rezervuarlar balık üretimi, regreasyon alanı gibi amaçlarla da kullanılabilir. Rezervuarlar fazla miktarda suyu depolayarak hem sulu tarıma hem de uzun süreli enerji üretimine imkan tanırlar. Rezervuarlar taşkın kontrolüne yardımcı olurlar. Hidroelektrik santral rezervuarları kuruldukları yerin mansabındaki yerlerin su kalitesinin yükseltilmesine yardımcı olurlar. Hidroelektrik Santrallerin Dezavantajları İlk yatırım masrafları yüksektir. Mansap tarafındaki regreasyon yapıları olumsuz yönde etkilenir. Taşkın kontrolünün sağlanması için rezervuarların boş olması gerekir. Fakat enerji üretiminin maksimum olabilmesi için rezervuarların dolu olması gerekir. Tarıma elverişli araziler baraj gölü altında kalabilir. Enerji üretimi kuraklık nedeniyle azalabilir. Göl aynasından buharlaşma kayıpları artar. Depolanma nedeniyle vadinin orijinal görünümü kaybolur. Hidroelektrik Santrallerin Yapıları : Ekonomik koşullara göre ve arazi şartları göz önünde bulundurularak ishale kanalı inşa edilir. Çevirmeli tesislerde su az bir eğimle belirli bir kota (genelde yüksek bir kot) sevk edilen su belirli bir yükseklik kazandıktan sonra cebri borular vasıtasıyla su enerjisi mekanik enerjiye çevrilir. Regülatörden alınan su hemen yerine kullanılırsa faydalanma %95 değerinde olur. Çevirmeli tesis olarak inşa edilirse %80 değerini alır. Çok kıvrıntılı bir akarsu ise %90 değerine ulaşabilir. Çevirmesiz tesislerde ise ya bir barajın eteğinde bağlamanın üzerinde inşa edilen türbin ve jeneratör grubunda elektrik enerjisi üretebilir. Barajlarda belli bir uzunlukta basınçlı boru yapılabilir. Akarsu üzerinde yerleştirilmiş santrallerde ise basınçlı boru olmadan su türbine girer. Tabana alçaltmak sureti ile de Hidroelektrik tesisi için gerekli eğim temin edilebilir. Bu olay genelde yer altı santrallerinde uygulanabilir. Akarsuyun akış enerjisinden faydalanılan suyun depolanıp depolanmasına göre hidroelektrik santraller iki türlü inşa edilir : 1. Kanal ve nehir üzerinde inşa edilen hidroelektrik santraller 2. İnşa yolunda, suyun akışı durdurularak veya başka bir yola verilerek suni bir su düşüşü sağlanan hidroelektrik santraller. Depolamasız hidroelektrik santrallere kanal veya nehir tipi hidroelektrik santraller de denir. Bu santrallerde su için gerekli eğim suyun suni olarak hazırlanan başka bir yolla verilmesiyle elde edilir. Depolamalı hidroelektrik santrallere suni gölün hidroelektrik santralleri de denir. Bu tesislerde akış enerjisinin sağlanması için gerekli eğim, suyun tabi yolundan toplanması ile elde edilir. Hidroelektrik tesislerinde suyun potansiyel enerjisinden faydalanmak için çevirmeli ve çevirmesiz olmak üzere iki sistem uygulanır. Ayrıca akarsu yatağı kıvrıntılarını azaltarak eğimden kazanan tesislerde yapılmalıdır. Çevirmeli tesislerde su alma yerinde istenilen debi eğimi az pürüzlülüğü küçük olan bir kanal veya galeriye alınır. Su alma bir taraftan yapılıyorsa isale ancak basınçlı galeri ağzında inşa edilebilir.
|
|
|
|
|
1327
|
cellotin genel / COĞRAFYA / Ynt: Baraj
|
: Eylül 28, 2007, 01:13:09 ÖS
|
|
Baraj
Oymapınar Barajı
Baraj, bir akarsu vadisini kapatan ve arkasında su biriktiren; enerji üretimi, içme için kullanılma, sulama suyu temini ve akarsuların düzenlenmesi gibi pekçok gayeye hizmet eden ekonomik faydası büyük olan tesisler.
Barajlar, ağırlık, kemer ve payandalı olarak betondan veya toprak ve kaya dolgudan yapılırlar. Bunların karışımı şeklinde de yapılabilir. Birkaç yüz metre yükseklikte ve kilometrelerce uzunlukta olabilir. Arkalarında biriken suyun kapladığı alan da binlerce hektara ulaşabilir.
Beton barajlar, sağlam kaya temelinin yakın olduğu vadilerde yapılır. Sağlam kaya temellerine inilmeyen yerlerde ise, dolgu barajları tercih edilir. Teknolojinin gelişmesi ile dünyanın en yüksek barajları, dolgu tipinde inşa edilmişlerdi. Türkistan'daki Nurek Barajı, kaya dolgu tipinde ve 310 m yükseklikte olup, dünyanın en yüksek barajıdır. 207 m yüksekliğinde, beton ağırlık ve kaya dolgu tipindeki Keban Barajı, yükseklik bakımından dünyada on sekizinci sırada yer almaktadır. İsviçre'deki Grande-Dixence Barajı, ağırlık barajı tipinde olup, 285 m yüksekliktedir ve dünyanın en yüksek beton ağırlık barajıdır. Kemer tipinde dünyanın en yüksek barajı, 261 m yükseklikteki Vainot (?) Barajı İtalya'dadır. Bu barajın uğradığı bir kazada şev kayması sonucu, baraj gölü tamamen dolmuş ve 2250 kişi hayatını kaybetmiştir. Payandalı tipindeki barajlar ise, ancak 70 ile 80 m yüksekliğe kadar yapılırlar.
Dünyanın en uzun barajı, Ukrayna'daki Kiev Barajı olup, uzunluğu 50 kilometreyi geçmektedir. Baraj gölü bakımından da dünyanın en büyük hacimli barajı, Rusya'daki Bratsk Barajı olup, 169 milyar m³ su biriktirebilecek kapasitededir. Keban Barajı 30 milyar m³lük hazne hacmi ile dünya sıralamasında on dokuzuncu olmaktadır.
