|
admin
rkml
|
 |
« : Şubat 21, 2007, 09:09:26 ÖÖ » |
|
İÇİNDEKİLER KAĞIT 1. BÖLÜM 1 Kağıdın Tarihçesi 1 2. BÖLÜM 2 Kağıt Yapımı 2 a- Yıkama, Süzme ve Beyazlatma İşlemleri 3 b- Dövme İşlemleri 3 c- Dolgu Maddeleri 3 d- Zamklama 4 e- Tabaklandırma 4 f- Sıkıştırma 5 g- Kurutma 5 h- Parlatma 5 I- Kesme İşlemleri 5 3. BÖLÜM 5 Kağıdın Özellikleri 5 a- Doku 6 b- Gramaj (Ağırlık) 6 Tabaka ağırlığı (gr) x 10.000 6 c- Yoğunluk 6 d- Renk 7 e- Yüzey 7 Kağıt Seçimi 8 4. BÖLÜM 10 Kağıt Üzerinde Özel Uygulamalar 10 a- Bıçak İzi 10 b- Kabartma (Gofre) 10 c- Kırım 11 5. BÖLÜM 11 BASKI MÜREKKEPLERİ 11 a. Mürekkebin Temel Bileşenleri 11 b. Mürekkep Kurutma İşlemleri 12 c. Mürekkep ve Baskı Teknikleri 13 6. BÖLÜM 15 Kağıdın Formalanması Ve Katlanması 15 Kağıdın Katlanması 17 7. BÖLÜM 18 Ciltleme Yöntemleri 18 a. Telle Dikiş 18 b. İplikle Dikiş 19 c. Tutkallama 20 d. Mekanik Ciltleme 20 Kapak Malzemeleri 21 MATBAA 1. BÖLÜM 22 Tarihçe 22 2. BÖLÜM 23 Tipo Dizgi 23 a. Elle Dizgi 23 b. Makine Dizgisi 23 c. Fotodizgi ve Fotogravür 23 3. BÖLÜM 24 Baskı Yöntemleri 24 BOYA 1. BÖLÜM 26 Kurşunkalem ve Kuruboya Teknikleri 26 2. BÖLÜM 27 Mürekkeple Çizim Teknikleri 27 3. BÖLÜM 27 Keçeli kalem ve Marker Teknikleri 27 4. BÖLÜM 28 Suluboya ve Anilin Boya Teknikleri 28 5. BÖLÜM 29 Guaj ve Tempera Teknikleri 29 6. BÖLÜM 30 Akrilik Boya Teknikleri 30 7. BÖLÜM 30 Karışık Teknikler 30 8. BÖLÜM 31 Püskürtme Teknikleri 31 KAĞIT 1. BÖLÜM Kağıdın Tarihçesi Kağıt, grafik iletişimin temel malzemesidir. Tasarımcı kâğıdın özelliklerini iyi tanımalı; tasarımını ve kullandığı baskı tekniğini dikkate alarak doğru seçimler yapabilmelidir. Kağıdın ilk biçimi olarak kabul edebileceğimiz papirüs, İ.Ö. 3000 yıllarında Eski Mısırlılar tarafından kullanılmıştı. Mısır’da Nil nehri boyunca yetişen papirüs bitkisinin enli yaprakları örgü biçiminde biraraya getirilip ıslatıldıktan sonra, pürüzsüz bir yüzey ve kalınlığa ulaşana kadar dövülüyordu. Dövme işlemi sırasında çıkan özsuyu bir tür yapıştırıcı işlevi görüyor, bu yöntemle metrelerce uzunlukta papirüs tabakaları üretilebiliyordu. Bugün kullanmakta olduğumuz kağıdın ilk örneklerinin İ.S. 105 yıllarında Ts’ai Lun adlı bir saray görevlisi tarafından Çin’de üretildiği sanılmaktadır. Ağaç kabukları, bez parçaları ve diğer lifli malzemeler özlü ve yumuşak bir hamur haline gelinceye kadar dövülüyor, elde edilen hamur geniş bir tekne içinde suyla karıştırılıyordu. Gözenekli bir kalıp, hamurun içine daldırılıp yukarıya kaldırıldığında, su gözeneklerden süzülerek aşağıya akıyor, kalıbın yüzeyinde lifli bir tabaka kalıyordu. Bu tabaka kalıp üzerinden alınıp kurutulduğunda kullanıma hazır hale geliyordu. Kağıt üretimi 8. yüzyılda Çinlilerden Araplara geçti. Avrupa ülkeleri kağıt yapım tekniği ile çok geç tanıştı: 13. yüzyılda İtalya, 14. yüzyıl başlarında Fransa, aynı yüzyılın sonlarında ise Almanya kağıt üretimine başladı. Kağıt yapım tekniği, Ts’ai Lun’dan bu yana oldukça gelişti. Günümüzde kağıt üretimi dev makinelerde gerçekleştirilmektedir. Metrelerce uzunluktaki bu makineler “web” adı verilen bobinler üretirler. Buna karşın, kağıt yapımında “suyun lifli karışımdan süzülmesi” temel ilkesi değişmemiştir. 2. BÖLÜM Kağıt Yapımı Kağıt yapımında üç temel unsur bulunur: Su, enerji ve selüloz lifleri. Selüloz lifleri, önceleri; ağaçlardan, otlardan, pamuktan, bambu ve şeker kamışından elde edilmekteydi. Günümüzde ise selüloz lifi üretiminde kullanılan başlıca hammaddeler; tahta, paçavra, işlenmemiş pamuk lifleri ve atık kağıtlardır. Bir kağıdın özelliklerini belirleyen en önemli unsur, lif yapısıdır. Çam, köknar, ladin, kavak gibi yumuşak ağaçlar uzun liflere sahiptir. Bu ağaçlardan üretilen kağıtlar oldukça dayanıklıdır. Kayın, gürgen, akçaağaç, karaağaç, dişbudak ve meşe gibi sert ağaçların lifleri ise genellikle kısadır. Bu ağaçlardan kalın ve kaba dokulu kağıtlar üretilir. Paçavra lifleri, ağaç liflerine göre daha uzun, güçlü ve homojendir. Bu liflerden üretilen kağıtlar daha beyaz renkte ve dayanıklıdır. Birçok kağıt, çeşitli ağaç liflerinin karışımıyla ya da paçavra ve ağaç liflerinin biraraya getirilmesiyle üretilmektedir. Günümüzde doğal çevreye duyarlı yaklaşımların etkisiyle, geri kazanılmış (recycle) kağıtlara talep gün geçtikçe artmaktadır. Geri kazanılmış kağıt üretimindeki ilk basamak; kullanılmış kağıtlar üzerindeki mürekkep, boya ve çeşitli katkı maddelerinin kimyasal yöntemlerle ayrıştırılmasıdır. Bu işlemden elde edilen hamur, iyi kalitede geri kazanılmış kağıt üretiminde kullanılır. Selüloz liflerinin hammaddesi ağaçtır. Ağaçların kağıt hamuru haline getirilmelerinde mekanik ve kimyasal yöntemlerden yararlanılır. En kolay ve ekonomik kağıt hamuru üretme biçimi; mekanik yöntemdir. ağaçlar yaklaşık 1,5 metre uzunluğunda kütükler haline getirildikten sonra, dev silindirler üzerinde basınçlı suyla kabuklarından arındırılır. Bu kütükler daha sonra küçük parçacıklara ayrılmak üzere öğütücülere konur. Öğütme sırasında ağaç lifleri kısaldığından, bu işlemle elde edilen kağıtlar dayanıklı olmaz. Ayrıca kütüklerin bünyesinde bulunan reçine, zamk gibi maddeler hamura karışır ve bu yöntemle elde edilen kağıdı sarımsı, gevrek ve kolay yırtılabilir hale getirir. Bu olumsuzluklara karşın, mekanik yöntemle kağıt üretimindeki hızlılık; maliyeti düşürüp, verimi arttırır. Mekanik yöntemle üretilen kağıt hamuru dayanıksız ve kısa ömürlü olmasına karşın, yüksek bir yoğunluğa ve emiciliğe sahiptir. Gazeteler, mekanik yollarla elde edilen kağıt hamurunun başlıca müşterileri arasındadır. Kimyasal yolla kağıt yapımında da ilk evre; ağaçların kütük haline getirilerek kabuklarının soyulmasıdır. Kütükler, daha sonra döner bıçaklarla ince yüzeyli yongalar haline dönüştürülür. Bu yongalar, büyük kazanlar içinde sülfit, sülfat ve soda gibi kimyasal maddelerle basınç altında pişirilir. Bu işlem sonunda yongalar, lifleri birarada tutan lignin maddesinin erimesiyle kitlesel bir yapı kazanır. Kimyasal yöntemle elde edilen kağıt hamuru, yüksek kalitede kağıt üretiminde kullanılır. Bu hamur, mekanik yollarla edilen kağıt hamuruna göre daha dayanıklı, parlak ve uzun ömürlü kağıt yapımına elverişlidir. Buna karşın, kimyasal yöntemin üretim maliyeti, mekanik yöntemden çok daha yüksektir. a- Yıkama, Süzme ve Beyazlatma İşlemleri Ağaç hamurunu istenmeyen maddelerden arındırmak için yıkama, süzme ve beyazlatma işlemlerinden geçirmek gerekir. Saflığı bozan maddeler; kağıt renginin bozulmasına, ömrünün kısalmasına ve baskı kalitesinin düşmesine neden olabilir. Hamurdaki kirletici maddeler yıkama işlemiyle temizlenir. Süzgeçlerden geçirilen hamur, içindeki budak, kıymık gibi maddelerden arındırılır. Hipoklorit, klor ve hidrosülfit gibi kimyasal maddeler kağıt hamurunun beyazlatılmasında kullanılır. b- Dövme İşlemleri Dövme işlemi sonucunda, liflerin kabartılıp birbirleriyle karışmasıyla kağıt yüzeyi düzgün bir görünüm kazanır. Liflerin birbirlerine yapışması; hamuru jelatine benzer homojen bir kıvama ulaştırır. Kağıdın özellikleri bu süreç içinde belirlemeye başlar. Dövme işlemi kısa tutulduğunda, kağıt yumuşak ve yoğun bir yapı kazanır (Ör: Kurutma kağıtları). Dövme süresi uzadıkça, kağıdın sertliği ve saydamlığı artar, ince ve pürüzsüz yüzeyler elde edilir. c- Dolgu Maddeleri Kağıda düzgünlük, yoğunluk ve dayanıklılık kazandırmak amacıyla, arıtılan ve dövülen hamura dolgu, tutkal ve çeşitli boya maddeleri eklenir. Dolgu maddeleri ince madensel pigmentlerdir. Bunlar, lifler arasında kalan boşlukları doldurarak düzgün ve homojen bir yüzey oluşmasına yardımcı olur. Dolgu maddeleri yoğunluğu ve baskı kalitesini arttırır. Beyaz kil, kalsiyum karbonat