bedava ödev indir
Kasım 21, 2008, 06:57:52 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: BİLGİSAYAR NELERDEN OLUŞUR  (Okunma Sayısı 1940 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
admin
Administrator
Full Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 173


Üyelik Bilgileri E-Posta
rkml
« : Şubat 21, 2007, 09:30:17 ÖS »

BİLGİSAYAR NELERDEN OLUŞUR
Bilgisayarlar modüler olarak geliştirilebilen aletlerdir. Bir bilgisayarın içinde farklı görevler üstlenmiş bir çok farklı elektronik kart yer almaktadır. Bu kartların hızları markaları özellikleri tüm sistemin performansını etkiler. Elektronik kartlar işlemci Ram ve diğer görevli kartları üzerinde barındıran ev sahibi anakart üzerine yerleştirilirler. Çevre kartların anakartla haberleşmesi için anakart üzerinde bazı standart iletişim yuvaları bulunmaktadır. Bunlardan en eskisi olan ISA slot yuvaları en yaygın olarak kullanılanıdır. ISA slotlar 386 işlemcili anakartlarda bile bulunmaktadır. ISA standardı 16 bitlik kapı olup genelde modem ses kartı, TV kartı, Ethernet kartı ve bazı eski ekran kartlarının yerleştirilmesi için kullanılır. Daha sonra geliştirilen ve şu anda hiçbir anakart üzerinde bulunmayan VESA slot yuvaları ise 32 bit iletişim kapılarıdır. Bu yuvalar 486 işlemci anakartlarında bulunurlar. Artık kullanılmayan 486 işlemcilerle beraber piyasadan kalktılar. Günümüzdeki çevre kartı yüksek hızı ve performansı için tercih ettiği PCI yuvalar 64 bit veri yolludurlar. Bu yuvalara ekran kartı Ethernet kartı ses kartı, TV kartı gibi birçok kart takılabilmektedir. Bu kartlar eski ISA kartlardan daha az yer kaplarlar. Yeni geliştirilen AGP portu ise yeni nesil Pentium II işlemcili anakartlarda yer almaktadır. AGP yeni ve hızlı ekran kartları için tasarlanmış bir yuvadır.
NETWORK
Network Nedir:
Network birbirine kablolarla bağlanmış server, printer, pc, modem gibi birçok haberleşme ekipmanının en ekonomik ve verimli yoldan kullanılmasıdır. Network insanların bireyselce değil, ortak çalışmalarını sağlar.
Network, veri, yazılım ve ekipman paylaşımıdır. Küçük bir ağ iki bilgisayardan oluşabileceği gibi, büyük bir ağ binlerce bilgisayar, fax-modem, cd-rom sürücü, printer ve bunun gibi ekipmanlardan oluşabilir.
Neden Network’e gereksinim duyulur:
Network zaman ve para kazancı sağlar. Başarı için işletmenin sadece ofis içinde değil, tüm dünya ile haberleşmesi gerekir. Paylaşım söz konusu olduğundan donanım tüm personel tarafından kullanılabilir, her bir birey için ekstra printer, modem, disk ünitesi gerekmez. Internet erişimi de bir ağ üzerinde paylaştırılabilir.
Network Nasıl Çalışır:
Ethernet en genel networking sistemidir. Ethernet standartlarıyla birlikte gelmiştir. Ethernet ağından gönderilen tüm mesajlar diğer bir ekipmanın alabileceği standart kodlardan oluşur. İlk olarak XEROX tarafından bulunmuş ve daha sonra DEC, Intel ve XEROX tarafından formulize edilip belirli metotları kullanıp saniyede 10 Mbit veri transfer edebilen bir sistem olarak ortaya çıkmıştır.
Network Topolojileri:
Üç çeşit network yapısı vardır. Bunlar “star”, “bus” ve “ring” topolojileridir. Star ve Bus mimari en çok kullanılanlarıdır.
Star Yapı:
Adından anlaşılabileceği gibi yıldız mimarisindedir. Yani yıldızın merkezinde bir hub veya switch, bunlara bağlı olan tüm noktaları birbirine bağlar (UTP kablo ile). Kablonun bir ucu network adaptör kartına bağlı iken, diğeri hub veya switch’e takılır.
Star Network ün Avantajları:
Ekonomik kabloluma
Hızlı kurulum
Kolay genişletilebilirlik
Switch veya bridge ile genişletilmesi network performansını arttırır.
Bağlantıda meydana gelebilecek kopukluk , tüm ağı etkilemez .
Hub’a yapılan bağlantılar hub üzerindeki bağlantıların durumunu gösteren ışıklar sayesinde durumları anlaşılır ve arıza tespiti kolaylaşır.
Dezavantajları:
Hub ile hub arasındaki bağlantıyı sağlayan kablonun uzunluğu 100m yi geçemez.
Bus Yapı:
Bus yapı, omurga yapı olarak ta adlandırılır. Ağ üzerindeki tüm node’lar tek bir hat üzerindedir. Veri bu node’lardan geçerek istenilen node’a ulaşır.
Ağ bağlantısı tek bir koaksiyel kablo ile yapılır. Bu kablonun uçlarına BNC denilen konnektörler bağlanır.
Bus Yapının Avantajları:
Güvenilir kablo kullanır (koaksiyel kablo).
Basit network genişlemesi sağlar.
Hub veya benzeri merkezi ağ ekipmanı gerektirmez.
Dezavantajları:
Standartları 30 node’tan fazlasına izin vermiyor.
Ağın toplam uzunluğu 185 mt.’yi geçemez.
Herhangi bir node’un bağlantısının kesilmesi tüm ağı etkiler.
Arıza tespiti zor.
HARDDİSK
Hdd:
Bilgisayarlarda bellek, mikroişlemci ve diğer çevre birimler arasında üretilen bilgilerin kalıcı olarak kalan ortama sabit disk denir. Bilgiler kalıcı olarak disketlerde de saklana bilir ama disketlerin kapasitesi ve hızı düşük olduğu için daha çok bilgi taşıma ve kopyalama için kullanılır. Sabit disklerdeki bilgilere disketten daha hızlı erişilebilir. Asbit disk vakumlu( havası alınmış ve sürtünmenin en aza indirgenmiş) bir metal kutu içerisine yerleştirilmiş disklerden meydana gelir.
Sabit disk içerisinde her disk yüzeyine ait bir okuma-yazma kafası mevcuttur. Bu okuma yazma kafaları disk yüzeyine değmeyip tamamen manyetik alan mantığı ile okuma-yazma işlemi yapar. Gerek disklerin, sürtünmesi en aza indirgenmiş bir kutu içerisinde saklanması, gerekse her disk yüzeyine ait okuma-yazma kafasının bulunması bilgilere erişim açısından çok önemli bir hız kazandırmaktadır.
Aşağıda çeşitli marka/model sabit disklerin hızları ve transfer hızları verilmiştir.
MARKA                                         KAPASİTE                  HIZ
(ms)                           Transfer Oranı(KB/sn)             
Maxtor   1,2GB   12 ms   3,97-6,19MB/sn
IBM   1GB   10,5 ms   39,8-55,1MB/sn
Fujitsu   2GB   10,3-11,9ms   8,6-11,3 MB/sn
Fujitsu   1GB   10-12ms   7,7-14,9 MB/sn
Sabit diskler ayrıca kafa, sektör ve silindir sayılarına göre de ayrılmaktadır. Bir sabit disk kullanıldığı işletim sistemine uygun olarak formatlandığında silindir denilen bölümlere ayrılır. Disklerin her bir yüzündeki silindir parça adı iz olarak adlandırılır. Her bir iz şekilde görülen eşit paçalara ayrılmıştır. Bu parçalara sektör adı verilir. Her bir sektör 512 byte’tan oluşur. Sabit disk, bilgileri sektör ve track’lara göre düzenler.
Sabit Disk Nelerden Meydana Gelmiştir:
Alüminyum, alüminyum magnezyum bileşeni üzerine nikel ve fosfordan bir ara tabaka etlenmiştir. Bu yapının üzerine manyetize edilmiştir. 50 ile 100 nanometre kalınlığında ferro manyetik bir tabaka eklenir. Son olarak bu manyetik tabakayı koruyan ince bir film tabakası kaplanır.
İzler, Sektörler Ve Manyetik Kafalar:
Diskler ve hard diskler arasında çok büyük farklılık olsa da, temeller eşittir. Veriler; manyetik desenler şeklinde ve dairesel olarak diskler üzerine yazılırlar. Bu dairelerden her biri iz adını alır ve eşit büyüklükteki sektörlere ayrılır. Manyetik kafa; diskin dış kenarından merkezine doğru hareket eder. Bunu yaparken, istenilen bilgilerin üzerinde bulunduğu izde durur ve aradığı sektörün diskin dönmesi esnasında altından geçmesini bekler.
Verileri diskteki, biz ize sırayla tüm disk çevresinde bir tur tamamlayacak şekilde mümkünse de, bu yöntem kullanılmamaktadır. Bunun yerine, bütün diskteki veya hard diski pasta dilimlerini andıran kısımlardan oluşan izlere ayırmak tercih edilir. Bu kısımların her birine sektör adı verilir. Böylece, bozuk bir alandan dolayı tüm izin kullanılmaz bir hale gelmesindense, tek bir sektörün kaybedilmesi yeğlenmiştir.
Sektör Büyüklüğü:
DOS işletim sistemi 512 Byte’lık sektör büyüklüğünü, disketlerde olduğu gibi hard disklerde de kullanılır. Tabi ki, bir diskin dışına yakın olan izler daha uzun olurlar ve fiziksel olarak daha fazla veri içerirler. Ama bu, mantıksal olarak içerdikleri veriler ve diğer izlerden daha fazla değildir. Bazı sürücülerde sektör sayısı izden ize farklılıklar gösterir. Örneğin “Plus Development Corporation” şirketi 40 MB’lık hard disklerde en içteki izlere 28 sektör sığdırırken, en dıştaki izlere 34 sektör sığdırmaktadır. Bu durumda, izlerden fiziksel olarak arta kalan sektörler, elektronik olarak bir sonraki ize aitmişler gibi kodlanır. Böylece DOS her izin eşit sayıda sektörlerden meydana geldiğini zanneder.



