bedava ödev indir
Kasım 21, 2008, 09:15:22 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: bankacılık krizleri  (Okunma Sayısı 981 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
admin
Administrator
Full Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 173


Üyelik Bilgileri E-Posta
rkml
« : Şubat 21, 2007, 08:50:34 ÖÖ »

Dosya ektedir bu sayfa sadece tanıtım içindir. Ekteki dosyayı indirmek için üye girişi yapmalısını üyelik tamamen ücretsizdir.
1.   GİRİŞ
Finansal piyasaların her geçen gün daha entegre olduğu ve bir piyasanın herhangi bir kuruluşundaki olumsuzluğun, kolaylıkla tüm dünya sermaye piyasalarını etkilediği bir dünya sermaye piyasasına doğru gidilmektedir.
Bu eğilimle birlikte dünya 1990’lı yıllarda etkisini tüm dünyada hissettiren üç tane finansal krizle yüzyüze kalmıştır. Bunlardan en son olanları 1997 sonlarında “Asya Kaplanları”  olarak nitelendirilen Güney-Doğu Asya ülkelerinde baş gösteren kriz ve bu krizi izleyen Japon krizi. Ardından 1998 Ağustosu’nda Rusyadaki krizdir. Tabii  ki bu anlamda dünyayı etkilemese de yakın zamanda yaşadığımız Türkiye ve Arjantin Krizleri.
Küreselleşen dünyada krizler de küresel bir hal almış ve çok sık karşılaşılmaya başlanmıştır. Domino etkisi yada Tekila etkisi gibi yeni kavramlar doğmuş ve artık ülkeler makroekonomi politikalarının uyumlaştırma ve uygulanmasında uluslararası bir sistem arama gereksinimi duymuşlardır.
2.   BANKACILIK KRİZLERİ
2.1   Bankacılık Krizlerinin Gerisindeki Faktörler
Bir ülkede ekonomik istikrarsızlıklara ve dolayısıyla ekonomiyi finansal rahatsızlıklara açık hale getiren çeşitli etkenler vardır. Bunlar; makroekonomik oynaklık, kredilemede genileşleme, varlık fiyatlarında çöküş ve sermaye akınmlarında ani dalgalanmalar, finansal serbestleşmeye yetersiz hazırlanma, yoğun hükümet müdahalesi ve ilişikili kredilemede kontrolu yitirmek, muhasebe, kamuya açıklama ve yasal çerçevede zayıflık, kambiyo kuru sistemleri’dir. 
2.1.1   Makroekonomik Oynaklık
Birçok finansal krizde rol oynayan en önemli etken maroekonomik istikrarsızlıktır. Aşırı genişleyici para ve maliye  politikaları uygulamaları, kredi hacmini artırıp, borç miktarının artmasına ve gayri menkul yatırımlarında spekülatif artışlara yol açmıştır. Bu gelişmeler özellikle hisse senedi fiyatları ile bina bedellerini sürdürülemez düzeye çıkarmaktadır.
Makroekonomik etkenler özellikle Latin Amekrika ve Türkiye gibi bir çok gelişmekte olan piyaslarda, finansal piyasaların krizlere olan duyarlılığını artırmıştır. 
Bankacılığın yapısı büyük göreli fiyat değişikliklerine ve güven kaybına karşı duyarlıdır. Bankalar tipik olarak kısda süreli borçlanır ve uzuzn süreli kredi verirler. Banklar yüksek kaldıraçla ve küçük karşılık esası ile çalışır. Mevduat başabaş değeri ile geri çekilebilir ve mevduat sahiplerine derhal likiditeye ulaşabilecekleri konusunda söz verilmiştir. Makroekonomik oynaklık, banka varlıkları ile yükümlülüklerinin değerleri arasındaki ilişkiyi ani bir biçimde değiştirirse bankalar duyarlı olabilirler. Yükselen piyasalarda oynaklık çeşitli kayanklardan (dışsal, içsel) doğabilir.
Dış etkenler arasında en önemlileri, ticaret hadleri ile dünya faiz oranlarındaki büyük değişmelerdir.   Ticaret hadlerindeki göreli büyük dalgalanmalar banka müşterilerinin mevcut kredilerinin faizini ve kredinin ana para taksitlerini ödeme yeteneklerinin azalmasına neden olur. Ticaret hadlerindeki oynaklık özellikle yüksek ihracat yoğunlaşması olan ülkeler için telaffuz edilmiştir. Büyüklere kıyasla daha az çeşitliliği olan küçük ekonomiler tipik olara ticaret hadlerinde genellikle büyük dalgalanmalar yaşamaktadırlar. 
Örneğin, ihraç malları fiyatlarındaki ani düşüşler, yerli firmaların borç ödeme kapasitelerinin azalmasına neden olarak; başta bu firmalara kredi veren bankaların ve diğer bankaların kredi porföylerinin düşmesinre neden olmaktadır.
Uluslarası faiz oranlarındaki oynaklık bir diğer önemli önemli dışsal faktördür. Fonların gelişmekte olan piyasalara yönelmesine ve bu ülkelerin sermaye akımlarından yararlanmasına; ancak gelişmiş ülkelerde faiz oranlarının yükselmesi ise geilşmekte olan piyasalara yönelik fon akımlarının azalmasına ve bu ülkelerdeki bankaların ve firmaların maliyetlerini artırarak, tersine seçim  ve ahlaki tehlike gibi sorunlar yaratmakta ve finansal sistemin kırılgan hale gelmesine neden olmaktadır.