Kurulu güç yönünden, dünyanın en büyük santralı, Itaipu Barajıdır. 12.870 megawatt (MW) gücündeki tesis, 18 türbinden ibarettir. Her bir türbin 300 t ağırlıkta olup, türbin milinin döndürdüğü dev jeneratörün içi, oldukça büyüktür. Keban Barajının kurulu gücü 1240 megawattır ve dünyada 36. sıradadır. Itaipu Barajı, Brezilya-Paraguay sınırındaki Parana Nehri üzerinde kurulmuştur. 35 km²lik inşaat alanına sahip olup, toplam 11 milyon m³ beton kullanılmıştır. Bu kadar büyük bir barajın gölü tam 14 günde dolmuştur. Bu barajın derivasyon kanalı, 2 km uzunlukta, 150 m genişlik ve 90 m derinliktedir. Baraj için ulaşılan başarı, çevrede yapılan bazı fedakarlıklar sonucu olmuştur. Baraj havzasında yaklaşık 1500 km²lik tropikal orman ve verimli arazi ile dünyanın en güzel şelalelerinden biri olan Sete Quedas, sular altında kalmış ve 40.000'den fazla insan başka yerlere yerleştirilmiştir. Brezilya ve Paraguay'ın ortak yapımı olan Itaipu Barajının inşaatında 40.000 işçi çalışmıştır. Baraj, ana gövdesi 195 m yükseklikte olup, 14 adet kapağın açılmasıyla 52.000 m³ su tahliye edilebilmektedir. Baraj gövdesine yerleştirilen basınçlı boruların her birinin çapı 10,5 metredir. 90 devir/dakikalık 18 adet Francis tipindeki türbinler kullanılmaktadır.
1 Ağırlık barajları 2 Kemer barajları 3 Payandalı barajlar 4 Kaya dolgu barajları 5 Toprak dolgu barajları 6 Kaynak 7 Dış baplantılar
Ağırlık barajları
Tesir eden dış kuvvetlere ağırlığı ile karşı koyan barajlardır. Baraj duvarının kesiti genel olarak, dik yamuk şeklindedir. Su tarafı 0,05 ile 0,l0 eğiminde de yapılabilir. Hava tarafının eğimi 0,70 ile 0,80 civarındadır. Ağırlık barajlarının taban genişliğinin yüksekliğe oranı, yani genişlik oranı 0,70 ile 0,80 oranındadır. Ülkemizdeki 113,5 m yükseklikli Kemer ve 108 m yükseklikli Sarıyer barajları bu tiptendir.
Kemer barajları
Yükü, tabanla birlikte kenar ayaklara iletir. Böylece kesitin tamamı çalışır. Kemer barajlar planda, daire yayı şeklindedir. Bunlarda genişliğin yüksekliğe oranı 0,10 ile 0,25 arasındadır. Kemer barajlar Baraj tepe uzunluğunun baraj yüksekliğine oranının beş veya daha küçük olduğu dar vadilerde inşa edilirler. Ayrıca vadi tabanının ve şevinin sağlam kaya zeminden olması gerekir. Bu tip barajların en kesiti küçük olacağından, kullanılacak beton hacmi azalır. Buna karşılık işçilik ve kalıp masrafları artar. Yurdumuzdaki Karakaya Barajı 187 m, Oymapınar Barajı 185 m ve Gökçekaya Barajı 158 m yükseklikte olup, kemer tipindedir.
Payandalı barajlar
Bu tip barajlarda suyu tutan geçirimsiz bir yüzey ile bu yüzeyin dayandığı payanda destekler vardır. Payandalar arası boştur. Dolayısıyla daha az malzeme kullanılır. Buna karşılık işçilik ve kalıp masrafları fazladır. Yükseklikleri 70 ile 80 metreye kadardır. Su tarafının eğimi, 45o ile 60o olmalıdır. Memleketimizdeki 49 m yükseklikte Elmalı Barajı, bu türe örnektir.
Kaya dolgu barajları
En kesitleri dikyamuk şeklindedir. Su ve hava tarafı 1/2 ile 1/2,5 eğiminde ve taş ile kaplıdırlar. Kesit ortasında geçirimsizliği temin eden çekirdek kısımları vardır. Çekirdek, kil veya betondan yapılır. Bazı durumlarda su tarafı, çelik gibi bir malzeme ile de kaplanarak geçirimsizlik sağlanabilir. Ülkemizdeki Keban (207 m), Altınkaya (195 m), Atatürk (184 m), Uzköy (176 m), Kılıçkaya (140 m) gibi mevcut ve inşa edilmekte olan barajlarımız kaya dolgu tipindedir. Bunlardan Atatürk Barajı, gövde dolgusu hacmi 84,5 milyon m³ kaya ve toprak dolgusu ile dünyada beşinci sırada yer almaktadır. Sulama ve enerji maksatlı olan Atatürk Barajı, 8l7 km²lik göl alanına sahiptir ve 48,47 milyar m³ su depolanabilecektir. Bu su ile de toplam 727.700 hektarlık arazi sulanacaktır. Ayrıca, her biri 300 MW gücünde olan 8 adet Francis tipindeki türbin ile de yılda 8,9 milyar kilovat saat enerji üretecektir. Türbinlere su veren basınçlı (cebri) borular 6,60-7,25 m çapında ve toplam 496 m uzunluğunda olacaktır.
Toprak dolgu barajları
En kesitleri, kaya dolgu barajlar gibidir. Baraj gövdesi, sıkıştırılmış toprak tabakalarından ibarettir. Bu tip barajlarda, ortasında geçirimsizliği sağlayan kil veya betondan çekirdek vardır. Su ve hava tarafının eğimi 1/2 ile 1/2,5 arasındadır. Yurdumuzda işletmeye açılan ve inşa halinde olan projesi hazır veya projesi hazırlanmakta olan 90'ı geçkin toprak dolgu barajların yükseklikleri 15 metreden 95 metreye kadar değişmektedir. Toprak veya kaya dolgunun beraber kullanıldığı Kepez Barajının yüksekliği 195 metredir.
|
|
|
|
|
1328
|
cellotin genel / COĞRAFYA / Ynt: bangladeş
|
: Eylül 28, 2007, 01:12:30 ÖS
|
|
BANGLADEŞ
COĞRAFİ VERİLERİ Konum: Güney Asya'da, Bengal koyuna kıyısı olan, Birmanya ve Hindistan arasında yer alan bir ülkedir. Coğrafi konumu: 24 00 Kuzey derecesi, 90 00 Doğu boylamı Harita konumu: Asya Yüzölçümü: toplam: 144,000 km² kara: 133,910 km² su: 10,090 km² Sınırları: toplam: 4,246 km Sınır komşuları: Birmanya 193 kilometre, Hindistan 4053 kilometre Sahil şeridi: 580 km İklimi: Tropikal iklim, Ekim - Mart ayları arasında süren kışlar hafif, Mart - Haziran ayları arasında yazlar sıcak ve rutubetli geçer, Haziran - Ekim ayları arasında sıcak musonlar ortaya çıkar. Arazi yapısı: Çoğunlukla yatık alüvyonlu ovalardan ve güneydoğuda tepeliklerden oluşmaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Keokradong 1,230 m Doğal kaynaklar: Doğal gaz, işlenebilir toprak arazi, kereste, kömür Arazi kullanımı: işlenebilir toprak arazi: %73 sürekli ekinler: %2 otlaklar: %5 ormanlık arazi: %15 diğer: %5 (1993 verileri) Sulanan arazi: 31,000 km² (1993 verileri) Doğal afetler: Kuraklık, kasırgalar, ülke geneli yaz muson yağmurları sırasında su baskınları ile karşı karşıya kalır.
