Bedava ödev indir
Ocak 09, 2009, 04:23:24 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  


Sayfa: 1   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: AVRUPA TOPLULUĞUNUN TARİHSEL GELİŞİMİ  (Okunma Sayısı 874 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
gürün
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: Ben bir tuhafım!


Üyelik Bilgileri
« : Aralık 17, 2006, 12:58:55 ÖS »
AVRUPA TOPLULUĞUNUN TARİHSEL GELİŞİMİ

1.AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ
Avrupa ülküsü, gerçek bir siyasi projeye dönüşüp AT üyesi ülkelerin hükümet politikalarında uzun vadeli bir hedef haline gelmeden önce, sadece filozoflarla önsezili kimselerin düşüncelerinde yaşıyordu. Avrupa Birleşik Devletleri hümanist ve barışçı bir hayalin parçasıydı. Yirminci yüzyılın ilk yarısında meydana gelen ve kıtayı derinden yaralayan çatışmalar bu hayali darmadağın etti. Avrupa'da ulusal uzlaşmazlıkları aşabilecek bir örgütlenmenin kuruluşu İkinci Dünya Savaşı sırasında totaliter yönetimlere karşı savaşan direniş hareketlerinden kaynaklandı. Avrupa'da bütünleşme sürecine ivme kazandıran, biri federasyon yanlısı diğeri işlevselci iki akımın başlıca savunucuları İtalyan federalist Altiero Spinelli ile 1951'de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nun (AKÇT) kurulmasına yol açan Schuman Planı'nın ilham kaynağı Jean Monnet'dir.
Federasyon yanlısı yaklaşım, yerel, bölgesel, ulusal ve Avrupa ölçeğindeki güç odakları arasında diyaloga ve tamamlayıcı bir ilişki kurulmasına dayanır. İşlevselci yaklaşım ise egemenliğin ulusal düzeyden Topluluk düzeyine tedricen aktarılmasını savunur. Bu iki görüş, günümüzde, tek pazar, para politikası, ekonomik ve sosyal kaynaşma, dış politika ve güvenlik gibi ortak eylemin devletlerin tek tek hareket etmelerinden daha etkili olduğu alanlarda, demokratik ve bağımsız Avrupa kurumlarına ulusal ve bölgesel makamlar kadar sorumluluk verilmesi gerektiği inancında iç içe geçmiştir .
Avrupa Birliği 1995'te ilk öncülerinin anısına dikilmiş bir anıt gibidir; ekonomi, sanayi, siyaset, yurttaş hakları ve dış politika alanlarını kapsayan çok-sektörlü bütünleşmenin en ileri biçimidir. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nu (AKÇT) kuran Paris Antlaşması (1951), Avrupa Ekonomik Topluluğu'nu (AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu'nu (Euratom) kuran Roma Antlaşmaları (1957), Avrupa Tek Senedi (1986) ve Maastricht Avrupa Birliği Antlaşması (1992), Üye devletleri egemen Devletler arasındaki geleneksel anlaşmalardan daha sıkı bir biçimde birbirine bağlayan AB'nin hukuki temellerini meydana getirir. Avrupa Birliği, doğrudan uygulanma imkanı olan bir mevzuat oluşturabilmekte ve yurttaşları lehine özel haklar ihdas edebilmektedir. Topluluğun çalışmaları, başlangıçta altı kurucu üyesi (Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg) arasında bir kömür ve çelik ortak pazarı kurulmasıyla sınırlıydı. Savaş ertesindeki o günlerde savaşın galip ve mağluplarını, eşitler olarak işbirliğinde bulunabilecekleri bir kurumsal yapı içinde bir araya getiren Topluluk, temelde barışı güvence altına almanın bir aracı olarak algılanıyordu. Altılar 1957'de, Fransız Ulusal Meclisi'nin Avrupa Savunma Topluluğu projesini reddetmesinden üç yıl sonra, işgücü ile mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan bir ekonomik topluluk kurmaya karar verdiler. Mamul mallarda gümrük vergileri planlandığı gibi 1 Temmuz 1968'de kaldırıldı; özellikle tarım ve ticaret politikaları olmak üzere ortak politikalar 60'ların sonunda yerli yerine oturmuştu.