Sabit Diske Bilgi Okutmak Ve Yazdırmak:
Sabit diske bilgi yazımı için kafalar medyanı kutuplarını ters çeviren bir manyetik alan uygular. Okuma sırasında ise yapılan kutupların değişimini tekrar algılamaktadır.Okuma ve yazma kafası fotolitografik film tekniğiyle üretiliyor ve manyetik direnç etkisiyle çalışıyor.
Sabit disk okuma ve yazma işlemini sonlandırdığında kafalar alınan enerji yardımıyla park konumuna gelir. Park alanının yüzeyi kafaların oturumu için frenlenmiştir(Eski HDD’ da).
Okuyucu kafadan gelen andaki veriler dijital verilere dönüşür. Bu yöntem eski disklerde kullanılan sinyal dönüştürücü detektörlerden çok daha verimlidir.
Sabit diskin sektörü verilerden başka actuatörün kafayı doğru yere çekmesi için gerekli servo bilgiler ve mekanizmalarına da sahiptir. Kodlama işlemi seri haldeki sıfır ve birleri yani veriyi kutup değişimlerinde aktarmaktadır. Bu 0 ve 1’lerin kesin sayısı RLL( Sınırlı Aktarım Uzunluğu) ile tespit edilir. RLL de minimum 1 maksimum 7(0) gelebilir. Böylece birim alan üzerine daha fazla bilgi depolanabilir.
Disklerde yazma ve okuma işlemleri sonuç olarak mekanik bir işleme dayanır. Bu mekanik hareketler nedeniyle meydana gelen beklemelerde veri bir ara bellekte dalgalanır.
Sabit Disk Arabirim Standartları:
Yeni alınmış bir sabit disk sisteminize uymayabilir. Çünkü çeşitli sabit disk arabirimleri vardır. Bu standartlar ST-506, ESDI, SCSI, IDE, EIDE, Fast SCSI, Wide SCSI ve Ultra SCSI dır.
ST-506 : 8080 – 8086 makinelerde kullanılmış olan standarttır. ST-506 oldukça yavaş çalışır. En olumsuz tarafı tek bir disk bağlayabilmenizdir. ST-506 herhangi bir slota bağlayarak kullanabilirsiniz.
ESDI (Enhanced Small Device Interface) : Yani Geliştirilmiş Küçük Aygıt Arabirimi, sabit disk arabirim standartlarının ikincisidir. ST-506 ya göre daha hızlıdır. Daha gelişmiş bir elektronik yapıya sahiptir.
SCSI (Small Computer System Interface) : Genelde Windows NT ve Unix ana makinelerinde kullanılır. Ancak son yıllarda PC’lerde kullanılmaya başlanmıştır. SCSI sadece sabit disk ve disket sürücü arabirimi olmayıp aynı zamanda CD sürücü, optik okuyucu, gibi aygıtları da destekleyebilen bir arabirimdir. Bir SCSI arabirimi aynı anda 7 aygıtı denetleyebilir. İlk iki arabirimden çok daha hızlıdır.
IDE (Intelligent Drive Electronic) : PC’lerde en yaygın kullanılan arabirimdir. Genellikle anakart üzerindedir. Üzerinde iki seri, bir paralel port, bir disket sürücü arabirimi ile birlikte birde IDE arabirimi bulunur. Şu anda üretilen anakartların çoğunda bir IDE kontrolcüsü bulunmaktadır.
EIDE (Enhanced IDE) : Gelişmiş bir sabit disk arabirimidir. IDE arabirimindeki sınırlamaları ortadan kaldırmıştır. EIDE ile 528 MB kapasite sınırı ortadan kalkıyor. Dört tane IDE aygıtının bağlanabilmesini sağlıyor. Veri transfer hızı da IDE’ye göre artmış durumda.Yeni işletim tipleri, PIO Mode’lar (PIO=Programmed I/Q), hızı EIDE sabit disklerin bağlantısı nı olanaklı kılıyor. PIO Mode saniyede 11,1 MB, PIO Mode 4 ise saniyede 16,4 MB veri transfer hızlarına olanak sağlıyor.EIDE arabirimi kullanabilmek için, EIDE sabit diskin yanında EIDE BIOS’lu bir ana karta ihtiyacınız vardır. Pentium ana kartların hepsinde, verileri maksimum 4 sabit disk üzerinden, LBA (Logical Block Addressing) veya XCHS (Extended CHS) ile yönete bilen bir EIDE arabirimi ve BIOS vardır.
Fast SCSI: Fast SCSI, hızlı sabit diskler için üretilmiş bir arabirimdir. 8 bit veri yolu genişliğine sahiptir. Fast SCSI ile saniyede 10 MB veri transfer hızına erişilebilir.
Wide SCSI: Windows, NT benzeri işletim sistemlerinde yaygın olarak kullanılmakta olan hızlı ve güvenli bir SCSI arabirimdir. Özellikle, birden fazla diske aynı anda erişebilmesi durumlarında yüksek performans değerleri sunmaktadır. Bu SCSI arabiriminde veriler, 16 bitlik veri yolu üzerinden transfer edilir. Saniyede 20 MB’a kadar veri aktarımı mümkündür.
Ultra SCSI: Wide SCSI arabirimindeki hızı ikiye katlayan bir performans sunmaktadır. Ultra SCSI arabirimi üzerinden saniyede 40 MB ve üzeri veri transferi mümkündür. Bu arabirimde ayrıca SCAM (SCSI Configured Automatically) özelliği de mevcuttur. Bu özellik SCSI aygıtlara otomatik olarak SCSI ID numarası atamasını sağlıyor.
Harddiskin Setupta Tanıtılması:
BIOS ve ana kartlar 4 IDE sürücüyü (sabit disk yada CD ROM sürücüyü) destekler. Bunlardan ilk iki tanesi ise Secondary olarak adlandırırlar. Her çiftte öncelik planı Master, sonraki ise Slave olarak tanımlanır.
Buna göre sıralama;
Primary Master
Primary Slave
Secondary Master
Secondary Slave olmalıdır.
Mode seçeneğinde seçeneğin “Auto” olarak seçilmesi açılışı bir miktar geciktirse de önerilen şekildir. Çünkü BIOS Post sırasında diskin özelliğini belirleyip sistemi ona göre açabilir. Bu seçeneğin “None” olması halinde sistem sabit diski görmeyecektir. İlk seçimden sonra gelen parametreler sabit diskle ilgili bilgilerdir. Burada sabit diskin kafa sayısı (head), kapasitesi (size), silindir sayısı (cyls), sektör sayısı (sector) ve teknolojisi ile ilgili bilgiler yer alır.Sabit diskin otomatik olarak tanınması için “IDE Hdd Auto” seçeneğinden tanıtılması gerekir. Eğer buna rağmen otomatik olarak tanıtılma yapılmıyorsa type seçeneğinden “User” seçilmeli ve daha sonra gelen kısımlar disk üzerindeki veya kitapçığındaki bilgiler yardımıyla doldurulmalıdır.
ANAKART
Anakartın özellikleri ilerde yapılacak yükseltmede önemli bir faktördür. Alınacak olan anakart yükseltilebilir özellikte olmalıdır. Pentium işlemci kullanılacaksa anakart 75 yada 83 Mhz bus hızını destekliyor olmalıdır. Bu sayede bilgisayar overclock denilen yöntemle olduğundan daha hızlı çalıştırılabilir. Yeni çıkan Pentium II anakartları 100 MHZ hızını desteklemektedir. Bu hıza sahip bir anakart eski Pentium anakartlarından yüzde 50’lere varan bir hız artışı yakalayabilmektedir. Anakartın üzerinde yer alan PCI yada ISA genişleme yuva sayısı da önemlidir. Kimi anakart üzerinde 4PCI slot 3ISA slot yer alırken bazılarında bu sayı daha az olabilmektedir. Eğer Pentium II işlemci kullanılacaksa anakartın mutlaka AGP portu bulunmalıdır. Anakart üzerinde yer alan RAM yuvalarının sayısı da hafıza artırımında önemlidir. Çoğu anakartta SD RAM yuvaları 2 tanedir. Yeni anakartlarda bu yuva sayısı 4’e çıkarılmıştır. Eğer Pentium anakart alınacaksa bu anakartların eski modelleri MMX işlemci için gerekli olan çift voltaj desteğini verememektedir. Anakartın üzerinde kullanılacak işlemci özelliğine göre anakart seçilmelidir. Ön bellek miktarı da sistemin hızını bazı uygulamalarda önemli oranda etkilemektedir. Anakart üzerinde yer alan Pipelined Burst ön bellek en az 512 Kb olmalıdır. Çoğu anakart üzerinde IDE ve Disket Kontrolörü ile beraber gelmektedir. Bu durumda gerekli kabloların alınacak paket içerisinde yer alması gerekmektedir. Anakartın üzerinde yer alan çipsetler işlemcinin anakart üzerindeki hızı ve RAMlerin koordinasyonu gibi bir takım görevler yapar.
Pentium anakartların da kullanılan en eski 430 FX çipseti artık piyasadan silinmiştir. Şu anda en önemli Pentium anakart çipseti 430 TX’tir. Eğer Pentium yada Pentium MMX işlemci kullanılacaksa 430 TX çipseti kullanan anakartlar tercih edilmelidir. Eğer Pentium II işlemci kullanılacaksa 440 LX çipseti bulunan bir anakart kullanılmalıdır. Bu çipset AGP desteği de vermektedir. Yakında çıkacak olan 440 BX çipseti sayesinde anakartlar üzerindeki hız barajı 100 MHz’e çıkacaktır. Bilgisayarların merkezi bileşenleri anakarttır. İşlemci ile birlikte önemli ölçüde sistem performansını etkiler. Günümüz CPU’ları üç sınıfa ayrılır ve değişik işlemci soketlerine sahip anakartlar gerektirir. Eski anakart yenisiyle uyumlu değilse veya yeni bir ATX board’ın özelliklerinden faydalanmak için bilgisayarımıza yeni bir anakart takabiliriz. Pentium pro için socket 8’li Pentium II için slot 1’li bir anakart a ihtiyaç vardır. Socket 7’li anakartlar şu işlemciler için uygundur: Intel Pentium,Pentium/MMX,AMD K5,AMD K6 ve Cyrix/IBM 686. En yaygın olarak socket 7’li anakartlar kullanılır. Anakartın CPU dışındaki ana bileşeni kullandığı çipsettir. İşlemci ana bellek cache ve veri yolu sistemi (PCI-ISA)arasındaki iletişimden sorumludur. Socket 7 sınıfında özellikle Intel, vıa ve sıs çipsetleri kullanılmaktadır.socket 8 ve slot 1’de ise Intel-440 FX çipsetleri kullanılmaktadır.