NÜFUS BİLGİLERİ Nüfus: 131,269,860 (Temmuz 2001 verileri) Yaş yapısı: 0–14 yaş: %35.04 (erkek 23,550,607; kadın 22,451,006) 15–64 yaş: %61.6 (erkek 41,432,123; kadın 39,434,633) 65 yaş ve üzeri: %3.36 (erkek 2,389,639; kadın 2,011,852) (2001 verileri) Nüfus artış oranı: %1.59 (2001 verileri) Mülteci oranı: -0.76 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini) Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın 15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın 15–64 yaş: 1.05 erkek/kadın 65 yaş ve üzeri: 1.19 erkek/kadın toplam nüfusta: 1.05 erkek/kadın (2001 verileri) Bebek ölüm oranı: 69.85 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini) Ortalama hayat süresi: toplam nüfus: 60.54 yıl erkek: 60.74 yıl kadın: 60.33 yıl (2001 verileri) Ortalama çocuk sayısı: 2.78 çocuk/1 kadın (2001 tahmini) HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.02 (1999 verileri) HIV/AIDS - taşıyan insan sayısı: 13,000 (1999 verileri) HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 1,000 (1999 verileri) Ulus: Bangladeşli Nüfusun etnik dağılımı: Bengalli %98, Kabile grupları, Bengalli olmayan Müslümanlar (1998) Dinler: Müslüman %83, Hindu %16, diğer %1 (1998) Yazýlým Dili: Bengalce (resmi), İngilizce Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler toplam nüfus: %56 erkek: %63 kadın: %49 (2000 verileri)
YÖNETİMİ Ülke adı: Resmi uzun adı: Bangladeş Halk Cumhuriyeti kısa şekli : Bangladeş eski adı: Doğu Pakistan ingilizce: Bangladesh Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet Başkent: Dakka İdari bölmeler: 5 belediye; Barisal, Chittagong, Dhaka, Khulna, Rajshahi (Sylhet de bu listeye eklenebilir) Bağımsızlık günü: 16 Aralık 1971 (Batı Pakistan'dan ayrıldı) Milli bayram: Bağımsızlık günü, 26 Mart (1971) Anayasa: 4 Kasım 1972, 16 Aralık 1972 tarihinde yürürlüğe girmiştir, 24 Mart 1982 darbesinde bir süre askıya alınmış, 10 Kasım 1986 tarihinde yeniden düzenlenmiştir. Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır. Oy kullanma yaşı: 18 yaşından itibaren; genel Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), MINURSO (BM Bati Sahra Referandum Misyonu), MONUC (BM Kongo Operasyonu), NAM, OIC (İslam Konferansı Örgütü), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), SAARC (Güney Asya Bölgesel işbirliği Teşkilatı), UN (Birleşmiş Milletler), UN Güvenlik Konseyi (geçici), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNIKOM (BM Irak-Kuveyt Gözlem Misyonu), UNMEE (BM Etyopya-Eritre Misyonu), UNMIBH (BM Bosna Hersek Misyonu), UNMIK (BM Kosova Geçici Yönetimi), UNMOP (BM Prevlaka Gözlem Misyonu), UNMOT, UNOMIG (BM Gürcistan Gözlem Misyonu), UNTAET (BM Doğu Timor Geçiş Yönetimi), UNU, UPU (Dünya Posta Birliği), WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)
EKONOMİK GÖSTERGELER Ekonomiye genel bakış: Ekonomisini geliştirmek için süregelen yerel ve uluslararası çabalara ve nüfus planlama programlarına rağmen, Bangladeş, dünyanın en fakir, en yüksek nüfuslu ve en az gelişmiş ülkelerinden biridir. Ekonomi, tek en önemli aktivitesi olan pirinç yetiştiriciliği ile tarıma dayanır. Ekonomik büyümenin en önemli engelleri arasında, sık görülen kasırga ve seller, devlete ait girişimlerin yetersizliği, tarım sektörünün karşılayamadığı sürekli büyüyen iş gücü, enerji kaynaklarını (doğal gaz) işlemedeki gecikmeler, yetersiz güç kaynakları ve ekonomik reformların yavaş yürütülmesi vardır. Şimdiye kadar Doğu Asya finansal krizleri Bangladeş ekonomisi üzerinde büyük etki yapmamıştır. GSYİH: Satın alma Gücü paritesi - 203 milyar $ (2000 verileri) GSYİH - reel büyüme: %5.3 (2000 verileri) GSYİH - sermaye üzerinden: Satın alma Gücü paritesi- 1,570 $ (2000 verileri) GSYİH - sektörlere göre: tarım: %30 endüstri: %18 hizmet: %52 (2000 verileri) Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %5.8 (2000 verileri) İş gücü: 64.1 milyon (1998) Sektörlere göre işgücü dağılımı: tarım %63, hizmet %26, endüstri %11 (1995/1996 mali yılı sonuçları) İşsizlik oranı: %35.2 (1996) Bütçe: gelirler: 4.9 milyar $; giderler: 6.8 milyar $ (99/00 mali yılı sonuçları) Endüstri: Pamuk tekstili, hint keneviri, giysiler, çay, çimento, kimyasal gübre, şeker Endüstrinin büyüme oranı: %6.1 (2000 verileri) Elektrik üretimi: 12.06 milyar kWh (1999) Elektrik üretimi için kaynaklar: Fosil yakıtlar: %93.7 hidro: %6.3 nükleer: %0 diğer: %0 (1999) Elektrik tüketimi: 11.216 milyar kWh (1999) Elektrik ihracatı: 0 kWh (1999) Elektrik ithalatı: 0 kWh (1999) Tarım ürünleri: pirinç, hint keneviri, çay, buğday, şekerkamışı, patates, tütün, bakliyat, tohumlar, baharatlar, meyveler, sığır, süt, kümes hayvanları İhracat: 5.9 milyar $ (2000) İhracat ürünleri: giysiler, hint keneviri, deri, dondurulmuş balık ve deniz mahsulleri İhracat ortakları: ABD %31.2, Almanya %9.95, İngiltere %8.06, Fransa %5.82, İtalya %4.42 (1999) İthalat: 8.1 milyar $ (2000) İthalat ürünleri: Makine ve teçhizatlar, kimyasal maddeler, demir ve çelik, tekstil, ham pamuk, yiyecek maddeleri, ham petrol ve petrol ürünleri, çimento İthalat ortakları: Hindistan %12.2, Singapur %7.8, Japonya %6.7, Çin %6.4, ABD %5.3 (1999) Dış borç tutarı: 17 milyar $ (2000) Para birimi: Taka (BDT) Para birimi kodu: BDT Mali yıl: 1 Temmuz - 30 Haziran İletişim Bilgileri Kullanılan telefon hatları: 500,000 (2000) Telefon kodu: 880 Radyo yayın istasyonları: AM 12, FM 12, kısa dalga 2 (1999) Radyolar: 6.15 milyon (1997) Televizyon yayını yapan istasyonlar: 15 (1999) Televizyonlar: 770,000 (1997) Internet kısaltması: .bd Internet servis sağlayıcıları: 10 (2000) Internet kullanıcıları: 30,000 (2000) Ulaşım ve Taşımacılık Demiryolları: toplam: 2,745 km Karayolları: toplam: 201,182 km asfalt: 19,112 km asfalt olmayan: 182,070 km (1997) Deniz yolları: 8,046 km Boru hatları: Doğal gaz 1,250 km Limanları: Chittagong, Dakka, Mongla Limanı, Narayanganj (2001) Hava alanları: 18 (2000 verileri)
Güney Asya'da Müslüman bir devlettir. 1971 senesine kadar Pakistan'ın "Doğu Pakistan" adlı eyaleti, daha önceleri de İngilizlerin Kıta Hindi'nde Bengal eyaleti idi. Kuzey-güney arası 625 km, doğu-batı arası 304 kilometredir.