2.1.2   Kredilemede Genişleme, Varlık Fiyatlarında Çöküş ve Sermaye Akımlarında Ani Dalgalanmalar
Bankacılık krizlerine bir iş çevriminin genişleme aşamasında aşırı kredi yaratılması ve sağlam olmayan finansman neden olmaktadır. Şişkinlik patladığında krizin tetiği çekilir. Bankalcılık krizlerinde kredilemedeki genişleme ve hisse senedi fiyatlarındaki düşmenin etkilerine ilişkin ampirik bulgular karşıktır. Latin Amerikadaki bankacılık krizlerinde banka kredilerinde genişlemenin tipik olarak çnce ortaya çıktığı görülmüştür. Hisse senedi fiyatlarındaki sert ve ani düşüşler banklara borçlu olanların karlılığını azaltır, aşırı iyimserliği bozar ve bu durum birden oluşur. Hisse senedi fiyatlarındaki düşüş öncü bir göstergeden çok krizle beraber oluşan bir durumdur.
2.1.3   Finansal Serbestleşmeye Yetersiz Hazırlanma
Gelişen ülkeler için finansal serbestleşme kaçınılmaz olarak banklara yeni riskler getirdiğinden yeterli önlemler alınmadığı takdirde bir bankacılık krizi tehlikesi söz konusudur. Faiz oranları serbestleştirildiğinde, bankalar kısa süreli faiz oranlarını uzun süreli faiz oranlarının altında tutan yasal korumayı kaybederler. Geçiş dönemlerinde fazi oranlarındda oynaklık artma eğilimindedir. Finansal serbestleşme hızlı kredi genişleme oranına genellikle bir çelişki olarak yüksek reel faiz oranları eşlik etmiştir. Rezerv yükümlülüklerinin düşürülmesi bankaların artan kredi talebini karşılamalarına olanak verir. Reforme edilen ekonomilerin sıklıkla çektiği yabancı sermaye girişi de aynı işlevi görür. Ancak, önceki kontrollu finanasal ortamda yetişmiş banka kredi yönetmenleri, kredi ve Pazar riskinin yeni durumunu değerlendirme için gerekli uzmanlığa sahip olamayabilirler. Aynı zamanda yeni rakiplerin girişi bankaların daha riskli yöndeki faaliyetlerinin artırmaları konusunda baskıları artırabilir. Offshore piyasalara daha kolay ulaşmak, bankların daha riskli faaliyetler üzerindeki ulusal kısıtlamalardan kaçınamalarına da olanak sağlayabilir. 
Finansal piyasaların serbestleştirilmesinden önce denetin ve düzenleme çerçevesi güçlendirilmedikçe banka denetçileri faaliyteleri değerlendirme ve yeterince gözetim için ne gerekli eğitime ne de gerekli kaynaklara sahip olabileceklerdir.

