Bedava ödev indir
Ocak 09, 2009, 06:10:10 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
  Ana Sayfa Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
  İletileri Göster
Sayfa: « 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 »
211  cellotin genel / Elektrik - Elektronik / DURGUN ELEKTRİK : Şubat 27, 2007, 10:15:14 ÖÖ
DURGUN ELEKTRİK

                 Durgun elektrik üzerindeki ilk çalışmalar M.ö VI.yüzyılda yaşamış olan yunan filozof Thales(tales) tarafından yapılmıştır.Thales,kehribarı hayvan postuna sürtüp saman ve küçük kağıt parçalarına yaklaştırldığında bunları çektiğini gözlemiştir.Daha sonra İngiliz bilgini William Gilbert bu özelliğinin yanlız kehribara ait bir özellik olmadığını ileri sürmüştür.Gilbert,cam ve plastik gibi maddelerin de yünlü ipekli kumaşlara sürüldükleri zaman zaman çöpleri çektiğini kanıtlamıştır.Bu olayların ve yağmurlu havalarda şimşek çakmasının,yıldırım düşmesinin nedeni durgun elektriktir.Günümüzde durgun elektriğin uygulama alanı bulunduğu pek çok alan vardır.Örneğin;fabrika bacalarındaki toz tutturucular durgun elektirkle çalışır.Kağıt,matbaa,tekstil ve petrol endüstrisinde durgun elektiriğin olumsuz etkilerini önleyen düzenekler vardır.Radyo,televizyon,hesap makinesi,fotokopi makinesi ve bilgisayarlar durgun elektriğin geniş ölçüde uygulama alanı bulunduğu elektronik araçlardır.

        Elektrikle İlk Tanışma:Cisimlerin Elektriklenmesi

                 Kehribar,cam,ebonit,tarak gibi cisimler yünlü bir kumaş parçasına ya da bir hayvan postuna sürtülürse kağıt ve saman parçaları gibi hafif cisimlerri kendilerine çekerler.Yünlü kumaşa sürtülen balon,musluktan akan suyun yolunu değiştirir.bu tür özellik kazanmış cisimlere elektriklenmiş yada eletrikle yüklenmiş cisimler denir.kumaşa sürtülmeyen cam çubuk,kehribar,ebonit çubuk gibi cisimler yüksüzdür ve küçük kağıt parçalarını çekmez.Yünlü yada ipek kumaşa dsürtülen kehribar,ebonit ve cam çubuk elektirklenir.bu durumda küçük kağıt parçalarını çeker.Demir ve bakır çubuk yada bunlardan yapılan eşyalar sürtme ile etkilenmez ve kağıt parçalarını çekmez.Ancak yalıtkan bir sapla tutularak kumaş parçasına sürüldüklerinde elektriklenirler.Bu durumda küçük kağıt parçalarını çekerler.

       Elektrik Yükleri Aarasındaki İtme ve Çekme

                Elimizde iki cam çubuk alalım.Bu çubukları birbirinden ayırt etmek için birinin üzerine K,diğerine L,harflerini yazalım.K ile L cam çubuklarını ipek kumaşa sürterek elektrikle yükleyelim.Sonra Şekil III,1 deki gibi K cam çubuğunu dengede tutucak şekilde ortasından iple asalım.Daha sonra L cam çubuğu K çubuğuna yaklaştıralım.Bu durumda yüklü cam çubuklar birbirini iter.Cam çubukların birbirii itmesi,cam çubukların aynı tür elektrikle yüklendiklerini gösterir.Bu kezde ebonit çubuğu yünlü kumaşa sürterek elektirkle yükleyelim.Sonra Şekil III.2 dekibir iple asılı ve yüklü K cam çubuğuna yaklaştıralım.Yüklü ebonit çubuk,yüklü cam çubuğu çeker.Yüklü cam çubuğun yüklü ebonit çubuğu çekmesi;cam çubuk ile ebonit çubuğun farklı tür elektrikle yüklendiklerini gösterir.







       İki Tür Elektrik:Artı ve Eksi Yükler

                Amerikalı filazof ve devletin adamı Benjamin Franlin ipek kumaşa sürtülen cam çubuğun yüküne artı yük;yünlü kumaşa sürtülen ebonit çubuğun yüküne ise eksi yük adı verilmiştir.Bizde cam çubuk ve onun gibi davranan cisimlere artı yüklü;ebonit çubuk ve onun gibi davranan cisimlere eksi yüklü cisimler diyeceğiz.Aynı maddelerden yapılmış cisimler,yünlü kumaş parçasına sürüldüklerinde hep aynı tür elektirk yükü ile yüklenir.Aynı tür durgun elektrik yüküne sahip cisimler,tıpkı mıknatısın aynı kutupları gibi birbirlerini iter.Aynı tür durgun elektrikle yüklü iki cisim daha çok yük kazanırsa birbirine yaklaştırıldıkları zaman aralıklarındaki uzaklık sada da artar.Bu nedenle yüklü iki cisim arasındaki itme kuvveti,yükün miktarına bağlıdır.Farklı tür durgun elektrik yüküne sahip cisimler ise birbirne çeker.Çekme kuvveti de farklı yüklü cisimlerin sahip oldukları yük miktarına bağlıdır.

       Elektrik Kaynağı:Maddenin Temel Taşı Atomlar

                Bir parça bakır teli ortasından keserek önce iki parçaya bölelim.Sonra parçalardan birini tekrar ikiye bölerek bölme işlemine art arda devam edelim.Sonuçta bakır telin özelliklerini taşıyan en küçük birime ulaşılır.Bu birime bakır atomu denir.Elektrik yüklerini açıklamak için genelllikle atomların yapısından yararlanılır.Atom,nötron,proton ve elektron denilen üç temel parçacıktan oluşur.Bunlardan nötron ve proton atamun çekirdeğinde,elektronlar ise atom çekirdeğinin çevresinde yer alır.Elektronlar eksi yüklü,protonlar artı yüklü,nötronlar ise yüksüzdür.Değişik elementlerin atomları değişik sayıda proton ve elektron içerir.Ancak aynı elementin atomlarının içerdiği protonların ve elektronların sayısı birbirine eşittir.Atom çekirdeğindeki proton sayısı ile çekirdeğin çevresinde dolanan eletron sayısı eşit ise o atom nötrdür. 

       Dokunma ve Etki ile Elektriklenme

                Bir cismin elektrikle yüklü olup olmadığını yada elektrikle yüklü ise hangi tür elektrikle yüklü olduğunu anlamak için elektroskop adı verilen araçtan yararlanılır.Elektroskop,koruyucu bir cam ve metal küre ile açılıp kapanabilen metal yapraklardan oluşur.Sürtme ile yüklenmiş bir cisim elektroskopun metal tablasına dokundurulursa elektroskobun yaprakları aynı yükle yükleneceğinden birbirini iter.Aynı zamanda gösterge görevi yapan metal yaprak bir mil üzerinde dönebildiğinden gösterge kadranı üzerinde sapar.Göstergesinde sapma oluşan elektroskoba yüklü elektroskop denir.Elektirk yüklü bir elektroskop topraklandırıldığında nötr duruma gelir.Negatif yüklü bir elektroskop topraklandığında fazla elektronlar toprağa atılır.Pozitif yüklü bir elektroskop topraklandığında ise topraktan elektronlar elektroskoba gelir ve elektroskobu nötr duruma getirir.Yukarıdaki deneyde yüklü cam yada ebonit çubuğu elektroskobun tablasına dokundurduğumuzda elektroskobun yaprakları aynı yükle yüklenir.


       Aynı yükler birbirini ittiğinden elektroskobun yaprakları birbirinden ayrılır.Yüklü bir elektroskoba yine yüklü bir cisim yaklaştırıldığında elektroskobun yaprakları açılıyorsa cisim ile elektorskobun aynı yükle yüklü oldukları anlaşılır.Tersine elektroskobun yaprakları kapanıyorsa elektroskop ve cismin farklı yüklere sahip oldukları anlaşılır.


       Elektroskoba dokunulmadığı sürece,elektroskobun yaprakları uzun süre açık kalır.bu da bize dokunma ile yüklenmenin kalıcı olduğunu gösterir.Ancak yüklü bir elektroskop zamanla hava ile etkileşerek boşalır.Yaptığımız deneylerle de gördüğümüz bir yüklü bir cismin,yüksüz olan bazı cisimlere yaklaştırıldığında onları uzaktan etki ile geçici olarak yükler etkiyle geçici olarak yüklenmede cisimdeki toplam yük sıfır olduğundan etkinin ortadan kalkması halinde etkiyle yüklenen cisim ilk haline döner ancak etki ile yüklenen cismin toprakla bağlantısı sağlanırsa cisim kalıcı olarak yüklenir.Yapılan deneyler metallerin elektrik yüklerini eletronların metal üzerindeki hareketi ile ielttiğini,ebonit ve camın ise elektrik yüklerini iletmediği gösterir.Bu nedenle elektrik yükleri ileten cisimlere ileten elektrik yüklerini iletmeyen cisimlere de yalıtkan cisimler denir.

       İletken ve Yalıtkan Maddeler

       Yapılan bütün deneyler elektriklenme olaylarında toplam elektrik yükünün değişmediğini,sadece bir yerden başka bir yere gittiğini eletrik yüklerinin yok edilmeyeceğini göstermiştir.Nasıl ki kütle yok edilmez ve yoktan var edilmez ise elektrik yükleri de yok edilemez ve yoktan var edilemez.Bu yüklerin korunumu yasası olarak bilinir.Bütün katı cisimler elektiriği iletebilirmi?Elektriği iletebiliyorsa bu katı maddelerin elektriği iletme eğilimleri farklımıdır.?Bu soruları yanıtlamak için aşağıdaki deneyleri yapalım.Yaptığımız deneylerde bakır tel,çivi,kapı anahtarı gelin teli gibi katıların elektirk akımını ilettiğini;cam çubuk,tahta,silgi,cetvel,kağıt gibi katıların eleltrik akımını iletmediğini görürüz.Elektirk yükünün içinde akabildiği maddelere iletkenler denildiğini biliyoruz.bazı iletken ve yalıtkan maddeler verilmiştir.Bu maddelerle deneyinizde kullandığınız maddeleri karşılaştırınız.Metaller çok düşük sıcaklık derecelerie kadar soğutulduklarında bazı seramik malzemeler ise yüksek sıcaklık derecelerie kadar ısıtıldıklarında elektriğe karşı direnç gösteremezler.Elektriğe karşı direnç göstermeyen iltekene süper iletken denir.

       Atmosferde Doğal Elektriklenme:Şimşek,Yıldırım

       Bir balonun çevresindeki eksi yük çevreye zarar vermeden havaya yada yere akar.Oysa bir bulut yüklendiğinde boşalması hemtehlikeli hemde çarpıcı olur.Toprağın iletken olduğunu biliyoruz.Toprak bir tür elektron okyonusudur.Bu nedenle topraktan istenildiği kadar elektron alınabileceği gibi istenildiği kadarda elektron verilebilir.Bulutlar su taneciklerinden oluşur.



       Fırtınalı ve yağışlı havalarda oluşan bir bulutun üst tabakası ile alt tabakası arasındakisıcaklık farkı hava akımları buluttaki su taneciklerinin sürtünme ile elektirklenmelerine neden olur.Bunun sonucunda bulutun üst tabakaları artı alt tabakalarıise eksi yüklü duruma gecer etkiyle elektriklenme sonucu bulutların altına gelen toprak da zıt yükle yani artı yükle yüklenir.Bu  tür bir yüklenme bulutların arasındada oluşur.Bulutun elektriklenmesi artıkça yalıtkan olan havayı iletken duruma geçirir.Hava iletken hale gelince bulutla yer arasında büyük bir kıvılcım şeklinde çok şiddetli bir elektrik boşalması olur.Elektriğin bulutla yer arasında gürültülü bir biçimde ışıklı bir yol izleyerek geçişine yıldırım adı verilir.

212  cellotin genel / Elektrik - Elektronik / Elektirik : Şubat 27, 2007, 10:12:47 ÖÖ
                                                                Elektirik
AMAÇLAR :

         1.  Elektrik enerjisinin elde edilme yöntemlerini tanıyabilme, geniş çapta üretimin gerçekleştirildiği elektrik santrallerinin çeşitlerini, çalışma ilkelerini ve işletme özelliklerini kavrayabilme.
         2.  Elektrik enerjisinin santralden tüketiciye taşınmasını sağlayan iletim ve dağıtımın ilkelerini kavrayabilme.
         3.  İletim veya dağıtım hava hattı ve yer altı şebekelerinin yapılmasına yönelik bilgileri kavrayabilme.
ÖZEL AÇIKLAMALAR :
         Bu dersin konularının pekişmesi için,elektrik santralı,yük (trafo) merkezi ve şalt saha gibi yerlerde geziler yapılması çok yararlı olacaktır. Uygulanmış projelerin yerinde incelenmesi de bir başka pekiştirme şekli olarak uygulanmalıdır.
DEĞERLENDİRME TABLOSU :
Konu ve öğretim tarzına göre yapılmış olan çalışmaların konu alanlarına göre yüzdelikleri aşağıdaki tabloda verilmiştir. Dönem sonu sınav soruları hazırlanırken bu yüzdelikler dikkate alınacaktır. 
KONULAR   Konu Alanlarının Ağırlıkları (%)
A.     Elektrik Enerjisinin Elde Edilme Yöntemleri
B.     Elektrik Santralleri
C.     Elektrik Enerjisinin İletimi ve Dağıtımı   10
40
50
 KONULAR
A. Elektrik Enerjisinin Elde Edilme Yöntemleri
AMAÇ : Elektrik enerjisi elde etme ilkelerini tanıyabilme, uygulamada ki önemini kavrayabilme.
DAVRANIŞLAR
1.   Sürtünme ile elektrik enerjisinin nasıl elde edileceğini açıklar.
2.   Isı ile (ısıl çiftlerle) elektrik enerjisinin nasıl elde edileceğini kavrar.
3.   Işık ile elektrik enerjisinin nasıl elde edileceğini açıklar.
4.   Basınç ile elektrik enerjisinin nasıl elde edileceğini kavrar.
5.   Kimyasal yolla elektrik enerjisinin nasıl elde edileceğini açıklar.
6.   İndüksiyon ile elektrik enerjisinin nasıl elde edileceğini açıklar.
 
B. Elektrik Santralleri
AMAÇ: Birincil (ham) enerjilerden, elektrik enerjisi üretimi için enerji dönüşümünün ilkelerini kavrayabilme. Santral çeşitlerini tanıyıp işletme özelliklerini kavrayabilme.
DAVRANIŞLAR
1.      Elektrik enerjisi üretiminde kullanılan kaynakları tanır.
2.      Elektrik santrallerinin çeşitlerini tanır.
3.      Termik santralı tanır ve sınıflandırır.
3.1 Buhar türbinli santralın çalışmasını açıklar.
3.2. Gaz türbinli santralın çalışmasını kavrar.
3.2.1.Doğal gaz kombine çevrim santralın özelliklerini açıklar.
        3.3.Dizel santrallerin çalışmasını ve yedek besleme kaynağı olarak kullanımını kavrar.
4.      Nükleer santralleri tanır ve işleyişini açıklar.
5.      Hidroelektrik santralleri;
5.1.        Barajların amaç,tip ve özelliklerini kavrar.
5.2.        Su türbinlerini ve regülatörlerini tanır.
5.2.1.Alçak,orta ve yüksek düşülerde kullanılan türbinleri tanır.
5.3.        Göl, yer altı ve met-cezir santrallerini tanır.
6.      Yenilenebilir (tükenmez) enerji kaynakları;
6.1.    Rüzgar enerjisinden yararlanarak elektrik üretiminin ilkelerini kavrar.
6.2. Güneş enerjisinden yararlanarak elektrik üretiminin direkt güneş ışınları etkisi ile (güneş pili) ve güneş ışınlarının odaklanıp, ısı temini yolu ile olabileceğini açıklar.
7.       Bileşik ısı ve güç üretimi (kojenerasyon) ve otoprodüktör uygulamasını kavrar.
8.     Ülkemizin elektrik enerjisi üretimi yapan santrallerimizi tanır. Ulusal elektrik  sistemimizin (enterkonnekte sistem) yapısını açıklar.
 