Yeni bir anakart almadan evvel bir işlemci tercih etmek gerekir. Mesela Intel MMX gibi yeni işlemciler core(merkezi birim) ve I/O (giriş çıkış) için iki değişik besleme gerilimi ile çalıştıkları için anakartın bunu desteklemesine dikkat etmek gerekir ki eski anakartlarda bu tip bir özellik yoktur. Pentium MMX core için 2,8 volt, I/O kısmı içinde 3,3 volta AMD’nin K6 işlemcileri de core için 2,9 volta veI/O için yine aynı şekilde 3,3 volta ihtiyaç duyarlar. Ayrıca BİOS’ TA ilgili işlemci için ayarlanmalıdır. Mevcut olan anakartların çoğu donanımsal olarak yeni CPU’larla çalışabilecek durumdadır. Pentium anakartlar çoğunlukla sadece 3 tane PCI slotuna sahiptir. Bu üç PCI slotu genelde ev ve büro kullanımı için yeterlidir. Ancak yeni anakart bir ağ sunucusuna bağlı olarak veya multimedia uygulamaları üretiminde kullanılacaksa en azından 4 tane PCI slotuna ihtiyaç vardır. İki seri bir paralel arabirim ve disket ve sabit disk(IDE) denetleyici de mutlaka olmalıdır. Grafik ve ses kartı anakart üzerine entegre edilmişse bunları BIOS’ tan iptal etmek mutlaka mümkün olmalı aksi halde gelecekte bu bileşenleri terfi ettiğinizde Interrupt Port adresi gibi sistem kaynaklarını kullanmaya devam ederler. Bu da problemlere neden olabilir. Bir anakart satın alırken kasanın yapı formu da önemlidir. Intel veya ASUS’ UN yeni anakartları (TX97X) ATX normu da denilen ATX form faktörüne uygundur. Bu tip anakartlar özel kasalara ihtiyaç duyarlar. Dolayısıyla bu anakartları başka kasalara monte etmek mümkün değildir.ATX anakartlar mesela Soft Power Off (uygun güç kaynağı ile birlikte) ve Suspend to Disk gibi yeni özellikler sunuyorlar. Bu özellikler bellek içeriğinin ve bilgisayarın o anki durumunun enerji tasarruf modu olan Power Off modunda sabit diske yazılması demektir. Bilgisayar yeniden uyandığında bilgisayarı boot etmeye gerek kalmadan tam kaldığınız yerden çalışmaya devam edebilirsiniz. bir anakartı ilk kez takıp bilgisayarı açtığınızda veya işlemci terfisinden sonra anakartın her koşulda çalıştığı tanımlanmış bir ilk durumu olmalıdır. Bu değerleri setup’ta üreticisine bağlı olarak “Load BIOS Defaults”veya “Failsafe Mode” seçeneğiyle yükleyebiliriz.
Tüm anakartlar BIOS’a ve sistem açılışına şifre koymaya olanak tanıyor. Şifre ile bilgisayarı korumanın amacı virüslere karşı korunmak veya başka birinin bilgisayarınızdaki verilere ulaşmasını önlemektir. Koyulan şifre unutulursa verilere tekrar ulaşmak oldukça zordur. Çoğu anakart üreticisi tanımlanmış bir süre boyunca kısa devreye maruz kalması gereken bir jumpere sahiptir. BIOS bu sayede şifreyi ve diğer tüm ayarları unutur ve yaptığınız ince ayarları tekrar yapmanız gerekir. Böyle durumlarda yaptığımız tüm değişiklikleri bir yere not alarak BIOS Default değerlerini tekrar yükleyip daha sonra ince ayarları tekrar yapmaktır. Eğer şifre unutulmuşsa BIOS piline veya aküsüne 5 saniye süreyle kısa devre yapılabilir. Sisteminizde ISA kartları mevcutsa BIOS’taki PCI/ISA konfigürasyonu alanında bunu mutlaka belirtmelisiniz. AWARD BIOS’larda ISA kartlar tarafından kullanılan Interrupt’ları ve DMA kanallarını belirtip çıkarmak mümkündür. PCI kartları kendi aralarında sistem kaynaklarının paylaşımı konusunda anlaşabilir. Ancak kendi sınıfından olmayan ISA kartlarıyla çoğunlukla anlaşamazlar hatta bunları tanımazlar. Ayrıca PCI kartları ISA kartlarla çakışabilecek standart ayarlara da sahiptir. İşlemci veya RAM’ınızı terfi ettiyseniz tüm BIOS ayarlarını kontrol etmeniz gerekir. Zira hızlı SD RAM modülleri taktıysanız sistem daha düşük WAİTSTATE’lerle çalışabilir. Buda büyük bir performans artışı sağlayacaktır. Mesela 120’den 166’ya gibi işlemci terfilerinde sistemin veri yolu hızını da değiştirmeniz gerekir. Bunu çoğu anakartta bir jumper aracılığıyla yapabilirsiniz. Saat frekansını değiştirmezseniz bir şeye zarar vermezsiniz yeni işlemci bu durumda gerçek performansını göstermeyecektir. Daha düşük bir saat frekansıyla çalışacaktır. Yanlış bir veri yolu hızı seçerseniz de bilgisayarınız açılmaz.
Yeni bir Pentium veya ATX anakartta sahipseniz bilgisayarınızı CD-ROM’dan da açabilirsiniz. Hatta IDE ve SCSI sabit diskleri birlikte kullanıyorsanız bunlardan herhangi birinden boot edebilirsiniz. BIOS güncellemesi için gereken programlar vardır. Fakat bu programları kullanırken çok dikkatli olmak gerekir. Kurulum sırasında direktiflere aynen uymak gerekir. Aksi halde en kötü durumda bilgisayarınızı ne boot edebilir nede eski BIOS sürümünü geri yükleyebilirsiniz. Ayrıca güncelleyeceğiniz BIOS’UN anakartınız için tasarlanmış olmasına dikkat etmelisiniz. Windows 95’in sorunsuz çalışması için en önemli şartlardan biri ISA veya VESA veri yolu mimarili anakartınızı değiştirip yerine PCI mimarisi olan bir anakart almaktır. Ekran kartınızı PCI olan ile değiştirmek verimi attıracak bir adımdır. Hatta son zamanlarda çıkan ve görüntü kalitesi mükemmel olan AGP ekran kartları da piyasada bulunmaktadır. Tabi ki bu ekran kartını takabilmek için anakartın AGP desteği olmalıdır. Eski 4 veya 8 Mb’lık SIMM modülleriniz yeni aldığınız anakarta uymuyorsa SIMM-Shuttle denilen ufak parçalardan almaktır. Bunlar eski 32 pin modülleri 72 pin modül yuvalarına uyar hale getirmektedirler. PCI anakartlardan sonra artık I/O kartı maziye karıştı. Bilgisayara olan bütün giriş ve çıkışlar anakartın üzerine taşındı. PCI anakart kullanıyorsanız eski ISA veya VESA ekran kartınızı PCI ekran kartı ile değiştirmek gerekir. Upgrade ettiğiniz bilgisayarınıza yeni bir ekran almak daha iyi olur. İlle de eski monitörümü kullanacağım derseniz bazı sorunlar çıkabilir. Çünkü ekran tarama frekansları bazı monitörlerin kaldıramayacağı kadar yüksek olabilir. Bu durumda ekran kartınızın yatay ve dikey refresh rate’lerini ayarlayabilecek bir yardımcı yazýlým bulmamız gerekir.
Bilgisayarınız doğru düzgün açılmıyorsa BIOS’a girin. Load BIOS Defaults seçeneğini seçip bütün ayarlamaları varsayılan olarak tanıtın böylece yapmış olduğunuz özel değişiklikler kaybedilecek fakat bilgisayarınız açılacaktır. Eğer BIOS’a şifre girip sonra unutmuşsanız anakart üzerindeki BIOS pilini çıkartmanız yeterlidir (5 dk gibi). Fakat bundan sonra diskinizi bilgisayara tekrar tanıtmanız gerekir. Ayrıca upgrade ederken dikkat edilecek bir hususta CPU’nun üzerine bir soğutucu fan takılmasıdır. Eğer fan takılmazsa CPU gereğinden fazla ısınacağından yanabilir. Modern bir anakartın üzerinde iki seri port bir yazıcı portu klavye girişi floppy girişi ve iki adet IDE girişi olmalıdır. Chipset’e göre ayrıca PS/2 fare kızıl ötesi portu USB portu gibi başka girişlerde bulunabilir. PS/2 fare portu örneğin iki seri cihazı iki external modem veya fareye ek olarak birde grafik tableti kullanmayı düşünenler için gereklidir. Kızıl ötesi portu ise veri alışverişi yapmayı düşündüğünüz kızıl ötesi transferi destekleyen bir not book varsa faydalı olabilir. USB girişi ise genellikle ATX anakartlarda olan ve gelecekte scanner modem printer gibi cihazların bağlanacağı bir port.