2.1.4   Yoğun Hükümet Müdahalesi ve İlişkili Kredilemede Kontrolu Yitirmek
Her iki faktör de hkümetlerin politik amaçlarını veya bankaların içindeki kişilerişn kişisel yararlarını banka operasyonlarının hemen tüm yönlere zorla sokmalarına olanak vererek bankanın karlılığını ve etkinliğini hasara uğrattığı için bankacılık krizlerinin yaratılmasında önemli bir rol oynamışlardır. Artan özelliştirmeye rağmen devlet bankaları banka varlıklarında hala önemli ölçüde paylarını korumaktadırlar. 
Devlet bankalarının kredi kararlarının, özel bankalardan daha çok hükümet tarafından yönlendirilmesi olasıdır. Devlet bankaları ekonominin belirli sektörlerini finanse etmek için kurulmuşlardır. Buna bağlı olarak bu bankalardaki kredileme sürecinde borçlunun kredi değerliliği  özel bankalarda olduğu gibi bir önem taşımaz. Ayırca zaralarının devlet tarafından karşılanması, anayasal bazı hakların getirdiği kapatılamama durumları devlet bankalarını kredi takip ve tahsilatında az çaba harcamalarına neden olmaktadır. Buna bağlı olarak devlet bankalarının kredi zarar performansları özel banklara göre daha kötüdür. Devlet bankalarının en yüksek paya sahip olduğu ülkeler en yüksek faaliyet masrafına ve en yüksek problemli kredi oluşumuna sahip ülkelerdir.
Ancak bankacılık sektöründeki hükümet müdahalesi devlet mülkiyetindeki bankaların faaliyetlerinin çok ötesine uzanır. Bankalar özel mülkiyette olsalar bile, hükümetler kredinin belirli sektörlere tahsisini etkileyebilir, belirli borçlulara kredi reeskont ayrıcalıkları sağlayabilir, özel bankaların karlı faaliyetlere girmesini engelleyebilir, bankların piyasa faiz oranları altında devlet tahvili bulundurmalarını zorunlu tutabilir, bankalar üzerine yüksek karşılık yükümleri veya vergiler koyabilir ve bankaların yabancı para üzerinden borçlanmaya ve döviz riskini yüklenmeye yöneltebilirler.
“İlişkili kredileme”, bankaların sahiplerine veya yöneticilerine ve onlarla ilişkili işlere açılan kredileri ifade etmektedir. Evrensel bankalar ve kalkınma bankaları bunu oldukça yayagın kullanmaktadırlar. Kredi değerlendirilmesinde tarafsızlığın yitirilmesi ve kredi riskinin aşırı uygunsuz artması başlıca risklerdendir. Birkaç büyük ilişkili borçlunun iflası veya ekonominin belirli bir sektöründeki çöküş bankayı da batırabilir.
Ülkelerin çoğunun, bankaların tek bir borçlu veya ilişkili borçlular grubuna karşı yüklenecekleri maksimum risk hakkında düzenlemeleri vardır. Ayrıca, gelişen ülkelerin dörtte üçünden fazlasının banka ile ilişkili kişilerin risklerinde daha sıkı yükümlülükler uyguladıklarını ve hemen hepsinin ilişkili borçluları tek bir risk saydıklarını beyan ettiklerini göstermiştir. Temel sorun, uygulamada risk sınırlarının etkin biçimde ne ölçüde uygulandığıdır. 
2.1.5   Muhasebe, Kamuya Açıklama ve Yasal Çerçevede Zayıflık
Ne özel yatırımcılar ne de banka denetleyicileri, banka müşterilerinin kredi değreliliği hakkında olduğu gibi bankaların kendi kredi değerliliği hakkında doğru, güncel ve kapsamlı ve şeffaf bilgi olmaksızın kötü bankaları disipline etmek ve gözetlemek olanağına sahip olamayacaklardır. İşte bu doğru, güncel ve kapsamlı bilgi bankaların muhasebe sistemlerinin yeterliliği ile doğru orantılıdır. Yetersiz bir muhasebe sistemi, bankların güçlük içindeki borçlulara daha fazla kredi açarak batık kredilerini daha iyi göstermelerini sağlayabilir. Problemli krediler sistematik bir biçimde düşük gösteriliyorsa, kredi zararları için karşılık ayırma yetersiz olacak ve bankanın raporlanan net gelir ve banka sermayesi ölçütleri sistematik bir biçimde aşırı yüksek gösterilecektir. 