9.            Elektrik santrallerinin;
9.1.        Kumanda odaları ve donanımının işlevlerini açıklar.
9.2.        Paralel çalışma,aktif ve reaktif yük ayarını kavrar.
9.3.        Santral ekonomisi ve elektrik tarifelerini kavrar.
9.4.        Bara sistemlerini tanır.
9.5.        Şalt saha ve transformatör merkezlerinde;
9.5.1.Anahtarlama ve koruma elemanlarını tanır ve güvenli çalışma kurallarını kavrar.
9.5.2.Güç transformatörlerinin işletme ve bakımını yapar.
 
C. Elektrik Enerjisinin İletimi ve Dağıtımı
AMAÇ :Elektrik enerjisinin üretim yeri (santralden), tüketim bölgesine taşınması (iletimi) ilkeleri ve teknolojisini kavrayabilme.
DAVRANIŞLAR
1.           Elektrik enerjisi iletim ve dağıtım şebekelerinin yükümlülüklerini açıklar.
2.           Şebekeleri yapısına göre sınıflandırır;
2.1.       Açık (dalbudak = radyal ) şebekeyi tanır.
2.2.       Kapalı ( ring ve gözlü ) şebekeyi tanır.
3.     Şebekeleri gerilimlerine göre sınıflandırır, ülkemizde kullanılan gerilimleri tanır.
4.     Transformatör merkezleri ve şalt sahaların bölümlerini kavrar.
5.           Şebeke hat sabitelerini açıklar.
5.1.       Hatların doğru akım ve alternatif akım direncini hesaplar.
5.2.       Hatların indüktif reaktansını hesaplar.
5.3.       Hatların kapasitif reaktansını hesaplar.
5.4.       Transformatör sabitelerini hesaplar.
5.5.       Generatör sabitelerini tanır.
5.6.       Korona olayı ve kayıplarını hesaplar.
5.7.       Kaçak geçirgenlik sabitesini tanır .
6.           Hava hattı iletkenleri ve özelliklerini açıklar.
7.           Hava hattında kullanılan izolatörleri tanır ve  seçimini yapar.
8.           Hat güzergahını belirler.
9.           Hatlarda fleş (sehim-salgı) hesabını yapar.
10.       Direkleri tanır ve seçimini yapar.
11.       Enerji iletim ve dağıtımında iletken kesiti hesabı;
11.1.   İzin verilen gerilim düşümü yüzdelerini açıklar.
11.2. Kesitin ısınma, gerilim düşümü, mekanik dayanım, güç kaybı ve en az   ağırlık bakımından hesabını yapar.
11.3. Doğru akım, bir ve üç fazlı alternatif akım şebekesinde kesit hesabını yapar.
12.   İletim ve dağıtımda kullanılan yer altı kablolarını bilir ve seçimini yapar.
13.   Bir fabrika yada yerleşim yerinin trafo gücünü hesaplar, yerini belirler ve alçak gerilim dağıtım şebekesini tesis edecek becerileri kazanır
 
                                                                                            Tc enerji piyasası düzenleme kurulu


ıÜüRÜZGAR ENERJİSİ SU POMPALAMA SİSTEMLERİ PROJESİ
EİE' nin iki adet mekanik rüzgar enerjisi su pompalama sistemi bulunmaktadır. Bu proje ile;


• Mevcut teknoloji ile ilgili bilgi birikiminin sağlanması,

• Bu sistemlerin bakım-onarım ve işletme konularında deneyim kazanılması,

• Yurt içinde imalat ve kullanım olanaklarının araştırılması amaçlanmaktadır.

6 m yükseklikte çelik halatlı bir direk üzerinde bulunan bu sistemlerden biri 6 kanatlı olup emme basma tulumba yardımıyla maksimum 7 m derinlikten 5 m yüksekliğe su basabilmektedir. Sistem 3 m/s rüzgar hızında su pompalamaya başlamaktadır. Bu sistem "EİE Yeni Enerji Kaynakları Parkı"na tesis edilmiştir.
Ayrıca EİE tarafından rüzgar su pompalama sistemi tasarımlanmış ve imal edilmiştir. Bu sistemin rotor çapı 2 m, kanat sayısı 16, piston çapı 10 cm, stroku 32 mm ve pompalama yüksekliği 4 m'dir. Didim (Aydın) "Güneş ve Rüzgar Enerjisi Araştırma Merkezi"ne tesis edilen bu sistem 3 m/s rüzgar hızında 5.3 m3/gün su pompalayabilmektedir.

ıÜüRÜZGAR ENERJİSİ POTANSİYEL BELİRLEME ÇALIŞMALARI

Rüzgar enerjisinden yararlanmak amacıyla sürdürülen çalışmaların ilkini potansiyel belirleme çalışmaları oluşturmaktadır. Türkiye'de genel amaçlı rüzgar ölçümleri, diğer meteorolojik ölçümlerle birlikte Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü (DMİ) tarafından yapılmaktadır. Ülke genelinde rüzgar enerjisi kaynağına dayalı plan ve programların yapılabilmesi, bu kaynağın potansiyelinin belirlenmesi ile mümkündür. Bu amaçla, DMİ' ne ait istasyonların 1970-1980 yılları arasındaki kayıtları değerlendirilmiş ve ülke genelindeki doğal rüzgar enerjisi dağılımı genel olarak belirlenmiştir. Ancak, rüzgardan elektrik enerjisi üretimine yönelik çalışmalarda ayrıntılı rüzgar potansiyel değerlendirme çalışmaları gerekli olmaktadır. Bu amaç doğrultusunda ülkemizde, ilk aşamada belirlenmiş olan ve rüzgar enerjisi yönünden umut verici yerlerde yapılan etütler ile rüzgardan enerji üretimine elverişli olabilecek bölgelere rüzgar enerjisi gözlem istasyonları  kurulup veri toplanmaya başlanmıştır. Bu istasyonlarda düşük güçlü mikro işlemci kontrollü veri toplama sistemleri kullanılmaktadır. Ölçümler çoğunlukla 10 metre yükseklikte alınmakla birlikte 30 metre yükseklikte alınan ölçümler de mevcuttur. Veriler birer saatlik ve 10 dakikalık periyotlarla toplanmakta, yazılım yazýlýmı kullanılarak işlenmekte ve arşivlenmektedir. EİE rüzgar enerjisi gözlem istasyonlarına ait aylık ortalama rüzgar hızları ve rüzgar yönleri güncellenmekte ve ücretsiz olarak yayımlanmaktadır.
Buna karşılık, elde edilen rüzgar hız istatistikleri ve rüzgar yön verisi kurum ve kuruluşlara ücreti karşılığında verilmektedir. Data satın almak isteyen özel sektör ve/veya tüzel kişiler, data satın alma talep formunu doldurup, ücretini yatırdıktan sonra datayı kurumun belirleyeceği bir tarihte alabilmektedirler.
EİE'nin ölçüm istasyonlarından elde edilen ortalama rüzgar hızları, bu bölgelerin bir çoğunun rüzgar enerjisi uygulamaları için elverişli olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar bazı firmaları rüzgar tarlaları kurmak için cesaretlendirmiş ve kendi rüzgar ölçümlerini yapmasına neden olmuştur. Firmaların sunduğu ön fizibilite ve fizibilite raporları EİE Rüzgar Enerjisi Şubesi tarafından gerek yasal mevzuatlar açısından gerekse ve yazılımları ile santral sahasındetile bilecek enerjini miiktarını tepsiyi ve optimum  tarla tasarımının potansiyeli belirlenmesi değerlendirilmesi açısından incelenmektedir.
ıÜüToprak Enerji

En ileri teknolojilerle en kaliteli üretimi ilke edinen Toprak Holding’e bağlı kuruluşlardan biri de 1981’de faliyete geçen Toprak Enerji’dir.
Kısa sürede büyüyen bu kuruluş bugün yılda 80.000.000 adet çay bardağı üretim ve 300.000 m² granit parlatma kapasitesine sahiptir.
Toprak enerji, 15.000 m² kapalı alanda, ISO 9002 Kalite Belgesine sahip tesislerinde en ileri teknolojiyi kullanarak üretim yapmakta ve faliyetlerinde müşteri memnuniyetini temel ilke olarak görmektedir.
Gerek iç gerekse dış pazarlar için üretim yapan Toprak Enerji’nin ürünlerinin tercih edildiği ülkeler arasında Almanya, Belçika, İngiltere, Kıbrıs ve Ortadoğu ülkeleri yer almaktadır.

ıÜüYENİ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI SEMPOZYUMU
SONUÇ BİLDİRGESİ


Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu Ve Sergisi 3-4 Ekim 2003 tarihlerinde TMMOB Makina Mühendisleri Odası adına Kayseri Şube sekreteryalığında Kayseri’de gerçekleştirilmiştir. Sempozyumda 30 bildiri 6 oturumda, 21 bildiri de poster bildiri olarak sunulmuş toplamda 51 bildiri sempozyum bildiriler kitabında yer almıştır. Sempozyumun 2. günü “Türkiye’nin Enerji Gerçeği Ve Geleceği” konulu bir de panel düzenlenmiştir. Sempozyum 180’ı kayıtlı delege olmak üzere 300’ü aşkın kamu ve özel sektörden yönetici, öğretim elemanı, mühendis, teknik eleman ve öğrencinin katılımlarıyla gerçekleşmiştir.
Bir ülkenin kalkınmasında en önemli göstergelerden biri, tüketilen enerji miktarıdır. Bugün ülkelerin ve ülkemizin temel problemlerinden birisi de enerji sorunudur. Fosil yakıtların sınırlı olması ve çevre kirliliğine yol açması insanları yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına doğru yöneltmektedir. Ülkemizde de bu alanda iyi bir potansiyel bulunmaktadır. Bu sempozyumda, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının ülke ekonomisine sağlayacağı katkının bilincinde olarak, Üniversite - Oda - Sanayi işbirliğinin geliştirilmesi, konu ile ilgili kurum yetkililerinin bir araya getirilip bir platform oluşturularak, bilgi birikiminin paylaşılması ve kamu oyuna duyurulmasına çalışılmıştır.

Enerji, toplumsal yaşamın başlangıcından itibaren insanlık için, toplumun gelişmişliği, sanayi, üretim, iş ve aş için vazgeçilmezdir. Gelişen Teknoloji ve artan enerji ihtiyacı ile birlikte geleneksel enerji kaynakları toplumun enerji ihtiyacını karşılamada yetersiz kalmakta, yine bu enerji kaynakları doğal yaşam ve çevreye onarılmaz zararlar vermektedir. Toplumsal yaşamın merkezinde yer alan ve kamusal bir hizmet olan enerji ihtiyacının belirlenmesi, karşılanması, iletilmesi kısacası enerjide planlama bir zorunluluktur. Enerji paylaşımında kirli ve kanlı siyasetlerin döndüğü günümüz dünyasında TMMOB Makina Mühendisleri Odası ülke ve toplum yararı doğrultusunda sürdürülebilir bir kalkınma için Türkiye’nin enerji politikalarının belirlenmesinde, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının araştırılması, teknolojilerinin geliştirilmesi, kullanılması konusunda üyelerinin ve konunun uzmanlarının birikimlerini sunabileceği, tartışabileceği, çözüm önerileri üretebileceği platformları yaratmaktadır. 2002 - 2003 döneminde bugüne kadar TMMOB Makina Mühendisleri Odası tarafından LPG ve CNG Uygulamaları Sempozyumu, Yalıtım ve Enerji Yönetimi Kongresi, Güneş Enerjisi Sistemleri Sempozyumu, Doğal Gaz ve Enerji Yönetimi Kongresi ve Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu gibi etkinliklerde konunun farklı yönleri etraflıca ele alınmıştır ve 8-12 Ekim 2003 tarihleri arasında yapılacak olan Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresinde de konular ayrıca irdelenecektir.

Sempozyum kapsamında sunulan bildiriler,yapılan tartışmalar vegerçekleştirilen panel sonucunda;
i. Ülkemiz yenilenebilir enerji kaynakları açısından oldukça zengindir. Güneş, jeotermal, rüzgar, biyogaz, biyokütle, hidrolik, fotovoltaik, hidrojen ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları ülkenin enerji ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olmasına karşın kullanılmamaktadır.
ii. Günümüzde rüzgar teknolojileri oldukça gelişmiştir. Ülkemizin rüzgar potansiyelinin yüksek olduğuda ortaya konulmuştur.

iii. Ülkemizde yüzey sıcaklığı 40 °C’nin üzerinde 140 jeotermal alan mevcuttur. Türkiye jeotermal zenginliği açısından dünyanın yedinci ülkesi olmasına karşın potansiyelinin ancak %2 sini kullanabilmektedir.

iv. Yenilenebilir enerji potansiyeli 34730 MW hidroelektrik, 4500 MW jeotermal, 83000 MW rüzgar olmak üzere 122230 MW olup Türkiye’nin 2010 yılı kurulu güç dağılımı için hedef olarak %50 hidroelektrik %10 rüzgar %3 jeotermal önerilmektedir. Yeni kurulu güç talepleri sadece yenilenebilir kaynaklardan sağlanmalıdır.

v. Biyokütle enerjisi potansiyeli bakımından Türkiye en zengin ülkelerden biridir. OECD istatistiklerine göre ülkemizde 12.8 milyon ton petrole eşdeğer biyokütle enerjisi potansiyeli bulunmaktadır. Bu ise ülke enerji ihtiyacının % 40’ını karşılayabilecek düzeydedir.

vi.Bugün için varolan 126.1 milyar kWh’lik ekonomik hidroelektrik potansiyelimizin %35’i kullanılmaktadır.

vii. Türkiye enerji ihtiyacının oldukça büyük bir kısmını fosil yakıt kaynaklarından sağlamaktadır. Bu yakıtların yanmasıyla açığa çıkan gazların oluşturduğu sera etkisi sonucu küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliklerinin insanlığın ve doğal yaşamın geleceğini tehdit ettiği herkes tarafından bilinmektedir.

viii. Bütünüyle dış alım yoluyla temin edilen doğal gazın toplam enerji üretimi içindeki payının artmasının yanısıra, toplam elektrik enerjisi üretimi içinde bugün için % 20’lerde olan doğal gazın payının % 40’lara yükselmesine yönelik karar ve uygulamalar, olası uluslararası politik gelişmelere bağlı olarak dışalımın kesilmesi riskini taşıdığından sakıncalıdır.

ix. Son yıllarda izlenen IMF ve Dünya Bankası patentli politikalarla ülkemizin enerji elde ettiği birincil kaynaklar başta petrol, kömür, doğalgaz olmak üzere büyük oranda dışa bağımlı hale getirilmiştir.

x. Enerjide planlama yoktur. Enerji sektöründe ETKB, EPDK, TEÜAŞ, TEİAŞ, TETAŞ, TEDAŞ, BOTAŞ, DSİ, TTK, TKİ, MTA, EİEİ, DPT, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlıkları vb. kuruluşların oluşturduğu çok başlı ve yetki karmaşasının olduğu bir yapı mevcuttur.

TALEPLER

1. Elektrik enerjisi üretiminde ulusal kaynaklara ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık verilmelidir. Yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının desteklenmesi için yasal düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir. Bu kaynakların enerji dönüşüm ve ünite donanımlarının yurdumuzda üretilmesi teşvik edilmelidir. Yeni ve yenilenebilir enerji alanlarında ulusal teknoloji oluşturmaya yönelik AR-GE çalışmaları örgütlenmeli ve desteklenmelidir.

2. Enerji üretiminde öncelikle dikkate alınması gereken çevre etkeninin göz ardı edilmesi sonucunda; ciddi çevre sorunları oluşmaktadır. Enerji politikaları oluşturulurken çevresel etki göz önüne alınmalıdır.