Yeni bir anakart alacaksanız kartın ATX olmasına dikkat etmelisiniz. ATX anakartlarda bütün girişler zaten kartın üstüne lehimlenmiş oldukları için kasanın içi çok ferah olmaktadır. Normal AT anakartlarda ise bu yeni mimari dışında hiçbir fark yoktur. Alacağınız anakart ATX olacaksa kasanızda ATX olmalıdır. Çünkü port çıkışları direk olarak anakarta bağlı olan ATX anakartlar eski tip At kasalara uyum sağlayamazlar. Bir ATX anakartta mutlaka PS/2 ve SIMM yuvaları olmalıdır. Çünkü eski anakarttan söktüğünüz eski 72 pinlik edo ramlarınızı kullanmak isteyebilir veya 168 pinlik yeni SD RAM kullanmak isteyebilirsiniz. Hatta bunları bir arada kullanmakta mümkün olabilir fakat Rablerinizin aynı türden olmasına dikkat etmek daha verimli olacaktır. Anakartın üzerine bakarak cipsetini tespit edebilirsiniz. Tabii bunun için her bir üreticiyi ürün adlarını veya numaralarını bilmeniz gerekir. Aynı cipsete sahip anakartlar arasında performans olarak çok bir büyük fark yoktur. Sadece donanım ve sistem sağlamlığında değişiklikler vardır. Ancak cipsetler anakartlardaki ayırt edici özelliklerden en önemlisidir. Bir cipsetin kalitesi büyük ölçüde her bir bileşeninin diğer bileşenlerle olan iletişiminin ne kadar gelişmiş olduğuna bağlıdır. Sistem performansındaki en önemli etken memory controller’dir bu denetleyici belleği en uygun şekilde kullanmalıdır ve bu sırada ram ve level 2 cache modüllerinden sonuna kadar faydalanmalıdır. Bunu da kesintisiz bir veri akımıyla sağlar. Büyük bir farkla en önemli cipset üreticisi Intel’dir. Önemli avantajları da vardır. Çünkü çok büyük bir bütçeye sahip ve en başarılı yarıiletken üreticisidir. CPU’lar zaten Intel’in egemenliğindedir. Ayrıca PCI veri yolu ve şimdilerde AGP de Intel tarafından gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla cipset üretiminde de Intel rakiplerine göre oldukça önemli bir yere gelmiştir.
Çeşitli Anakart Modelleri:
FX: Intel cipsetlerinin ilk olarak kullanıldığı cipsettir. Bugünkü kıstaslarına göre performansı daha çok orta şekerliydi. Ancak ilk çıktığı zaman çok büyük bir aşamaydı. EDO RAM’I destekleyen ilk cipset olarak bu yeni bellek türünün standart RAM olarak kabul edilmesinde en büyük paya sahipti.
HX: Hx oldukça hızlı ve 512 Mb önbellekleşebilir alan ile bellek yoğunluklu uygulamalar içinde uygundur. Hx  ultra dma/33’ünede SD RAM veya ACPI güç yönetimi fonksiyonlarını desteklemesine rağmen HX anakartlar halen rağbet görüyor. Özellikle de yüksek performansı ve server alanında önemli ECC (Error Correction Code) yüzünden. Hx aynı zamanda çift işlemci desteği de sağladığı için NT altında özel bir çift işlemcili anakartla ek bir performans artışı da sağlamak mümkündür.
VX: Hx’in ardından çıkan bu tip anakartlar bekleneni veremedi. SD RAM DIMM’lerini ilk destekleyen cipsettiler. Ancak bu ramlar piyasaya yeni çıktığı için fiyatları normal edo ve fpm RAMlerden çok daha yüksekti. Ayrıca önbellekleşebilir hafıza alanı da FX zamanlarındaki gibi maksimum 64 Mb’a indirilmişti. VX cipsetler ayrıca ancak 128 Mb Ram kullanabiliyor ve çift işlemci ve ECC desteği de sağlamıyor. Ortalama bellek transfer hızı HX kadar yüksek olmadığı için HX’ler bugün daha fazlasını vermektedir.
TX: En modern teknolojinin bir ürünü olarak hızlı TX cipseti doğal olarak SD RAM Ultra-DMA/33 ve enerji tasarruf standardı ACPI’yı destekliyor. önbellekleşebilir alan yine 64 Mb. Özellikle windows95 altında 64 Mb’tan daha fazla ram takılı olması durumunda performans artışı yerine oldukça büyük bir performans düşüklüğü gözleniyor. Bu yüzden socket 7 sistemlerde HX’i tercih etmeli veya ıntel yerine başka bir cipset üreticisi tercih edilmelidir.
VIA: Intel’in rakibi ile yaptığı ilk vıa çipsetli anakart. 2 mb’lık oldukça büyük bir önbellek ortaya çıkmaktadır. VIA’nın en yeni cipseti Apollo VP3 1MB’lık önbelleğe sahip ve bununla 384 MB önbellekleşip adreslenebiliyor. Apollo VP3’ün en önemli özelliği agp destekli olmasıdır. Ayrıca bu anakartların socket 7 olması ve agp ile de uyumlu olmasından dolayı ilerisi olan bir anakarttır.
Pentium II: Pentium II cipsetlerde de ilk cipsetin adı Natomadır.Pentium pro ile benzer mimari yüzünden bu işlemcilerden tanınan 82440FX adı aynen alınmıştır. İlk Pentium II alanlar AGP Ultra DMA/33 ve SDRam desteği olmaksızın ve düşük bir performansla idare etmektedirler. Buna karşın LX anakartlar şimdilerde daha tutulmaktadır. LX anakartlar da FX’te eksik olan her şeyi barındırmaktadır. AGP desteği ve yüksek performansı ile tercih edilmektedirler.Anakartınızda hangi cipsetin olduğunu öğrenmek istiyorsanız sağ fare tuşu ile masaüstündeki “bilgisayarım”sonrada “özellikler”simgesini tıklayın. Aygıt yöneticisi sistem aygıtları simgelerine tıklayın. Bu alanda normalde diğer anakart bileşenleri yanında cipsette listelenir. Intel cipsetlerde PCI to ISA Bridge’in numaraları da gösterilecektir. 1 Mb’lık önbelleğe sahip. AGP destekli olup socket 7’nin gelecekle uyumlu olabilmesi için çok önemli bir cipsettir.
CPU
Merkezi İşlemci Birimi(cpu):
CPU yani Merkezi İşlemci Birimini bilgisayarın beyni olarak düşüne biliriz bir bilgisayardaki tüm donanım elemanları bu beyin tarafından yönetilir ve denetlenir. Elektronik bir beyin olarak düşünebileceğimiz mikroişlemci, bir bilgisayarın yapacakları ile ilgili tüm komutları verir.Transistöründen yongasına kadar bilgisayarı oluşturan bütün elemanlar, emirleri mikroişlemciden alırlar. Bilgisayarda yada çevre birimlerinde olup biten her şey, mikroişlemci tarafından yollanan sinyallerle gerçekleşir ve denetlenir.Mikroişlemcinin, belirli bir zamanda neler yapacağını ise klavye, fare vb. gibi çevre birimler yoluyla bilgisayar kullanıcısı belirler. Kullanıcının isteğini yerine getiren yine mikroişlemcidir.Günümüzde bir mikroişlemcinin yaptığı işi, eskiden yüzlerce eleman(transistor vb.), büyük bir levha üzerinde bir araya gelerek yaparlardı. Bu durum hem yer hem de işlemci hızı bakımından büyük sorunlar doğurmaktaydı. Bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler, bir zamanların büyük bir levha üzerindeki yüzlerce devrenin yaptığı işi tek bir devrenin yapmasını sağlamıştır. Bu devreler yonga olarak adlandırılır. Gelişmiş bir mikroişlemci oluşturan yonga, yaklaşık 6 milyon transistörden oluşuyor.İşlemcinin performansının belirlenmesinde önemli bir faktör saat frekansı veya hızıdır. Cpu bir dış frekans üreteci olan bir kuvars kristali tarafından sürülür.işlemcinin temposunu oluşturan saat frekansı saniyedeki darbe sayısı ile ölçülür ve MHz ile gösterilir.
Grafik yazılımları,oyunlar ve elektronik tablolama programları kullanılıyorsa veya yeterli RAM’a sahip olduğunuz halde bilgisayarınız halen yavaşsa CPU’yu değiştirmeniz gerekir. Ancak yeni bir CPU almadan önce bazı noktalara dikkat etmeliyiz. Özellikle de anakartın yeni CPU’ları destekleyip desteklemediğini bilmemiz gerekir.
CPU Saat Hızı:
Bir dahili bir de harici saat hızı vardır. Dahiliyle (internal) CPU ilgilenir. Harici saat hızından daha yüksektir. Harici saat frekansının çarpılmasıyla elde edilir. Harici saat hızından anakartın saat frekansı anlaşılır. Bu frekans CPU’ya ve diğer bazı önemli bileşenlere (bellek denetleyicisi gibi) iletilir. PCI veri yolunun işletildiği saat hızı çoğunlukla bu frekansın yarısıdır.
CPU’nun Komut Ve Veri İşlemleri:
Yazılımlar, talimatlar ve verilerden oluşur. Cpu talimatları işlemeye verilerle ne yapması gerektiğini söyler. Veriler ve talimatlar, gerek duyulana kadar hard diskte saklanır, sonra RAM a aktarılır.Ram veri ve talimatları işlenmek üzere saklar. Genelde işlemcinin hızını tam olarak kullanılabilecek kadar işlemciyi hızlı besleyemez. İşte bunun için başka öğelere ihtiyaç duyulmuştur. Bunlar:
Birincil ön bellek: İşlemcinin dahili işleme hızında işlemciyi daha da hızlı besleyebilmek için talimat ve veriler burada saklanır.
İkincil ön bellek: İhtiyaç duyulacağı düşünülen talimat ve veriler bu daha hızlı bellek türünde saklanır. İşlemciyi daha hızlı besler.
İşlem ünitesi: Bu üniteler talimatı yerine getirir ve sonuçları saklar.
Dahili veri yolu: İşlemci ünitesi komutları parça parça, sıralı ve çok evreli bir veri yolu ile işler. Ünite işlemi sonrakine başlamadan önce ilk talimatı yerine getirmesi gerekmez. Böylece komutlar daha hızlı işlenmiş olur.
Süperskalır tasarım: İşlem ünitelerinin bir seferde birden fazla komut işlemesini sağlar.
Mikroişlemcinin Yapısını Oluşturan Bölümler:
Mikroişlemci yaptığı tüm işleri kendi içindeki, mükemmel yapılanmaya borçludur.
Kontrol Birimi: Bütün komutlar burada işlenir. İşlenen komuta göre mikroişlemci içerisindeki belli bir adresteki veri değiştirilir yada bir verinin işlemci içindeki başka bir bölüme aktarılması sağlanır.