ve titanyum dioksit yaygın olarak kullanılan dolgu maddeleridir. d- Zamklama Baskı amacıyla üretilen birçok kağıda zamklama işlemi uygulanır. Zamk, lifleri birarada tutar; kağıdı su ve mürekkebe karşı dayanıklı hale getirir. Böylelikle baskı sırasında mürekkep kağıdın arkasına bulaşmaz. Dövme işlemi sırasında hamura katılan reçine, en yaygın zamk maddesidir. Diğer zamk maddeleri ise nişasta ve kazeindir. Zamk; kağıt hamuruna katılabileceği gibi, yüzeye de uygulanabilir. Kağıt yüzeyine en çok uygulanan zamk maddesi nişastadır. Nişasta, kağıt liflerini birbirine bağlayarak pürüzsüz bir baskı yüzeyi oluşturur. Zamklama işlemi, ofset baskıda kullanılacak kağıtlar için oldukça önemlidir. Zamklanmamış kağıtların lifleri, ofset baskı preslerindeki kauçuk blanken silindirine yapışarak baskı kalitesini bozabilir. Kağıt hamuru en son olarak büyük oranda suyla karıştırılır ve süt kıvamına getirilir. Ortalama % 1 kağıt hamuru ile % 99 su içeren bu karışım, büyük bir kazan içine alınır. e- Tabaklandırma Sulu kağıt hamuru, merdaneler yardımıyla hareket eden ince dokulu tel bir kuşak üzerinde tabaka haline getirilir. Kazandaki sulu hamur tel kuşak üzerine dökülür. İleriye doğru hareket eden kuşak üzerinde oluşan titreşim ve emiş sistemiyle hamurun bünyesindeki fazla su aşağıya süzülür ve liflerin birbirleriyle karışması sağlanır. Kağıt hamuru bu yöntemle tabaka ya da bobin halinde biçimlendirilir. Kazandan dökülen sulu hamur miktarı ile tel kuşağın dönme hızı ayarlanarak, üretilen kağıdın gramajı belirlenir. Hamur miktarı arttırılıp kuşağın hareketi yavaşlatılırsa, üretilen kağıdın kalınlığı ve gramajı artar. Kağıt hamuru tabaka olarak biçimlenirken, tel kuşakla temas eden alt yüzü kuşağın dokusunu alır. Kağıt tabakasının üst yüzeyi bir merdaneyle düzeltilir. Kağıt tabakası tel kuşak üzerinde akarken liflerini düzelten bu merdanenin dokusunu alır. İri dokulu kağıtlar bu yöntemle üretilirler. Kağıtlara “elle yapılmış” etkisi kazandırmak için üzeri yatay-dikey çizgilerden oluşan, elek dokulu merdanelerden yararlanılır. Filigran baskı uygulamalarında, basılmak istenen imgenin yüksek rölyef kalıbı merdaneye takılır, kalıbın kağıt yüzeyi ile temas ettiği bölgelerdeki lifler sıkışarak bu bölgelere ince ve saydam bir yapı kazandırır. f- Sıkıştırma Tel kuşak üzerinde tabaka haline dönüşen kağıt hamurunun bileşiminde ortalama % 80 oranında su bulunur. Tabaka, keçe kuşaklı merdaneler arasında sıkıştırılarak bünyesindeki fazla su emilir. g- Kurutma Bünyesinde hala %70 oranında su bulunduran tabaka, daha sonra kurutma işleminden geçirilir. Kurutma birimi, buhar ısıtmalı silindirlerden oluşur. Bu sıcak silindirler iki sıralı ve çapraz olarak dizilmişlerdir. Kağıt tabakası kurutucudan çıktığı sırada % 4 ile % 6 oranında su içerir. Bu oran, iyi bir baskı sonucu elde etmek, kağıdı kolay katlayabilmek ve havanın nemine karşı kağıdı dengelemek açısından gereklidir. h- Parlatma Kurutucudan çıkan tabaka, dikey olarak kümelenmiş bulunan ve dökme demirden yapılan, yüzeyi iyice parlatılmış merdaneler arasına girer. Bu merdaneler, tabaka yüzeyine düzgünlük ve parlaklık kazandırır. Bu, nemli gömleği ütülemeye benzer bir işlemdir. Merdane sayısı arttıkça, kağıt tabakasının yüzeyi daha pürüzsüz ve parlak olur. I- Kesme İşlemleri Parlatma işleminden geçen kağıt tabakası, dev rulolar halinde sarılır. Bu rulolar, ortalarından bıçakla kesilerek daha küçük bobinler haline getirilir. Bobinler, “web” sistemi ile çalışan basımevlerinin kullanımına sunulmak üzere ambalajlanır. Bobinlerin bir bölümü ise standart boyutlarda tabakalar halinde kesilerek tüketime sunulur. 3. BÖLÜM Kağıdın Özellikleri Kağıdın beş temel özelliği bulunmaktadır: 1- Doku, 2- Gramaj (Ağırlık), 3- Yoğunluk, 4- Renk, 5- Yüzey. a- Doku Kağıdın dokusu ya da ülkemizdeki yaygın kullanımıyla suyu, kağıt hamuru tabaka halinde döküldüğü sırada liflerin izlediği yönü belirtir. Bir kağıt parçası dokusu yönünde daha kolay kıvrılır, katlanabilir ve daha kolay yırtılır. Kağıdın doku yönü; baskı, katlama ve yapıştırma işlemlerini doğrudan etkilediğinden, grafik tasarım ve baskı sektörünü yakından ilgilendirir. Suyun kullanıldığı ofset baskı tekniğinde, nemden etkilenen kağıtta bir genleşme sözkonusu olur. Bu genleşmenin baskı üzerinde yapacağı olumsuz etkiyi en aza indirmek için, kağıdın doku yönünün baskı kazanına paralel olması gerekir. Ciltleme işleminde de kağıdın doku yönü kitap sırtına paralel tutulmalıdır. Karton ambalaj üretiminde ise doku yönünün kutu yüksekliği ile aynı doğrultuda olmasına özen gösterilir. Aksi halde istenmeyen kıvrılmalar ortaya çıkar. Kağıdın doku yönünü bulmada birçok yöntem vardır. Bir kağıt tabakası iki taraftan elle bastırılarak kıvrıldığında; bu kıvrılmanın bir yönde daha kolay olduğu, kağıdın diğer yönde kıvrılmaya karşı bir direnç gösterdiği fark edilebilir. Kağıdın daha kolay kıvrılabildiği yön; kağıdın doku yönü ya da suyudur. Kağıt iki değişik yönden yırtıldığında; yırtılmanın bir yönde daha düzgün ve akıcı, diğer yönde ise zigzaglar çizdiği görülür. Yırtılmanın daha kolay ve düzgün olduğu yön; kağıdın doku yönüdür. b- Gramaj (Ağırlık) Kağıdın gramajı, 1 metrekaresinin ağırlığına göre belirlenir. Bir tabaka kağıdın net gramajını bulabilmek için iki yöntemden yararlanılır: 1- Kağıdın belirli bir birimi özel terazilerde tartılır. 2- Aşağıdaki formülle tabaka kağıdın net gramajı bulunur: Tabaka ağırlığı (gr) x 10.000 Tabaka alanı (cm²)
Baskı endüstrisinde 40 ile 300 gr/m² arasında değişik ağırlıkta kağıt kullanılır. c- Yoğunluk Bir kağıdın baskıda mürekkep alan yüzünün arka yüzü etkileyip etkilememesi kağıt yoğunluğunun en önemli göstergesidir. Yeterli yoğunluğa sahip olmayan kağıtlar; bir yüzlerine basılmış yazı, fotoğraf gibi görsel unsurları arka yüzlerine yansıtırlar. Yoğunluk, kağıdın kalınlığı ve gramajı ile yakından ilgilidir. Kalın bir kağıdın dokusunda daha fazla lif bulunur. Bu lifler ışık geçirgenliğini azaltarak, yoğunluğu arttırır. Yoğunluk iki evrede izlenir: a) Görsel Yoğunluk: Görsel yoğunluk değişik araçlarla saptanır ve yüzde olarak belirlenir. Hiçbir kağıt % 100 yoğunluğa sahip olamaz. b) Baskıdaki Yoğunluk: Yoğunluk, baskı aşamasında farklı bir sorunu gündeme getirir. Örneğin, emiciliği yüksek kağıtlar mürekkebi arka yüzlerine geçirirler. Bu nedenle, görsel olarak aynı yoğunluğa sahip kağıtların baskıdaki yoğunlukları farklılık gösterebilir. Baskıdaki yoğunluk, kağıdın mürekkep tutucu özelliği ile ilgilidir. Kağıdın mürekkep tutucu özellikleri attıkça, baskıdaki yoğunluğu da artar. Baskıdaki yoğunluk ölçülemez, ancak yüksek yoğunluk, orta yoğunluk ve düşük yoğunluk olmak üzere üç sınıfta toplanabilir. Bir kağıdın baskıdaki yoğunluğu hakkındaki genel bir fikir edinebilmek için; üzerinde değişik kalınlıklarda ve eğimlerde siyah çizgilerin yer aldığı bir kart kağıdın altına yerleştirilir. Karttaki çizgiler kağıdın altından belirsiz bir biçimde izleniyorsa, kağıdın baskıdaki yoğunluğu yüksek demektir. d- Renk Günümüzde değişik renk ve beyazlıklarda kağıt üretilmektedir. Kağıdın beyazlığı; ağartıcı kimyasal maddeler, fosforlu boyalar, pigment ve benzeri maddelerle ayarlanır. Kağıdın rengi, üzerine basılacak imgeyi doğrudan etkiler. e- Yüzey “Kağıt Yapımı” bölümünde, tabaka halinde dökülen hamuru düzel
0 84.1 X 118.9 100.0 X 141.4 91.7 X 129.7 1 59.4 X 59.4 70.7 X 100.0 64.8 X 91.7 2 42.0 X 59.4 50.0 X 70.7 45.8 X 64.8 3 29.7 X 42.0 35.3 X 50.0 32.4 X 45.8 4 21.0 X 29.7 25.0 X 35.3 22.9 X 32.4 5 14.8 X 21.0 17.6 X 25.0 16.2 X 22.9 6 10.5 X 14.8 12.5 X 17.6 11.4 X 16.2 7 7.4 X 10.5 8.8 X 12.5 8.1 X 11.4 8 5.2 X 7.4 6.2 X 8.8 5.7 X 8.1 9 3.7 X 5.2 4.4 X 6.2 10 2.6 X 3.7 3.1 X 4.4