TARİHİ
Bangladeş, M.Ö. bölgede hüküm süren büyük devletlerin, M.S. 750–1200 arasında yerel Palas Hanedanların hâkimiyeti altında kaldı. Onuncu asırdan itibaren Müslümanlar bölgeye hâkim olmaya başladılar. Bangladeş 12. asırdan 1757 yılına kadar Müslümanların idaresinde, 1757'den 1905 yılına kadar İngilizlerin hâkimiyetinde kaldı. 1947 yılında da Müslüman kesimi "Doğu Pakistan" adıyla Pakistan'ın bir eyaleti oldu. 1969 yılına kadar Pakistan'ın eyaleti olarak kaldı. 28 Kasım l969'da meclis üyelerinin teşkili için yapılan seçim propagandaları esnasında Mucib-ür-Rahman ve onun "Avami Partisi" seçim propagandalarını Doğu Pakistan'a muhtariyet vereceği vadi üzerine kurmuştu. Aralık 1970'de yapılan seçimler neticesinde Avami Partisi 313 sandalyeden 167'sini aldı. 1 Mart 1971'de Millet Meclisinin teşkili ertelendi. Bu durum Doğu Pakistan'da meşru hakların ihlali sayıldı ve genel greve gidildi. Bunun üzerine ordu, grevcilerin üzerine gitti ve iç harp başladı. Bir kısım halk da Hindistan'a sığındı. Bu arada Hindistan-Pakistan Savaşı başladı. 1971 Aralık ayında savaş bittiğinde Hindistan, Doğu Pakistan'ın büyük bir bölümünü işgal etmişti. Hindistan burayı iki hafta kadar kontrol altında tuttu. 22 Aralık 1971'de Mucib-ür-Rahman'ın liderliğinde Bangladeş Müslüman Halk Cumhuriyeti kurulduktan sonra, Hindistan ülkeyi terk etti. Mucib-ür-Rahman ve Avami Partisi'nin iktidara gelmesiyle karışıklıklar dinmedi. 15 Ağustos 1975'te yapılan darbe ile Mucib-ür-Rahman ailesi ile birlikte öldürüldü. İdareyi Kandahar Mustak Ahmed ele aldı. 3 Kasım 1975'te Dakka garnizon komutanı Tuğgeneral Halid Müşerref, Mustak Ahmed'i devirdi. Ancak kendisi iktidarda sadece dört gün kalabildi. 7 Kasım 1975 tarihinde General Ziya-ür-Rahman bir darbe ile Halid Müşerref'i devirdi. Ziya-ür-Rahman zamanında ordu uzun müddet siyasetten uzak durdu. 1977 yılında yapılan seçimleri Ziya-ür-Rahman kazandı ve geçici olsa da, siyasi istikrar temin edildi. 30 Mayıs 1981 tarihinde bir grup subay ve askeri birlik başarısız bir darbe yaptılar. Ziya-ür-Rahman'a bağlı birlikler darbeyi bastırdılar. Ancak darbe esnasında Ziya-ür-Rahman öldürüldü. 15 Kasım 1981'de seçim yapıldı ve Milli Birlik Partisi lideri, öldürülen Ziya-ür-Rahman'ın yardımcısı Abdüssettar, oyların % 66'sını alarak devlet başkanı oldu. Ancak siyasi istikrar yine temin edilememiş ve kargaşa bitmemişti. Nihayet hükümet, Milli Güvenlik Kurulu kurulmasını kabul etti ise de, gerginlik durmadı. Sonunda Genel Kurmay Başkanı Muhammed Erşad, askeri bir darbe ile Abdüssettar'ı devirerek idareye el koydu. Askeri idare iki sene iş başında kalacağını ilan etti. 21 Mart 1985'te yapılan referandumda Erşad'ın devlet başkanlığında kalması onaylandı. Diktatörlük ve otoriter bir rejimle ülkeyi yönettiği söylenen Muhammed Erşad'ın geniş çaplı kitle gösterileri neticesi istifa etmesi üzerine 6 Aralık 1990 senesinde Şahabeddin Ahmed devlet başkanlığına vekâleten getirildi. 19 Eylül 1991 senesinde yapılan seçimleri kazanan Ziya-ül-Hak'ın hanımı Halide Ziya başbakan oldu.
FİZİKİ YAPI
Bangladeş daha ziyade Kıta Hindi'nin Ganj (Padna), Jamune (Brahma Putra)Nehrinin aşağı kolu ile Meghna gibi önemli nehirlerinin deltasında oluşan alüvyonlu ovalardan meydana gelir. Bu nehirler birleşerek Bengal Körfezinde bir delta içinde akarlar. Ovaların büyük bir kısmının denizden yüksekliği 9 metreyi geçmemektedir. Bu sebeple her yıl yağışlı mevsimlerde ırmakların kabarmasıyla ovalar seller altında kalırlar. Bu sel baskınlarının en büyüğü 1974 yılında olmuş ve ülkenin % 70'i sular altında kalmış, 2 bin insan ölüp, yüz binlerce insan evsiz, barksız ve aç kalmıştır. Jamuna Irmağının kolları olan Tistua ve Astrai ırmakları, ovanın kuzey bölümünden geçerler. Bu bölgede çok sayıda bataklık ve sazlık bulunmaktadır. 9300 kilometrekarelik bir yer kaplayan Barind Ovası, orta kesimde 6350 kilometrekarelik yer kaplayan Madhupur Platosu ve Meghna Irmağının doğusundaki Lalmai Tilas bölgeleri, alüvyonların meydana getirdiği başlıca plato alanlarıdır. Feni Irmağının güneyinde uzanan Chittagong bölgesi, tepeler, vadiler ve ormanlarla kaplıdır. Buraları ülkenin başlıca dağlık bölgesidir. Yüksekliği ortalama 600 metredir.