3. Yenilenebilir enerji kaynaklarından ülkemizde güneş, rüzgar ve jeotermal enerji kaynaklarının şu an yeterince değerlendirilemeyen mevcut potansiyelleri, verimli bir şekilde değerlendirilmelidir. Mimaride dış mekanlar tasarlanırken yenilenebilir enerji üretim modülleri de dikkate alınmalıdır.

4.Yıllar itibariyle hidrolik enerjinin genel üretimdeki payı azalmaktadır. Bu durum maliyetlerimizi artırmaktadır. Hidroelektrik potansiyeli kullanımı 10 yıllık bir dönemde % 50’ye ikinci on yıllık dönemde ise % 70’lere çıkarılmalıdır.

5. Genel olarak enerji tasarrufunu sağlayıcı politika ve zorunlu uygulamalar yürürlüğe konulmalıdır. Eski enerji nakil hatları yenilenmeli, ve %20 oldugu iddia edilen teknik kayıplar minimuma indirilmelidir. Enerji tüketiminde tasarrufu teşvik edici uygulamalara gidilmelidir. Tasarruf ve verimlilik konularında gerekli hukuksal düzenlemeler yapılmalıdır. En temiz ve en ucuz enerjinin, tasarruf edilen enerji olduğunu bilip, enerji tasarrufuna ağırlık verilmelidir.

6. Ülkemizde enerji sektöründe; 20 yıldır uygulana gelen politikalar nedeniyle toplumsal ihtiyaçlarla bunların karşılanabilirliliği arasındaki açı farkı her geçen gün daha da artmaktadır. İzlenen özelleştirme politikaları sektörün toplumsal ihtiyaçları karşılaması yerine sermayenin azami kar hırsını tatmin etme işlevi görmektedir.Bu nedenle enerjinin toplumsal hizmet olduğu bilinciyle sektördeki tüm özelleştirmeler gözden geçirilmelidir.

7. Gerçekçi bir enerji politikası hazırlanması amacıyla, enerji sektörünün gerek stratejik önemi gerekse kaynakların rasyonel kullanımı açısından düzenleme, planlama ve denetleme faaliyetlerinin eşgüdümü için merkezi bir yapıya ihtiyaç vardır. Enerji sektörüne yönelik politikaların belirlenmesinde toplumun tüm kesimlerinin ve konunun tüm taraflarının görüşleri alınmalı ve sektör özerk bir yapıya kavuşturulmalıdır. Enerji planlamasına ilişkin politika ve önceliklerin tartışılıp, yeniden belirleneceği bir platform oluşturulmalıdır. Türkiye Milli Enerji Komitesinde ilgili tüm taraflar temsil edilmeli ve bu kuruluşa Ulusal Enerji Enstitüsü kimliği verilmelidir.

Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu Ve Sergisi 3-4 Ekim 2003 tarihlerinde TMMOB Makina Mühendisleri Odası adına Kayseri Şube sekreteryalığında Kayseri’de gerçekleştirilmiştir. Sempozyumda 30 bildiri 6 oturumda, 21 bildiri de poster bildiri olarak sunulmuş toplamda 51 bildiri sempozyum bildiriler kitabında yer almıştır. Sempozyumun 2. günü “Türkiye’nin Enerji Gerçeği Ve Geleceği” konulu bir de panel düzenlenmiştir. Sempozyum 180’ı kayıtlı delege olmak üzere 300’ü aşkın kamu ve özel sektörden yönetici, öğretim elemanı, mühendis, teknik eleman ve öğrencinin katılımlarıyla gerçekleşmiştir. Bir ülkenin kalkınmasında en önemli göstergelerden biri, tüketilen enerji miktarıdır. Bugün ülkelerin ve ülkemizin temel problemlerinden birisi de enerji sorunudur. Fosil yakıtların sınırlı olması ve çevre kirliliğine yol açması insanları yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına doğru yöneltmektedir. Ülkemizde de bu alanda iyi bir potansiyel bulunmaktadır. Bu sempozyumda, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının ülke ekonomisine sağlayacağı katkının bilincinde olarak, Üniversite - Oda - Sanayi işbirliğinin geliştirilmesi, konu ile ilgili kurum yetkililerinin bir araya getirilip bir platform oluşturularak, bilgi birikiminin paylaşılması ve kamu oyuna duyurulmasına çalışılmıştır. Enerji, toplumsal yaşamın başlangıcından itibaren insanlık için, toplumun gelişmişliği, sanayi, üretim, iş ve aş için vazgeçilmezdir. Gelişen Teknoloji ve artan enerji ihtiyacı ile birlikte geleneksel enerji kaynakları toplumun enerji ihtiyacını karşılamada yetersiz kalmakta, yine bu enerji kaynakları doğal yaşam ve çevreye onarılmaz zararlar vermektedir. Toplumsal yaşamın merkezinde yer alan ve kamusal bir hizmet olan enerji ihtiyacının belirlenmesi, karşılanması, iletilmesi kısacası enerjide planlama bir zorunluluktur. Enerji paylaşımında kirli ve kanlı siyasetlerin döndüğü günümüz dünyasında TMMOB Makina Mühendisleri Odası ülke ve toplum yararı doğrultusunda sürdürülebilir bir kalkınma için Türkiye’nin enerji politikalarının belirlenmesinde, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının araştırılması, teknolojilerinin geliştirilmesi, kullanılması konusunda üyelerinin ve konunun uzmanlarının birikimlerini sunabileceği, tartışabileceği, çözüm önerileri üretebileceği platformları yaratmaktadır. 2002 - 2003 döneminde bugüne kadar TMMOB Makina Mühendisleri Odası tarafından LPG ve CNG Uygulamaları Sempozyumu, Yalıtım ve Enerji Yönetimi Kongresi, Güneş Enerjisi Sistemleri Sempozyumu, Doğal Gaz ve Enerji Yönetimi Kongresi ve Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu gibi etkinliklerde konunun farklı yönleri etraflıca ele alınmıştır ve 8-12 Ekim 2003 tarihleri arasında yapılacak olan Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresinde de konular ayrıca irdelenecektir.
YEŞİL ENERJİ - FAALİYET KONULARI
Firmamız, ISI TRANSFERİ konusunda uzmanlaşmış, mühendislik ve taahhüt hizmeti veren profesyonel bir kuruluştur.
Aşağıda belirtilen faaliyet alanları ile ilgili örnek çalışmaları ürünler kısmında bulabilirsiniz.
* Endüstriyel Isıtma Sistemleri                                                                                                     
Isı transferinin gerçekleştiği tüm alanlar bu kategoriye dahil edilebilir. Bu kategoriye, kurutma fırını, tavlama fırını, pişirme fırını, boya fırını, toz fırını, soğutma tüneli, hava perdesi gibi örnekler verilebilir.
* Atık Isı Geri Kazanım Sistemleri                                                                                           
Atık ısının geri kazanılması için, sisteme geri dönen ve hem enerji tasarrufu sağlayıp, hem de kurulu kapasiteyi arttıran ısı transfer yüzeyleridir. Ayrıca baca gazı sıcaklığını düşürdüğü için verim kaybını önemli miktarda telafi ettiği gibi, çevreyi de koruyan yapıya sahiptir. Sağladığı kapasite artışı ve yakıt azalması sayesinde kendisini hesaplanandan daha kısa sürede geri ödeyen sistemlerdir. Bu sistemlere, ekonomizer, reküperatör, atık ısı kazanı gibi ürünler örnek gösterilebilir.
* Entegre Yakıt Dönüşümleri                                                                                                   
Çalışan bir sistemin yakıt dönüşümleri ve buna bağlı olarak brülör, ekonomizer, baca gibi ürünlerin entegre edilmesiyle uygulanan bir sistemdir. Bu sistem sayesinde özellikle baca, emisyon değerleri, yükseklik ve kesit açısından ÇEVRE KANUNU' na uygun olmakta, uygun brülör seçimi ile sağlıklı ve tasarruflu yanma sağlanmakta, ekonomizer entegresi ile de tasarruf sağlanıp, kapasite arttırılmaktadır.
* Hava Isıtıcıları                                                                                                                   
Mevcut ısı kaynaklarından yararlanarak sıcak hava üretmek için kullanılırlar. Isı kaynağı, doymuş buhar, kızgın buhar, kızgın yağ, kızgın su olabilir.
* Sıcak Hava Üreticileri                                                                                                         
Özellikle seralarda kullanım için çok uygun olan sıcak hava üreticileri, gaz, sıvı ya da katı yakıtlı olarak tasarlanabilir.
* Mühendislik ve Taahhüt                                                                                                       
Araştırma - geliştirme alanında çalışmaları ile sanayi sistemlerinde geniş bir alanda özel tasarımlar ve sofistike çözümler üretmektedir. Tesis tasarımı ve projelendirilmesi hassas bilgisayar programları ile yapılmaktadır. Bu konuda eğitim almış personel tarafından üretimi yapılarak kullanıma sunulmaktadır. Ayrıca taahüt işleri de firma faaliyetleri içindedir.
* Endüstriyel Tesis Revizyonları                                                                                             
Faaliyette olan tesislerde yaşanan sorunların ve aksaklıkların giderilmesi ve gerekli düzeltmelerin yapılmasıdır. Böylelikle sistemdeki kayıplar ve kalite sorunları giderilmektedir.

213  cellotin genel / Ekonomi & İşletme / yeni ytlye gecis turkiye ekonomisi : Şubat 26, 2007, 07:19:28 ÖS







BANKACILIK  OPERASYON VE HİZMETLERİ



YENİ TL’YE  GEÇİŞ VE TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ



HAKAN TUNAHAN









NURULLAH KARAMAN

DIŞ TİCARET-II


0123.04034
















NEDEN SIFIR ATILIYOR?

Serdengeçti, Türk Lirası'ndan 6 sıfır atılmasının gerekçeleri üzerinde durdu. 1970'lerde başlayan enflasyon sürecinin etkisiyle emisyon hacminin 1980 yılı sonuna göre 38 bin kat artarak 31 Aralık 2003 itibarıyla yaklaşık 10.7 katrilyon liraya ulaştığına işaret eden Serdengeçti, şöyle devam etti:
"1981'den itibaren çıkarttığımız 20 milyon liraya kadar ki kupürlerde ne yapmışız? Enflasyon ortamında ortalama 2 yılda bir yeni bir kupür çıkartmışız. O iki yıllık dönemde, enflasyon ortalama yüzde 209 seviyesinde gerçekleşmiş.
Her defasında çıkardığımız yeni kupürün dolar karşılığı 1982'de 55 dolar iken son yıllara bakıyoruz, 46 dolar, 20 dolar, 12 dolar. Aslında giderek düşen bir şey görüyoruz. Paranın satın alma gücü enflasyon nedeniyle düşmüş ve biz 23 yılda 11 yeni kupür çıkartmak zorunda kalmışız."
Dünyaya baktıklarında da karşılarına Türkiye açısından vahim bir durumun çıktığını söyleyen Serdengeçti, Endenozya'dan Vietnam'a kadar burada 100 bin liralık değerli kupürler varken, Romanya'da 1 milyon, Türkiye'de ise 20 milyonluk kupür bulunduğunu belirtti. Serdengeçti, "Dünyadaki en büyük kupürlü banknotunun ülkemize ait olması paramızın itibarını ortadan kaldırmış ve psikolojik olarak vatandaşlarımızı da olumsuz yönde etkilemiştir" diye konuştu.
Bol sıfırlı rakamların parasal değerlerin ifade edilmesinde ve yazılmasında, vezne işlemlerinde, muhasebe ve istatistik kayıtlarında, bilgi işlem programlarında, fiyat etiketlemede, piyasa işlemlerinde, benzin pompalarından, taksimetrelere kadar günlük hayatta da çeşitli sorunlar yarattığını anımsatan Serdengeçti, şunları kaydetti:
"Bazı ekonomik değerlerin katrilyonluk değerlerle ifade edilmeye başlanması, TL'nin değişim ve kıymet saklama aracı olarak kullanılması gibi parasal fonksiyonları da olumsuz etkilemiştir.
Dünyada en çok 14 haneye kadar değerlerin ifadesi mümkün olduğu için 99 trilyon liranın üzerinde işlem yapılması mümkün değildir."

“ENFLASYON PARAYI YIPRATTI”

Serdengeçti, yüksek enflasyon sonucunda vatandaşların ellerine geçen banknotları çabucak kullanıp, bir an önce elden çıkartma eğilimine girdiğini vurguladı. Bu şekilde banknotlarda yüksek devir sayısına ulaşıldığını kaydeden Serdengeçti, bunun ise daha çok vezne işlemi, daha yüksek üretim, dağıtım, Merkez Bankası için daha yüksek stoklama maliyeti demek olduğunun altını çizdi. Bu durumun daha yüksek operasyon riski anlamını taşıdığını da belirten Serdengeçti, söz konusu gelişme nedeniyle sürekli olarak üst değerden yeni banknotlara gereksinim duyulduğunu anlattı.

EMİSYON HACMİ

Banknotlar yüksek devir hızına ulaşırken emisyon hacminin milli gelire oranına bakıldığında Türkiye'de başka bir vahim tablonun ortaya çıktığını ifade eden Merkez Bankası Başkanı, şöyle devam etti:
"Emisyon hacminin herhangi bir ülkede milli gelire oranı, her ülkenin kendi ekonomik koşullarına, nakit dışı ödeme araçlarının yaygınlığına, ülkelerin ulusal paralarının rezerv para konumunda olup olmadıklarına göre değişir. Emisyon hacimleri birbirinden farklı. Ama Türkiye'de bu oran yüzde 3 seviyesinde. Koşulları birbirinden farklı birçok ülkenin de son derece altında.
Bu dahi Türkiye'nin 30 yıl kronik enflasyon ortamında yaşayarak nasıl bir konuma düştüğünü göstermek açısından önemlidir diye düşünüyorum. Tabi bunun nedeni yüksek enflasyon nedeniyle banknot talebinin düşük olması."
İşlem hacminin emisyona oranlandığında Türkiye'de yüzde 12.6'lık bir rakamın ortaya çıktığını bildiren Serdengeçti, bu rakamın diğer ülkelerde yüzde 10.5 ile yüzde 3.1 arasında seyrettiğini kaydetti. Serdengeçti, bu verilerin ülkemizde emisyon hacminin milli gelire oranının düşük, ama banknot devir sayısının yüksek olduğunu gösterdiğini belirtti. Serdengeçti, "Sonuçta, bu şartlarda parasal değerlerde bir sadeleştirme yapılmasının teknik bir ihtiyaç olduğu ortadadır" dedi.

SIKINTI ORTADAN KALKACAK

TL'den sıfır atılmasına ilişkin daha önce de çeşitli girişimlerde bulunulduğunu hatırlatan Serdengeçti, Türk Lirası'ndan 5 sıfır atılması konusunda hazırlanan yasa tasarısının 25 Aralık 1998'de Başbakanlık'a gönderildiğine işaret etti. Serdengeçti, daha sonra 6 sıfır atılmasını öngören ikinci yasa tasarısının da 26 Mayıs 2002 tarihinde Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı'na iletildiğine dikkati çekti.
"Ancak, enflasyonla mücadelenin muhtelif nedenlerle sürdürülememesi, enflasyon oranının ve bekleyişlerinin uygun düzeye inmemesi gibi nedenlerle, sıfır atma operasyonu bugüne kadar gerçekleşemedi" diyen Serdengeçti, sıfır atmanın faydalarını da şöyle açıkladı:
"Bir defa gayet açık olarak fazla sayıdaki sıfırların yarattığı sıkıntı ortadan kalkacak. Enflasyonun düşürülmesi konusundaki başarının ve enflasyonun kalıcı bir şekilde, tek haneli seviyelere düşürülmesi anlamında bir kararlılığın göstergesi olacak. Toplumun ulusal paraya olan güveni yenilenecek.
Bankaların ve bankamızın işlem hacmi rahatlatılacak ve bankamızın üretim maliyeti azalacak. Yeni Türk Lirası'na geçişte, 1 milyon Türk Lirası, 500 bin liralar, madeni paraya dönüştürülecek. Böylelikle randıman artacak ve pratik yararlar sağlanacak. Enflasyonun tek haneli rakamlara düşmesiyle, paranın da itibarı artacak."