kağıt tabakaları için geçerlidir. B standardı ise bölünmemiş tabakalar için kullanılır. C standardı ise boyut açısından A ile B’nin arasında yer alır. Özellikle zarflarda C standardına uyulur. Kağıt Seçimi Baskıda kullanılacak kağıdın seçiminde bazen kişisel, bazen de genel eğilimler ağır basar. Ama böyle bir seçim yapılırken tasarımın yapısı, baskı tekniği ve ekonomik kriterler mutlaka göz önüne alınmalıdır. Kağıt seçimini etkileyen en önemli faktör, baskı tekniğidir. Tipografik, tifdruk ve ofset gibi temel baskı tekniklerine uyum sağlayan, farklı özelliklerde kağıtlar üretilmektedir. Tipografik baskı tekniğinde baskı kalıbı kağıtla doğrudan temas halindedir. Tipografik baskı tekniğinin ilk uygulanmaya başladığı dönemlerde kullanılan kaba dokulu kağıtlar –iyi bir baskı elde edebilmek için- önceden nemlendiriliyordu. Kağıt kuru olduğunda ya da baskı sırasında kağıda biraz fazla basınç uygulandığında, kalıbın keskin kenarları kağıdı kesiyordu. Yarım tonlu imgelerin tipografi tekniğiyle basılması olanaklı hale geldikten sonra kağıdın önceden nemlendirilmesine gerek kalmamıştır. Tipografik baskıda kullanılacak kağıtlar düzgün yüzeyli ve baskı sırasında uygulanan basınca dayanabilecek dirençte olmalıdır. Tifdruk baskı tekniğinde de kalıp ve kağıt birbirleriyle doğrudan temas eder. Ama tifdruk baskı kalıbı oldukça düzgün yüzeylidir. Mürekkep, çukurda kalan minik noktacıklardan kağıda aktarıldığı için, tifdruk tekniğinde kullanılacak kağıtlar, düzgün yüzeyli ve mürekkebi bu tram noktacıklarından çekebilecek emicilikte olmalıdır. Tifdruk tekniğiyle, yüksek kalitedeki mat ve parlak yüzeyli kağıtların yanısıra üçüncü hamur kağıtlarda da doyurucu sonuçlar elde edilmektedir. Ofset baskı tekniğinde kalıpla kağıt birbirine temas etmez. Baskı kalıbını taşıyan merdane üzerindeki mürekkeplenmiş imge; önce kauçuk bir merdaneye, daha sonra da kağıda aktarılmaktadır. Kauçuk esnek ve sıkıştırılabilen bir yapıda olduğundan, değişik dokulu kağıtlara iyi baskılar alınabilir. Ofset baskıda kullanılacak kağıtlarda aranması gereken en önemli özellik; neme dayanacak biçimde tutkallanmış olmalarıdır. Ofset baskıda kullanılan mürekkepler tipografi ve tifdruk mürekkeplerine göre daha yapışkan olduğundan, kullanılacak kağıdın baskı aşamasında yolunmayan, dayanıklı bir yüzey yapısına sahip olmasına dikkat edilmelidir. Tasarımcı; seçtiği kağıdın baskı sonrasındaki görünümünü önceden kestirebilmelidir. Seçim yaparken, kişisel tercihlerin yanısıra kağıdın basılabilirlik özelliği de göz önüne alınmalıdır. Basılabilirlik; kağıdın emiciliği ve yüzeyinin düzgünlüğü ile yakından ilgilidir. Bu özellik, renkli ya da siyah-beyaz; yarım tonlu imgelerin basımında önem kazanır. Basılı imgenin görsel kalitesinin, tram noktacıklarının keskinliğine bağlı olduğu unutulmamalıdır. Mat yüzeyli kağıtların mürekkep emiciliği fazla olduğundan, bu tür kağıtlar üzerinde tram keskinliği azalır. Bu da görsel kaliteyi düşürür. Parlak yüzeyli kağıtlarda ise mürekkep tutma özelliği daha çoktur. Bu nedenle imgeyi oluşturan tramlardaki keskinlik de artar. Mürekkep, düzgün yüzeyli kağıtlara homojen olarak transfer edilebilmektedir. Böylelikle, imge üzerindeki renkler, ayrıntılar ve kontrastlar daha belirginleşir. Grenli ve kaba yüzeyli kağıtlarda ise tramlar belirsizleşmekte, imge üzerindeki renk ve ayrıntılar kaybolmaktadır. Kullanılan kağıdın türü ve kalitesi maliyeti doğrudan etkiler. Basılacak çalışmaya uygun kağıt türünü doğru seçmek, tasarrufun en iyi yoludur. Bunun yanı sıra, tasarım için seçilecek boyutlar kağıt tabakasından firesiz olarak yararlanmaya elverişli olmalıdır. Tasarımcı, tabaka kağıtların makas ve bıçak payları hesaplanarak belirlenmiş bulunan firesiz ölçülerini öğrenmelidir. Ekonomik kriterler dışında; günümüzün grafik tasarımcısı çevre koruma bilinci ve sorumluluğu içinde geri kazanılmış kağıt kullanımına öncelik verdiği oranda, tasarımlarında büyük kağıt firelerine neden olacak ölçüler seçmekten de kaçınmalıdır. 4. BÖLÜM Kağıt Üzerinde Özel Uygulamalar a- Bıçak İzi Kağıt –standart dikdörtgen formların dışında- farklı bir biçimde kesilmek istendiğinde, bu amaçla hazırlanan özel bıçaklardan yararlanılır. Tasarımda gösterilen biçime uyacak şekilde, şerit halindeki çelik bıçaklarla hazırlanan kesim ünitesi, bir kontrplak tabakası üzerine monte edilir. Bu ünite, düz kazanlı bir tipografi presinde kalıp bölümüne bağlanır. Tabaka halindeki kağıtlar preste bıçakla yüzyüze sıkıştırılarak, -kalınlıklarına göre- tek tek ya da gruplar halinde kesilir. Tipografi presinin dışında, bu tür özel kesim işleri için üretilen ve bir defada çok sayıda tabakanın kesimini gerçekleştiren makinelerden de yararlanılmaktadır. Bıçak izi; özellikle kutu ambalajı, çıkartma, tebrik kartı ve satış yerlerinde kullanılan reklam malzemelerinin (P.O.P.) tasarımlarında yaygın olarak kullanılır. Tasarımcı bıçak izi kalıbını hazırlarken, çelik bıçakların kıvrılmadaki sınırlılıklarını göz önüne almalıdır. b- Kabartma (Gofre) Kağıt üzerine alçak ya da yüksek rülyef kabartma tipografik baskı preslerinde gerçekleştirilir, ya da bu iş için özel olarak üretilen kabartma makinelerinden yararlanılır. Kabartma, kağıt üzerine renksiz; yani baskı mürekkebi kullanmadan uygulanabildiği gibi, mürekkeple ya da metalik folyolarla da renklendirilebilir. Düz kazanlı baskı presleri ile kabartma yapmak için; imgenin pozitif ve negatif (yüksek ve alçak rölyef) klişesi hazırlanır: Ciltçilikte kullanılan tutkal ve alçı, hamur haline getirilerek negatif klişenin içine bastırılır. Hamur donarak sertleştiğinde, birbirinin içine girip çıkabilen iki klişe hazırlanmış olur. Hamurdan yapılan pozitif klişenin esnekliği kabartma işlemi sırasında klişeler arasında sıkıştırılan kağıdın yırtılmasını önler. Kabartma uygulamalarında metalik folyolardan da yararlanılır. Klişe ve folyo ısı altında preslendiğinde; imgenin kağıt, karton, mukavva ya da cilt bezi üzerine metalik renklerde kabartma baskısı elde edilebilir. c- Kırım Kapak malzemesi olarak kullanılan yüksek gramajdaki kağıt, karton ve mukavvanın kırılmasında, düz ya da silindirik kazanlı tipografi preslerinden yararlanılır. Kırım işleminde, değişik kalınlıkta kenarları yuvarlatılmış metal şeritler kullanılır. Kağıt kalınlığı arttıkça, şerit kalınlığı da arttırılmalıdır. Kırım işlemi kağıdın dokusuna paralel yönde yapılmalıdır. 5. BÖLÜM BASKI MÜREKKEPLERİ Baskı endüstrisinde kullanılan mürekkepler tipografik, tifdruk, ofset ve serigrafi gibi değişik baskı tekniklerine uyum sağlamalı; kağıt, karton, mukavva, plastik, alüminyum folyo, cam, kumaş ve metal gibi farklı yüzeyler üzerinde nitelikli baskılar yapmaya elverişli olmalıdır. Tasarımcı, mürekkebin temel bileşenlerini ve değişik baskı tekniklerinde ve baskı yüzeylerinde nasıl kullanıldığını bilmek durumundadır. a. Mürekkebin Temel Bileşenleri Baskı mürekkeplerinin tarihi; Johann Gutenberg’in tipografik baskı tekniğinden eskidir. Çinliler, İ.