İletim Yolları:İletim yoları, mikroişlemci ile bilgisayarın diğer birimleri arasındaki bağlantıyı sağlayan iletkendir.
İletim yolları üç gruba ayrılır.
a.Veri yolları (data bus)
b. Adres yolları (addres bus)
c.Kontrol yolları (control bus)
Kaydedici(register): Mikroişlemci ile bellek ve I/O kapıları arasındaki bilgi alış verişinin çeşitli aşamalarında, bilginin geçici olarak depolanmasını sağlar. Kontrol biriminin doğrudan bağlandığı bellek birimleridir.
Sayıcılar:Sayıcılar, işlemi yapacak komut ve verilerin adreslerini taşıyarak bilgisayarın çalışması sırasında hangi verinin hangi sıra ile kullanılacağını belirler.
Giriş Çıkış Devreleri: Bu devreler mikroişlemcinin, yalnızca giriş ve yalnızca çıkış yapan birimleri ile bağlantı kurduğu devrelerdir.
Aritmetik Mantık Birimi: Mikroişlemcinin, birinci derecede önem taşıyan bir birimdir. Toplama, çıkarma gibi basit matematiksel işlemler yapar.
Kayan Nokta Birimi: Matematik işlemci olarak bilinir. Mikroişlemcinin işlem gücünü belirlemektedir.
MMX(Multimedia Extensions):
Genişletilmiş CPU komut setidir. Özel olarak bu komut setini kullanan multimedia uygulamaları çok hızlı çalışırlar. Söz konusu olan Pentium’un komut setinin genişletilmesi, bu yeni komutlarla çoğunlukla resim işleme ve benzer işlemlerde büyük veri yığınlarıyla sıkça ihtiyaç duyulan belli hesaplamaların daha hızlı gerçekleşmesi sağlanıyor.Ancak bu hızlandırmadan sadece özel olarak MMX için programlanmış programlar faydalanabiliyor, yeni komutlar eski yazılımların işine pek yaramıyor.MMX’in gerekli olup olmadığı sorusunun cevabı ise kullanılan yazılımlara bağlı. Özellikle oyun meraklıları için MMX işlemci tavsiye edilebilir. Ancak MMX uyumlu olmayan bir işlemci de ilk tercih olabilir.İşlemci seçiminde en akıllı tercihi yapabilmek için bilgisayar üzerinde çalıştırılacak yazılımların türleri göz önünde bulundurulmalıdır. Farklı yazılımlar farklı işlemciler üzerinde farklı hızlarda çalışırlar. MMX işlemcilerin hız ve performansları uzun süredir kendisini ispat etti. Herkes bir MMX sahibi olmak istiyor ama çok az kimse bu işlemcilerin özellikleri ve kapasiteleri konusunda bilgi sahibi. MMX mimarisi onu destekleyen yazılımlarda hız artırımı sağlamaktadır. MMX diğer yazılımlarda hız artışı sağlasa da bu çok doyucu olamamaktadır. Eğer sistemde her türlü yazılım kullanılacaksa MMX işlemcilerin fiyat düşüşünden faydalanmak gerekmektedir. Intel MMX işlemcilerin üretimini durdurmadan önceki son fiyat indirimini geçtiğimiz günlerde yaptı. Bu işlemcilerde diğer işlemcilerde olduğu gibi piyasadan yakında silinecekler. Özellikle grafik tabanlı işlemler ve oyunlar için MMX işlemcilere yatırım yapmak mantıklı.
Eğer üstün grafik özellikleri isteyen oyunlar oynanacaksa (Quake II, Halflife) MMX’ler PII’ye göre yavaş kalabiliyorlar. Daha ciddi grafik uygulamaları kullanılacaksa (AutoCAD, Adobe Photoshop gibi) bir çok kıyaslama Pentium II işlemcilerin dışında bir tercih yapılmaması gerekiyor. Bu durumda çift işlemcili bir sisteme de yatırım yapılabilir.
Eğer kullanıcı alabileceği en hızlı işlemciye ihtiyaç duyuyorsa mutlaka bir Pentium II işlemci almalı. Geçen sene MMX işlemcilerin senesiydi 1998 ise Pentium II işlemcilerin senesi olmuştur.Intel’in yeni LX çipseti sayesinde uzun zamandır beklenen hızlı grafik portu, yani AGP desteği de yaygınlaşmaya başlıyor. Windows 98’in çıkmasıyla beraber olarak satılan sistemlerde görülmeye başlayacak. Piyasadaki en hızlı işlemciyi satın almak çoğunlukla yanlış bir tercih olmaktadır. Çünkü hızlı işlemciler genellikle iki ay sonra yaklaşık % 25 daha ucuza satın alınabiliyorlar. Şunu unutmamak gerekir, bugünün en hızlı işlemcisi kısa bir zaman içinde eskimiş bir işlemci olacaktır.
Saat Frekansı Ve Diğer Parametrelerin Ayarlanması:
CPU’yu taktıktan sonra çalışma koşullarını da ayarlamanız gerekir. Anakarta, CPU’nun hangi voltaj gerilimi ve frekansla besleneceğini belirtmeniz gerekir. Ayrıca işlemci tipini de belirtmelisiniz.
Bilgisayar konfigürasyonunun bu zorlu alanında, bu doğrultuda atılmış bir adımı yoktur. Her üretici kendi yolunu çiziyor, böylece hangi jumper’ın tam olarak nereye takılması gerektiğini söylemekte de imkansız oluyor.
Çözüm yine anakartınızın kitapçığında (yeni bir bilgisayar satın alırken mutlaka kitapçıklarını da yanında isteyin). Burada anakartın CPU’nun kullanımına sunduğu mümkün olan tüm saat frekansları sayılmıştır. Tüm ayarları birçok defa kontrol edin ve PC’yi öyle açın. Mesela voltaj gerilimi yanlış ayarlanmışsa yepyeni işlemciniz birkaç saniye içinde bozulmuş olacaktır. Ve aşırı yüksek saat frekanslarında da CPU aşırı ısınacak ve tüm bilgisayar sistemi güvensiz bir şekilde çalışacak ve sürekli hatalar verip kilitlenecektir.
BELLEKLER
Elektronik Bellekler:
Elektronik bir bellek ikili bir bilgiyi daha sonra kullanmak üzere saklamaya imkan veren bir bileşendir .Daha genel bir tanımla,saklanacak bilgi miktarını arttırmak amacıyla bir kart veya bir modül üzerine guruplaştırılmış bir bileşenler bütününe bellek adı verilir .Elektronik bellekler,bilgisayarların gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Başlangıçta mekanik (akustik bir dalganın bir katı içinde yayılması), manyetik (bir çekirdeğin manyetik durumu) veya elektriksel(tel , fiş veya diyot bağlantıları) teknolojilerle gerçekleştirilen elektronik bellekler, günümüzde temel olarak yarı iletkenlerden veya manyetik izden yola çıkılarak gerçekleştirilmektedir.
1970’li yıllardan bu yana, tümleştirme kapasitesi bakımından yaşanan gelişme, en iyimser tahminleri bile aştı. Bu yüzden, 2000 yılı için bu konuda bir tahmin yapabileceklerin sayısı da oldukça azdır. Bir örnek vermek gerekirse, Tek bir birim içine yerleştirilebilen ikili bilgisayar 1971-1990 yılları arasında 4000 kat arttı. Belli bir bellek kapasitesini gerçekleştirmek için gerekli birim, dolayısıyla da  lehim noktaları sayısı aynı oranda azaldı ve bu durum, güvenirlikte olağan üstü bir gelişme sağladı. Aynı süre içinde, bu bileşenlerin elektrik tüketimi de yaklaşık 60 kat azaldı
Üretimde kullanılan teknolojiye ve bileşenlerine bağlı olarak, rasgele erişimli veya değiştirilemez yarı iletken bellekler (sabit disk, disket, bant, manyetik kabarcıklı bant, optik disk) birbirinden ayrılır.Yani elektronik bellekler ikiye ayrılır Yarıiletken Bellekler ve Kinematik Bellekler.
Çeşitli Yarı İletken Bellek Türleri:
Bir bilgisayarda, merkezi birim ile belleğin bağlantısı üç yoldan sağlanır: bellekten bir kelimenin seçilmesine imkan veren adres bağlantı telleri; bilgi alışverişini sağlayan veri bağlantı telleri ve bileşenin çalışmasını (yazma, okuma, geçerli kılma, seçme) yönlendiren denetim telleri. Birimin içinde adres bilgisinin kodu çözülür ve istenen iletişim türüne göre veriler okunur, yazılır veya göz ardı edilir.
İki tür yarıiletken bellek vardır: rasgele erişimli bellek ve değiştirilemez bellekler. Değiştirilemez belleklerin en basiti kullanıcı tarafından yalnız okuna bilen ROM (Read Only Memory [salt okunur bellek]) bellektir. Bu belleğin içeriği, bileşen üretilirken belirlenmiştir ve üzeride değişiklik yapılamaz. Bir bilgisayarın yazýlýmı bu tür bir belleğin üzerine kaydedilir. Bazı değiştirilemez bellekler, daha büyük kullanım kolaylığı sağlarlar; bunlar, PROM’lar (Programmable Read Only Memory [Programlanabilir Salt Okunur Bellek] ), EPROM’lar (Electrically Programmable Read Only Memory [elektriksel olarak programlanabilen salt okunur bellek] ),EPROM’lardır (Electrically Erasable Programmable Read Only Memory [elektriksel olarak silinebilir-programlanabilir salt okunur bellek] ) ve RAM’lar (Random Access Memory [Rasgele Erişimli Bellek] ) yarı iletken bellek türleri arasında sayıla bilir.
Yarı İletken Bellek Türleri:
A)RAM Bellekler (Ana bellek)
Bilgisayarda temel hafıza birimi RAM’dır. (Random Acces Memory – Rasgele Erişimli Bellek).RAM’a yazılır okunur bellekte denir. RAM’daki bilgilere erişmek, disk ya da disketlerdeki bilgilere erişmeden çok daha hızlıdır (ortalama 60-70 ns). Ancak RAM’daki bilgiler geçici olarak saklanır. Sistemi kapattığınızda bilgiler yok olacağından RAM’daki bilgilerin sabit kayıt ortamlarına aktarılması gerekmektedir.