Sağlıklı bankaları, sağlıksız olanlardan ayırmada bankaların konsolide riski hakkındaki mali tabloların yetersizliği, ülkeler arasındaki muhasebe standartlarıondaki farklılıklar, münferit banklar hakkında yayınlanmış temel finansal verilerin yetersizliği, denetim otoritelerine ve kamuya sunulan yanlış raporlar hakkındaki cezaların yetersizliği engel olmaktadır.
Banka denetçilerinin yasal otoritelerinin yanısıra yasal çerçeve de önemlidir. Yasal sistem bankaların temmerrüde düşmüş kredilerin arkasındaki teminatı yakalamasını ve transfer etmesini yada borçluların banka kredileri için teminat vermesini yada şirket iflasları ile kişisel iflaslar durumunda hüküm verilmesini güç ve zaman alıcı hale getiriyorsa o zaman hem bankaların kredi zararları hem de firmalar için borçlanmanın maliyeti yiksek olacaktır. Benzer bir biçimde bankalara “durdurma ve bırakma” talimatları yayınlamada veya etkin denetimi engelleyen şirket ilişkilerini önlemede veya muıhasebe uygulamalarını belrilemede veya ödeyebilirliğini yitirmiş bankaları kapamada banka denetçilerinin yasal yetkileri yetersiz ise, aşırı risk almayı engelleme ve banka kurtarma masraflarını sınırlamada potansiyel katkıları kısıtlanmış olacaktır.
2.1.6   Kambiyo Kuru Sistemleri
Kambiyo kuru sistemi banka varlıklarının reel değerini aşağıya doğru düzeltme ve likiditesini kaybetmiş ancak ödeyebilir durumdaki bankalara karşı merkez bankasının son kredi merci olmasının spekülatif ataklara karşı duyarlılığını etkileyebilir.
Kötü bir enflasyon mazisi 1970 ve 1980’lerde bir çok yükselen ekonominin kambiyo kuruna dayanana istikrar planları benimsemelerine neden olmuştur. Bu planlar başarılı olmuş ancak buna önemli kambiyo kuru değerlenmesi eşlik etmiş bunu da devalüasyonlar takip etmiştir. Reel kambiyo kurunun ani ve süratli değerlenmesi bankacılık krizlerinin yararlı bir öncü göstergesi olarak gösterilmiştir. 
Sabit kambiyo kuru sistemleri bankacılık sisteminin dışsal ters şoklara karşı kırılganlığını artırdığı için eleştirlmiştir. Sabit kurlarda ters bir şokun ödemeler dengesi açığına, para arzında bir azalışa, daha yüksek iç faiz oranlarına yol açacağı ileriye sürülmüştür. Kredilerin elde edilebilirliğinin azalması ve maliyetlerinin yükselmesi bankalar ve müşterileri üstünde baskı yapacak ve eşlik eden sorunları ekleyecektir. Buna karşıt olarak, esnek kurlarda, şoka nominal, kambiyo kurunun değerinin düşmesi ve bankanın varlıklarının ve yükümlülüklerinin reel değerini düşürmeye hizmet edecek olan iç fiyatlar düzeyinde bir yükselme eşlik edecektir. 
2.2   Bankacılık Sistemlerini Güçlendirmek için Politikalar
2.2.1    Finansal İstikrarı Sağlamaya Yönelik Politikalar
Finansal sistemdeki zayıflıklar, sadece finansal piyasalarda faaliyette bulunan bireysel finansal kuruluşların işlemleri ile ilgili değil, aynı zamanda bu kuruluşların faaliyet esaslarını belirleyen düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların işleyişinden de kaynaklanmaktadır.
Bu nedenle finansal istikrarın sağlanmasına giden yolda yapılması gereken ilk şey, başta bankalar olmak üzere sıkı bir şekilde denetim ve gözetimin sağlanması gerekmektedir. 