İKLİM
Genel olarak Muson iklimi görülür. Ülkeye düşen yağış miktarı yüksek olup, metrekareye 1270–5080 mm arasında değişir. Nem oranı yüksekliği, bunaltıcı sıcaklara sebep olmaktadır. Ocak ayında en yüksek sıcaklık 25-26oC arasında değişmektedir. Yazın ise 30-35o'ye kadar ulaşır. Yıllık siklonlar ülkeye büyük zararlar vermekte, bilhassa sahil şehirlerinde büyük hasara sebep olmaktadır. 1970 yılındaki bir fırtınada 500 bin insan ölmüş ve yüz binlercesi de evsiz, barksız kalmıştır.
TABİİ KAYNAKLARI
Bangladeş Ovası eskiden ormanlarla kaplıydı. Ekilecek alanları az olduğu için ormanların büyük bir kısmı yok edilmiş ve bugün sadece iki orman kalmıştır. Bunlardan birisi Madhupur olup, alüvyon platosudur ve 4140 kilometrekarelik bir kısmı yapı malzemesi için elverişli ağaçlarla kaplıdır. İkinci orman ise güneydeki Sundarbans kıyı bölgesindeki ormanlardır. 5960 kilometrekarelik bir alanı, bataklıklar arasındaki adacıklar ve Mangrov ormanlarıyla kaplıdır. Bu ormandaki ağaçlar kibrit ve kutu imalatına elverişlidir. Ayrıca Chittagong bölgesindeki sıradağlar tropikal ormanlarla kaplıdır. Buradaki ağaçlar, 60 metreye kadar uzunlukta olup, mobilyacılıkta ve kâğıt sanayiinde kullanılır. Ormanlarda; bambu, muz ve Hindistan cevizi vb. ağaçlar bulunur. Ormanlarda aslan, kaplan, fil, timsah gibi vahşi hayvanların yanısıra, her çeşit tropikal bölge hayvanları, ayrıca benekli ceylanlar, çeşitli türlerde yılanlar vardır. Nehirlerde de bol balık bulunur. Bangladeş'te fazla maden kaynağı yoktur. Ancak, üç tane küçük tabii gaz ve çok ince bir kömür tabakası keşfedilmiştir. Bengal Körfezinde de petrol bulunmuştur.
NÜFUS VE SOSYAL HAYAT
Bangladeş, dünyanın nüfus yoğunluğu bakımından en kalabalık ülkelerindendir. Nüfus yoğunluğu kilometrekareye 290–770 kişi arasında değişir. Yirminci asrın sonunda nüfusun iki misli artacağı tahmin edilmektedir. Nüfusun % 90'ı köylerde, % 10'u şehirlerde yaşar. En önemli şehri "Dakka", aynı zamanda başşehirdir. Güneydoğu sahilindeki Chitagony şehri, önemli bir limandır. Halkın % 85'i Müslüman’dır. Bangladeş'in resmi dili Bengal dilidir. Halkın çoğu bu dili konuşur. Ayrıca Urduca dili de yaygındır. Kuzey ve doğu dağlık bölgelerinde yaşayanlar da mahalli lisanları konuşurlar. Para birimi "Taka"dır. 11 idari bölge birer askeri vali tarafından yönetilir. Bir radyo ve televizyon istasyonu vardır. Erkekler "Lungi" denilen bir elbise, kadınlar "Burka" denilen baştan ayağa kadar vücudu örten bir elbise giyerler. Eğitim: Dünyada okuma-yazma oranı en düşük ülkelerdendir. Halkın % 33,1’i okuma-yazma bilmektedir. Köylerinde ekseriya ilkokul bulunmamaktadır. Dakka, Rajshani ve Chittagong üniversiteleri, batı tarzı eğitim yapan üç büyük üniversitedir. İngilizler bu bölgede uzun süre kalmışlar, halkı cahil bırakmışlar, bozuk fikirleri yaymışlardır. Halkın kültür seviyesi ve ekonomik durum çok düşüktür. İngilizlerin kültürünün tesirleri devam etmektedir.
EKONOMİ
Ekonomi tarıma dayalıdır. Başlıca ürünleri, pirinç, önemli dayanıklı gıda maddeleri, Hind keneviri ve çaydır. Bu alanda Çin ve Hindistan'dan sonra dünya üçüncüsüdür. Diğer zirai bazı sebzeler ve şekerpancarı iç tüketim için yetiştirilir. 10 milyon hektarlık alanda ekim yapılır. Bu alanların % 80'inde pirinç üretilir. Sanayi ve taşımacılık: Bangladeş’te başlıca sanayi Hintkeneviri üretimidir. Bu ülkede ileri sanayi tam kurulmamış, hatta bulunan madenler dahi tam olarak işlenememektedir. Ülkede Hintkeneviri (jüt) işleyen 20 fabrika vardır. Dış ticaret: Başlıca ihracat ürünleri; Hintkeneviri (jüt), çay ve balıktır. Ancak ihracatı hiçbir zaman ithalatını karşılamamakta ve ithalat ile ihracat arasındaki açık, gün geçtikçe artmaktadır. Çok az da olsa dış yardımlarla ayakta durmaya çalışmaktadır.
|
|
|
|
|
1329
|
cellotin genel / COĞRAFYA / Ynt: Balıklarda oluşan parazitler
|
: Eylül 28, 2007, 01:11:24 ÖS
|
|
BALIKLARDA BULUNAN PARAZİTLER Tatlı su ve de Deniz balıklarında görülen parazitler, Balıketi tüketimi ile insanlara geçerek çeşitli sağlık sorunlarına sebep olurlar, Bu gibi durumlara sebep olmamak için Parazit türlerini biraz tanıyalım. 1:OPİSTORCHİS FELİNEUS. OPİSTORCHİS FELİNEUS 8 İla 11 mm uzunluğunda 1,5 -2 mm genişliğinde TREMATODDUR. Vücudunun ön kısmı sivri ve kırmızıya yakın bir renktedir, Yumurtaları oval kapaklı ve açık kahverengidir. Boyları 25–30 mikron genişlikleri 11 ila 15 mikrondur. 2:YNİA LEACHİ Derilerinin üzeri mukoza ile kaplı tatlı su balıklarının derilerinden girerek kaslara yerleşir ve orada kistleşirler. Tatlı su balıklarında en çok rastlanan Sazan, Kızılkanat ve çitaridir. Kistleşmiş larvalar balıketinde normal ısı derecesinde üç gün canlı kalır, Tuzlanmış balıklarda 10 güne kadar canlı kaldıkları bilinmektedir. Balıkların az pişirilmiş olarak ve çiğ olarak tüketimlerinde 2 ün içerisinde olgun formlar gelişir ve bu formlar karaciğerde tehlikeli tahribata yol açar, Bu gibi balıklar tüketilmemeli ve derhal imha edilmelidir. 3:DİPHYLLOBOTRİUM LATUM L İnsan tenyası (DİPHYLLOBOTRİUM LATUM)Gelişmesini birçok balık türünde tamamlar. Şerit 9 metreyi aşan uzunlukta ve yaklaşık 2cm genişliğindedir, Badem şeklindeki SCOLEXİ 2–3 mm uzunlukta olup boyun kısmı kısadır, Sayıları 3000 ile 4000 arasında değişen halkalardan oluşur. İnsanların bağırsaklarında olduğu zaman iştahsızlık başlar. Çıkardığı toksinler insanlara zarar verir, İnsan vücudunda fazla kaldıkları zaman anemiye sebep olur. Turna ve sazan gibi balıklar parazit içeren maddeleri yerler ve balıklarda bu parazit oluşarak bağırsak duvarından karna ve kaslara geçerler. 4:LİGULA SİMPLİCİSSİMA Su kuşlarında yaşayan tenyanın rengi beyazdır 10 ila 40 cm uzunluğundadır 1 metre olanlarıda vardır. Su kuşlarının dışkısı ile balıklara geçerler, Bunlara meraklı olan sazan kara balık parazitleri büyük miktarda alır, Bunun gibi balıkların karın boşluğunda gelişmelerini tamamlar ve 35-50 CM uzunluğa erişirler ve aşırı derece büyüyen karın duvarı herhangi yerinden yırtılarak balık ölür. 5:ASKARİTLER Bir çok balık türünde kaslarda rastlanır,Özellikle Morina ,Ringa,Turna,Som, Tatlı su levreği(Testere balığı olarakta bilinir)sık bulunurlar. Balıklarda yerleştikleri bölge karın boşluğu ve karın sırt kaslarıdır.Kaslarda genelde kıvrılmış olarak bulunurlar, Bunlar pişirme sırasında ölürler. 6:HOLOSTOMUM PERLATUM CİUREA
Sazanların pullarının dökülmüş olduğu noktalarda ve kaslarda toplu iğne başı kadar modüller oluştururlar. 7:PİSCİCOLA GEOMETRA Balıkların deri üstünde pek çok sayıda bulunan 4 cm uzunluğunda gri ve yeşil renkte üzerinde kahve rengi noktaların olduğu bir solucandır.