RAM’lar birbirinden tamamen bağımsız hücrelerden oluşur. Bu hücrelerin her birinin kendine ait sayısal bir adresi vardır. Her hücrenin çift yönlü bir çıkışı vardır. Bu çıkış veri yolu da (Data Bus) mikroişlemciye bağlıdır. Bu adresleme yöntemiyle RAM’daki herhangi bir bellek hücresine istenildiği anda diğerlerinden tamamen bağımsız olarak erişilebilir. İşte Rasgele Erişimli Bellek adı da buradan gelmektedir. RAM’da istenen kayda yada hücreye anında erişilebilir.
RAM kısa süreli bilgi depolamak için kullanılır. RAM genellikle anakart üzerindeki SIMM adı verilen yuvalara takılır. SIMM yuvaları ikiye ayrılır 72 Pinlik SIMM yuvaları ve 30 Pinlik SIMM yuvaları.Üçüncü bir modül ise DIMM (Dual Inline Memory Modules) modülüdür. DIMM modülü 168 pinlik bir konfigürasyondan oluşur. DIMM modüllerinin , biraz daha uzun olmalarıyla birlikte aynı hacimce SIMM modüllere oranla iki kat daha fazla bellek sığdıra bildiği söylenebilir. Bazı sistemler yalnızca SIMM ve Bazıları da her iki modülü birden bulundurabilirler. Normal olarak DIMM, SIMM’den daha pahalıdır. Ancak DIMM modülü yerleşik tampon özelliği sayesinde daha iyi bir performans gösterir ve daha güvenlidir.
RAM’ları SRAM (SIMM-Statik RAM) ve DRAM (Dynamic RAM) olarak ikiye de ayıra biliriz.
DRAM’lar üzerlerindeki kapasitörlerin elektriksel olarak yüklü olup olmamasıyla bilgiyi temsil eder.
SRAM’lar ise bir dizi anahtar (açılıp kapanan kapılar) olarak düşünülebilir.
Bir SIMM RAM modülü 8 adet RAM yongasından meydana gelir. Yongaları genelde 44256 adıyla bilinen DIP RAM’lardır.44256’lık yongaların her biri 125 KB’lıktır. Ancak SIMM RAM modüllerinin bir çoğunda dokuzuncu bir DIP RAM yongası vardır. Bu yonga “parity biti” (eşlik biti) olarak adlandırılır. Bu bit, belleğe saklanan bir bayt bilginin doğru saklanıp saklanmadığını kontrol etmek için kullanılan bir yongadır. Bazı SIMM modüllerinde “51000”, ”441000” yongası da kullanılır.8 adet yonga olmasının nedeni ise, SIMM üzerinde bir yongaya bir bit gelecek şekilde yerleştirilmesidir ve bu şekilde sistem bir baytlık bilgiyi istediğinde sekiz yonga birleşip bir baytı oluşturur. 1 MB’lık RAM modülleri son yıllarda “4240”’lık 3 adet RAM yongası kullanılarak da üretilmekte. Burada 3. RAM yongası yine eşlik biti yongasıdır. Aşağıda SIMM RAM modülündeki yongalar gösterilmiştir.
8 adet 44256’lık RAM yongası 2 adet 4240 yongasına eşittir.
RAM’ların hızına gelince, bu da bir yonganın bir bit bilgiyi işlemciye yollama zamanına bağlı olarak ölçülmektedir. Birimi ise nano saniye (ns) ‘dir. Ortalama RAM hızları, 60-70 ns’dir.
1)Pipelined – Burst Mode RAM:
Normalde mikroişlemci ile yavaş DRAM ana bellek arasında kullanılan SRAM arabellekler asekron şekilde çalışırlar. Bu belleklerin performansını artırmak için pipelined – burst mode arabellekler geliştirilmiştir. Asekron arabelleklerin okumada 3-2-2-2 ve yazmada 4-3-3-3 şeklindeki bekleme durumları (wait state) yeni teknoji ile 3-1-1-1’e indirilmektedir. Yani belleklere erişim süresinin kısalması sağlanıyor.
2)Fast Page Mode RAM:
Önce normal RAM’in çalışmasını hatırlayalım. Bellek bir çok satır ve sütundan oluşan bir dizi gibi düşünülebilir. Satır ve sütunların kesiştiği yerlerde bellek hücreleri bulunur. Bellek kontrolcüsü belleğin içindeki herhangi bir yere ulaşmak için o yerin hem satır hem de sütun olarak adresini vermek zorundadır (Biz normalde bu kadar derinlere inmeyiz. En çok bir bayt’ın adresi gerekir bize. Bu adres de 0‘dan başlayıp milyonlara, milyarlara kadar uzanır. Bizim verdiğimiz adreslerin RAM düzeyinde çözümlenmesi, yani her bir hücrenin satır ve sütun olarak adreslerin çözümlenmesi bizi pek ilgilendirmez). DRAM dizinindeki bir yeri okumak için ilkönce satır, sonra da sütunu seçmek için elektrik sinyali gönderir. Bu sinyallerin bir dengeye kavuşması bir miktar zaman alır, bu süre içinde de verilere ulaşılamaz. Fast Page Mode (kısaca FMP) RAM’ler bu süreci hızlandırmak için okuyacağınız bir sonraki verinin aynı satırın bir sonraki sütununda olduğunu varsayar. Çoğu zaman bu varsayım doğrudur ve bu da satır sinyalinin dengeye kavuşmasını beklemeye gerek kalmadığı anlamına gelir (satır bir önceki satırla aynı; bu satırı tekrar belirlemeye gerek yok,dolayısıyla beklemeye de gerek yok). Ama işlemci verileri çok hızlı istemeye başlarsa bu yöntemin güvenilirliği azalır (33 MHz’in üstünde çalışan işlemciler için bu durum geçerlidir). Çünkü bu hızlarda adres sinyalleri kararlı duruma gelecek kadar uzun zaman bulamazlar. Bu sorunu çözmek için EDO RAM’ler geliştirilmiştir.
3)Edo Ram’lar:
EDO (Extended Data Out) RAM’ler Fast Page Mode RAM’lere göre daha yeni tip bellekler olup, belleğe erişim süresini daha da kısaltmak ve bu arada da güvenilirlik sorununu çözmek üzere kullanılmakta ve gittikçe yaygınlaşmaktadırlar. Alışılagelmiş FPM RAM’lerde 7-3-3-3 şeklindeki bekleme durumu EDO RAM’lerde 7-2-2-2’ye iner. EDO belleklerin performansı yüzde beş ile on civarında arttırdığı görülmektedir. FPM RAM’lerin güvenilirlik sorununu çözmek için EDO RAM’lerde çıkışa bir dizi ikincil bellek hücreleri eklenir. Bu ikincil hücreler okunmak için veri istediği zaman bu verileri alır ve CPU’nun güvenilir bir şekilde okumasına yetecek kadar uzun bir süre saklarlar. Bu teknikle 50 MHz’e kadar bus hızları için (mikroişlemci değil, bus hızı) güvenilir ve hızlı bir okuma yapabilir. Bu hızın da üzeri için daha fazla ek devreye ihtiyaç vardır. Burst EDO RAM olarak adlandırılan bir teknikle, CPU’nun, örneğin, birbiri ardı sıra gelen ilk dört adresi okumak istediği var sayılı ve bu adreslerdeki bilgiler alınır. Bu yöntemle 66Mhz’lik bus hızlarında bile çalışılabilir.
4)Bellek Dağılımı (Yerleşimi)
Bir PC’de RAM belleklerin kullanım alanlarına göre incelenmesinde, üç tür bellek tipi ile karşılaşılır
a)Geleneksel Bellek (Conventional Memory): 1 MB’a kadar olan bellektir. ! MB’lık bellek bölümünün, 384KB’lık kısmı Video RAM, Adaptör ROM, EMS WindowRAM ve anakart üzerindeki BIOS için kullanılmaktadır. 640KB’lık kısmından da geleneksel bellek olarak yararlanılmaktadır.
b)Uzatılmış Bellek (Extended Memory):1 MB’ın üzerindeki bellek kapasitesi uzatılmış bellektir. Uzatılmış bellek sınırı 80286’larda 16MB’a, 80386’larda 4GB kadar çıkarılmıştır.
c)Genişletilmiş Bellek (Expanded Memory):Genişletilmiş bellekten normal bellek gibi değil, ancak veri depolayıcısı olarak yararlanılabilmektedir. 832-896KB arasındaki pencere, video RAM üzerinde kaldığından, DOS buraya ulaşamamakta, dolayısıyla buraya gerçek yazýlým depo edilememektedir. Genişletilmiş bellek, ana belleğe 832KB ile 896KB’lık bölüm arasında 16KB’lık 4 sayfadan oluşan bir pencere ile bağlıdır. Bu bağlantı tekniği, bellek sayfalaması olarak, ana bellekteki 16KB’lık pencere dilimleri de fiziksel sayfa olarak tanımlanmıştır.
64KB’lık pencereden, genişletilmiş belleğin 32MB’lık alanına, genişletilmiş bellek yöneticisi(Expanded Memory Manager – EMM) tarafından ulaşım sağlanmıştır.
B)ROM Bellek:
ROM bellek, Read Only Memory, yani, Sadece Okunur Bellek anlamına gelmektedir. Bu bellek türünde bilgiler kalıcı olarak ROM yongasının içine kopyalanmıştır.Bu nedenle değiştirilmeleri olanaklı değildir. Ancak içerisinde geçici olarak değiştirile bilecek bölümler de vardır. ROM’un görevlerinden birisi,bilgisayarın hiç silinmeyen temel sistem bilgilerini içermesidir. Ya da bir çevre birimine görevini bildiren işlevlere ve yazılıma sahiptir. ROM’lar RAM belleklere göre veri aktarma hızı ve kapasite yönünden çok düşüktürler. Bu nedenle geliştirilmiş olan Shadow RAM (bölge hafıza) tekniği yardımıyla, bilgisayar boot (açılış) sırasında RAM bellek üzerinde Shadow kısmı bu alana aktarılır. Daha sonra bilgisayar bu bilgilere gereksinim duyduğunda rom bellek yerine daha hızlı olan RAM bellek birimlerinden yararlanır.