Ö. 300 yıllarında tahta kalıpla baskı yöntemini bulduklarında mürekkep kullanmaya başlamışlardı. İlk mürekkepler kandil isi, tutkal ve suyla yapılıyordu. Bu bileşim, sonraları beziryağı eklenerek daha da geliştirildi. Baskı mürekkebi olarak nitelendirilebilecek ilk bileşimler, sentetik yağ ve reçinenin bulunmasıyla ancak 19. yüzyılda üretilmeye başlamıştır. Baskı süreci, mürekkebin kuruma biçimi, baskının uygulandığı yüzey gibi unsurlar mürekkep üretiminde göz önüne alınan başlıca kriterlerdir. Bir mürekkebin temel bileşenleri üç kategoride toplanabilir: 1- Pigmentler, 2- Taşıyıcılar, 3- Katkı maddeleri. Piglenmetler mürekkebe rengini veren ince ve saf taneciklerdir. Rengi belirleyici olmasının yanısıra, mürekkebin örtücü ve kalıcı olmasını da sağlayan pigment; madensel kaynaklardan (toprak), organik maddelerden (bitki kökleri) ya da kimyasal yollarla elde edilir. Taşıyıcılar, pigment ve diğer katkı maddelerinin içine katıldığı sıvılardır. Ana işlevi, pigmenti baskı yüzeyine yaymaktır. Taşıyıcılar, yüzey üzerinde kuruyarak bir film tabakası oluşturan mürekkebe parlaklık, yapışkanlık ve yoğunluk kazandırırlar. Mürekkebe katılan taşıyıcının türü, baskı tekniğini ve kurutma sistemini belirler. Bezir yağları, petrolden elde edilen yağlar, reçine ve alkol yaygın olarak kullanılan taşıyıcılar arasındadır. Okside edilen mürekkeplere konulan katkı maddelerinin en önemlisi; yağlardan, madensel tuzlardan ya da madensel bileşimlerden yapılan ve çabuk kurumasını sağlamak üzere mürekkebe katılan kurutuculardır. Basılı yüzeylerin birbirlerine yapışmasını önlemek amacıyla; balmumu, gres yağı, makine yağı gibi maddeler de mürekkebin bileşiminde kullanılır. Tutkal ve vernik ise kurumayı hızlandırır. Pigment taşıyan bütün bileşimler farklı özellikler gösterir. Bu nedenle, mürekkebi kullanmadan önce ne tür katkı maddelerinden oluştuğu öğrenilmelidir. b. Mürekkep Kurutma İşlemleri Mürekkep, kurumadan önce katılaşır. Katılaşma, kuruma sürecindeki ilk evredir. Mürekkep baskı yüzeyinde bütünüyle katı bir film oluşturduğunda kuruma süreci tamamlanır. Mürekkep; ahşap zemin üzerine yeni sürülmüş bir kat boyayı benzer biçimde kurur: Boyanın bir bölümü ahşap tarafından emilirken, diğer bölümü jelatin haline dönüşür (polimerizasyon). Geri kalan bölümü ise buharlaşarak kurur. Mürekkep kurutma işlemlerinde emdirme, buharlaştırma, oksidasyon (polimerizasyon) ve çökeltme gibi yöntemlerden yararlanılır. Emdirme yönteminde genellikle inceltilmiş mürekkep kullanılır. Geç kuruyan taşıyıcı, nem barındıran kağıt lifleri tarafından emilir. Pigment ise yüzeyde kalır. Gazeteler emdirme yöntemini tercih ederler. Gazete mürekkebinin elimize bulaşmasının nedeni, yüzeyde kalan pigmenttir. Tifdruk baskı tekniğinde buharlaştırma yönteminden yararlanılır. Mürekkep, bünyesinde bulunan taşıyıcının buharlaşmasıyla kurur ve yüzey üzerinde sertleşmiş bir pigment filmi bırakır. Serigrafi ve ıstampa mürekkepleri de buharlaştırma yöntemiyle kurutulur. İki aşamalı kurutma yöntemi olan oksidasyon-polimerizasyon ise genellikle tipografi ve ofset baskı mürekkeplerinde uygulanmaktadır. Mürekkebin bünyesindeki yağ ve taşıyıcının bir bölümü, kuruma sırasında oksijen tarafından emilir (oksidasyon). Bunu moleküllerin çapraz dizilişi izler (polimerizasyon). Mürekkep daha sonra jelatinleşerek film halini alır ve sertleşir. Çökeltme yönteminde ise baskı yüzeyi; buhara, buğuya ya da neme tabi tutulur. Nem, çözeltiyi açığa çıkararak pigmenti kağıt yüzeyine yayar. c. Mürekkep ve Baskı Teknikleri Her baskı tekniğinde değişik özelliklere sahip mürekkepler kullanılır. Baskı presinin tipi, baskı hızı, baskı yüzeyi (kağıt türü) ve basılı malzemenin kullanılma biçimi seçilecek mürekkebin türünü belirleyen unsurlardır. 1- Tipografi Mürekkepleri: Tipografi mürekkepleri, kalıp yüzeyine tutunabilecek yapışkanlığa sahip olmalıdır. Düz kazanlı preslerde; akışkanlığı fazla olmayan, yapışma özelliği yüksek mürekkepler iyi sonuç verir. Silindirik kazanlı preslerde ise yapışma özelliği daha az, akıcılığı fazla mürekkepler tercih edilir. Rotatiflerde yapışma özelliği az olan mürekkepler kullanılır. Bunun nedeni, rotatiflerin yüksek bir baskı hızına sahip olmasıdır. Presin hızı arttıkça, kullanılan mürekkep aşamalı olarak inceltilmelidir. Tipografi mürekkepleri; emdirme, buharlaştırma ya da oksidasyon yöntemiyle kurutulur. 2- Tifdruk Mürekkepleri: Bu mürekkepler, çukurda kalan binlerce tram noktacığının içine girebilecek bir akıcılığa sahiptir. Tifdruk mürekkepleri, baskı kalıbına ya da silindire zarar verecek sert parçacıklardan arındırılmış olmalıdır. Baskı sırasında kazıma bıçağının yüzeyi kusursuz bir biçimde temizlemesini sağlamak ve imgeyi kağıt üzerine kusursuz olarak aktarabilmek için mürekkebin daima aynı yoğunlukta tutulması gerekir. Tifdruk mürekkepleri genellikle buharlaştırma yöntemiyle kurutulur. Bu mürekkepler hızlı buharlaşan çözeltiler içerdiklerinden, çalışma ortamı sık sık havalandırılmalıdır. 3- Ofset Mürekkepleri: Ofset mürekkepleri düz yüzeylere baskı yapabilme özelliğine sahiptir. Yapışkanlık ve yoğunluk özellikleri tipografi mürekkeplerine göre daha yüksek olan bu mürekkeplerin renklendirme kalitesi yüksektir. Ofset mürekkepleri baskı aşamasında kullanılan suya karşı dayanıklı olmalıdır. Bu mürekkepler, genellikle buharlaştırma, oksidasyon ya da çökelme yöntemleriyle kurutulur. 4- Serigrafi mürekkepleri: Bu mürekkepler; ipek, naylon, kumaş ya da metalden örülmüş malzemelerin arasından geçerek kağıt, mukavva, metal seramik ve cam gibi farklı yüzeylere baskı yapabilecek özelliktedir. Serigrafi mürekkepleri gevrek ve oldukça yağlıdır. Mürekkeple birlikte kullanılan sabitleştirici maddeler, iyi bir yapışma sağlayabilmek amacıyla baskı yüzeyine bağlı olarak değiştirilmelidir. Mürekkep tabakasının kalınlığı, kalıpta kullanılan gözeneklerin yapısına bağlıdır. Gözeneklerin tıkanmaması için, mürekkebin içinde kullanılan çözücü maddelerin çabuk buharlaşmaması gerekir. Baskı mürekkepleri; silindir biçimindeki teneke kutular ve variller içinde piyasaya sunulur. Baskı aşamasında jöle, macun, vernik gibi katkı maddeleri mürekkebe katılabilir. Renkli baskıda kullanılan mürekkeplere polikromik mürekkepler adı verilmektedir. Bu mürekkepler üstüste basıldıklarında çamurlaşmayan, saydam özelliklere sahiptir. Polikromik mürekkeplerin basılış sırası genellikle sarı, magenta, cyan ve siyahtır. Bazı mürekkepler basılan her renk için belirli bir kuruma süresi gerektirirken, bazıları kurumadan üstüste kullanılabilir. Sarı, magenta, cyan, siyah ve bazı temel renklerin yanısıra; fosforlu (fluoresant) ve metalik renklerde baskı mürekkepleri de üretilmektedir. Fosforlu renkler genellikle pembe, mavi, sarı turuncu ve yeşil tonlarındadır. Bu renkler uyarı levhalarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Metalik renkli mürekkepler ise bronz, altın, alüminyum ve bakır tozlarının taşıyıcılarla karıştırılmasıyla elde edilir. Bir baskı için harcanacak mürekkep miktarı; kullanılan tekniğe, yüzeye ve katkı maddelerine bağlı olarak değişse de, bazı ortalama değerler vermek mümkündür. Örneğin, 1 metrekarelik kağıt yüzeyine uygulanan zemin baskısı için yaklaşık 5 gram, tramlanmış (yarım tonlu) bir baskı için ise ortalama 1,5 gram mürekkep harcanmaktadır. Baskı için harcanacak kağıt miktarı m² cinsinden bulunup; zemin baskılar için 5, yarım tonlu baskılar için ise 1,5 ile çarpıldığında harcanacak mürekkep miktarı önceden kabaca belirlenebilir. 6. BÖLÜM Kağıdın Formalanması Ve Katlanması Kitap, dergi ya da broşür sayfaları katlanıp kesildiklerinde doğru bir sıra izlemelidir. Bu yüzden her sayfa, baskı yapılacak kağıt tabakası üzerine belirli bir yöntemle yerleştirilir. Kağıt tabakaları genellikle 4, 8, 16 ya da 32 sayfadan oluşan birimlere bölümlenmektedir. Bu birimlere ülkemizde “forma” adı verilir. Bu işlemi anlamanın en iyi yolu; bir dosya kağıdını alıp katlamak ve her sayfayı kalemle numaralandırmaktır. Bunu yaparken, tek sayıların sağa, çift sayıların ise sol tarafa yazılmasına dikkat edilmelidir. Formalama işlemi, iki sayfanın üzerindeki her yayında uygulanır. 4 Sayfalı Forma: Formalamada en küçük birimdir. Bir kağıt ortasından bir kez katlandığında 4 sayfalı forma elde edilir. Tabakanın bir yüzünde 1. ve 4., diğer yüzünde ise 2. ve 3. sayfalar yer alır. Ülkemizde 4 sayfalı formaya “çeyrek forma” adı verilmektedir. 