|
|
|
|
|
1330
|
cellotin genel / COĞRAFYA / Ynt: Balıkesir ili tarihçesi
|
: Eylül 28, 2007, 01:10:57 ÖS
|
|
Balıkesir ili tarihçesi Balıkesir çevresinde bulunan pekçok höyük, iskan edilmiş mağara ve düz yerleşim yerinde yapılan araştırmalarda ele geçen bulgular, buralarda bilinmeyen çok eski zamanlardan MÖ 8000-3000 yılları arasında yerleşilmiş olduğunu ortaya koymaktadır. Bu arada Yortan Mezarlığı"nda yapılan çalışmalar, burada bir mezar kültü olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hitit metinlerinde ASSUVA diye anılan Batı Anadolu"nun bu bölgesi Antik çağda MYSIA diye anılmakta idi. MÖ 3000-1200 yılları arasında bu bölgede farklı diller konuşan Pelasg ve Leleg kolonileri kurulmuştur. 4. Truva döneminde (MÖ 1800-1250) Antik çağda İda diye anılan Kaz dağları eteklerinde geçen efsanevi Truva Savaşları bölge halkını da derinden etkilemişti. Homeros"un Odeseus"unda anlatılan Argonotlar Arteka (Erdek) ve Kyzikos"a bu dönemde geldiler. MÖ 1200"de Anadolu"nun batısındaki halkların başlattığı "Deniz Kavimleri Göçü" önlerine gelen herşeyi yakıp yıkarak ilerlerken ancak MÖ 1190"da Mısır önlerinde durdurulabildiler. Geri dönenler Anadolu ve Suriye"de boş buldukların yerlere yerleştiler. Bu tarihten sonra Hitit Krallığı ile ilgili bilgiler tamamen kesilmektedir. MÖ 790-Miletoslu göçmenler, Kyzikos ve Prokonnes"te koloniler kurdu. MÖ 680-Kyzikos"a büyük bir Miletos göçmen grubu daha geldi. Kyzikos"un "Altın çağı" başladı. MÖ 600"lerden itibaren Mysia bölgesi de Pers İmparatorluğu etkisi altına girdi. Batı bölgesi Satraplık merkezi Deskileion (Ergili Köyü) idi. MÖ 546-547"de Persler Atina tarafını tutan bütün Adramytion"luları öldürttü. MÖ 500"de Persler"e karşı yapılan Ionia ayaklanmasına bölge kentleri de katıldı. 494"de isyan bastırıldıktan sonra Mysia"da bulunan kentler de cezalandırıldı. MÖ 480"de Pers İmparatoru Kserkses Yunanistan üzerine sefere çıkarken Mysia bölgesinden geçti (Maraton Savaşı). MÖ 478-477 Mysia kıyılarındaki şehir devletleri de Aktika-Dellos deniz birliğine katıldılar. MÖ 410 Kyzikos"u saran Persler"e karşı yardıma gelen Atinalı Alkibiades Bandırma Körfezinde yaptığı deniz savaşını kazandı. MÖ 334 Makedonya"lı Büyük İskender Çanakkale Boğazından Anadolu"ya geçti. Biga yakınlarında Granikos çayı 3. Dareios"un Pers ordusunu yendi. Bölge Persler"den temizlendi. MÖ 323 İskender"in Babil"de ölümü üzerine generalleri arasında çıkan savaşlardan sonra Mysia bölgesi Selevkos"lara bağlandı. MÖ 238-263"te Bergama hakimi olan Fletairos döneminde bölge bergama yönetimini altına girdi. MÖ 133"te Bergama Kralı Attalos 3.Filometor"un vasiyeti üzerine bölge Roma hakimiyetine geçti. MÖ 88"de Adramytion hakimi Diador, Pont Kralı Mitridates"in tarafını tutarak çevrede bulunan Latince konuşan binlerce insanı öldürttü. Sonra da Romalıların intikamından korkarak intihar etti. Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra (MS 395) buraları da merkezi Bizans olan Doğu Roma yönetiminde kaldı. Bu devirde Balıkesir ve çevresi Bizans eyalet sistemi içinde OBSİKİON Theması teşkilatı içinde kaldı. Körfez bölgesi bu thema içinde Noecastron Theması"na bağlı idi. MS 670"de İstanbul"u kuşatmaya gelen Arap ordusu Kyzikos"u ele geçirerek yedi yıl burada kaldılar. 718"de ikinci defa İstanbul"u kuşatmaya gelen Ararplar Bergama ve Edremit bölgesini yağmaladılar. 1071 Malazgirt zaferiyle Anadolu kapılaraı Türklere bir daha kapanmamak üzere açıldı. 1080"de Süleymen Şah Kyzikos"u ele geçirdi. 1081"de Ulubat gölü kıyısında bir Bizans ordusu yok edildi. Kyzikos ve Poimanenon (Manyas) Türklerin elinde kaldı. 1085"de Süleyman Şah doğuda savaşırken emirlerinden İlhan Bey kısa süre önce ellerinden çıkmış olan Kyzikos, Apollonia, Poimanenon ve Edincik dolaylarını geri aldı. 1086"da Vezir Ebu Kasım, Süleyman Şah"ın ölümü üzerine ayaklanan bazı emirleri bastırıp birleştirdi. Kyzikos"u üs edinerek yaptırdığı gemiler ile Sakız adasına kadar akınlar yaptı. Türkmen savaşçılar ilk kez denizcilikle uğraşmaya başladılar. 1090"da Bizans İmparatoru 1. Aleksios Komnenos Mysia"da yurt tutmaya çalışan Türkmenler üzerine kumandan Eufuryanis Alexaders"i yolladı. Apollonia"yı kuşatan Bizanslılar kanlı savaşlardan sonra kale kumandanı İlhan"ı iç kaleye sığınmak zorunda bıraktılar. Olayı duyan Türkmenler imdada gelince Bizanslılar çekildiler. Göl kıyısında büyük zayiat verdiler. Ertesi sene daha iyi hazırlanan bir Bizans ordusu bu kere önce Kyzikos"u aldı, sonra bir baskınla Apollonia"yı da ele geçirerek kaledekilerle birlikte kumandanı da esir ettiler. 