2.2.1.1 Bankacılık Sistemini Denetlemeye Yönelik Politikalar
Bankaların istikrarasızlık kaynağı olma özelliğini azaltacak uygulamaların başında devletin bankalara yönelik bazı güvenlik standartları uygulamalarına girmesi gelir. Bu standartlar sadece mevduatları garanti altına almakla kalmamalı panik anlarında da olumsuz havayı önleyici durumda olmalıdır.
Öncelikle bankaları denetleyecek ve düzenleyecek birimlerin her türlü olanaklarla donatılması gerekir. Bankacılık faaliyetine giriş zorlaştırlmalı ve buna bağlı olarak faaliyet sınırlamaları ve sermaye sınırlamalarına gidilmelidir. Bağlantılı ve yönlendirilmiş krediler mutlaka sınırlandırılmalıdır.
Bankacılık faaliyetleri daha şeffaf hale getirilmelidir. Uluslararası muhasebe sistemleri bankalarda uygulanmalıdır. Ayrıca bankaların iç denetim mekanizmaları geliştirilmeli. Sermaye düzeyleri makroekonomik dalgalanmalara uyumlu olacak biçimde artırılmalıdır.
Bankaları denetlemekle yükümlü kamu birimleri her türlü politik baskıdan arıdırılmalıdır. Denetleme ve incelemeler bağımsız bir kurum tarafından yapılmalı ve bankalar bu kurum tarafından cezalandırılmalıdır. Bu incelemeler bankaların verdileri kredilerin kalitesi ile iç kontrole yönelik olmalıdır.
2.2.1.2 Finansal Serbestleşme
Finansal serbestleşmenin ekonomide yaratacağı olumsuz etkileri en aza indirebilmek için, finansal serbestleşmeye gitmeden önce çok güçlü bir denetleyici ve düzenleyici kurumsal çerçevenin yaratılması gerekir. Eğer böyle bir çerçeve yoksa finansal serbestleşme gerçekleştiği zaman risk alma davranışları üzerinde kısıtlamalar getirmek daha da zorlaşacaktır. Baıtk krediler artacak buna bağlı olarak bankaların bilançoları ileride kötüleşecektir. 
2.2.1.3 Kambiyo Kuru Politikaları
İster sabit, ister dalgalı, ister esnek olsun hiç bir kambiyo kuru sağlıklı makroekonomik politiklarla desteklenmedikçe istikrar sağlamaz. Esnek kambiyo rejimleri para politikasının yürütülmesinde ve şoklara tepkide daha duyarlıdır. Esnek rejimler doğru bir politika ile desteklendiği sürece istikrar sağlayabilirler. Buna karşılık otoriteler sabit bir  rejimin kendi koşullarına en uygun istem olduğu konusunda karar alırlar ise, o zaman likiditesini yititmiş ancak ödeyebilirliği olan bankalar için son kredi merci operasyonlarının nasıl yapılacağına ilişkin olağanüstü durum düzenlemeleri yapmalıdırlar. 
2.2.1.4 Son Kredi Merci Olma Rolü
Mevduat garanti fonu uygulamasının olmadığı bir durumda uygulanabilecek alternatif bir yöntem merkez bankasının son kredi merci olarak bankalara kredi vermesidir. Ancak bu durum mevduat sahiplerinin bankaları izlememesine ve bankalrın riskli işlere girişmelerine neden olabilir. Ancak finansal krizlerin atlatılmasında merkez bankasının bu rolü önemlidir. 
2.2.1.5 Sermaye Hareketlerine Yönelik Politikalar
Bir ülkeye yönelik sermaye hareketleri o ülkede bir krize neden olacak ise bu hareketlere yönelik bazı kısıtlamalar getirilmelidir. Bunun için, firmalar trafından döviz olarak borçlanılan fonlara zorunlu karşılık uygulanabilir. Ancak bu uygulama yapılırken ilke, oranın vade uzadıkça azalması biçiminde olmalıdır.
Sermaye hareketlerine yönelik bir başka uygulama ise, varlıklara veya vadelere göre sermaye girişlerinin vergilendirilmesi olabilir.  Sermaye hareketleri üzerine bazı miktar kısıtlamaları da konabilir. Bankaların döviz cinsinden yükümlülükleri veya yabancılara sattıkları kısa vadeli para piyasası araçlarına sınırlamalar getirebilir.
2.2.1.6 Fiyat İstikrarının Sağlanması
Enflasyon ekonomiye büyük zararlar vermektedir. Yüksek enflasyon borç sözleşmelerinin kısa vadeli yada döviz cinsinden yapılmasına neden olur. Bu durumda yerli para değer kaybettiğinde yada faiz oranları arttığında bankalar likidite sorunları için nakit akışlarının artırırlar ve finanasal yapı kırıgan bir hal alır. 
İstikrarlı bir paraya sahip olmak da ancak fiyat istikrarı ile mümkündür. Böyle bir para ile borç sözleşmeleri uzun vadeli  yapılabilir. Bu da finansal yapının kırılganlığını ortadan kadırır. 
Finansal istikrarı sağlamada önemli olan fiyat istikrarının sağlanması amacı sadece, düşük enflasyon değil aynı zamanda deflasyondan da kaçınmak olmalıdır.
3.   SONUÇ
Finansal krizler en son örneğini ülkemizde de gördüğümüz üzere ülkeler için çok yüksek mailyetli olabilmektedirler. Bu durum finansal piyasaların ülke içindeki fon arz ve talebinin düzenleyici olmasından kaynaklanmaktadır. Ancak ülkemizde her konuda olduğu gibi bu piyasaların spekülatif hareketlere dayanıklılığı konusunda da ciddi problemler yaşanmaktadır. Özellikle güven duygusunun yönlendirdiği bir ortamda politikacıların şeffaf olmaması, denetleyici kamu birimlerinin etkin davranamaması, adalet mekanizmasının yavaş işlemesi o ülkenin finansal piyasalarının ve buna bağlı olarak bankacılık sisteminin krizler içerisinde yüzmesi hayretle karşılanmamalıdır.
Yasaların yada kurumların yetkilerinin değştirlmesinden ziyade temel olarak çözüm halkın finans konusnda bilgilendirilmesi ve bu yöndeki taleplerinin oluşarak gerekli düzenlemenin yapılmasıdır. Mevduat sahiplerinin bankaları takip etmesi, bankaların ilişkili kredilendirmeden vazgeçmesi ve tüm kredilendirmelerde risk analizinin doğru yapılması bankacılık sisteminde uzmanlığa yönelinmesi bu sektörü güçlendirecek ve krizleri atlatabilecek bir hale getirecektir.