8 Sayfalı Forma: Bir kağıt tabakası iki kez katlandığında 8 sayfalı forma elde edilir. 8 sayfalı forma, “yarım forma” olarak adlandırılır. 16 Sayfalı Forma: Bir kağıt ortadan üç kez katlandığında ise 16 sayfalı forma elde edilir. Sayfalar önden itibaren 1’den 16’ya kadar numaralanıp kat yerlerinden açıldığında 16 sayfanın kağıt tabakası üzerindeki yerleşimi görülecektir (6 ile 9 sayılarını karıştırmamak için altlarına birer çizgi çekilmelidir). 16 sayfalı forma; “bir forma” olarak hesaplanır. Kağıt tabakasını katlamaya devam ettikçe; 32 ve 64 sayfalı formalar elde edilir. Basılan her türlü yayın, formaların biraraya gelmesiyle oluşur. En küçük forma 4 sayfadan oluştuğuna göre; basılı malzemelerdeki sayfa sayılarını daima 4’ün katları olarak düşünmek gerekir. Sayfa sayıları genellikle forma birimiyle ifade edilir. Örneğin; 4 formalı bir kitap, 64 sayfadır. Bazı durumlarda tam formaların yanına çeyrek ya da yarım forma eklenebilir. 1-16 Bir forma 1-4 Çeyrek forma 17-32 İki forma 1-8 Yarım forma 33-48 Üç forma 1-20 (16+4) Bir çeyrek forma 49-64 Dört forma 1-24 (16+8) Birbuçuk forma 65-80 Beş forma 1-36 (16+16+4) İki çeyrek forma... Sayfaların yerleştirildiği kağıt tabakasının iki yüzüne farklı renkler basılabilir. Örneğin, 8 sayfalı bir formanın bir yüzünde (1., 4., 5. ve 8. sayfalar) tek renk (siyah), diğer yüzünde ise (2., 3., 6. ve 7. sayfalar) dört renk kullanılabilir. Kağıdın Katlanması Kağıt tabakaları, baskı işleminden sonra katlanır. Katlama ya da diğer adıyla “kırım” işlemi genellikle otomatik makinelerle yapılır. Ama bazı çalışmalar tabakanın elle katlanmasını gerektirebilir. Katlanmış tabakalar doğrudan doğruya kullanıma sunulabilir ya da formalar halinde biraraya getirilerek kesilir ve kitap ya da dergi olarak ciltlenebilirler. Kağıt tabakası, paralel ve dik açılı olmak üzere iki biçimde katlanır. Paralel katlama genellikle antetli kağıtlarda uygulanır. El ilanı, broşür ve haritalarda ise dik açılı katlama tercih edilir. 4 Sayfalı Katlama: Bir tabaka kağıt ortadan katlandığında 4 sayfa elde edilir. Bu katlama, kağıdın kısa ya da uzun kenarından yapılabilir. Menü, davetiye, fiyat listesi tebrik kartı gibi işlerde kullanılır. 6 Sayfalı Katlama: Bir kağıt tabakası paralel olarak iki kez katlandığında, 6 sayfa elde edilir. Normal ve akordeon olmak üzere iki şekilde katlanabilir. Genellikle davetiye ve küçük broşürlerde tercih edilir. 8 Sayfalı Katlama: Kağıt tabakası bir kez ortadan, bir kez de katlama yerine dik olarak katlanır. İki paralel ya da üç paralel akordeon katlama yöntemiyle de 8 sayfa elde edilebilir. Broşürlerde sıkça kullanılır. 12 Sayfalı Katlama: Kağıt tabakası kısa kenarından bir kez katlandıktan sonra, buna dik açı oluşturacak biçimde iki kez daha katlanır. Normal ve akordeon olmak üzere iki tipte hazırlanabilir. 16 Sayfalı Katlama: Kağıt tabakası kısa kenarından bir kez katlandıktan sonra, buna dik açı oluşturacak biçimde üç kez daha katlanır. Böylelikle sayfa sayısı 16’ya çıkar. Uzun bir kağıt şeridinin üç kez paralel olarak katlanmasıyla da elde edilebilir. Grafik tasarımcı katlama işleminden önce basımevi yöneticisi ile görüşerek, kolay ve ekonomik bir üretim yöntemi bulmalıdır. Katlama sayısı arttıkça, maliyetin de artacağı unutulmamalıdır. Katlanacak kağıdın türü ve özellikleri de göz önüne alınmalıdır. Kağıdın doku yönü (suyu), katlanırlığını etkiler. Daha önce de belirttiğimiz gibi; kağıt, dokusu yönünde daha kolay katlanır. Katlama işleminde gramaj da önemlidir. Yüksek gramajlı kağıtları düzgün katlayabilmek için; katlama yerlerine metal şeritlerle düz ya da silindirik kazanlı baskı preslerinde kat izi yapılmalıdır. 7. BÖLÜM Ciltleme Yöntemleri Ciltleme; katlanmış kağıt tabakalarının formalar halinde toplanarak kitap, dergi, broşür gibi basılı malzemelere dönüştürülmesi işlemidir. Ciltlemede değişik yöntemler kullanılabilir. Yöntem seçiminde; uygulama kolaylığı, dayanıklılık, kullanışlılık ve maliyet gibi kriterler rol oynar. Ciltleme işleminin ilk aşaması, basılı tabakaların formalar halinde katlanmasıdır. Katlanan formalar toplanarak sıraya konur. Harmanlama adı verilen bu işlem elle ya da makine ile yapılır. Sıraya dizilen formalar değişik yöntemlerle ciltlenir. Bu yöntemler; telle dikiş, iplikle dikiş, tutkallama ve mekanik ciltleme olmak üzere dört grupta toplanır. a. Telle Dikiş Telle dikiş, iki şekilde uygulanır: a) Sırttan telle dikiş, b) Üstten telle dikiş. Kullanılan kağıdın kalınlığı ve sayfa sayısı yöntem seçiminde büyük rol oynar. Sırttan Telle Dikiş: Dergi, broşür, bülten ve katalogların ciltlenmesinde, maliyeti düşük ve uygulaması en kolay olan sırttan telle dikiş yöntemi tercih edilir. Üzerlerine kapak geçirilen formalar; orta katlama yerlerinden açılır, sırt taraflarından telle zımbalanır ve daha sonra elektronik bıçaklarla üç kenarından tıraşlanır. Tıraşlama işlemi, giyotin biçimli bıçaklarla üç defada ya da üç taraflı özel bıçaklarla bir defada gerçekleştirilir. Sayfaların tamamen açılarak kolay ve rahat bir okuma sağlaması, bu yöntemin en büyük avantajıdır. Sırttan telle dikiş yöntemiyle ciltlenen basılı malzemelerin kapakları, iç sayfalarda kullanılan kağıttan ya da farklı cins bir kağıttan yapılabilir. Üstten Telle Dikiş: Sırttan tutturulamayacak kadar kalın kitap, dergi, makbuz, bloknot, fatura ve bilet koçanlarının biraraya getirilmesinde üstten telle dikiş yöntemi kullanılır. Kağıt destesi, ön yüzünden ve sırtın yaklaşık .. mm içerisinden telle delinerek birbirlerine bağlanır. Üstten dikişin dezavantajı; sayfaların tamamen açılmasına olanak vermesidir. İç sayfalara oranla daha kalın bir kağıttan seçilen kapak, dikiminden sonra formalara sırttan tutkallanarak yapıştırılır. Ciltlenen basılı malzeme daha sonra tıraşlanır. Okumayı kolaylaştırmak için, bu yöntemle ciltlenecek sayfaların iç marjları (yazı alanı ile sayfa kenarı arasındaki boşluk) biraz daha geniş tutulmalıdır. Tel, zamanla paslanıp sayfayı yırtabilir. Bu nedenle telle dikiş yöntemi; sözlük, ansiklopedi gibi başvuru niteliği taşıyan ve uzun ömürlü olması gereken yayınlarda tercih edilmemelidir. Bu yöntem; dergi, broşür, fatura, makbuz gibi kısa ömürlü malzemelerin ciltlenmesinde idealdir. b. İplikle Dikiş Bu yöntemde formalar sırtlarından delindikten sonra; ipek, pamuk ya da naylondan yapılmış ipliklerle dikilirler. İplikle dikiş yöntemi günümüzde makineleşmiştir. Bu makineler, basılan bütün formaları ardarda ve birbirine bağlı olarak diker. Dikilen formalar daha sonra, kitabın içeriğini oluşturan gruplar halinde kesilerek birbirinden ayrılır. Birinci aşamada ağzı kapalı bir iğne, formayı sırttan delerek ipliği içeri sokar. İçeri giren iplik bir tırnak aracılığıyla ucu kanca biçimindeki başka bir iğneye geçirilir. Bu iğne de ipliği tekrar formanın dışına çıkararak dikiş işlemini tamamlar. İplikle dikiş, pahalı ama en uzun ömürlü ciltleme yöntemidir. c. Tutkallama En hızlı ciltleme yöntemi; tutkallamadır. Bu yöntemde; formalar dört kenarından kesilir ve plastik tutkalla sırtlarından birbirlerine yapıştırılır. Tutkal, sayfaların iç bölümlerine sızarak kopma olasılığını azaltır. Sırt yüzeyini tülbent ya da tela ile daha da sağlamlaştırmak mümkündür. Tutkallama, elle ya da otomatik makinelerle yapılabilir. Elle yapılan ciltlemede; sayfalar kesildikten sonra sıkıştırılır ve hafifçe esnetilen sırt yüzeyi fırça ile tutkallanır. Makineler ise tutkalı merdanelerle sırt yüzeyine aktarırlar. Tutkallama yöntemiyle hazırlanan ciltlerde iki tür kapak kullanılır. İç sayfalara göre biraz daha kalın kağıt ya