ZAMANLAMA TAMAM MI?

Serdengeçti, zamanlama konusunda da, 2005 yılı başının neden seçildiğinin sorulabileceğine dikkat çekerek, defter tutma zorunluluğu olan gerçek ve tüzel kişileri, dönem ortasında ikili kayıt tutmaya zorlamama amacının ilk neden olduğunu belirtti. Bu nedenle, mali yılbaşının düşünüldüğünü anlatan Serdengeçti, "Gerçekleşmesi beklenen tek haneli enflasyona geçiş süresi nedeniyle de 2005 yılı uygun görüldü" diye konuştu. Çıkarılan yasayla Türkiye Cumhuriyeti'nin para priminin 'Yeni Türk Lirası' olduğunu, Yeni Türk Lirası'nın, alt biriminin de 'Yeni Kuruş' olarak belirlendiğini kaydeden Serdengeçti, "Bir yeni Türk Lirası da, Bir Yeni Kuruşa eşittir. Bakanlar Kurulu, Yeni Türk Lirası'ndaki, Yeni kuruştaki, (Yeni) ibarelerini kaldırmaya yetkilidir" açıklamasında bulundu.
Türk Lirası, Yeni Türk Lirası'na dönüştürülürken, 1 milyon Türk Lirası karşılığında 1 Yeni Türk Lirası esasının dikkate alınacağına işaret eden Serdengeçti, geçişten itibaren yapılacak tüm işlemlerde Yeni Türk Lirasının kullanılacağını söyledi.

ADIM ADIM YENİ TL'YE GEÇİŞ TAKVİMİ BELİRLENDİ
Merkez Bankası Başkanı Serdengeçti, 'TL'den sıfır atılmasıyla, küsuratın tama yuvarlanma olasılığı nedeniyle bir miktar fiyat artışı olabilir. Ancak bu sürekli olmaz. TL'den sıfır atılması, döviz kurları ve faizler genel düzeyinde de olumlu etki yapar. Bunun dışında olumlu veya olumsuz bir etki beklemiyoruz' dedi.

28 Şubat 2004: Merkez Bankası YTL banknotlarının kağıt ve mürekkep siparişlerini vererek üretime geçecek.
30 Haziran 2004: Uluslararası Standartlar Örgütü'nden (ISO) YTL'nin uluslararası ödeme sistemlerinde kullanılacak para birimi kodu tescil edilecek ve ülkelere duyurulacak.

30 Eylül 2004: Bilgi işlem programlarının uyumu yapılacak.

31 Eylül 2004: Merkez Bankası şubeleri de işleme, tahsilat ve tediye işlemlerine ilişkin düzenleme yapılacak. Kapsamlı bir tanıtım yazýlýmı düzenlenecek. Şirketler ve esnaflar yazarkasa uyumunu sağlayacak.

30 Ekim 2004: Banknot işleme sistemlerinin uyumu sağlanacak. Uygulamaya ilişkin mevzuatta düzenleme yapılacak. Muhasebe sistemleri, bilgisayar programları, banka hesapları ve takas odalarının işleyişinde uyumlaştırma çalışmaları koordine edilecek. Maliye Bakanlığı, devlet muhasebesi ve kayıt düzenine ilişkin gerekli düzenlemeyi yapacak. SPK, hisse senetlerinin değeri konusunda YTL uyumunu sağlayacak.

31 Aralık 2004: İstatistiki veriler TL ve YTL ayrımlı olarak gruplanacak. Tüm TL hesaplarının YTL'ye dönüşümü, hesaplarda ve programlarda Kuruş bazlı dönüşüm yapılması sağlanacak. YTL banknotları dağıtılıp, stoklanacak. Maliye Bakanlığı vergi mevzuatını düzenleyecek. Hazine Müsteşarlığı, YTL'nin üretim ve tanıtımını yapacak. Kamu bankalarının yazılım ve sistem uyumları yapılacak. Bankalar, TL cinsinden tüm hesapları YTL'ye dönüştürecek. Şirketler ve esnaflar kasiyerleri konuya ilişkin olarak eğitecek. Fiyat etiketleri TL ve YTL olarak düzenlenecek.

'YUVARLAMA ETKİSİ AZ HİSSEDİLECEK'

Serdengeçti, euroya geçiş sürecinde 12 farlı kurun kullanılmasının mal ve hizmet fiyatlarında artış olmasına yani 'yuvarlama' etkisini ön plana çıkarttığına dikkati çekti. Euro Bölgesi'nde buna rağmen 2002 yılı enflasyon oranının yüzde 2,2 ile 2001 yılı enflasyonunun altında kaldığını belirten Serdengeçti, euroya geçişin enflasyona etkisinin 0 ila 1,16 arasında, yani 0,2'yi geçmediğini anlattı. Serdengeçti, şöyle devam etti:
"Enflasyon fiyat artışlarındaki devamlılığı ifade eden bir olgudur. Fiyat yuvarlamaları yüksek enflasyon ortamında tedavülden kaldırılan kupürlerin ve muadili para kullanma alışkanlığının yitirilmesinin etkisiyle süreklilik arz ederken, sıfır atma operasyonu ile ortaya çıkabilecek fiyat artışlarının (yuvarlama) süreklilik arz etmesi beklenmemektedir.
Dolayısıyla Yeni TL'ye geçiş maliyetinin tüketicilere yansıtma veya kurumsal yansımadan yararlanma amacıyla yukarıya doğru fiyat yuvarlamalarına gidilmesi süreklilik arz etmeyecektir.
Sonuç olarak sıfır atma operasyonunun yuvarlama etkisinin, enflasyon ortamında yaşamaktan dolayı zaten var olduğundan, daha az hissedilebileceği, operasyonun enflasyonist etkisinden ziyade tek haneli rakamlara indirilmesinde kararlılığın ön plana çıkacağı düşünülmektedir.
Ayrıca paramızdan sıfır atılmasının döviz kurları veya faizlerin genel düzeyi üzerinde bekleyişleri olumlu yönde etkilemekten başka olumlu veya olumsuz bir etkisinin olması da beklenmemektedir. Zira kurların ve faizlerin genel düzeyini belirleyen temel unsurlar ekonominin temelleri ve uygulanan istikrar yazýlýmıdır."

YENİ BANKNOTLAR ESKİLERE BENZEYECEK

Serdengeçti, banknotların daha kolay tanınması ve karışıklığa neden olunmaması için aynı satın alma gücüne sahip kupürlerin benzer renk ve tasarımlarda üretileceğini söyledi. Serdengeçti, 1, 5, 10 ve 20 Yeni Türk Lirası'nın halen dolaşımdaki 1, 5, 10 ve 20 milyon liralık banknotlara benzeyeceğini bildirerek, 50 ve 100 Yeni Türk Lirası'nın farklı olacağını, ayrıca 1, 5, 10, 25, 50 ve 100 (bir lira) kuruşluk madeni paraların da çıkartılacağını kaydetti. Daha yüksek kupürlerin kullanım dışı kalacağı için tercih edilmediğini anlatan Serdengeçti, şöyle devam etti:
"'En büyük kupür olarak 100 liranın belirlendiğini söyledik. Yeterli kolaylığı sağlayacak olması, 200 ve 500 perakende piyasasında nadiren kullanılacak olması, 'Merkez Bankası bir süre sonra piyasada ihtiyaç duyulacağını düşünüyor, enflasyonun düşeceğine de inanmıyor' şeklinde hatalı yorumların yapılması ve kamuoyunda bekleyişlerin yanlış yönlendirilmesinin önüne geçilmesi de önemli bir unsur.
Çok büyük kupürlerin etkisiyle paramızdaki sahteciliğin uluslararası boyut kazanmasının önüne geçilmesi de yine başka bir nokta. Kara para aklama faaliyetlerinde bulunanların işlerinin kolaylaştırılmaması, düşük gelir düzeyine sahip ekonomik birimler üzerinde olumsuz psikolojik etki yaratılmaması ve euro bölgesi standartlarındaki ekonomik istikrar ortamında 1 Yeni Türk Lirası alım gücünün ancak 2059 yılında bugünkü 20 milyon lira alım gücüne düşecek olması veya 2006 yılından sonra enflasyonun yüzde 5'in altında seyretmesi durumunda ise uzun süre 200 Yeni Türk Lirası'na ihtiyaç duyulmayacak olması da diğer nedenler arasında sayılabilir."
Görme engellilerin banknotlarının daha kolay ayırt edebilmesi için bazı iyileştirmeler yapılacağını da açıklayan Serdengeçti, bunun kabartma baskı tekniğinin güçlendirilmesi, bazı kupürlerde boy farklılığının yaratılması şeklinde olacağını söyledi.

'YENİ' İBARESİ DE KALKACAK

Birkaç yıl sonra ''yeni'' ibaresinin kaldırılarak tekrar Türk Lirası ibaresine dönüleceğine işaret eden Serdengeçti, bununla birlikte yeni hususların da gündeme geleceğini bildirdi. Bir Yeni Türk Lirası'nın hem madeni hem banknot olarak tedavüle çıkarılmasının banknot ve madeni para üretim programlarında esneklik sağlayacağını vurgulayan Serdengeçti, düşük değerdeki banknotların bankadan geçiş sayısının düşük olmasının banknot kalitesini olumsuz etkilediğini, bu durumun banknot izleme sistemlerinin randımanını düşürdüğünü anlattı.
Daha sonraki dönemlerde 1 liralık banknotların tamamının madeni paraya dönüştürülesi düşünülmekle birlikte geçiş döneminde uyumu kolaylaştırmak amacıyla hem madeni hem banknot olarak dolaşıma çıkarılmasının planlandığını kaydeden Serdengeçti, banknot üretim maliyetinin madeni para üretim maliyetinden daha yüksek olduğunu, uygulamayla maliyetlerin de azalacağını söyledi.
 

49 ÜLKENİN DENEYİMi

Parasından sıfır atan 49 ülkenin deneyimlerinin Merkez Bankası uzmanlarınca incelendiğini anlatan Serdengeçti, bu ülkelerden İsrail'in, hiperenflasyonu engellemek için enflasyonun çok fazla düşmesini beklemeden sıfır attığını söyledi.
Farklı enflasyon oranlarıyla Arjantin'in 4 kez, Brezilya'nın ise 6kere paradan sıfır attığını belirten Serdengeçti, paradan sıfır atmanın, genellikle istikrar yazýlýmı ile başarıya ulaştığını vurguladı. Serdengeçti, "Programların başarısızlığa uğradığı durumlarda ise (Arjantin ve Brezilya örneği) bir süre sonra paradan yeniden sıfır atma gerekliliği ortaya çıkıyor, bu da hiç hoş bir durum değil" diye konuştu.

NELER YAPILACAK?

Yeni Türk Lirası'na (Yeni TL) geçişe dönük yapılacak çalışmalara da değinen Merkez Bankası Başkanı'nın verdiği bilgiye göre, Şubat ayında Yeni TL banknotları ve mürekkep siparişleri verilecek. Haziran ayında ISO'dan Yeni TL'nin uluslararası ödeme sistemlerinde kullanılacak para birimi kodunun tescili ve tüm ülkelere duyurulması, Eylül'de bilgi-işlem programlarının EFT ve diğer işlemlere uyumu için test çalışmaları, Ekim'de şubelerin tahsilat ve tediye işlemlerine ilişkin düzenlemeler, Ekim'de kapsamlı bir tanıtım, Kasım'da yeni banknotların sistemlere uyumu, uygulamaya ilişkin mevzuatta gerekli düzenlemelerin yapılması, muhasebe sistemleri, bilgisayar programları ve diğer uyum konularına ilişkin koordinasyon çalışmaları gibi işler yapılacak.
Yeni TL'ye geçiş için Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, SPK, kamu ve özel bankaları ile finans kuruluşları, şirketler, BDDK, İMKB, Bankalararası Kredi Merkezi, Altın Borsası ve diğer kurumların da kendi faaliyet alanlarına giren konularda düzenlemeler yapmaları gerektiğini anlatan Serdengeçti, ilgili kurumların, yapacakları düzenlemeleri yıl içinde ayrıntılı şekilde kamuya bildireceklerini söyledi.



TL VE YENİ TL'NİN KULLANILMASI

Merkez Bankası Başkanı Serdengeçti, 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren TL'den 6 sıfır atılarak Yeni TL'ye geçilecek olmasının, enflasyonu tek haneli rakamlara indirilmesinde bu güne kadar gösterilen kararlılığın, bir diğer ve çok önemli göstergesi olduğunu söyledi.
Serdengeçti, 2005 yılı boyunca TL ve Yeni TL banknotlarının birlikte tedavül edeceğini, bu nedenle TL banknotlarının bir an önce Yeni TL'ye çevrilmesi gibi bir gereklilik bulunmadığının altını çizdi. Ancak tüm hesapların, 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren Yeni TL üzerinden tutulması gerektiğine işaret eden Serdengeçti, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:
"Halen tedavüldeki banknotlar, 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren 10 yıllık zaman aşımı boyunca sadece Merkez Bankası şubelerinde, Merkez Bankası şubesi olmayan yerlerde de Ziraat Bankası şubelerinde kabul edilecektir. Mikro düzeydeki teknik hazırlıkların tamamlanabilmesi için, önümüzde yaklaşık 11 aylık bir süre bulunmaktadır. Bu süre zarfında kamu ve özel kesimde gerekli hazırlık çalışmalarının zamanında tamamlaması gerekmektedir. Operasyonun başarılı bir şekilde gerçekleşebilmesi için Merkez Bankası gerekli tedbirleri almakta, çalışmalar diğer kurumlarla birlikte koordinasyon içinde yürütülmektedir."

BANKNOT KULLANIMINDA HASSASİYET ÇAĞRISI

Bu arada Yeni TL banknotlarının teknik özelliklerinin, bu yılın sonuna doğru açıklanacağını belirten Serdengeçti, enflasyon nedeniyle TL'nin sürekli değer kaybetmesi, banknot kullanıma gereken özenin gösterilmemesi ve kirlilik nedeniyle, her yıl üretilen banknotların yaklaşık yüzde 90'ı kadar banknotun imha edildiğine dikkati çekti. Serdengeçti, vatandaşların banknot kullanımına gerekli hassasiyeti göstermesinin, banknotların kalitesini artıracağını ve üretim maliyetlerini azaltacağını vurguladı.

11.09.2003
Parasından sıfır atan ülkeler uygulamadan memnun 
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın Türk lirasından altı sıfır atılacağı açıklamasının yankıları sürerken böyle bir uygulamanın yukarı doğru yuvarlama nedeniyle enflasyonu azdıracağı kaygıları dile getiriliyor. Oysa ulusal paradan sıfır atan birçok ülkede bu uygulama olumlu sonuçlar verdi.


Ancak, daha önce bu yönde adım atan birçok ülkede bu uygulama nedeniyle başlangıçta enflasyon yaşansa da ilerleyen aylarda olumlu sonuçların alındığı, ciddi bir enflasyon sorununun yaşanmadığı belirtilirken bunun Türkiye gibi bir ülkedeki olumlu "psikolojik" etkisinin daha büyük olacağı savunuluyor.

Diplomatik çevrelerden edinilen bilgiye göre, 1960 yıllarından bu yana ekonomilerini istikrara kavuşturma ve veya enflasyon yenme çabalarının kapsamında ulusal paralarından sıfır atan Fransa, Finlandiya, İsrail ve Bulgaristan gibi ülkelerde ekonomilerin istikrara kavuştuğu, enflasyon sorununu çözdüğü bildirildi.