KAYNAKLAR
•   GOLDSTEIN Morris ve TURNER Philip, Yükselen Ekonomilerde Bankacılık Krizleri, Dünya Basımevi, 1999
•   DAVIS Steven, Mükemmel Bankacılık, T.İş Bankası Kültür Yayınları, 1994
•   ÖZER Mustafa, Finansal Krizler, Piyasa Başarısızlıkları ve Finansal İstikrarı Sağlamaya Yönelik Politikalar, 1999
•   MISHKIN Frederick, ‘Understanding Financial Crises: A Developing Country Perstective’,NBER Working Paper No. 5600
•   AYDAN Aydın ve diğerleri, Bankacılıkta Mali Bünye Sorunları ve Yeniden Yapılandırmada Ülke Uygulamaları, 2000
•   ŞİRECİ Tuba, ÖZGÜR Gülden, Çin ve Bankacılık Krizi,2000
•   KÜÇÜKKALE Yakup, Parasal Krizlerin Önceden Tahmin Edilebilirliği Üzerine Bir İnceleme, 2001
•   ÇAMLICA Mustafa, Ödünç Menkul Kıymet İşlemleri ve Vergilendirilmesi, Active Bankacıılık ve Finans Makaleleri,2000
•   KİBRİTÇİOĞLU Aykut, Türkiyede Ekonomik Krizler ve Hükümetler 1969-2001, 2001
•   http://www.borsa.net
•   http://www.danismend.com

Logged
Sayfa: 1   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

domain

oyun sitesi program sitesi blog sitesi dizi sitesi

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!


Kasım 12, 2008, 05:26:54 ÖS