da kartonlardan üretilen kapakların maliyeti düşüktür. Kapak kağıdı sayfa destesinin sırt bölümüne tutkallanarak yapıştırılır ve daha sonra üç kenarından tıraşlanır. Cilt beziyle kaplanmış mukavva kapaklar ise daha dayanıklıdır. Mukavva kapak takılacak olan kitapların iç sayfaları önceden tıraşlanır. Cilt beziyle kaplanan sert kapaklar üzerine metalik folyo ve klişeyle sıcak pres uygulanarak; yazı, amblem gibi imgeler basılabilir. Tutkallama, genel olarak maliyeti düşük bir ciltleme yöntemidir. Bu nedenle kitap yayıncılığında tercih edilir. Tutkallama yöntemiyle ciltlenecek kitapların sırt bölümlerine yapışmayı arttıran kanallar açıldığından, sayfaların iç marjlarında fazla boşluk bırakılmalıdır. d. Mekanik Ciltleme Bu yöntemde; kapak ve iç sayfalar biraraya getirildikten sonra metal ya da plastikten yapılmış spiral, vida ve perçinlerle birbirlerine tutturulur. Dört tarafından tıraşlanan kapak ve iç sayfaların sırt kenarları, özel zımba ya da matkaplarla eşit uzaklıklarda delinir. Değişik biçim, renk ve boyutlarda tel ya da plastik spiral, vida ya da perçinler bu deliklerden geçirilerek ciltleme işlemi tamamlanır. Mekanik ciltlemenin en önemli avantajı; sayfaların rahat açılmasına ve arkaya çevrilebilmesine olanak sağlamasıdır. Mekanik ciltleme yöntemleri defter, katalog ve el kitaplarında tercih edilir. Mekanik yöntemle ciltlenecek yayınlarda, sırttan yapılan kesim ve zımba delikleri için sayfa iç marjlarında 1-1,5 cm fazla boşluk bırakılmalıdır. Kapak Malzemeleri Kağıt ve kumaşın yanısıra; ipek, kadife, çuvalbezi, metal gibi malzemeler de cilt kapaklarında kullanılmaktadır. Bu malzemelerde dayanıklılık, sağlamlık ve basılabilirlik gibi özellikler aranır. Kaplama malzemeleri; tabaka ya da rulo halinde ve değişik boyutlarda üretilir. Tabaka ya da rulonun boyutu büyüdükçe; ciltleme maliyeti düşer. Ciltlemede kullanılan kaplama malzemelerini iki grupta toplamak mümkündür: 1- Dokumalar, 2- Kağıt ve mukavvalar. 1- Dokumalar: Cilt kapaklarında kullanılan dokumalar değişik kalınlık, renk ve dokuda pamuklu kumaşlardan üretilir. Kumaş yüzeyi, dayanıklılığı arttırmak amacıyla kolalanır ya da “pyroxylin” adı verilen sıvılaştırılmış plastikle kaplanır. 2- Kağıt ve mukavvalar: Kağıt ve mukavvalar, kapak malzemeleri arasında maliyeti en düşük ve en dayanıksız olanlarıdır. Kağıtlar; vernik, lak ve selofan gibi dayanıklılığı arttırıcı malzemelerle kaplanır. Vernik, kağıt üzerine baskı presiyle uygulanır. En az beş kazan ünitesinden oluşan gelişmiş baskı preslerinde en son ünite genellikle verniklemeye ayrılır. Laklama işleminde ise özel makineler kullanılır. Üzeri lakla kaplanan kağıt, daha sonra fırınlanarak kurutulur ve parlatılır. Selofanlar; ince ve saydam özellikte, mat ya da parlak plastik folyolardır. Kağıt yüzeyi, otomatik makinelerde tutkal ya da sıcak presleme yoluyla selofanlanır. Mukavva, sert cilt kapaklarının temel malzemesidir. İç sayfalarla mukavva cilt kapağını başta ve sonda birbirine bağlayan “yan kağıtları” ise iç sayfalardan daha kalın gramajda olmalıdır. Ülkemizde ebru sanatının en çarpıcı örnekleri, yan kağıtları üzerine uygulanmıştır. Sayfaların sırta bağlandığı bölgelerdeki yapıştırma ve ekleme izleri, “şiraze” adı verilen ve değişik renkte parlak kumaşlardan yapılan kumaş şeritlerle kapatılır. MATBAA 1. BÖLÜM Matbaacılık; özgün bir belgeden, metin, biçim ya da işaretlerin birçok kopyasını çıkarma sanatıdır (basımcılık da denir). Tarihçe İlk metin basma tekniği olan ağaç oyma baskıyı (klsilografi). IX. yy dolaylarında Çinliler buldu. Bu teknik, işaretleri bir tahta üstüne kabartma biçiminde oymak, mürekkep sürmek ve basınç uygulayarak bir kâğıt üstüne basmaktan oluşuyordu. XIV. yy sonunda Avrupa’da, iskambil kağıtlarını basmak için buna benzer bir teknik kullanıldı. Öte yandan gene, Çinliler Ortaçağ boyunca, hareketli harflerin kullanıldığı daha esnek ve daha hızlı bir basım tekniği geliştirdiler. Avrupa’da hareketli metal harflerden yararlanan tipo baskının (tipografi) 1436’ya doğru gerçekleştirilmesi, genellikle Jean Mentel’in ve Gutenberg’in çalışmalarına bağlanır. Bununla birlikte, hareketli harf kullanma düşüncesine, dönemin birçok araştırmacısının aynı anda ulaştıkları düşünülmektedir. Dolayısıyla, tipo baskıyı ilk olarak kimin bulduğunu belirlemek güçtür. Gerçekten de Hollandalı Lavrence Caster, ağaçtan yapılma hareketli harfler kullanmıştı; bu harflerin tek eksiği çabuk yıpranmalarıydı. Öte yandan, Mentel’in ve Gutenberg de ilk kez baskı makinesi kullandılar. Bu makine bağcıların üzümü ezmek için kullandıkları presin bir başka çeşidiydi. Harfleri oymak yerine bir kalıpla dökmek işlemini ise, ilk olarak Gutenberg’in işçilerinden Schâffer tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. Bu yöntemlere göre basılan ilk matbacılık ürünleri bir İncil, bir mezmurlar kitabı ve bir almanaktır (1457). 1470’te Baselli üç basımcı, ilk baskı makinelerini Sorbonne’da kurdular. Türkiye’de ilk basımevi de Sultanahmet’te oturan İbrahim Müteferrika’nın evinde açıldı (1726). XIX. yy başlarına kadar baskı tekniği çok az gelişti. O tarihten sonra da insan gücünün yerini, zamanla buhar gücü almaya başladı. XIX. yy sonundaysa, ilk satır dizgi makineleri (linatip) ile işlemleri ayırarak dizgiyi klavyede, harf üretimini ise döküm makinesinde yapan aygıtlar (monalip) ortaya çıktı. Bu da, matbaacılık tarihinde önemli bir gelişmeydi. 2. BÖLÜM Tipo Dizgi a. Elle Dizgi Bu yöntem, makine yöntemleri ve fotoğraf yöntemleri karşısında kesin bir gerileme göstermesine karşın, önemini halâ belli ölçüde korumaktadır. Matbaacılık harfleri, standart boyutta küçük bloklar biçiminde hazırlanır; harfler ya da işaretler blokların bir kenar üstünde kabartma biçiminde ve ters olarak oyulmuştur. Harflerin çeşitli biçimlerde olması, basılacak şeye göre bir seçim yapma olanağı verir ve harflerin birleştirilmesi tipo işçisinin ustalığına göre değişir. Ayakta çalışan dizgiciler, harf kutusundan harfleri alıp, satırlar halinde daha önce incelenmiş temel kopyaya uygun olarak birleştirirler. Satırların tümü genellikle metalden yapılmış bir tabla üstüne konduktan sonra bir sicimle bağlanır, ardından üstünde yanlışların saptanmasını sağlayan provalar çıkarılır. Daha sonra baskı provaları sayfa haline getirilir. b. Makine Dizgisi İki tür makine ayırt edilir. Linatip; monotip. 1884’te Alman saatçisi Ottmar Mergenthaler’in bulduğu linotipte harfleri bir klavyede dizili ve satırlar blok halinde dökülür. Linotip özellikle gazete, dergi vb yayın çalışmalarında hızlı dizgi ve tertip yapılmasını sağlar. Harfleri satır kalıbına tek tek yerleştiren dizgi makinesi monotipin patenti 1887’de A.B.D.’li Tolbert Lanston tarafından alınmıştır. Delici klavye ve döküm klavyesi olmak üzere iki makineden oluşur. Dökülen harfler içine düştükleri kanalda birbirlerini itip yanyana sıralanırlar. Harflerin birbirine bağlı olmaması düzeltme işlemlerinin, hatta metin üstünde yapılacak değişikliklerin vb daha kolay ve daha ucuz yapılmasını sağlar. c. Fotodizgi ve Fotogravür Fotodizgi çeşitli optik ve fotoğraf yöntemlerinin yanı sıra elektroniğe ve bilişime başvuran yöntemleri de içerir. Dizginin dorudan doğruya film üstünde elde edilmesini sağlayan fotodizgi yönteminin, çok yer tutan kurşun kullanımını önleme, işlemi çabuklaştırma ve bazen ucuza mal etme gibi birçok üstünlüğü vardır. Ama ilk kopyanın çok iyi hazırlanması ve düzelti işlemlerinin çok az olması gerekir. Günümüzde fotodizgi makineleri son derece çeşitlidir. Yalnızca başlık için kullanılan harflerin üretimine yönelik makinelerin yanı sıra, en karmaşık işleri bile yapan makineler vardır. Dizgi bir klavye ya da delikli şeritle, doğrudan doğruya yapılabilir. Günümüzde programlanmış dizgi denen yeni bir yöntem geliştirilmiştir. Bu yeni yöntemde çok karmaşık tekniklere, özellikle de bilgisayarlara başvurulur. Fotogravurse, resimleri basma olanağı veren tekniktir; tipografide resimler, kabartma klişelere, helyagravür ve ofset yöntemlerindeyse filmlere aktarılır. 