ROM’lar genel olarak dört bölüme ayrılır. Bunlar;
1)MPROM(Masceble Programmable Read Only Memory /Maske Programlı ROM Bellek): Üretici tarafından diğer ROM belleklerde olduğu gibi programlanır. Özel bir yazýlýmı maskelemek amacıyla hazırlanır. Bu tür, ucuz ve bit yoğunluğu en yüksek olan bellektir.
2)PROM(Programmable Read Only Memory / Programlanabilir ROM Bellek): Kullanıcı tarafından, ROM programlayıcı adı verilen özel bir devre ile programlanabilir. Ancak bu işlem bir kere yapılabilir. Daha sonra değiştirilemez.
3)EPROM(Erasable Programmable Read Only Memory / Silinebilir Programlanabilir ROM Bellek): PROM belleğe benzer. Ondan farkı siline bilmesi ve tekrar programlanabilmesidir.
Silme işlemi ultraviole ışınları ile yapılır. Işın koruyucu gövde üzerindeki quartz ile kaplanmış küçük bir pencereden verilir.
4)EAPROM ve EEPROM(Elektriksel Yolla değiştirilebilir ROM Bellek): En iyi ROM türüdür. Devrede iken Elektriksel yolla değiştirilebilir veya silinebilir. Bunun EPROM’a göre en önemli üstünlüğü bir bölümünün silinebilmesidir.
Bir PC’nin en temel işlemleri yapabilmesini tanımlayan ROM bellek ise BIOS olarak adlandırılmıştır.
Ön Bellekler:
Önbellekler, ana hafıza ile mikroişlemci arasında bir tampon görevi yapan yüksek hızlı (15ns) hafızalardır. Önbellekler toplam performans üzerinde çok önemli bir etkendir. Önbellekler, sınırlı bir kapasiteye sahip oldukları için, bu alanın dolması uzun sürmeyecektir. Önbelleğe yer açmak için hangi verinin atılacağına karar vermek oldukça zordur.
Önbellek içerisinde, verilen hafıza hiyerarşisi içerisinde sistem tarafından yukarı veya aşağı kaydırılır. Veri, erişim olduğu zaman yukarı; yerine başka veri geldiği zaman ise aşağı kaydırılır. Veri, blok denilen birimler içinde taşınır ve önbellek içindeki bu bloklara satır adı verilir. Genel olarak, bir düzeyde bulunan veriler, bir aşağıdaki düzeyde bulunan kayıtlı verilerin bir alt kümesidir. Verilere erişmek için kullanılan genel üç yöntem vardır.Önbellek yongalarını ayırabilmeniz için aşağıda çeşitli önbellekler verilmiştir.
a)Doğrudan Erişimli Önbellek
Doğrudan erişimli önbellek, eşit uzunluktaki ardışık bellek birimleri olan satırlar şeklinde düzenlenmiştir. Bellekten yüklenen bloğun,hangi satıra saklanacağı, doğrudan-işlenmiş olan önbellekte, sadece bellek adresi kullanılarak bloğun saklanacağı önbellek satırı belirlenir.Doğrudan erişimli önbellek kullanımının avantajı, ana belleğe her erişim için sadece bir karşılaştırma yapılmasıdır. Satır, donanımsal bir dizi olduğundan sadece geçerli adresin etiketi ile işaret edilen satırın etiketi karşılaştırılır. Ancak doğrudan erişimli önbelleğin de bir problemi vardır. Bu sorun, iki sıkça kullanılan (ulaşılan) bloğun aynı önbellek satırına denk düşmesi durumunda ortaya çıkar. Bu durumda, her iki blok, birbirini sürekli olarak önbellekten atar.
b)Tam Birleşimli Önbellek
Tam birleşimli önbellek ise, bir bloğun herhangi bir satıra yerleştirile bilindiği tan birleşimli önbellektir. Bu durumda, adres basitçe ikiye bölünür. Düşük bitler önbellek üzerindeki satırların uzaklıklarını oluşturur. Yüksek bitler ise karşılaştırma sırasındaki etiketi oluşturur.Tam birleşimli önbellekte, bloğun hangi satıra yerleşeceğine karar veren bir mekanizma vardır. İlk olarak, bloklar boş satıra yerleştirilir. Önbellek dolduktan sonra ise, bloklardan bazıları (LRU- Least Recently Used- Son zamanlarda en az kullanılan) seçilerek satırlardan atılır. Tam birleşimli önbellek satırını karşılaştırmak için kullanılan donanımlar maliyeti artırmaktadır.
c)Küme Birleşimli Önbellek
Küme birleşimli önbellekte de, satırlar kümelere bölünmüştür ve adresin ortadaki bitleri, bloğun yerleştirileceği kümeyi belirler. Her bir küme içinde, önbellek tam birleşimlidir. Küme başına iki satır düşen bir önbellek, iki-yönlü küme birleşimli olarak adlandırılır ve her erişim için iki karşılaştırmaya ihtiyaç duyar. Tam birleşimli önbellekten daha az karşılaştırıcı kullanmasının yanı sıra, küme-birleşimli önbellekleri yönteminin daha kolay uygulanmasını sağlar. Küme-birleşimli önbellek motorola 68040, Intel 82385 önbellek denetleyici yongası ve I486 içinde vardır.
Bilgisayara Bellek Eklemek:
Ana kart ve işlemcinizden memnunsanız ama sisteminizi hızlandırmanın yollarını arıyorsanız belki de daha fazla belleğe ihtiyacınız vardır. Bilgisayarınıza fazladan bellek eklemek çok para harcamadan performansı arttırmanın bir yoludur. Sisteminizdeki RAM miktarını arttırarak işletim sistemine, programlara, önbelleklemeye ve veriye daha fazla bellek ayırmış olursunuz.
Neden Bellek Eklenmeli:
Aklımıza ilk gelen soru büyük ihtimalle “Neden öncelikle bellek ekleyeceğim?” olmuştur.PC’nizdeki bellek,işletim sisteminizin ve çalıştırdığınız programlar için geçici bir depolama alanı olarak iş görür. Programlarınız diskte saklanır ancak çalışmaları gerektiğinde belleğe kopyalanırlar. Yani çalıştırdığınız her yazýlým az da olsa kesinlikle belleğe ihtiyaç duyar.Ayrıca belgeleriniz de siz üzerinde çalışırken bir yerlerde saklanmak zorundadır. Aynı programlar gibi belgeler de üzerinde işlem yapılırken belleğe kopyalanırlar. Bir belgeyi kaydedip kapattığınızda ise diske geri kaydedilir ve bellekten atılır.
Programlar ve belgeler gerçekten de bu kadar bellek kullanır mı? İster inanın,ister inanmayın, kullanırlar. Windows95 işletim sisteminde, WinFax Pro, Windows Messaging ve Microsoft Word. Sadece bu üç yazýlým birlikte yaklaşık 22MB bellek tüketiyorlar! Arka planda çalışan bütün yardımcı programları(mesela CD çalıcı) ve Windows 95’in kendi hesabına kullandığı belleği de katarsak toplam 40MB gibi bir bellek miktarı ile karşılanır.Sisteminizde bu kadar RAM bellek takılı değilse bu programların bir çoğu sanal bellekte saklanıyor demektir. Sisteminizdeki bellek fiziksel bellektir, yani verileri saklayan mikroçipler. Adından da anlaşılabileceği gibi sanal bellek aslında yoktur. Belleği taklit etmek amacıyla sabit disk boşluğu kullanılır ve buna sanal bellek denir. Çalışması şöyledir: işletim sistemi, bilgisayarınızdaki belleği sayfalar halinde düzenler. Yeterli fiziksel bellek olduğu sürece sanal bellek pek fazla kullanılmaz. İşletim sistemi ve programlar sadece 8MB bellek kaplıyor ve sizin bilgisayarınızda 16MB RAM bulunuyorsa işiniz kolay, belleğiniz bütün her şeyi rahatça alabilir demektir.
Anlamanıza yardımcı olmak için bir benzetme yapmak istiyorum. Okumak ve bilgisayarda düzenlemek zorunda olduğunuz 300 sayfalık bir rapor var diyelim. Masanızın üzerinde 300 sayfalık tomar duruyor,ancak sizin zavallı eliniz bir seferde ancak 20 sayfa taşıyabiliyor. Bu yüzden, elinizdeki 20 sayfanın bir kısmını bitirdiğinizde onları masaya bırakır ve yenilerini alırsınız. Sayfa 3 geri dönmeniz gerektiğinde sayfa 45 bırakıp sayfa 3 alırsınız. Elinizde (bellekte) her zaman 20 sayfa vardır; ihtiyacınız olan,ancak o anda kullanmadığınız ek sayfalar da masanın üzerinde durur (sabit diskte). O halde ek fiziksel bellek takmak nasıl bir yarar sağlar? Tamamen katı halde bulunan (elektronlar dışında hareketli kısmı yoktur) bellek, dönen parçalar ve hareketli okuma kafalarından oluşan diskten çok daha hızlı çalışır. İşletim sistemi ne zaman diskten bir bellek sayfası okumaya çalışsa önce hangi sayfayı istediğini belirlemeli, sonra disk üzerinde onun yerini bulmalı, okuma kafasının o veri üzerine gitmesini sağlamalı, dönen parçanın da hareket ederek veriyi okuma kafasının altına getirmesini beklemek gibi işlerle uğraşmalıdır. Yani diskten okuma ve diske yazma işlemlerini ne kadar azaltabilirseniz sisteminizin performansı da o kadar artacaktır. Yeterli miktarda RAM’ınız varsa işletim sisteminin yerine getirmek zorunda olduğu bu disk aktivitelerini azaltmış olursunuz. Böylece performansınızda artar.