SERDENGEÇTİ: YENİ TL FİYATLARI ARTIRABİLİR
10/02/2004

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, paradan sıfır atma uygulamasının ilk aylarında, fiyatlarda yuvarlama nedeniyle az da olsa artış olabileceğini belirtti. Serdengeçti, sıfır atmanın yuvarlama etkisinin, enflasyon ortamında yaşamaktan dolayı daha az hissedileceğini ve sürekli olmayacağını söyledi.
Serdengeçti, paradan 6 sıfır atılarak 2005 yılı başından itibaren Yeni Türk Lirası'na geçilmesi konusunda bir basın toplantısı düzenledi. Türk Lirası'ndan 6 sıfır atılması sürecini anlatan Serdengeçti, 2003'de yüzde 20'lik enflasyon hedefinin tutturulabileceği kanısı oluşunca dikkatlerini 2004 enflasyonuna verdiklerini, istikrar yazýlýmının aksamadan sürdürülmesi ve herhangi bir dışsal şokla karşılaşılmaması halinde bu yılda yüzde 12'lik hedefin tutturulabileceğini gördüklerini ifade etti.
Merkez Bankası Başkanı, bunun üzerine paradan 6 sıfır atılmasının yaklaşık 1 yıllık bir çaba gerektireceğini de bildikleri için 2005 başında enflasyon yüzde 12'ye vardığında bu operasyonu gerçekleştirme düşüncelerini Devlet Bakanı Ali Babacan ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a, ardından da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a açtıklarını kaydetti.
Sadece Merkez Bankası'nı değil, birçok kurumu ilgilendiren ve yasal düzenleme gerektiren bu projenin siyasi irade olmadan gerçekleşmesinin mümkün olmadığına dikkat çeken Serdengeçti, siyasi iradenin eylül ayında Maliye Bakanı'nın açıklamasıyla kendini gösterdiğini vurguladı. Bunun üzerine resmi süreci 19 Eylül tarihinde başlattıklarını belirten Serdengeçti, yasal sürecin de 31 Ocak'ta ilgili yasanın Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla son bulduğunu hatırlattı.

YENİ LİRA'NIN FAYDALARI
TL'den sıfır atılmasının şu faydaları var: Teknik ve operasyonel sorunlar aşılacak. Enflasyonu kalıcı bir biçimde tek haneli seviyelere düşürme konusundaki kararlılığı gösterecek. Toplumun ulusal paraya olan güveni yenilenecek. Bankaların ve Merkez Bankası'nın işlem hacimleri rahatlayacak. Banknot üretim maliyeti azalacak. Dolaşımdaki banknot kalitesi iyileştirilecek. TL'nin itibarı yükselecek. Dünyada kimse katrilyonla hesap yapamıyordu. Bu ortadan kalkacak.

YAZARKASALAR DEĞİŞECEK
YTL'ye geçişin harcamaları Maliye Bakanlığı tarafından bütçeleştirilecek. Bakanlık, yazarkasalarda değişikliklerin ilkelerini haziran sonuna kadar belirleyecek. Ayrıca, yeni damga ve harç pullarının bastırılması ve eskilerinin geçerliliğine ilişkin düzenlemeyi kasım sonuna kadar yapacak. Devlet muhasebesi ve kayıt düzeni için gerekli düzenlemeler kasım sonuna kadar, vergi mevzuatındaki düzenlemeler de aralık sonunda tamamlanacak.
Hazine Müsteşarlığı ise yeni madeni paraların üretim ve tanıtımını Aralık sonuna kadar tamamlayacak. Kamu bankalarının YTL'ye geçişi için hazırlıklar tamamlanacak, devlet iç borçlanma senetleri ihaleleri birim fiyatlarının belirlenmesi gibi Müsteşarlığın görev alanına giren düzenlemeler kasım sonuna kadar bitirilecek.
SPK ise mevzuat düzenlemelerinin yanı sıra hisse senetlerinin değerleri konusunda gerektiğinde YTL bazlı uyumların yapılması işlemlerini kasım sonuna kadar tamamlayacak.

YENİ PARA EN ÇOK YAŞLILARI YORACAK
Türkiye'nin önümüzdeki yıl en çok konuşacağı konuların başında lirada yapılacak "sıfır tasarrufu" gelecek. Hesap makineleri üzerindeki yükü hafifletmesi dışında ne gibi kolaylıklar sağlayacağı, ne gibi sorunların bizi beklediği bugüne kadar fazlaca tartışılmadı.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Haydar Akyazı'nın hazırladığı "Türk Lirası'ndaki Sıfırlar ve Paradan Sıfır Atılması" konulu araştırması "sıfır atılması kolaylık sağlayacak" söyleminin çok ötesinde bir anlam taşıdığını gösteriyor. Çünkü paradan sıfır atılmasının geniş kapsamlı istikrar yazýlýmının ayaklarından sadece biri. Ekonomide psikolojik olarak da önemli bir fayda sağlaması beklenen paradan sıfır atılması olumlu ve olumsuz gelişmeleri beraberinde getiriyor.

HEM PSİKOLOJİMİZ HEM DE İTİBARIMIZ DÜZELECEK
Dünyadaki başka örnekler de dikkate alındığında, paradan sıfır atmayla ilgili beklenen olumlu sonuçlar şunlar:
Anlamsız hale gelen rakamlar, daha anlaşılır hale gelecek. Böylece ticari faaliyetlerde yapılan hesaplama işlemlerinden kaynaklanabilen hatalar ve zaman kaybı önemli ölçüde azalacak. Ticari işlemlerle ilgili faaliyetler kolaylaşacak. Böylece ticari faaliyetler daha hızlı gerçekleşebilecek. İnsanların "güçlü paraya sahip olma" duygusu, onların ekonomi politikalarına ve kurumlara olan güvenini arttıracak. Böylece insanlar ileriye daha güvenle bakabilecek; ekonomik faaliyetlerinde daha uzun vadeli ve güvenle hareket edecek. Bunun en önemli sonucu üretimin artması olacak. Ülkenin iç ve dış dünyadaki ekonomik saygınlığı önemli ölçüde artacak. TL hem ülke içerisinde hem de ülke dışında talep edilebilir hale gelecek. Zaman içerisinde TL, özellikle Türkiye'nin içerisinde yer aldığı bölgede rezerv para özelliğine sahip olabilecek. Para basımında ortaya çıkan maliyetlerde önemli tasarruflar sağlanacak. Muhasebe kayıtları kolaylaşacak.

GÖRMEYENLER OKUYACAK
YTL'ye geçişte halkın zorluk çekmemesi, banknotların kolay tanınması ve karışıklık olmaması için aynı satın alma gücüne sahip kupürler, hem TL, hem de YTL için benzer renk ve tasarımda üretilecek. YTL banknotlarında, görme engellilerin ayırt etmesi için iyileştirme de yapılacak.

Buna göre, kabartma baskı tekniği güçlendirilecek, birbirini takip eden kupürler kontrast renkte basılacak ve bazı kupürlerde boyut farkı olacak.

DPT: "YENİ LİRAYA GEÇİŞİN PSİKOLOJİK ETKİSİ OLACAK"
    Ankara - Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Yeni Türk Lirası'na geçişin, enflasyonla mücadeleye psikolojik olarak olumlu etkide bulunacağını bildirdi. DPT'nin, Yeni Türk Lirası Kanun Tasarısı hakkında hazırladığı bilgi notunda, dünyada en fazla rakamlı kupüre sahip 8 ülke arasında yer alan Türkiye'nin, bunlar içinde de banknotunun değeri milyonla ifade edilen tek ülke olduğu vurgulandı. DPT'nin kanun tasarısı ile ilgili görüşünde, temel riskler olarak 'özel ve resmi kurumların belirtilen süre içerisinde teknik hazırlıklarını tamamlayamama, tek haneli enflasyona 2005 yılı başı itibariyle geçilememe ve fiyatların yuvarlanmasının enflasyon düşüşünde geçici sapma yaratma' olasılığının sıralandığı belirtildi. Bunun yanında enflasyon beklentilerini kırması, parasal hesapları kolaylaştırması ve TL'ye itibar kazandırması açısından, paradan sıfır atılmasının gerekli olduğunun vurgulandığı hatırlatıldı. Bilgi notunda, TL'den sıfır atılmasının enflasyonu yükseltme riskine de değinildi ve AB örneği hatırlatıldı. Buna göre, son dönemde ulusal paraları yerine euroya geçen Avrupa ülkelerinde dönüşüm oranlarının çok fazla küsuratlı rakamlar olması nedeniyle, perakende fiyatlar euro cinsinden hesaplanırken küsurattan kurtulmak için, satıcılar tarafından yukarı yönde bir ayarlama yapıldığı görülüyor. Bu uyarlama neticesinde 6 aylık bir süreçte fiyatlar genel düzeyi binde 2 oranında arttı. Fakat Türkiye'de, bir milyona 1 gibi hesabı kolay bir oranla geçiş yapılacağından dolayı, bu etki, euro bölgesindeki kadar büyük olmayacak ve 1 yeni kuruşun (10 bin lira) altındaki küsuratlarla sınırlı kalacak. Kaynak : Anadolu
    
PSİKOLOJİK ETKİ
Diplomatik kaynaklar, ulusal paralardan sıfır atan ülkelerdeki uygulamaların olumlu sonuçlarına işaret ederken Türkiye'de doğru koşullarda alınabilecek benzer bir kararın olumlu etkisinin daha büyük olacağını düşünüyor.
Kaynakların değerlendirmesi özetle şöyle: "Sıfır atma kararı, doğru koşullarda alınırsa olumlu etkisi daha önce aynı tecrübeden geçen bazı ülkelere göre daha büyük olur. Çünkü Türk ekonomisinde bir güven sorunu yaşanıyor. Hem ekonomiye, hem de hükümete güven eksikliği var. Sıfır atılırsa bunun önemli bir psikolojik etkisi olur. Yeni para hem piyasalar, hem de halk tarafından daha güçlü bir para olarak algılanır. Bunun sonucunda faiz oranları ve reel faiz oranları düşer, dezenflasyon sağlanır.

FRANSA
       Ulusal para biriminden iki sıfır atılması, Avrupa Birliği'nin önde gelen ülkelerinden Fransa'da 1963 yılında yürürlüğe konulan istikrar planı kapsamında alınan başlıca önlemlerden biri oluşturdu.
       Yeni frangın tedavüle girmesi ekonomiye olan güven artırdı, faiz oranları ve enflasyon üzerinde olumlu etki yaptı. Nitekim, Fransa'nın 1963-1984 yıllarını kapsayan dönem ulusal ekonominin "en parlak yılları" gibi olarak tanınıyor. Geçiş döneminde eski ve yeni frank birlikte kullanıldı.

FİNLANDİYA
         Kuzey Avrupa ülkelerinden Finlandiya'da ekonomiyi istikrara kavuşturma çabasının bir parçası olarak 1963 yılında ulusal paradan iki sıfır atıldı. O yıl yüzde 5 olan yıllık enflasyon 1964 yılında katlandı ancak kısa bir süre sonra yeniden yüzde 5'e düştü.            1960 yıllarda Finlandiya'da enflasyonda zigzagların yaşandığı için sıfır atılmasının ardından enflasyonda yaşanan artışın bu operasyona kesin olarak bağlanmayacağı ifade ediliyor. Bu arada, sıfır atma kararının Finlandiya halkını olumsuz etkilemediği belirtilirken ekonomiyi istikrara kavuşturma çabasının amacına ulaştığı da kaydedildi. Bu arada, eski paranın birkaç yıl yeni para ile birlikte tedavulde kalmasının tüketici açıdan bir avantaj oluşturduğu savunuldu. Halen AB üyesi olan Finlandiya, euro sistemine dahil bulunuyor.

BULGARİSTAN
            Doğu Avrupa ülkelerinden Bulgaristan'da da Para Kurulu uygulamasının sürdüğü, ulusal para birimi levanın Alman markına endekslenmiş olduğu 1999 yılında üç sıfır atıldı. Bu operasyon ile daha önce bin leva bir markın değerinde iken, lehva, mark ile eşitlendi.
            Sıfır atma operasyonunun ardından enflasyon küçük bir artış göstermekle birlikte uygulama olumlu sonuçlar verdiği belirtiliyor. Bankcılık işlemleri gibi parasal işlemler kolaylaştırıldı. AB aday ülkelerinden Bulgaristan, halen AB ile üyelik müzakerelerini sürdürüyor.

İSRAİL
          1980 yıllarında ciddi bir enflasyon sorununu yaşayan İsrail'de enflasyon ile mücadele çabalarının bir parçası olarak 1985 yılında ulusal paradan şekelden üç sıfır atıldı. Bu politikanın çok olumlu etkileri oldu. Nitekim yüzde 400 olan yıllık enflasyon, çok düşük düzeye indirilerek sorun olmaktan çıkarıldı.

 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN PARA BİRİMİ
HAKKINDA KANUN
KANUN NO: 5083
YÜRÜRLÜK: 31.01.2004
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin para birimi
Madde 1- Türkiye Cumhuriyeti Devletinin para birimi Yeni Türk Lirasıdır. Yeni Türk Lirasının alt birimi Yeni Kuruştur. Bir Yeni Türk Lirası (YTL) yüz Yeni Kuruşa (YKr) eşittir.
Bakanlar Kurulu, Yeni Türk Lirası ve Yeni Kuruşta yer alan yeni ibarelerini kaldırmaya ve uygulamaya ilişkin esasları belirlemeye yetkilidir.
Türk Lirası ile Yeni Türk Lirası arasında değişim oranı
Madde 2- Türk Lirası değerler Yeni Türk Lirasına dönüştürülürken, bir milyon Türk Lirası (1.000.000 TL) eşittir bir Yeni Türk Lirası (1 YTL) değişim oranı esas alınır.
Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerde yarım Yeni Kuruşun üzerindeki değerler bir Yeni Kuruşa tamamlanır; yarım Yeni Kuruş ve altındaki değerler dikkate alınmaz.
Türk Lirasına yapılan atıflarda değişiklik
Madde 3- Kanunlarda ve diğer mevzuatta, idari işlemlerde, yargı kararlarında, her türlü hukuki muamelelerde, kıymetli evrak ve hukuki sonuç doğuran diğer belgeler ile ödeme ve değişim araçlarında Türk Lirasına veya liraya yapılan atıflar, 2 nci maddede belirtilen değişim oranında Yeni Türk Lirasına yapılmış sayılır.
Banknotların resim ve görüntülerinin çoğaltılması ve yayınlanması
Madde 4- Halen tedavülde bulunan, tedavülden çekilmiş veya tedavüle çıkarılacak olan banknotların resim ve görüntülerinin çoğaltılması ve yayınlanmasına ilişkin boyut, renk, malzeme, çözünürlük, üzerinde bulunacak ibareler ve benzeri hususlarla ilgili şartlar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenir ve Resmi Gazetede ilan olunur.
İlan olunacak şartlara uymayan kişiler hakkında fiil daha ağır bir suça vücut vermediği takdirde bir milyar beş yüz milyon liradan beş milyar liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur.
Yürürlükten kaldırılan hükümler
Madde 5- 24/12/1937 tarihli ve 3290 sayılı Devlet Hesaplarında Liranın Esas İttihaz Edilmesi Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
Geçici Madde 1- Halen tedavülde bulunan Türk Lirası banknotlar ile madeni paralar 1/1/2005-31/12/2005 tarihleri arasında Yeni Türk Lirası banknotlarla ve yeni çıkarılacak madeni paralarla birlikte tedavül eder.