3. BÖLÜM Baskı Yöntemleri Baskı yöntemleri arasında başlıca üç büyük yöntem ayırt edilir: Tipo baskı, ofset baskı, helyagravür baskı. Tipografi tekniğiyle metinler (el ya da makine dizgisiyle elde edilir) ve resimler (fotogravür yöntemleriyle elde edilir) basılabilir. Dizgi ve fotogravür klişelerle doğrudan doğruya baskı yapılabileceği gibi stereotipi, galvanotipi, plastotipi klişeleriyle de tipo baskı olanaklıdır. Tipo baskı yöntemi matbaacılıkta en kolay ve en az masraflı olan yöntemdir; aşağı yukarı her çeşit metnin basılmasına elverişlidir. Ofset baskı XX. yy'ın başında taşbasmadan (litografya) doğan bir yöntemdir. Ofset baskının başlıca gereci film ya da basılı selafon yapraklarıdır. Metinler tipo baskı kalıbından yararlanarak pozitif görüntü veren selofona basılır. Resimlerse, fotoğrafları çekildikten sonra banyo edilir. Bu iki işlemin ardından, resim ve metinler, sayfa boyutuna denk düşen saydam destek üstünde bir araya getirilirler. Sonra saydam destek fotoğraf kartı gibi duyarlı bir maden levha üstüne konarak ışığa tutulur. Gerekli işlemlerden sonra, levhanın basıcı bölümleri ortaya çıkar; çoğaltma işleminde de söz konusu bölümlerden yararlanılır. Ardından levha bir silindire bağlanır. Doğrudan doğruya kağıt üstüne yapılmayan baskı kauçuk bir silindir aracılığıyla gerçekleştirilir. Taşıyıcı silindirin her dönüşünde levha önce ıslatılır, sonra da mürekkeplenir. Helyogravür yöntemindeyse metinler selofon üstünde, fotoğrafı çekilmiş belgeler de saydam bir destek üstünde bir araya getirilir. Duyarlı bir kağıt ya da bir film, tram altında ışığa tutulur; daha sonra kağıt, özgün pozitif altında aydınlatılır ve iyice perdahlanmış bir bakır silindir üstüne yerleştirilir; duyarlı tabakasını bıraktıktan sonra silindirden ayrılır. Daha sonra silindirin developman banyosu gerçekleştirilir ve asitli bir çözelti içinde işlemden geçirilir. Bakırın yüzeyinde küçük kareler halinde çok sayıda oyuk oluşur: farklı derinliklerde olan bu oyuklar, baskı işlemi sırasında mürekkebi tutup resmin oluşmasını sağlarlar. Basımda kullanılan bu üç büyük tekniğin yanı sıra serigrafiyi de belirtmek gerekir (Bkz. Basın, Gazetecilik).
BOYA 1. BÖLÜM Kurşunkalem ve Kuruboya Teknikleri Kurşunkalem, biçim ve kompozisyon araştırmalarında esnek çalışma olanağı sağlar. Kullanım amacına göre değişik sertlik derecelerinde üretilir. “H” serisi içinde yer alan kalemler sert uçludur; teknik çizimlerde, ayrıntılarda ve kontur çizimlerinde iyi sonuç verirler. Biçim araştırmalarında, hızlı eskiz ve tonlamalarda kullanılan yumuşak uçlu kalemler ise “B” serisinde toplanmıştır. Kurşunkalem; en eski, en ucuz ve en yaygın çizim ve yazı aracıdır. Ucunun arada sırada sivriltilmesi dışında hiçbir hazırlık gerektirmez. Kalemtrıraş ve silgi; iki vazgeçilmez yardımcısıdır. Kurşunkalem çalışmaları; sanat ve tasarım eğitiminin ilk basamağında yer alır. Kurşunkalemle; karalamalardan, gerçekçi ve ayrıntılı resimlemelere kadar her türlü çalışma yapılabilir. Kısa ve çok sayıda ince çizgi darbesi ile gerçeğe çok yakın ton geçişleri elde edilebilir. Birçok tasarımcı, yaratıcı bir düşünceyi görselleştirme amacıyla yaptığı ilk karalamalarda kurşunkalemden yararlanır. İllüstratörler de ön çizimlerinde kurşunkalem kullanırlar. Kuruboyalar ise kalem olarak ya da uçlar halinde, kutularda ya da tek tek satılmaktadır. Günümüzde kuruboyaların suda eriyebilen tipleri de bulunmaktadır. Bunlar marker, anilin boya ve mürekkeple birlikte kullanılabilir. Kurşunkalem ve kuruboya çalışmalarında benzer tekniklerden yararlanılır. Kuruboya ile çalışırken daima en açık tonlarla boyamaya başlanmalıdır. Kuruboya, istenilen renk değeri elde edilinceye kadar aynı yüzey üzerine aşama aşama uygulanabilir ama koyu bir rengi açmak olanaksızdır. Kuruboya çalışmalarında yüzey ve gölgelerde zengin bir renk dizisi kullanıldığında, etkileyici sonuçlar elde edilmektedir. Örneğin, bir yüzeyi yeşile boyarken; yeşilin değişik tonlarının yanı sıra, açık mavi, sarı ve kahverengiden de yararlanılabilir. Ayrıntı gerektiren çalışmalarda ince grenli ve düzgün yüzeyli kağıtlar tercih edilmelidir. Kuruboya; taslaktan çok, illüstrasyon çalışmaları için idealdir. Silinme, yayılma ve bulaşmayı önlemek için, biten çalışma üzerine sabitleştirici vernik (fixative) püskürtülebilir. 2. BÖLÜM Mürekkeple Çizim Teknikleri Çizgi ile yapılan illüstrasyonlarda; tarama ucu ve rapido gibi araçlardan yararlanılır. Tarama ucu, özel bir sapa takılan sivri uçlu bur metaldir. Mürekkebe batırılarak kullanılır. Karikatür ve çizgi roman sanatçılarının temel malzemesi olan tarama ucu ile farklı kalınlıklarda çizgiler elde edilebilir. Tarama ucu; çini mürekkebi, anilin, inceltilmiş guaj ve rapido mürekkebiyle kullanılabilir. Tarama ucu çalışmalarında değişik ton değerleri elde etmek amacıyla dik, yatay ve çapraz tarama tekniklerinden yararlanılır. Çizgiler kalınlaşıp birbirlerine yaklaştıkça, tonlar koyulaşır. Rapidolar; 0,1 mm’den 2.00 mm’ye kadar değişik iğne kalınlıklarında üretilen ve değişik renklerdeki özel mürekkeplerle kullanılan çizim kalemleridir. Her kalem, sabit bir çizgi kalınlığına sahiptir. Çizim yüzeyine dik konumda tutulması gereken rapido; işlek çalışmaya elverişli olmadığından, taslak çalışmalarında tercih edilmez. Buna karşın; rapido ile noktalanarak yapılan illüstrasyonlarda iyi sonuçlar elde edebilmektedir. 3. BÖLÜM Keçeli kalem ve Marker Teknikleri Keçeli kalem ve marker günümüzün en yaygın taslak malzemeleridir. Hızlı çalışmaya elverişli olduklarından, özellikle reklam ve moda sektöründe tercih edilirler. Uçları keçe ya da cam elyafından yapılır. Çabuk kurur; kuruboya, toz pastel, guaj gibi malzemelerle birlikte kullanılabilir. Geniş bir renk dizisine sahip olan keçeli kalem ve markerler su kabı ve fırça gerektirmez. Marker ve keçeli kalem çalışmalarında iyi sonuç almak için özel olarak üretilen yarı saydam marker kağıtları kullanılmalıdır. Su esaslı ve alkol esaslı olmak üzere iki tipte üretilen keçeli kalem ve markerlerin en popüler olanı, kesik uçlu tipleridir. Küçük bir marker seti, şu renklerden oluşturulmalıdır: Temel Renkler: Vermillion, Chrome Orange, Lemon Yellow, Yellow Green, Forest Green, Prussian Blue, Light Blue, Ultramarine, Violet, Burn Sienna, Pink ve Black. Tamamlayıcı Renkler: Pale Sepia, Sepia, Sand, Crimson, Pale Blue, Process Blue, Lavender, Pale Olive, olive, Aqua, Pale Yellow ve Sanguine. Siyah-beyaz çalışmalarda kullanmak üzere soğuk grilerden oluşan bir dizi de bu sete eklenebilir. Marker çalışmalarında, nesne üzerindeki ışık parlamaları beyaz guajla yansıtılır. 