1092"de Vezir Ebu Kasım"ın kardeşi İlgazi İznik"te baş kaldırınca 1.Kılıçaslan onu yendi ve burayı başkent yaptı. Sonra Marmara kıyılarını ve Edremit körfezi"ne kadar olan yerleri fethetti. Buradan adalara ve Midilli"ye akınlara başladı. Aynı yıl İzmir emiri Çaka"da Edremit"ten Abydos"a kadar olan kıyılarıu zaptetti. Selçuklular Oğuzların Kınık boyundan, Çaka Bey Çavuldur boyundan Kılıçaslan Emir Çaka"nın kızı ile evli idi. 1093"de Bizanslıların entrikalrı sonunda Kılıçaslan Çaka Bey"i öldürdü. 1099"da Anadolu"ya doluşan Haçlılar, Marmara sahillerinde bulunan bütün Türkmenleri katlettiler. Haçlı fırtınası geçtikten sonra Oğuz boyları Marmara bölgesine gene dolmaya başladılar. 1110 yılında Mysia"daki Bizans kentleri Türk akınlarına karşı tahkim ettirildi. 1113"te Türkler Apollonia"yı gene ele geçirdiler. Türkler"in Kyzikos"a doğru yürümesi üzerine kent valisi burayı boşaltarak Bizans"a kaçtı. 1115"te çok takviyeli bir Bizans ordusu ani bir baskınla Kyzikos"u ele geçirdi. Buralara yerleşmeye çalışan Türkleri kovdular. 1175"te Eskişehir ovasında toplanan yüzbin çadır Türkmen Denizli Bergama, Karia, Mysia ve Edremit bölgelerine dağıldılar. 1206"dan itibaren Türkmen savaşçıları UÇ"lardan hareketle Edremit ve Mysia"daki Bizans kentelerine sürekli akınlara başladılar. 1237"de Selçuklu sultanı Gıyaseddin 2.Keyhüsrev Uç"ları teftiş için Edremit ve Mysia"ya da geldi. 1242"den itibaren Moğollar Selçuklu devletinin bütün idari işlerine karıştığı gibi devletin başına sultan atayabiliyor, devleti bir iki hatta üç sultanla yönetimi altında tutabiliyordu. 1280"li yılların sonlarına doğru başlarında Danişmend Gazi soyundan olduğu için büyük saygı gören Karasi Bey"in olduğu büyük bir Türkmen grubu yanlarında Anadolu Batı Ucu Ulu Bey"in olan Germiyanoğlu Yakup Bey ile beraber Mysia topraklarına girdiler; Kyzikos ve Bigados dışında bölgeyi fethettiler. Mysia"nın Marmara ve Ege kıyılarını ele geçiren Karasi Bey "Emir-ül Savahil" oldu. 1301-1302"de topraklarını savunamayan Bizanslılar paralı asker olarak kiraladıkları adamları Karasili Türkmenler üzerine yolladılar. Çok azı kurtulabildi. 1304 Ocak ayının ilk günlerinde Bizanslılar tarafından kiralanarak Kyzikos"a gönderilen Katalan paralı askerleri Edincik taraflarında yurt tutmaya çalışan bir Türk Boyunu katlettiler. Bizans"ın Anadolu"nun batısındaki son kalesi olan Alaşehir"i kuşatmış olan Sultan Mesud"un üzerine yürüdüler. Geçtikleri her yeri yakıp yıkarak bir yıl sonra Anadolu"yu terk ettiler. 1306"da Saru Saltuk Baba"nın gaze yolunda Dobruca"da ölmesi üzerine ona bağlı olan Türkmenlerden bir grup Ece Halil önderliğinde Trakya üzerinden geçerek Karasi topraklarına geçtiler. Kaz dağları bölgesine yerleştirildiler. Bu tarihlerden itibaren çok güçlenen Karasi Donanması çevredeki diğer Türkmen Beyliklerinin savaşçılarının da katılımıyla adalara ve Yunanistan"a pek çok akınlar yaptılar. 1333"de Seyyah İbn Batuda Karasi Eli"ni dolaştı. 1334"de çok güçlü bir haçlı donanması Edremit Körfezi"nde Karasi donanmasını yendi. 1336(37)"de Osmanlı Sultanı Orhan Gazi Edremit Bölgesi dışındaki Karasi topraklarını ülkesine kattı. 1354"de Osmanlı ve Karasi askerleri Şehzade Süleyman Paşa kumandasında Rumeli"ne geçtiler. Rumelinin açılması üzerine Karasi Eli"nde bulunan Türk oymakları da buraya geçirildi. 1402"de Ankara Savaşında Yıldırım Bayazıt Ordusu içinde Şehzade Emir Süleyman"ın grubu içinde Karasi Askerleri Gazi İne Bey Subaşı kumandasında döğüştüler. 1403"de Yıldırım Bayazıt"ın oğulları Musa ve İsa Çelebi"ler arasındaki taht kavgalarında Gazi İne Bey Subaşı şehit oldu. 1428"de Hacı Bayram Veli Şeyh Lütfullah ile birlikte Balıkesir"e geldi. 1452-53"de Boğazkesen Hisarı"nın yapılmasından sonra İstanbul, İsfendiyaroğlu İsmail Bey"in ordusu ve Akçaylıoğlu Mehmet Bey komutasında Karasi birlikleri tarafından Fetih ordusu gelinceye kadar abluka altına alındı. 1461"de İstanbul fatihlerinden Zağnos Mehmet Paşa vefat etti. Çalışkan bilgili, tedbirli, hayırsever ve devlete sadakatle bağlı bir vezirdi. 1502"de kuraklığa bağlı bir kıtlık ve 1525"te çekirge felaketi halkı perişan etti. 1503"lü yılların ilk yarısında medrese öğrencilerinin (suhteler) ayaklanması pek çok karışıklıklar çıkardı. Karışıklıklar uzun yıllar devam etti. 1577"de bir deprem şehri harap etti. Pek çok ev yıkıldı. 1592"de Kalenderoğlu, 1624"te Kazdağı Türkmenlerinden Cennetkarıoğlu isyanları, 1632"de İlyas Paşa"nın ve 1780"de Kanlıoğlu Halil Ağa"nın meydana getirdiği olaylar halkın huzurunu bozdu. 