Ne Kadar Bellek Yeterlidir:
Bu günün bellek delisi işletim sistemlerini düşününce, aynı anda birkaç yazýlým çalıştıran ortalama bir kullanıcı her şeyi tutmak için 60MB veya üstü belleğe sahip olmalıdır. Bellek eskisinden çok daha ucuzdur,ama yine de birçok kişi için bilgisayarda bu kadar RAM bulundurmak biraz pahalı gelebilir. Yakın gelecekte bilgisayarlar ana kartlarla (hatta işlemcinin içinde) gelecek en az 128MB belleğe sahip olacaklar. Bütün yapılması gereken, daha az maliyetle daha yüksek kapasiteli bellek modülleri üretilmesine imkan sağlayacak teknolojileri geliştirmektir. Ancak bilgisayarınızın bugünkü durumu ile ilgilendiğinizi düşünürsek bugünün bellek modülleriyle sınırlı olduğunuz görülür. Ne olursa olsun, Windows 3.x için en az 8-12MB, Windows 95 veya Windows NT için ise en az 16MB RAM’a ihtiyacınız vardır. Daha azıyla da yetine bilirsiniz, ancak sisteminiz yavaş kalacaktır.
Aynı anda birden çok yazýlým çalıştırmanız gerekiyor, bir CAD (Computer Aided Desing – Bilgisayar Destekli Tasarım) Programı gibi bellek canavarı programlar çalıştırıyor veya en iyi performansı arzu ediyorsanız 24’ MB ve hatta 32MB RAM almaya çalışın. Eğer hesabını bilmediğiniz kadar çok paranız varsa, bilgisayarınız ne kadar alabiliyorsa o kadar bellek yükleyin!
Not: Sisteminiz için doğru belleği seçmek ve düzgün şekilde takmak için bilgisayar belleği hakkında bilmeniz gereken birkaç ufak şey vardır. Öncelikle belleğin bilgisayara takılmak için paketlendiği çeşitli yongaları anlamanız gereklidir.
Bellek Paketleri:
Eski sistemlerde ayrı bellek çipleri kullanıldıysa da bugünün sistemlerinin çoğunda SIMM (Single Inline Memory Module) denilen bellek modülleri kullanılmaktadır.Aşağıdaki şekilde iki tür SIMM modülü görülmektedir; bunlardan biri 30-pinlik diğeri de 72-pinliktir. SIMM, üzerinde bellek çiplerinin yanı sıra bunların düzgün çalışmasını sağlayan birkaç ek bileşen de montelinmiş küçük bir baskılı devre kartıdır. Adından da anlaşıldığı gibi 30-pinlik SIMM’ler anakarta takılırken 30 ayak, 72-pinlik SIMM’ler de 72 ayak kullanırlar.Eski anakartlardan bir çoğu 30-pinlik SIMM’leri kullanır, daha yenilerde ise 72-pinlikler bulunur. Tipik olarak 30-pinlik SIMM’ler,aynı kapasitedeki 72-pinlik SIMM’lerden daha pahalıdır. Bunun yanında 30-pinlik SIMM’lerin kapasitesi 4MB ile sınırlıdır. 72-pinlik SIMM’ler ise 64MB’a kadar çıkan kapasiteleriyle bilgisayarınıza bellek doldurmak için idealdirler.
Yeni bilgisayarlarda rastlayabileceğiniz başka bir bellek türü de Dual Inline Memory Module sözcüklerinin kısaltması olan DIMM’dır. DIMM’ler, SIMM’lerden daha iyi performans sağlayan 168-pinlik bağlantılar kullanırlar. Ama anakartın ve çipin setinin de DIMM’lerle çalışa bilecek şekilde tasarlanmış olması gerekir. Ayrıca DIMM’ler, SIMM’ler kadar çok bulunmadıkları için daha pahalıdırlar. Anakartınız SIMM’lerin yanında DIMM’lere de destek veriyorsa daha iyi performans için DIMM’leri kullanın, ama daha fazla ödemeye de hazır olun.

Hız:
Bellek belirli bir hızda çalışmak için tasarlanmıştır, bu hız da nanosaniyelerle (yani saniyenin milyarda biri) ölçülür. Bugünün PC’lerinden çoğu 60ns ila 70ns arasında hızlara sahip bellekler kullanmaktadır. Bu sayı ne kadar küçülürse bellekte o kadar hızlı (ve pahalı) olur. Bu yüzden PC’nize bellek alırken yeni belleğin hızını kontrol edip, sisteminizin gerektirdiği hıza (ve mevcut belleğinize) uygun olanı satın almalısınız.
Parite ve Ayarlar:
Parite, bilgisayarda hata sezmekte kullanılan bir yöntemdir. Eski bilgisayarların çoğunda bellek, hataları parite yardımıyla belirlemek üzere tasarlanmıştır.Tipik olarak sekiz çip 1 bellek birimi ederdi, mesela 1’ MB gibi. Parite kontrolünü yapmak için ise dokuzuncu bir çip kullanılırdı.yani her 1MB SIMM’in üzerinde dokuz tane çip vardı. Son yıllarda belleğin güvenilirliği o kadar arttı ki,bazı üreticiler parite kontrolünü bıraktılar. Yani parite çipi içermeyen paritesiz SIMM’ler kullanılmaya başladı. Parite gerektirmeyen bir bilgisayara pariteli SIMM takabilirsiniz, ancak parite gerektiren bir bilgisayarda paritesiz SIMM’ler çalışmayacaktır.
Yukarıdakiler, doğru tür belleği satın almanız gerektiği gerçeğinden başka, bir RAM çipinin tanımını okuyunca pariteli olup olmadığını anlamanız gerektiğinde belirtiyor.Aşağıdaki tabloda üreticilerin bellek ayarları tablosunda görebileceğiniz tipik RAM değerlerini bula bilirsiniz.
Organizasyon      Boyut
1Mx32             4M
1Mx36             4M
2Mx32             8M
2Mx36             8M
4Mx32             16M   
4Mx36             16M   
8Mx32             32M   
8Mx36             32M   
Tabloda da görüldüğü gibi burada 32 ve 36 sayıları bulunmaktadır. Sekiz bellek çipi ve bir parite çipinden oluşan bellek organizasyonunu hatırlıyor musunuz? 4*8=32 ve 4*9=36 olduğu da malum. Yani 32 paritesiz SIMM’i (dokuzuncu cip yok), 36 da pariteli SIMM’i belirtmektedir. Tanımdaki ilk değeri (1M,2M gibi) 4 ile çarptığınızda SIMM’in kapasitesini bulursunuz. Mesela bir 8Mx36 SIMM için 32MB bulursunuz, çünkü 8*4=32 dir.
Bellek soketlerine yakından bakacak olursanız, soketlerin banklar halinde guruplandığını göreceksiniz. Bu bellek guruplarının yerleri anakarta göre değişir, ama her zaman birlikte bulunurlar. Bunların sayısı da anakartın tasarımına bağlıdır. Bazılarında iki, bazılarında ise üç veya dört bank vardır ve birden başlayarak numaralandırılmışlardır. Anakartınızın kullanım kitapçığında büyük ihtimalle bu bellek banklarını ve numaralarını gösteren bir şekil vardır.
Peki bu bankların sayıları ve numaraları neden bu kadar önemlidir? Çünkü bunları belli bir düzene göre doldurmalısınız, bu da anakartınızın tasarımına bağlıdır. Kullanım kitapçığında bankların nasıl doldurulacağını anlatan bir bölüm bulacaksınız.Ayrıca aynı tür SIMM’leri bir banka koymalısınız.iki 4MB SIMM veya iki 8MB SIMM gibi. Aynı banka bir 4MB SIMM ile bir 16 MB SIMM yerleştiremezsiniz. Ayrıca her zaman 0 numaralı bankı doldurmanız gerekir. Bütün bunlar ne anlama geliyor? Bunun anlamı,hangi tür bellek alacağınıza karar vermeden önce anakart kitapçığına bakıp bellek yuvalarının nasıl doldurulacağını belirlemeniz gerektiğidir. Bu konu hakkında ayrıntılı bilgiyi az sonraki “Sisteminiz için Doğru Belleği Seçmek” kısmında bula bilirsiniz.
Özel RAM’ler:
Bazı sistem üreticileri standart konfigürasyonu kullanmak yerine bellek modülleri için kendilerine özgü tasarımları kullanırlar. Herkesin kullandığı SIMM’ler bu tür sistemlerde çalışmaz. O marka ve model bilgisayar için özel olarak üretilmiş bellek modüllerinden almanız gerekir. Bu tür olaylara genellikle ünlü marka bilgisayarlarda rastlanır.Sisteminiz özel bir bellek modülü kullanıp kullanmadığını kullanım kılavuzundan öğrenebilirsiniz. Emin değilseniz, belleği alacağınız yere bilgisayarınızın markasını ve modelini bildirin. Onlar size doğru bellek türünü söylemelidirler. Bellek tasarımı özelde olsa üreticinizden almak zorunda olmadığınızı aklınızda tutun. Birçok bilgisayarcıda standart donanımın yanında özel markalı bellek modülleri de bulunmaktadır.
Sistemimiz için doğru belleği seçmek;
Öncelikle sisteminizin standart RAM modülleri mi yoksa özel RAM modülleri mi kullandığını öğrenmelisiniz. Eğer elinizde RAM varsa, bunlardan hangisinin sizde olduğunu öğreniniz.
Şu Anda Elinizde Bulunanları Belirlemek:
Yapmanız gereken ilk şey, sisteminizde şu anda RAM olarak ne bulunduğuna bakmak olmalı. Toplam kapasiteyi açılışta POST sistem belleğini test ederken görebilirsiniz. 8,096 görürseniz 8MB; 16,192 görürseniz 16MB RAM’a sahipsiniz demektir (1MB içinde 1,024K bulunur).Windows 95 veya Windows NT 4.0 ile çalışıyorsanız bilgisayarınızdaki toplam belleği Kontrol Panel (Denetim Masası) bölümünden de göre bilirsiniz. İzlemeniz gereken adımlar şunlar:
1.Kontrol Panel (Denetim Masası)’nı açıp System (Sistem) ikokuna çift tıklayın.
2.System Properties
Logged
Sayfa: 1   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

domain

oyun sitesi program sitesi blog sitesi dizi sitesi

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!


Kasım 11, 2008, 12:35:15 ÖS