4. BÖLÜM Suluboya ve Anilin Boya Teknikleri Suluboyalar tablet olarak ya da tüpte olmak üzere, tek tek ya da takım halinde satılır. Saydam ya da örtücü olarak kullanılabilir. Mürekkep kıvamındaki anilin boyalar ise cam şişelerde satılır. Yüksek yoğunluktaki renkler suyla karıştırılarak açılabilir. Suluboya tekniğinin en belirgin özelliği, renklerin saydam ve canlı kullanımıdır. Boyamaya açık tonlarla başlanır. Renk tonları gerekli bölgelere katmanlar halinde sürülerek güçlendirilir ya da koyulaştırılır. Suluboya; sabır ve titizlik isteyen bir tekniktir. Beyaz rengin kullanılacağı bölgelerde boyama yapılmaz, kağıdın beyazından yararlanılır. İyi bir suluboya kağıdı, pamuk esaslı ve emicidir. Parlak yüzeyli kağıtlar fırça izlerini gösterir ve istenmeyen lekelerin oluşmasına neden olur. Kağıdın greni arttıkça, renk geçişleri yapmak kolaylaşır. Suluboya kağıtları tabaka ya da bloknot halinde satılmaktadır. Kağıt, çalışma sırasında ıslandıkça; kıvrılıp, dalgalanmaya başlar. Bunun önüne geçmek için, suluboya ya da anilin boya çalışmasında kullanılacak kağıdın ıslatılarak gerilmesi gerekir. Islatılan ya da süngerle nemlendirilen kağıt tabakası, bir tahta ya da sunta üzerine serilir ve dört kenarından bantlanarak kurumaya bırakılır. Çalışma bittikten ve tamamen kuruduktan sonra, kağıt tabakası sunta ya da tahta üzerinden maket bıçağı ile kesilerek çıkarılır. Suluboya ve anîlinle yapılan çalışmalarda iyi kalitede samur fırçalar tercih edilmelidir. Suluboya ve anilin boya ile yapılan illüstrasyonlarda; maskeleme sıvıları (latex, kauçuk çözeltisi vb) ve maskeleme filmlerinden de yararlanılır. Maskeleme sıvıları; kağıt üzerine fırça ile uygulanır ve çalışmanın sonunda kağıt yüzeyinden kolayca temizlenir. Suluboya ve anilin boya ile yapılan illüstrasyonlarda iki tür boyama yöntemi kullanılır. 1) Kuru Boyama Yöntemi: Renk tonları açıktan koyuya doğru sürülür ve her defasında bir önceki boya katmanının kuruması beklenir. Ayrıntılı çalışmalarda bu yöntem tercih edilmelidir. 2) Sulu Boyama Yöntemi: Daha deneysel olan ve ustalık isteyen bu yöntemde renk katmanları; kurumaları beklenmeksizin üstüste uygulanır. Renkler birbirleriyle karışarak daha soyut ve organik biçimler oluşturur. 5. BÖLÜM Guaj ve Tempera Teknikleri “Tempera”, “Designer’s Colour”, “Poster Colour” gibi adlarla anılan bütün boya türleri, guaj kategorisi içinde yer alır. Guaj, suyla eritilerek inceltilir ve kuruduktan sonra suyla çözülebilir. Örtücü olmasına karşın; bileşimindeki su oranı arttırıldıkça, suluboya gibi saydamlaşır. Guaj ya da tempera ile homojen bir renk yüzeyi oluşturmak için boya kıvamının iyi ayarlanması gerekir. Birinci boya katı, yatay fırça hareketleriyle sürüldükten sonra kurumaya bırakılır. Daha sonra ilk boyama yönüne dik açı oluşturacak biçimde ikinci kat sürülür. Bu işlem, istenilen homojen renk tabakası elde edilene kadar sürdürülmelidir. Bileşimindeki zamk, oranı suluboyadan fazla olan guaj ve tempera; kağıt, karton, cam, bez, plastik gibi yüzeylere fırça, sünger, spatula ya da pistole ile uygulanabilir. Guaj boya, tüpte ya da cam şişede satılmaktadır. Guaş boya seti şu renklerden oluşur: Permanent White, Lemon Yellow, Spectrum Yellow, Spectrum Red, Ultramarine, Spectrum Violet, Alizarin Crimson, Sky Blue, Brilliant Green ve Ivory Black. 6. BÖLÜM Akrilik Boya Teknikleri İllüstratörler tarafından yaygın olarak kullanılan akrilik (polimer emülsiyon) boyalar, diğer su esaslı boyalara göre bazı üstünlüklere sahiptir: Çabuk kurur ve kuruduğunda sudan etkilenmezler. Bu nedenle üzerine başka bir su esaslı boya ile çalışabilir. Suluboya gibi saydam, guaj gibi örtücü ya da yağlıboya gibi kalın tabakalar halinde kullanılabilir. Akrilik boya, tüp ya da cam şişe içinde satılır. Akrilik boyalar; fırça, spatula ya da doğrudan doğruya tüpten, her türlü yağsız yüzeye uygulanabilir. Pistole ile püskürtmeye elverişlidir. Kullanılan fırçalar, çalışmanın bitiminde bekletmeden yıkanmalıdır. Fırça üzerinde kuruyan akrilik boyayı temizlemek mümkün değildir. Akrilik boya, bol suyla ya da “polymer” adı verilen bağlayıcı maddelerle inceltilerek, suluboya gibi saydamlaştırılabilir. Polymer, akrilik boyanın parlaklığını artırır. Akrilik boya yardımcı maddeleri ile farklı görsel etkiler yaratılabilir: 1- Glaze Medium: Boyayı saydamlaştırır ve kuruma süresini uzatır. Boyanın yapışma özelliğini arttırır. 2- Texture Paste: Kalın boyama tekniğinde (Impasto) kullanılır. 3- Water Tension Breaker: Boyanın akıcılığını arttırır, homojen dağılımını sağlar. Fırça izlerini yokeder. 4- Gel Retarder: Kuruma süresini uzatır, saydamlığı arttırır. 5- Gloss Medium: Parlamayı arttırır. Kaba dokulu tuval ya da kağıt için elverişlidir. 7. BÖLÜM Karışık Teknikler Bazen aynı çalışma üzerine birden fazla çizim ya da boyama tekniği uygulanabilir. Karışık teknikle yapılan çalışmalarda kullanılan bu teknikler şöyle sıralanabilir: a) kurşunkalem üzerine suluboya ya da anilinle çalışma. b) Mürekkeple çizim üzerine suluboya ya da anilinle çalışma. c) Suluboya ya da anilin üzerine kuruboya ile çalışma. d) Akrilik üzerine suluboya ile çalışma e) Guaj ya da akrilikle yapılmış bir çalışmayı kuruboya ya da pastelle gölgelendirme. f) Suluboya ya da anilin üzerine guaj ya da akrilikle çalışma. 8. BÖLÜM Püskürtme Teknikleri İllüstrasyon çalışmalarında ve fotoğraf retuşlamalarında püskürtme tekniklerinden yararlanılır. Sıvı ya da sonradan inceltilmiş boyaları hava kompresörleri ya da sıkıştırılmış hava tüpleri ile iki ve üç boyutlu yüzeyler üzerine aktarmada kullanılan kalem ya da tabanca biçimindeki araçlara pistole (airbrush) adı verilir. Küçük yüzeylerin ve ince ayrıntıların boyanmasında, iğne kalınlığı 0.15 mm olan kalemler kullanılır. Bu tür kalemlerin gövdesi üzerinde yarık biçiminde bir boya haznesi bulunur. Büyük yüzeylerin boyanmasında ise; iğne kalınlığı 0.30 mm ile 0.50 mm arasında değişen, cam ya da metal depolu kalem ve tabancalardan yararlanılır. Hava basıncı ve püskürtülecek boya miktarı, pistole kaleminin üzerindeki düğmeye basılarak ya da geri çekilerek ayarlanabilir. Püskürtme tekniğinde kullanılan yüzeyler; düz, kalın ve boya emici özelliklere sahip kağıt ve kartonlardır. Bu çalışmaların büyük bir bölümünde maskeleme malzemeleri ve şablonlar kullanılır. Grenli kağıtlar üzerinde yapılan maskelemeler, sağlıklı sonuç vermez. Maske ve şablonlar, püskürtme yüzeyine yapıştırılarak ya da üzerlerine ağırlık konularak yerleştirilir. Arkalarında yapıştırıcı bulunan saydam selofan tabakaları, en yaygın maskeleme malzemeleridir. Bu malzemeler püskürtme yüzeyi üzerinde ya da ayrı bir yerde maket bıçağı ile kesilerek hazırlanabilir. Yüzeye fırça ile sürülebilen sıvılar da maskelemede kullanılmaktadır. Çalışma sırasında hava basıncıyla püskürtülen boya zerreciklerinin geniş bir alana yayılmasını önlemek için; püskürtme yüzeyinin etrafına, üzerinde hava akımı oluşturan bir vantilatörün ve bacanın bulunduğu saydam bir koruyucu yerleştirilmelidir. Mürekkep, suluboya, anilin, guaj, tempera, akrilik ve yağlıboya inceltmek ve süzgeçten geçirmek koşuluyla, püskürtmede kullanılabilir. Boya, fırçanın ucundan damlayacak bir kıvama gelinceye kadar inceltilmelidir. Ayrıca, püskürtme amacıyla ince pigmentli ve tortusuz boyalar da üretilmektedir. Boyanın yüzeye homojen olarak püskürtülebilmesi için; 1- Pistole, yüzeye dik ve eşit uzaklıkta tutulmalı, 2- Püskürtme sırasında hava basıncı değiştirilmemelidir. Hava basıncı 2 atmosferin altına düştüğünde boya zerreleri irileşmeye başlar ve yüzey üzerinde kumlu bir doku oluşur. Basınç 3 atmosferin üzerine çıkarıldığında, zerreler incelir ve kumlu doku kaybolur. Püskürtme çalışmaları için en elverişli hava basıncı; 2,5 atmosferdir. Pistole, boyama sırasında istenilen kalınlık ve örtücülük sağlanana kadar yatay ve paralel yönde hareket ettirilmelidir. Şablonla püskürtme yüzeyi arasındaki uzaklık arttırıldıkça, kontur keskinliği de azalır. Pistole kaleminin temizliği sırasında iğne ucunun zarar görmemesine dikkat edilmelidir. Akrilik ve guaj gibi boyalar, hemen temizlenmedikleri zaman kuruyarak boya kanalını tıkar. Hava başlığının, hava başlığı koruyucusunun, boya memesinin ve boya haznesinin üzerindeki boya kalıntıları suyun altında yumuşak bir fırça ile temizlenmeli, kazıyıcı sert malzemeler kesinlikle kullanılmamalıdır.
|