Söz konusu banknotların birlikte tedavülü ve değiştirilmesine ilişkin esaslar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca, madeni paraların birlikte tedavülü ve değiştirilmesine ilişkin esaslar ise Hazine Müsteşarlığınca belirlenir.
Bu Kanunun uygulanmasında karşılaşılan tereddütleri gidermeye ve gerekli düzenlemeleri yapmaya Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan; görev alanlarına giren konularda düzenleme yapmaya Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu yetkilidir.
Geçici Madde 2- Türk Lirası üzerinden yapılan her türlü hukuki muamele ile hukuki sonuç doğuran belgelerin 2 nci maddede belirtilen değişim oranı dikkate alınarak 31/12/2005 tarihine kadar, bu tarih dahil Yeni Türk Lirasına göre değiştirilmesi halinde, muamele ve düzenlenecek belgeler her türlü vergi, resim, harç ve diğer yükümlülüklerden muaftır.
Geçici Madde 3- 1/1/2005-31/12/2005 tarihleri arasında, bütün mal ve hizmet bedellerinin, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 12 nci maddesi çerçevesinde düzenlenecek etiket ve tarife listelerinde Türk Lirası ve Yeni Türk Lirası üzerinden ayrı ayrı gösterilmesi zorunludur.
Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenler hakkında 4077 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen ceza uygulanır.
Yürürlük
Madde 6- Bu Kanunun;
a) 4 üncü maddesi ile geçici 1 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları yayımı tarihinde,
b) Diğer hükümleri 1/1/2005 tarihinde,
yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 7- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
GENEL GEREKÇE
Ulusal ekonomimizde 1980-2002 döneminde yaşanan enflasyonist süreç dolaşımdaki banknot tutarına da yansımış, 31/12/1980 tarihinde 278,6 milyar Türk Lirası olan tedavüldeki banknot tutarı (emisyon hacmi) 31/12/2002 tarihinde 7 katrilyon 635 trilyon 621,9 milyar Türk Lirasına (27.407 katına) ulaşmıştır.
Bu gelişmenin bir sonucu olarak 1927 yılından 1980 yılına kadar dolaşımdaki banknot ihtiyacı 50 Kuruş ile 1.000 Türk Lirası arasında değişik değerlerdeki banknotlarla karşılanabilirken, 1981 yılından günümüze kadar geçen zaman içinde artan dolaşım ihtiyacını karşılayabilmek için üst değerde yeni banknotlar dolaşıma çıkarılmış ve en küçük değerlerdeki banknotlar da tedavülden çekilerek dolaşımdaki banknot kompozisyonu 2002 yılı sonunda 250.000, 500.000, 1.000.000, 5.000.000, 10.000.000 ve 20.000.000 Türk Liralık banknotlardan oluşmuştur.
Paramızın taşıdığı kupür değeri bakımından, bugün dünyada rastlanmayan büyüklüklere ulaşması sonucunda, ifade ve yazılmasında çeşitli zorluklarla karşılaşılmaktadır.
Bu nedenle, paramızdan altı sıfır atılarak bir milyon Türk Lirası eşittir bir Yeni Türk Lirası (1.000.000 TL = 1 YTL) değişim oranında yeni bir para birimine geçilmesi ve ulusal ekonominin kapsamına giren parasal değer ve kayıtlarda genel bir sadeleştirilme yapılması uygulama açısından pratik bir çözüm olarak görülmektedir.
Kanun, bu amaçla hazırlanmıştır.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1- Madde ile, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin para birimi Yeni Türk Lirası (YTL) olarak kabul edilmiştir. Yeni Türk Lirasının alt biriminin Yeni Kuruş (YKr) olduğu ve bir Yeni Türk Lirasının yüz Yeni Kuruşa eşit olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu çerçevede, defter ve kayıtların tutulmasında hesap birimi olarak Türk Lirası yerine Yeni Türk Lirasının kullanılacağı doğaldır.
Parasından sıfır atarak yeni para birimine geçen ülkeler genelde yeni para birimi olarak eski para birimlerinin başına “Yeni” ifadesini eklemekte, bilahare yapılan bir para birimi değişikliği ile de bu ifadeyi kaldırarak eski para birimine dönmektedirler. Ülkemizde de benzer şekilde, halen dolaşımdaki paradan sıfır atılarak geçilecek yeni para birimi Yeni Türk Lirası olarak belirlenmektedir. Türk Lirasına geri dönmek ve defter ve kayıtların tutulmasında hesap birimi olarak tekrar Türk Lirasının kullanılmasını sağlamak amacıyla Yeni Türk Lirası ve Yeni Kuruştaki “Yeni” ibarelerini kaldırma hususunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.
Madde 2- Madde ile, Türk Lirası yeni para birimi olan Yeni Türk Lirasına dönüştürülmüş ve Türk Lirasından altı sıfır kaldırılarak, bir milyon Türk Lirası eşittir bir Yeni Türk Lirası (1.000.000 TL = 1 YTL) değişim oranında yeni bir değer getirilmiştir.
Yeni Türk Lirası cinsinden yapılacak işlemlerde bir Yeni Kuruşun altındaki tutarları ödemeye olanak verecek madeni para bulunmaması nedeniyle yarım Yeni Kuruşun üzerindeki değerlerin bir üst Yeni Kuruşa tamamlanması; yarım Yeni Kuruş ve altındaki değerlerin ise dikkate alınmaması öngörülmüştür.
Mal ve hizmetlerin fiyatları bir Yeni Kuruşun altında olabileceği gibi, bir Yeni Kuruşun altındaki değer küsuratlı olarak da belirlenebilecektir. Vergiler, yabancı para alım satımı ve benzeri belli sabit sayılarla çarpım yapılarak elde edilen sonuç üzerinde tahakkuk, tahsil ve ödeme işlemlerinde, işlem sonuçları da bir Yeni Kuruşun altında veya değer küsuratı bir Yeni Kuruşun altında olabilecek şekilde sonuç verebilecektir.
Bu madde ile, tamamlama işlemlerinin birim fiyatlarda değil, işlem sonuçlarında ve ödeme aşamasında gerçekleştirilmesi, ödeme kayıtlarının virgülden sonra en çok iki hane ile yapılması amaçlanmaktadır.
Böylece, tamamlama işlemlerinde, bu Kanun ile yürürlükten kaldırılması öngörülen 24/12/1937 tarihli ve 3290 sayılı Devlet Hesaplarında Liranın Esas İttihaz Edilmesi Hakkında Kanundaki tamamlamaya ilişkin esaslar korunmuş bulunmaktadır.
Madde 3- Madde ile, Yeni Türk Lirasının para birimi olarak kabul edilmesi nedeniyle, kanunlarda ve diğer mevzuatta, idari işlemlerde ve yargı kararlarında, hukuki sonuç doğuran herhangi bir belgede, en geniş anlamıyla herhangi bir hukuki ilişkide, ödeme ve değişim araçlarında, Türk Lirasına veya liraya yapılan atıfların, bir milyon Türk Lirası eşittir bir Yeni Türk Lirası (1.000.000 TL = 1 YTL) değişim oranıyla, aynen Yeni Türk Lirasına atıf yapılmış kabul edileceği ve geçerli sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
Yeni Türk Lirasının uygulamaya konulması söz konusu hukuki ilişkilerin şartlarında değişikliğe yol açmayacak veya herhangi bir edimi ifa ederken taraflardan birine mazeret öne sürme ya da bu hukuki ilişkiyi tek taraflı olarak değiştirme veya feshetme hakkı vermeyecektir.
Madde 4- Madde ile, doğrudan sahtecilik amacı olmaksızın ancak, sahtecilikte kullanılma tehlikesini yaratarak banknotların resim ve görüntülerinin çoğaltılması ve yayınlanması durumunda uygulanacak ceza hükümlerinin mevzuatımızda bulunmaması nedeniyle, hem bu boşluğun doldurulması, hem de mevzuat uyumlaştırması kapsamında Avrupa Birliği mevzuatında olan bu düzenlemeye uyumun sağlanabilmesi amaçlanmaktadır.
Bu konudaki düzenlemelerin Avrupa Merkez Bankası tarafından güncel koşullar doğrultusunda değiştirilebilmesi nedeniyle, sık sık kanun değişikliğine gidilmemesi için banknotların resim ve görüntülerinin çoğaltılması ve yayınlanmasına ilişkin boyut, renk, malzeme, çözünürlük, üzerinde bulunacak ibareler ve benzeri hususlarla ilgili şartların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenmesi, Resmi Gazetede ilan edilmesi ve bu şartlara uymayan kişilere cezai müeyyide uygulanması öngörülmüştür.
Madde 5- Madde ile, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin para birimi olarak Yeni Türk Lirası kabul edildiğinden, Lirayı para ve hesap birimi kabul eden 24/12/1937 tarihli ve 3290 sayılı Devlet Hesaplarında Liranın Esas İttihaz Edilmesi Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
Geçici Madde 1- Madde ile, diğer ülke uygulamaları da dikkate alınarak hem eski para biriminin yenileri ile değiştirilmesinde süre yönünden yaşanabilecek sıkıntıların aşılması, hem de yeni paranın kredibilitesinin olumsuz etkilenmemesi ve her iki para biriminin takibinde yaşanabilecek zorlukların önüne geçilebilmesi bakımından, Türk Lirası banknot ve madeni paraların 1/1/2005-31/12/2005 tarihleri arasında Yeni Türk Lirası banknot ve madeni paralarla en fazla bir yıl birlikte tedavül etmesi öngörülmüştür.
Banknotların birlikte tedavülü ve değiştirilmesine ilişkin esasların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca, madeni paraların birlikte tedavülü ve değiştirilmesine ilişkin esasların ise Hazine Müsteşarlığınca belirlenmesi hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, geçiş döneminde herhangi bir hukuki boşluğun doğmamasını teminen, bu Kanunun uygulanmasında karşılaşılan tereddütleri gidermeye ve gerekli düzenlemeleri yapmaya Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan, görev alanına giren konularda ise, Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu düzenleme yapmaya yetkili kılınmıştır.
Tedavülden çekilecek Türk Lirası banknotlar, 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 37 nci maddesine göre 1/1/2006 tarihinden itibaren on yıl sonra zamanaşımına uğrayacaktır.
Geçici Madde 2- Madde ile, tarafların, Türk Lirası üzerinden yapılan her türlü hukuki muamele ile kıymetli evrak ve hukuki sonuç doğuran diğer işlem ve belgeleri bu Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen değişim oranını dikkate alarak 31/12/2005 tarihine kadar, bu tarih dahil Yeni Türk Lirasına göre değiştirmeleri halinde bu muamele ve düzenlenecek belgelerin vergi, resim, harç ve diğer yükümlülüklerden muaf olacağı hükme bağlanmıştır.
Geçici Madde 3- Madde ile, kamuoyuna Yeni Türk Lirasına geçişte ve uyum sağlamada kolaylık sağlaması açısından Yeni Türk Lirasının tedavüle çıkacağı 1/1/2005 tarihinden başlayarak, Türk Lirası ve Yeni Türk Lirası banknot ve madeni paraların birlikte tedavül süresi sonu 31/12/2005 tarihine kadar bütün mal ve hizmet bedellerinin 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 12 nci maddesi doğrultusunda etiket ve listelerde Türk Lirası ve Yeni Türk Lirası üzerinden ayrı ayrı gösterilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluğa uymayanlar hakkında da aynı Kanunun 25 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki cezanın uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 6- Madde ile, Yeni Türk Lirasına geçiş ile ilgili Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Sermaye Piyasası Kurulu ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yapılacak hazırlık ve düzenleme çalışmalarına imkan tanınması, defter ve kayıtların tutulmasında kolaylık sağlanması amacıyla Kanunun 4 üncü maddesi ile geçici 1 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları hariç 1/1/2005 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi öngörülmüştür.
Madde 7- Yürütme maddesidir.




KAYNAKLAR



-www.tcmb.gov.tr

-www.dpt.gov.tr

-AKSAM GAZETESİ

-MİLLİYET GAZETESİ

-ZAMAN GAZETESİ

-DÜNYA GAZETESİ

-FİNANSALFORM GAZETESİ

-RADİKAL GAZETESİ

-SABAH GAZETESİ

-HÜRRİYET GAZETESİ

214  cellotin genel / Ekonomi & İşletme / uretim : Şubat 26, 2007, 07:18:35 ÖS
1.Adım: Projenin Uygulanacağı İşletmenin Seçilmesi

Alcatel Teletaş, telekomünikasyon sistemlerinin araştırma ve geliştirme, üretim, pazarlama, satış, montaj ve satış sonrası eğitim konularında dünyada 130 ülkede faaliyet gösteren Alcatel grubuna bağlıdır. En son teknolojiler ile altyapı şebeke ağlarından operatörlere, servis sağlayıcılardan kurumlara ve uç cihazlarını kullanan tüketicilere kadar her tür ses ve data iletişim çözüm ve servis hizmetlerini sunmaktadır.
   1965’te Türk PTT'sinin araştırma laboratuvarı olarak kurulan firma, 1983’te Organizasyon Teletaş adı altında bir anonim şirkete dönüştürüldü.1985’te imzalanan çerçeve lisans anlaşmasına uygun olarak, Alcatel Grubu bünyesindeki Alcatel Bell’in, şirketin hisselerinin % 39'unu satın almasından sonra, 1988 yılında  hisselerinin % 22'si halka satıldı. Son olarak 1993’te Alcatel dönemin Türk PTT'sinin sahip olduğu % 26 hisseyi devir alarak şirketin en büyük ortağı oldu.
Türkiye'ye geleceğin teknolojilerini taşımayı kendine misyon olarak belirleyen Alcatel Teletaş'ın ürün portföyünde başlıca ;

 Sayısal Telefon Santralları (Sistem 12, Uzak Abone Birimi-ERSU, ISDN, LEVENT)
 Akıllı Şebekeler (IN)
 Telekomünikasyon Yönetim Şebekeleri (TMN)
 SDH, PDH Sayısal Transmisyon Sistemleri
 Fiber Optik Transmisyon
 Sayısal Radyo Link Sistemleri
 Kartlı Telefonlar ve Yönetim Sistemleri, Elektronik Ödeme Sistemleri
 Mobil Haberleşme Altyapı Sistemleri,
 Kablosuz Yerel Bağlantı Sistemleri (WLL)
 Uydu Sistemleri
 Kablolu TV Sistemleri
 İnternet Erişim Uygulamaları
 Erişim Sistemleri (ADSL, ASAM, DANA, xDSL, LMDS)
 Data Transmisyon Sistemleri
 Çoklu Ortam Servis Platformları
 IP Çözümleri
Kısacası Alcatel telekomünikasyon sektörünün her alanında sunduğu geniş ürün yelpazesi ile bireylerden, Bankalar, Medya Grupları, Finans Firmaları, Internet Servis Sağlayıcılar ve GSM Operatörleri gibi birçok kuruma özel çözümler üretmektedir.
Ayrıca Alcatel Teletaş, Alcatel Grubunun Azerbaycan, Gürcistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde temsilciliğini yürütmektedir.
Şirketin bilgisayar destekli üretim planlama bölümünde dinamik ve tecrübeli 10 mühendis çalışmaktadır.

   

Şirketin genel müdürlüğü İstanbul’un Anadolu yakasında bulunup, açık adresi ve krokisi aşağıda belirtilmiştir:
   
Genel Müdürlük :  Atatürk Cad. 1. Esenşehir, Y.Dudullu, 81260 İstanbul




 


ÜRETİM SİSTEMLERİ

   Üretim sistemi, işletme sistemi içinde yer alan bir alt sistemdir. Üretim sistemi; iş gücü, malzeme, bilgi, enerji, sermaye gibi girdilerin belirli bir dönüştürme sürecinden geçirilerek mal veya hizmetin üretildiği bir sistemdir.
Üretim sistemlerinin temel amacı, müşteri isteklerine uygun mal ve hizmet üretimini sağlamaktır. Üretim sistemleri, en iyi fiziksel girdiler ve fiziksel kaynakları kullanarak kaliteli üretimi gerçekleştirip, müşterilerinin tatminini en yüksek düzeye çıkarmayı hedefler.
Sistemle ilgili organizasyon düzenlemeleri sistemi oluşturan alt sistemlere bağlı olarak yapılır. Üretim alt sistemi organizasyonların çoğunda  ayrı bir alt sistem olarak incelenir. İşletmelerde, personel, muhasebe, pazarlama, üretim ve fiziksel dağıtım gibi alt sistemler bulunur.
Üretim sisteminin işleyişini aşağıdaki şekilde göstermek mümkündür:






İşletmeler hammadde veya yarı mamulü kullanaral mal üretimini gerçekleştirirler. Üretilen mallar çeşitli hizmetlerle (taşıma, pazarlama, vs..) tüketicilere sunulur.
Üretim sistemi, işletme içi ve işletme dışı çevre sistemlerinin etkisi altında kalmaktadır. Üretim sistemi, işletme içi ve işletme dışı çevre sistemleri ile sürekli olarak bilgi alışverişinde bulunmaktadır. Üretim sisteminin bu çevre sistemleri ile olan ilişkisi aşağıda gösterilmiştir.