1821"de Yunan isyanı ile birlikte ayaklanan Ayvalık Rumları Davasoğlu halil Bey önderliğinde Kepsut Çepnileri tarafından bastırıldı. 1853-56"da Kırım Harbi sonrasında Kırım"dan ve 1859"da Şeyh Şamil"in Ruslara teslim olmasından sonra Kafkasya"dan büyük çapta göçlerle gelenler çevreye yerleştirildi. 1862-64"de Hüdavendigâr Vilayeti valisi Ahmet Vefik Paşa Karasi Eli"nde konar göçer yaşayan Yörükleri zorla iskâna tabi tuttu. 1877-78"de Osmanlı-Rus Savaşı (93 Muharebesi) sonunda çok büyük ve felaketli bir muhacceret hareketiyle Rumeli"den gelenler iskân edildiler. Pek çok yeni köyler kuruldu. 1880"de Karasi Ziraat Cemiyeti kuruldu. 1881-1888 yılları arasında Balıkesir "Karasi Vilayeti" adıyla müstakil bir vilayet oldu. 1885"de Balıkesir Lisesi "Karasi İdadî Sultanî" adı ile açıldı. 1886"da Balıkesir"de Karasi Vilayet Matbaası Kuruldu ve "Karasi" gazetesi yayımlanmaya başlandı. (1886-1888) (ilk sayı 5 Mart 1886"da yayımlandı) 1897"de Büyük Balıkesir Depremi ile şehir adeta yerle bir oldu. Mutasarrıf Ömer Ali Bey"in gayretiyle Balıkesir adeta yeniden kuruldu. Hilâl-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) faaliyete başladı. 1908"de Balya-Karaaydın Maden Kumpanyası"na karşı Türkiye"de ilk işçi grevi yapıldı. 15 Haziran 1909"da Karasi, Hüdavendigâr vilayetinden ayrılarak müstakil sancak oldu. 1912"de Rumeli"den gelen büyük bir muhacir grubu iskan ettirildi. Gelenlerin büyük bir kısmı Kalaçina Boşnaklarıydı. 1913"de Bandırma-Balıkesir-Soma Demiryolu Hattı açıldı. Donanma cemiyeti teşkil edildi. Memleket Hastanesi kuruldu. 13 Şubat 1913"de Okuma yurdu açıldı. 14 Nisan 1914"de Karasi Gazetesi Çantayzade Basri Bey tarafından yeniden çıkarılmaya başlandı. 12 Haziran 1914"de Enver Paşa ve iki sonra da Talat Paşa Balıkesir"e geldi. Temmuz 1914"de Balıkesir "İzcilik Teşkilatı" kuruldu. "Keşşaf Taburları" çalışmalara başladı. Kepsut Çiftlik (Ziraat) Mektebi kuruldu. Köylerde tifüs salgını görüldü. 18 Eylül 1914 Balıkesir Müdafa-yı Milliye Cemiyeti kuruldu. 14 Kasım 1914"de Cihad2ı Ekber ilan edildi. Seferberlik başladı. Balıkesir"de gençlik örgütlenmeleri hız kazandı. Kısa zamanda Göç, Genç Ginç ve Gürbüz dernekleri kurularak gençler harbe hazırlanmaya başlandı. Kızıl çekirge felaketi ürünleri tahrip etti. 25 Mayıs 1915"de Balıkesir Hapishanesinden 261 mahkum af edilerek harbe gönderildi. Haziran 1915-Balıkesir Tiyatrosu binası bitirildi. İlk oyun Temmuz"da göserildi. Bu aydan itibaren Çanakkale"den gelen yaralılar için Balıkesir ovasında binlerce çadırlık Harp hastanesi (Mecruhin Hastanesi) kuruldu. Ayrıca, Erdek, Bandırma, Gönen, Susurluk, Balya"da da Harp Hastaneleri açıldı. 1916-Çekirge felaketi devam ediyor. Kıtlık köyleri kasıp kavuruyor.
15 Ocak 1917 Balıkesir"de İtibarı-ı Milli Bankası hisseleri büyük ölçüde satıldı. 16 Mart 1917 Balıkesir Talim-i Musiki-i Osmani Cemiyeti kuruldu. 5 Mart 1917 Et"am-ı Fukara Cemiyeti muhacirlere ve fakirlere yemek dağıtımına başladı( 31 Mart 1917 günü dağıtılan yemek 3286 kişilikti). 17 Ekim 1918- Çantayzade Basri Bey mütareke yıllarının karanlıklarını delen basının güçlü sesi "SES" gazetesini çıkarmaya başladı. 15 Mayıs 1919 Yunanlılar İzmir"e asker çıkardı. 16 Mayıs 1919 Okuma Yurdu toplantısında Balıkesirliler düşmanla silahlı mücadele kararı aldılar.Millî Mücadele Dönemi başladı.
|
|
|
|
|
1331
|
cellotin genel / COĞRAFYA / Ynt: balıkesir ili turizm
|
: Eylül 28, 2007, 01:10:22 ÖS
|
|
BALIKESİR İLİ KÜLTÜR VE TURİZMİ
Balıkesir İli, tarih ve kültürel bakımdan zengin bir mirasa sahiptir.Bölgemizde M.Ö.3200 yıllarından günümüze kadar yerleşim olduğu görülmektedir.Burası MYSIA adıyla bilinir.1297-1360 yılları arasında Karesi Beyliği’nin kurulduğu İlin, Merkez ve çevresinde tarihi kalıntılar,konaklar,camiler,türbeler,kiliseler ve eski dönemlere ait şehir merkezleri bulunmaktadır.Daha sonra Balıkesir adını alan İlimiz konumu ve sahip olduğu doğal,kültürel değerleriyle önemli bir kültür ve turizm çekim merkezi durumundadır. Balıkesir Türkiye’nin en gelişmiş bölgesi Marmara’da yer alır.Burası nüfus yoğunluğu bakımından İstanbul,Bursa,İzmir gibi üç büyük şehrin ortasındadır.İlin sosyo-ekonomik gelişme düzeyi Türkiye ortalamasının üzerindedir.İkinci derecede gelişmiş iller grubundadır. Balıkesir İşletme Belgeli Tesis bakımından (82 tesis) Türkiye’de 7.sıradadır. İlimiz konumu, sahip olduğu doğal ve kültürel değerleriyle Türkiye’de önemli bir çekim merkezidir. Aslında Balıkesir, turizm açısından bir fırsatlar şehridir . Turizmde de ilk planlı hareket Balıkesir’in Erdek, Akç | | | |
|