Üretim sisteminin bir alt sistem olarak işletme içindeki pazarlama sistemi, muhasebe ve finansman sistemi, bilgisayar sistemi gibi alt sistemlerle sürekli bir ilişkisi bulunmaktadır. İşletmelerde üretim sisteminin öncelikle  pazarlama  sistemiyle  yakın bir ilişkisi bulunmaktadır. İşletmenin temel fonksiyonları üretim ve pazarlamadır. Üretim sistemi, pazarlama sisteminin ihtiyaçlarına uygun kalite, miktar ve maliyette mal üretimini esas almaktadır. İşletme organizasyonunun temel amacı, müşterilerin isteklerine uygun ve onların ihtiyaçlarını karşılayan mal ve hizmetlerin üretilmesidir.











ÜRETİM SİSTEMİ TÜRLERİ

Üretimi, uygulama, etkinlik, esneklik ve işletme sistemlerinin özelliklerini göze alarak ikiye ayırabiliriz:

ÜRETİM   STOKA GÖRE   SİPARİŞE GÖRE
SÜREKLİ   Rafineriler, maden ocakları, süt ürünleri, konservecilik (tarımsal gıda şirketleri), kafeteryalar   Montaj bantları (otomobil ve kamyonlar)
Matbaacılık
SÜREKSİZ   Endüstriyel yapılar
Dönüşüm endüstrileri:elektronik ev aletleri, bilgisayarlar...
Tekstil
Mobilyacılık   Tedarikçi atölyeler (fason,lehim, boya)
Tüm “özel” ürünler
Hastaneler
Kişiye özel kıyafet
Kişiye özel mücevher
PROJE BAZLI   Ticari boya-baskı
Parselli arazi   Binalar
Uçaklar, gemiler
Filmler
Portreler


1.Üretim sürecine göre sınıflandırma

Birçok küçük dallara ayrılsa da, üretimi üç ana tip altında inceleyebiliriz:

a. Sürekli Üretim

Mevcut makine ve tesislerin sadece belirli bir ürüne tahsis edilmesiyle yapılan bir üretimdir. Sürekli üretim, kütle üretim ve akış (proses) üretimi olarak iki alt gruba ayrılmaktadır: Kütle üretiminde bir üründen çok büyük miktarlarda ve uzun süre üretim yapılmaktadır. Kütle üretiminde makine, fabrikayerleşme düzeni, kalıp gibi faktörlerde bazı değişiklikler yapmak suretiyle başka tip ürünün üretimine geçmek mümkün olabilmektedir. Akış üretiminde makine ve tesisler sadece ir çeşit ürünü üretecek şekilde tasarlanmış ve yerleştirilmiştir. Başka bir ürün üretimi mümkün olmamaktadır.
Başlıca özellikleri şunlardır:
-   Bir veya birden fazla ürün çeşitlerinin büyük miktarlarını işler,
-   Üretim bantları kullanır,
-   Makinelerin spesifik görevleri vardır,
-   Darboğaz durumunda makinelerin potansiyel dengesi sağlanır,
-   Operatörler az sayıdadır ve uzmanlaşmamışlardır; neredeyse tamamen otomatik olan makineleri çalıştırır, gözler ve gerektiğinde durdururlar,
-   İlk komutlar verildikten sonra çok sayıda müdahale ve değişiklik yapılmaz,
-   Hammadde ve proses içi stokları az sayıda bulundurulur; hammaddeler sabit ve yüksek oranda kullanılır,
-   Atölyelerin çalışmalarının tamamen durması riskine karşılık, bir ön çalışma yapılması zorunludur,
-   Ürünler satışa ya da depoya giderken fabrika içinde çok hızlı dolaşmalıdır, ki bu da özellikle  konvoyörler içeren otomatik bir sistem gerektirir.

b. Süreksiz Üretim

Süreksiz üretimde, müşterinin özel sipariş şartlarına uygun olarak, istenen kalite özelliklerinde mal üretilmektedir. Değişik tür ve nitelikte olan ürünler partiler halinde üretilmektedir. Makine ve iş gücü kapasite kullanım oranı oldukça düşüktür. Özellikle siparişlerin düzensiz olduğu aşırı yükleme durumlarında, kuyrukta bekleme süresi fazladır.
Başlıca özellikleri şunlardır:
-   Ürünlerin çoğu nispeten daha küçük miktarlarda üretilir,
-   Makineler özelliklerine göre gruplandırılmıştır ve daha genel görevleri vardır,
-   Üretimdeki iş yükleri dengeli dağılmamıştır,
-   Montaj bandında çalışanlar dışındaki operatörler uzmanlaşmıştır,
-   Üretim yolları oldukça fazladır ve çok sayıda  komut içerir,
-   Hammadde ve proses içi stokları yüksektir,
-   Ürünlerin satış ya da depoya gitmeleri için mekanik araçlar ve mekanlar gerekir (yük arabaları, vinçler).

c. Proje Bazlı Üretim

Proje bazlı üretimde, üretim sistemi tek bir ürüne göre düzenlenmiştir;örneğin bir bina, bir film, bir konser. Yapılan işler proje özelliği taşıdığından, işlerin hacmi oldukça geniştir. Üzerinde çalışılan proje tamamlandığında üretim sona ermektedir. Başka bir proje geldiğinde üretim işlemine yeniden başlanmaktadır. Bu yüzden üretim süreci sadece bir kez yenilenen bir operasyon serisiyle gösterilir. Proje bazlı üretim, benzersiz doğasından dolayı, gerçekleşme aşamasında çok sayıda değişikliğe yol açar; ki bu değişiklikler zaman açısından olduğu kadar, maliyet açısından da değerlendirilmelidirler.   

2.Müşteri ilişkilerine göre sınıflandırma

a.Stoka Göre

Burada bahsi geçen, bitmiş ürünlerin stokudur, ve bunu iki temele dayandırabiliriz:
-   Birçok endüstriyel ürün, örneğin buzdolapları için, üretim süresi müşteriye teslimat süresinden uzundur; bu sorunu çözmenin tek yolu ise tekrarlanan ihtiyaçları, belirlenen özelliklerine göre, daha önceden üretmektir,
-    Daha önceden irdelediğimiz sebepler göz önünde bulundurulduğunda, bazı ürünleri büyük miktarlar halinde üretmek  daha avantajlıdır; bu durumda kütle üretimden bahsedilir.

b.Siparişe Göre

Müşteriden gelen kapalı siparişler sonucunda bu üretim çeşidine gidilir. Bu yüzden prensip olarak, iptal durumları dışında,  bitmiş ürün stokundan kaçınılır. Fakat şunları da göz önünde bulundurmak gerekir:
-   Sıklıkla, üretim sürelerini düşürmeyi başardığımız sürece, stok ara stoka dönüşür.
-   Birçok firma, karışık bir formül kullanır, yani sadece müşteriden sipariş geldiğinde bitmiş ürünleri üretirler, buna karşılık parçaları ve alt sistemleri seri halinde üretir ve stokta bulundururlar.
Siparişe göre üretim, JIT (Just In Time) sisteminin hedeflerinden biridir.


ENVANTER SİSTEMLERİ

1.   Envanter Kontrolünün Temelleri
   
   a. Envanter Yönetiminin Rolü
   Müşterilerine mal sağlayan bir organizasyon için, en önemli aktivite makul bir fiyatta ve mantıklı bir zaman dilimi içinde  gerekli ürünleri elinde bulundurmaktır. Bir organizasyonun çoğu bölümü bu durumu sağlamak için çalışır, öncelikle pazarlama ve tasarım departmanları. Daha sonra satın alma ve bazı durumlarda üretim departmanları da bu amaç için çalışır. Zaten piyasada olan bir ürün için önemli olan müşterilerin talebini sürekli karşılayabilmektir.
   Envanter kontrolü, ürünlerin müşteriler için mevcut bulundurmayı organize eden aktivitedir. Pazarın taleplerini karşılamak için satın alma, üretim ve dağıtım fonksiyonlarını koordine eder.
   Envanter kontrolü bir şirketin faaliyetlerinin kavşağında bulunur. Faaliyetlerin çoğu,  envanterin doğru seviyede tutulmasıyla ilgilidir, ama “doğru seviye” terimi her aktivitenin envanter  anlayışına göre değişir.
   






215  cellotin genel / Ekonomi & İşletme / orgut teorisi stratejik yonetim : Şubat 26, 2007, 07:17:59 ÖS



STRATEJİK YÖNETİM

1-Giriş
Tüm dünyada globalleşme, hızlı teknolojik değişim, yeni oluşan pazarlar, müşteri beklentilerinin değişmesi vesaire nedenler sonucu ortaya çıkan ve her geçen gün giderek daha da ezici rekabet karşısında organizasyonlar daha stratejik düşünmek, stratejik planlamaya ve stratejik karar almaya eskisinden daha fazla önem vermek zorunda kalmışlardır. Gerçekten de 1980’li yıllar öncesinde Stratejik Yönetim daha ziyade özel sektör alanında sadece çok uluslu şirketler, büyük holding ve şirketler tarafından bilinir ve uygulanırken , bugün çok sayıda organizasyon, stratejik yönetimi araç olarak kullanmaktadırlar.

Stratejik Yönetim, özel sektör, kamu sektörü ve üçüncü sektörde ( kar amacı gütmeyen gönüllü sektörde) faaliyet gösteren tüm organizasyonlarda geleceğe yönelik amaç ve hedeflerin belirlenmesine ve bu hedeflere ulaşılabilmesi için yapılması gerekli işlemlerin tesbit edilmesine imkan sağlayan bir yönetim tekniğidir.

Bu tanım içerisinde her ne kadar isim olarak belirtilmese de Vizyon, Misyon, Strateji ve Aksiyon olmak üzere başlıca dört unsur yeralmaktadır. Bu dört kavramı kısaca açıklamakta yarar vardır:

Vizyon, geleceğe yönelik gerçekleştirilebilir amaç ve hedefleri ifade etmektedir. Bir başka ifadeyle, vizyon, organizasyonun ulaşmak istediği geleceğin bir resmidir.

Misyon, gelecekte ulaşılması istenen hedefe (vizyona) yönelik görev ve kararlılık ifadesidir. Misyon, organizasyon açısından “biz niçin varız?” sorusunun yanıtıdır.

Strateji, geleceğe nasıl ve hangi yollardan ulaşılacağını gösteren genel bir planlamadır.

Aksiyon, belirlenen stratejiler çerçevesinde izlenecek yollardır.

Stratejik yönetimde bu dört kavram büyük önem taşımaktadır. Stratejik yönetimin esasen bu dört kavramı içeren bir yönetim tekniği olduğunu söyleyebiliriz.

Stratejik yönetimin en önemli özelliği, organizasyonun hem kendi durumunu, hem de organizasyon dışındaki çevrenin analizine imkan tanımasıdır. Kendi iç yapısını, sistem ve süreçlerini tanımayan bir organizasyonun başarıya ulaşması mümkün değildir. Aynı şekilde organizasyon dışındaki çevrenin ( pazar yapısı, rakiplerin gücü, müşterilerin istek ve beklentileri, tedarikçilerin gücü vs.) de analiz edilmesi gerekir. İç ve dış durum analizi yapıldıktan sonra organizasyonun vizyon ve misyonu belirlenir; daha sonra da strateji ve aksiyon planları oluşturulur.

2-Strateji Kavramı
 
Strateji kelimesinin etimolojik kökeni Eski Yunanca’ya dayanmaktadır. Strateji, Eski Yunanca “stratos” (ordu) ve “ago” (yönetmek, yön vermek) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Kimi yazarlar kelimenin etimolojik yönden Latince “stratum” kelimesinden türetildiğini ifade etmektedirler. Latince’de “stratum”; “yol, çizgi, nehir yatağı” anlamlarına gelmektedir. Strateji kelimesinin sözlük anlamı ise “bir amaca varmak için eylem birliği sağlama ve düzenleme sanatı” olarak ifade edilebilir.

Strateji, özellikle askeri terminolojide çok sık kullanılan bir kavramdır. Savunma alanında strateji kelimesi, Eski Yunanlı General Strategos’un adına atıfla kullanılmakta ve bu generalin savunma alanındaki bilgi ve taktiklerini ifade etmektedir.

Strateji kavramı savunma alanında geniş olarak kullanılan bir kavram olmakla birlikte zaman içerisinde yönetim alanında da kullanılmaya başlanmıştır. Yönetim biliminde strateji, “bir organizasyonun amacına ulaşmak için izleyeceği yollar” anlamında kullanılmaktadır. Yönetim biliminde özellikle firmaların ya da şirketlerin rakiplerine karşı izleyeceği stratejeier, önce Stratejik Planlama ve daha sonra da Stratejik Yönetim adı verilen bir disiplinin doğmasına neden olmuştur. Günümüzde Stratejik Yönetim , yönetim biliminde çok önemli araştırma alanlarından birini oluşturmaktadır.

3-Stratejik Yönetim

Stratejik Yönetim, 2000 li yıllara girişte dünya ekonomik sisteminin politik, sosyal ve teknolojik nedenlerle kontrol dışı bir hızla değişen girdaplı bir ortama girmesi nedeni ile giderek gelişen bir inceleme alanı haline gelmiştir. Stratejik Analiz, işletmeleri sosyo-teknik bir ortamda hareket eden bir bütün olarak ele alır ve niye bazı firmaların beklenmedik bir gelişme ve güçlenme sürecine girerken, güçlü gibi görünen diğerlerinin sorunlar yaşadığını ve yaşam kavgası verdiğini inceler.

Stratejik Yönetim tekniklerinin özgün yaklaşımı, stratejik karar verme sürecine öncelik tanımasıdır. Diğer karar süreçlerinden farklı olarak stratejik kararlar uzun dönemleri kapsarlar, sonuçları risklidir ve işletmenin tümünü ilgilendirler ve işletmeyi bir sektör çerçevesinde ele alırlar. Bunların üç temel özelliği aşağıdaki gibi verilebilir.

1.   Enderlik : Stratejik kararlar bir dönemde verilir ve uzun bir dönemde yeni bir stratejik karara kadar değişmezler.

2.   Evrensellik : Stratejik kararlar kuruluşun bütün kaynaklarının ve bütün enerjisinin verilen karar doğrultusunda harekete geçirilmesini gerektirir.

3.   Belirleyicilik : Stratejik kararlar kendilerinden sonra verilecek bütün kararların ve davranışların tipini ve doğrultusunu belirlerler.


Stratejik kararların bu üç özelliği nedeniyle sonuçlar yüksek riskler taşırlar. Kuruluşların başarılı bir Strateji izleyebilmeleri için, bir Stratejik Yönetim Süreci modelini uygulamaları gerekmektedir.

Yönetim bilimi alanında çalışmalar yapan  araştırmacı, W. Barry stratejik yönetimi şu şekilde tanımlamaktadır: “Stratejik yönetim, bir organizasyonun gelecekte varmak istediği hedefleri ve bu hedefe nasıl ulaşılacağını gösteren süreci analiz eder.” (Barry, 1986:10)

Kimi yönetim uzmanları “stratejik planlama” ile “stratejik yönetim”in aynı anlama gelmediklerini, stratejik planlamanın esasen stratejik yönetimde bir aşamayı oluşturduğunu ifade etmektedirler. Gerçekten de, bir organizasyonda amaçların gerçekleştirilmesi için stratejiler oluşturulurken ilk aşamada bu stratejilerin bir planlaması yapılır, daha sonra bu planlanan stratejiler uygulanır ve son aşamada ise uygulama sonuçları gözden geçirilir ve denetlenir. Bu nedenle, stratejik planlamayı, stratejik yönetim kavramından ayırmak gerekir.

Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde stratejik yönetimi şu şekilde tanımlamak mümkündür: Stratejik yönetim, bir organizasyonun amaçlarına ulaşabilmesi için etkili stratejiler geliştirmesini, bunların planlanmasını, uygulanmasını ve kontrolünü ifade eder. Bir başka ifadeyle, stratejik yönetim, ezici bir rekabetle yüzyüze bulunan şirketlerin daha doğrusu tüm organizasyonların- rakipleri ile yarışabilmeleri için ne yapmaları, ne tür stratejiler izlemeleri gerektiğini inceleyen bir araştırma alanıdır.
Stratejik yönetimin asıl amacı stratejiler oluşturmak, bunları uygulamak ve sonuçlarını denetlemektir. Stratejik yönetimde aşağıdaki soruların analiz edilmesi büyük önem taşımaktadır:

1. Strateji NE’dir?
2. Strateji NİÇİN oluşturulmalıdır?
3. Strateji NE ZAMAN oluşturulacaktır?
4. Strateji oluşturularak NEREYE ulaşılması hedeflenmektedir?
5. Stratejiler NASIL oluşturulacaktır?
6. Stratejiler KİM(ler) tarafından oluşturulacaktır?

Stratejik yönetim alanında yukarıda belirtilen sorular ele alınmakta ve ayrıntılı olarak incelenmektedir. Stratejiler oluşturulmasında Ne, Niçin, Nasıl, Ne Zaman, Nereye ve Kim sorularına uygun cevaplar bulunması önem taşımaktadır. Bu soruların analizi stratejik yönetimin temellerini oluşturmaktadır.

4-Stratejik Yönetimin Özellikleri

Stratejik yönetim , daha önce de belirttiğimiz gibi bir organizasyonda geleceğe yönelik kararlar alınmasında kullanılan bir yönetim tekniğidir. Stratejik yönetim konusunu daha iyi anlamak için stratejik yönetimin temel özelliklerini ortaya koymakta yarar bulunuyor. Stratejik yönetimin temel özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz: (Bkz: Barnett,1989; Dinçer,1996; Fogg,1994; Gardner,1994.)

Stratejik yönetimin amacı organizasyonun gelecekteki performansının artırılması, karlılık ve verimliliğinin yükseltilmesidir. Stratejik yönetim geleceğe yönelik vizyon oluşturulmasını amaçlar. Organizasyonda vizyonun belirlenmesinden sonra, bu vizyona ulaşılabilmesi için misyon belirlenir. Organizasyonda vizyon ve misyonun tüm çalışanlar tarafından benimsenmesi ve ortak değerler olarak kabul edilmesi büyük önem taşımaktadır. Vizyon ve misyon belirlenmesi organizasyonel başarı için yeterli değildir. Ayrıca, amaca ulaşmak için stratejiler ve aksiyon planları oluşturulmalıdır.

Stratejik yönetim esasen üst yönetimi ilgilendiren bir konudur. Üst yönetim tarafından oluşturulan stratejik planlama daha alt kadamelerde görev alacak stratejistler tarafından uygulanır ve izlenir. Stratejik yönetimin başarısı için stratejik yönetim sürecinde görev alacak yönetici, uzman ve danışmanların belirlenmesi önem taşımaktadır.

Stratejik yönetim, organizasyonun dış ve iç çevresini değerlendirmeye imkan veren bir yönetim tekniğidir. Stratejik yönetim, organizasyonun kendi iç yapısındaki güçlü ve zayıf yönlerin analiz edilmesine imkan sağlar. Stratejik yönetim , ayrıca organizasyonun diğer organizasyonlar karşısındaki durumunu tesbit etmeye imkan sağlar. Organizasyon dışındaki fırsatlar ve tehditler/tehlikeler tesbit edilmeye çalışılarak, organizasyonun daha başarılı olması için stratejiler oluşturulmasına çalışılır. Özetle, stratejik yönetim ile organizasyonun sahip olduğu kaynaklar, güçlü ve zayıf yönler, dış çevredeki fırsatlar ve tehlikeler tesbit ve analiz edilir.

Stratejik yönetim, organizasyonun gelecekle ilgili faaliyetlerinin planlanması, örgütlenmesi, koordinasyonu, uygulanması ve konrol edilmesine imkan sağlar. Stratejik yönetim stratejilerin oluşturulması ve seçiminde rekabet ve pörtföy analizlerinden yararlanır. Pörtföy analizleri, strateji seçiminde kullanılan tekniklerdir. Pörtföy analizleri yapılarak, organizasyonun pazarda kalma ya da pazardan çekilme, başka şirketlerle birleşme ve saire konularda daha rasyonel karar vermesi amaçlanır.

Stratejik yönetim “stratejik düşünme”ye yardımcı olur. Bu çerçevede en doğru strateji ve taktikler belirlenemeye çalışılır ve bunlar uygulanır. Stratejik yönetim ekip çalışmasına dayalı olarak organizasyonun hedeflere ulaşabileceğinin önemi üzerinde durur. Stratejilerin tesbiti üst yönetimde geniş bir katılım ile yürütülür ve karar verme tekniklerinden şirket için en optimal olanı seçilir.

Stratejik yönetim , organizasyondaki problemlerin en etkin bir şekilde belirlenmesi ve çözümüne yardımcı olur. Bu çerçevede toplam kalite yönetimi tekniklerinden geniş ölçüde yararlanılır.

5-Stratejik Yönetim Araçları

Stratejik yönetimde kullanılan araçları ya da yönetim tekniklerini de kısaca incelemekte yarar bulunuyor. Stratejik yönetim araçları ve stratejik karar verme tekniklerinin başlıcalarını aşağıda özetlemiş bulunuyoruz. (Bkz: Dyson,1990) Önemle belirtelim ki, stratejik yönetimde en önemli aşama SWOT analizi yapılmasıdır. SWOT analizi ile organizasyonun iç ve dış durum değerlendirmesi yapılır. Pörföy analizleri ise strateji seçiminde yararlanılan tekniklerdir. Arama konferansı, beyin fırtınası, Delphi tekniği, nominal grup tekniği ve saire karar verme tekniklerinden de stratejik yönetim alanında geniş ölçüde yararlanılır.

SWOT Analizi: SWOT İngilizce “Strength” (güçlü yönler), “Weakness” (zayıf yönler), “Opportunity” (fırsatlar), “Threat” (Tehdit ve tehlikeler) kelimelerinin baş harflerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. SWOT Analizi, kısaca organizasyonda iç ve dış durum değerlendirilmesi yapılması demektir. Organizasyonda önce “iç durum analizi” yapılarak organizasyonun güçlü ve zayıf yönleri ortaya konulur. Daha sonra da “dış durum analizi” yapılarak organizasyonun rakip firmalar karşısındaki durumu, pazardaki fırsatlar ve tehditler tesbit edilmeye çalışılır.

Pörtföy Analizleri : Organizasyonda strateji tesbitinde kullanılan analizlerdir.
Pörtföy analizleri genellikle matrisler ile yapılır. Stratejik yönetimde en yaygın olarak bilinen matris analizleri şunlardır: McKinsey matrisi, pazar rekabet matrisi, Boston  Danışmanlık ªirketi’nin geliştirdiği büyüme/pazar payı matrisi , ürün yaşam analizi (Hofer analizi), Ansoff büyüme matrisi, Porter rekabet analizi ve saire.

Q- Sort Analizi : Strateji seçiminde alternatifler arasındaki öncelikleri belirlemek için kullanılan bir tekniktir. Q-Sort analizinde en fazla ve en az önem taşıyan konuların bir sıralaması yapılarak öncelik sıralaması tesbit edilmeye çalışılır.

Senaryo Analizi : Senaryolar, gelecekte ne olacağına ilişkin yazılı ifadelerdir. Senaryo analizi, 1950’li yıllarda Rand Corporation’da araştırmacı olarak çalışan Herman Kahn tarafından geliştirilmiştir. Stratejik yönetimde senaryo yazımı, gelecekte neler olacağını tahmin etmek için yararlanılan tekniktir.

Vizyon/Misyon Bildirileri: Vizyon Bildirisi (vision statement), organizasyonda amaçların ve ilkelerin yeraldığı bir yazılı dökümandır. Misyon Bildirisi (Mission statement) ise organizasyonun varlık nedenini ve vizyona ulaşılması için gerekli ilkeleri ve ortak değerleri içeren bir yazılı belgedir. Bazı organizasyonlarda vizyon ve misyona yönelik ilkeler, değerler tek bir belge içerisinde toplanmıştır.

Arama Konferansı : Organizasyonda “ortak akıl” yaratmaya yönelik bir katılım tekniğidir. Arama konferansı çok çeşitli gerekçelerle yapılabilir. Organizasyonda vizyon ve misyonun belirlenmesi için arama konferansı yapılabileceği gibi, stratejik planlamanın hazırlanması için, organizasyondaki sorunların tesbiti ve buna ilişkin çözümlerin bulunması için de arama konferansları yapılabilir. Arama konferanslarında “beyin fırtınası” adı verilen teknikden geniş ölçüde yararlanılarak ortak akıl yordamıyla “ortak görüş”ler üzerinde consensus’a ulaşılmaya çalışılır.

Arama konferansında belirli sayıda organizasyon çalışanı bir araya gelir. Konferans genellikle organizasyon dışında rahat bir ortamda, genellikle bir dinlenme tesisinde yapılır. Önce katılımcılar küçük gruplar halinde ortak akıl bulmaya çalışır. Daha sonra grupların çalışmaları bir araya getirilerek tekrar tartışmalar yapılır ve nihai bir
konferans sözleşmesi üzerinde uzlaşmaya çalışılır.

Delphi Tekniği : Geleceğe ilişkin tahminler yapmada yararlanılan bir yöntemdir. Delphi tekniği de senaryo analizlerini geliştiren Rand Corporation tarafından geliştirilmiş bir karar verme ve uzlaşma tekniğidir. Delphi tekniği, organizasyonda bir sorunun çözümü için uzman kişilerin yüz yüze görüşmeler ve birarada tartışmalar yapmadan bir konu hakkında karar vermelerine ve uzlaşmalarına imkan sağlayan bir yöntemdir. Bu karar verme tekniğinde önce konunun uzmanı kişilere sorunlara bakış açıları ve çözüm önerileri hakkında yazılı bir form gönderilir. Formlar uzman kişiler tarafından doldurulduktan sonra geri gönderilir. Tüm grup üyelerinin veya uzmanların görüş ve önerileri sınıflandırılır ve tekrar yazılı olarak kendilerine geri gönderilir. Bu işlem karar alıncıya ve uzlaşma gerçekleşinceye kadar devam eder.

Nominal Grup Tekniği : Grup üyelerinin bir konu hakkındaki fikirleri önce yazılı olarak istenir. Bu fikirler üzerinde tartışma yapılmadan oylamaya gidilir. Nominal grup tekniğinin Delphi tekniğinden farkı şudur: Nominal grup tekniğinde grup üyeleri bir araya gelerek ve oylama yaparak çözümler arar. Delphi tekniğinde ise uzmanlar (grup üyeleri) yüz yüze görüşmeler yapmazlar.

Multivoting : Grup üyeleri çok sayıda konuyu, görüş ve önerileri bir çok kez oylama yaparak daha az sayıya indirmeye çalışırlar. Bu yöntemle nihai olarak en sona kalan öneriler arasından seçim yapılır. “Multivoting” kısaca birden çok oylama yaparak karar alınması için kullanılan bir tekniktir. Delphi tekniğinde “çoklu oylama” (multivoting) yönteminden genellikle istifade edilir.

Açık Grup Tartışmaları: Organizasyonda çalışanların belirli günlerde gayri resmi olarak bir araya gelerek grup tartışmalarının yapılmasına yönelik bir toplantı yöntemidir. Organizasyonda yoğun iş temposu içinde olan çalışanlar genellikle haftanın belirli günlerinde küçük gruplar olarak bir araya gelerek organizasyon sorunlarını ve çözüm yollarını tartışırlar.

Kalite Çemberleri : Kalite Çemberleri (Quality Circles) toplam kalite yönetiminde çok yaygın olarak kullanılan bir toplantı yöntemidir. Burada organizasyonda kalite planlaması, kalite geliştirilmesi, uygulama ve denetimden sorumlu kişiler bir araya gelerek tartışırlar ve “ortak akıl” yaratmaya çalışırlar. Kalite çemberleri, açık grup tartışmalarına benzer bir toplantı tekniğidir.

Fayda-Maliyet Analizi : Fayda-Maliyet analizi özellikle yatırım projelerinin değerlendirilmesinde kullanılan bir karar alma tekniğidir. Yatırım projelerinin fayda ve maliyetleri tesbit edilmeye çalışılarak daha rasyonel karar alınmasına çalışılır.

Risk Analizi : Yapılacak yatırımın ne ölçüde riskli olduğunu tesbit için yapılan analizlerdir. Risk analizleri, “ekonomik-mali risk”, “siyasi risk”, “ülke riski” ve saire analizlerden oluşur. Son yıllarda özellikle yabancı sermaye yatırımlarında risk analizleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Dış borç ihtiyacı içinde olan ülkeler için kredi değerlemesi ve risk analizi yapan rating kuruluşlarının sayısı son yıllarda hızla artmıştır.

6-Stratejik Yönetim Süreci

Önceki açıklamalarımızda stratejik yönetimin tanımı, özellikleri ve stratejik karar verme tekniklerini kısaca özetledik. ªimdi stratejik yönetim sürecini kısaca açıklamaya çalışalım. Stratejik yönetimde sürecinde başlıca üç ana aşama sözkonusudur:

1. Stratejilerin Geliştirilmesi ve Stratejik Planlama Aşaması: Bu aşamada üst yönetim tarafından organizasyonda iç ve dış durum değerlendirilmesine yönelik SWOT analizi yapılır. Yine bu aşamada organizasyonun vizyon ve misyon bildirileri hazırlanarak organizasyonda ortak amaç, ilke ve değerler ortaya konulur. Stratejik planlamada en önemli konu stratejik kararların alınması ve strateji seçimlerinin yapılmasıdır.

2. Stratejilerin Uygulanması: İkinci aşamada üst yönetimin sorumluluğunda ve özellikle orta kademe yöneticiler ile işbirliği yapılarak stratejilerin uygulanmasına geçilir. Bu aşamada daha önce belirlenen strateji ve aksiyon planlarının uygulaması yapılır.

3. Uygulanan Stratejilerin Gözden Geçirilmesi ve Denetimi: Üçüncü aşamada yapılan uygulamaların sonuçları gözden geçirilerek stratejik planlamada gerekirse değişiklikler yapılır.


7-Stratejik Liderlik

Stratejik Liderlik, stratejik değişimlerin gerekli olduğu durumlarda, değişimi öngermek, tasarlamak, geçişte esnekliği sağlamak ve diğerlerini geçiş sürecinde güçlendirmektir. Yapısı gereği çok fonksiyonlu olan SL, başkaları aracılığı ile değişimi sağlamak, bütün kuruluşu bir değişim sürecine sokabilmek, fonksiyonel ufukların ötesine geçebilmek potansiyelini yaratmaktadır. Günümüzdeki sosyal ve teknolojik değişimlerin hızı nedeni ile stratejik liderler belirsizlik ortamlarında iinsan doğası ile nasıl ilgileneceklerini bilmek durumundadırlar.

Değişimlerle başa çıkabilmek yeteneği sağlam bir yönetsel referans çerçevesinde yararlanmayı gerektirmektedir. Bir yönetsel referans çerçevesi, yöneticilerin içinde bulundukları sektörü algılama ve değerlendirmelar, bu sektörede rekabet edebilmeleri için gerekli olana temel yeteneklerin farkında olmaları ve kendi kuruluşlarını bu kavramlarla değerlendirebilmeleri ile ilgili kavramlar, varsayımlar ve gelenekseş sağduyularıdır. Referans çerçeveleri yöneticilerin yönetimle ilgili algısal ve düşünsel yapılarıdır.

Etkin Stratejik Liderler, zamanında, yürekli ve paragmatik kararlar almaya istekli olanlardır. Bu kararlar genel olarak gözlenebilen, kuruluş içi ve kuruluş dışı koşullarda alınması güç olan kararlardır. Etkin stratejik liderlik, alınan kararların etkinliğini