 Altılar'ın başarısı Birleşik Krallık, Danimarka ve İrlanda'yı Topluluk üyeliğine başvurmaya yöneltti. General de Gaulle yönetimindeki Fransa'nın 1961'de ve 1967'de iki kez veto yetkisini kullandığı çetin bir pazarlık dönemini takiben, bu üç ülke 1972 yılında üyeliğe kabul edildiler. Üye devlet sayısını altıdan dokuza yükselten ilk genişleme ile birlikte, Topluluk sosyal, bölgesel ve çevresel konularda üstlendiği sorumluluklarla yeni bir derinlik kazandı. Amerika Birleşik Devletleri'nin 1970 başlarında doların konvertibilitesini askıya almasıyla ekonomik yakınlaşma ve parasal birlik gereksinimi açıkça kendini gösterdi. 1973 ve 1979'daki iki petrol kriziyle dünya çapında parasal istikrarsızlık daha da ağırlaştı. 1979 yılında Avrupa Para Sistemi'nin işlerlik kazanması döviz kurlarının sabitleşmesine yardımcı oldu ve Üye Devletlerin kararlı ekonomik politikalar izleyerek açık bir ekonomik alanın dayattığı disiplinden yararlanmalarını ve birbirlerine karşılıklı destek vermelerini sağladı .
Topluluk 1981'de Yunanistan'ın, 1986'da da İspanya ve Portekiz'in katılmalarıyla güneye doğru genişledi. Bu genişlemeler, Onikiler'in, ekonomik gelişmeleri arasındaki farklılıkları azaltmaya yönelik yapısal programlar uygulamalarını kaçınılmaz kıldı. Bu dönemde Topluluk Güney Akdeniz ile Afrika, Karayipler ve Pasifik (AKP) ülkeleri ile yeni anlaşmalar imzalayarak uluslararası düzeyde daha önemli bir rol oynamaya başladı; AKP ülkeleri birbirini izleyen dört Lomé Sözleşmesi (1975, 1979, 1984 ve 1989) ile Toplulukla bağ kurdu. Tüm GATT üyeleri arasında 15 Nisan 1994'te Marakeş'te imzalanan bir anlaşma ile dünya ticaretinin gelişiminde yeni bir aşamaya girildi. Pazarlıkları bir blok olarak sürdüren Avrupa Birliği görüşmelere damgasını vurma ve çıkarlarının gözetilmesini sağlama konusunda çaba harcadı. 1 Ocak 1995'te Avrupa Birliği'ne üç yeni üye katıldı. Avusturya, Finlandiya ve İsveç kendilerine özgü katkılarıyla Birliği zenginleştirmekte, Orta ve Kuzey Avrupa'da yeni açılımlar sağlamaktadırlar.
Dünyanın en büyük ticaret gücü olmasına karşın, Birlik diplomatik etkinliğini arttıracak yapıları geliştirmekte ağır davranmıştır. Avrupa siyasi işbirliğinin amacı dışişleri ve güvenlik politikası alanlarında hükümetler arasında daha derinlemesine bir eşgüdümün sağlanmasıdır. Dünyadaki durgunluk ve mali yükün paylaşımı konusundaki iç çekişmeler 1980 başlarında bir "Avrupa karamsarlığı" havasının doğmasına neden oldu. Ama 1984'ten sonra bunun yerini Topluluğun canlandırılması konusunda daha umutlu beklentiler aldı. Jacques Delors başkanlığındaki Komisyonun 1984'te hazırladığı Beyaz Kitaba dayanarak Topluluk 1 Ocak 1993'e kadar tek pazar oluşturmayı kendisine hedef edindi. Avrupa Tek Senedi 17 ve 28 Şubat 1986'da imzalandı ve bu iddialı hedefle ilgili mevzuatın kabulü konusunda yeni usuller geliştirdi. Tek Senet 1 Temmuz 1987 tarihinde yürürlüğe girdi.
Aralık 1991'de de Sovyetler Birliği'nin çözülmesi Avrupa'nın siyasi yapısını baştan aşağı değiştirdi. Üye Devletler bağlarını güçlendirme kararlılığıyla, temel özellikleri 9-10 Aralık 1991'de Maastricht'te toplanan Avrupa Doruğu'nda kararlaştırılan yeni bir Antlaşmanın müzakerelerine başladılar. 1 Kasım 1993'te yürürlüğe giren Avrupa Birliği Antlaşması Üye Devletlerin önüne iddialı bir yazýlým koymaktadır: 1999'a kadar parasal birlik; yeni ortak politikalar, Avrupa yurttaşlığı; diplomatik işbirliği; ortak savunma ve iç güvenlik. Dünya ölçeğindeki rekabeti göğüsleyebilmek ve işsizliği azaltmak için Avrupa Doruğu, Komisyon tarafından sunulan 'Büyüme, rekabet, istihdam' adlı Beyaz Kitaba dayanarak Temmuz 1994'te kıta ölçeğinde altyapı ve iletişim projelerini yürürlüğe koymaya karar verdi. Artık AB'nin, bir yandan Üye Devletlerin kimliklerini korurken diğer yandan da karar verebilme ve uygulama yeteneği bulunan hem etkili hem de demokratik bir örgüt olma yolunda daha ileri gitmekten başka seçeneği yoktur. Yapısını güçlendirip karar mekanizmalarını rasyonalize edemezse, iyice gevşeme ya da kımıldayamaz hale gelme seçeneğiyle karşı karşıya kalacaktır. Atlas Okyanusu'ndan Urallar'a uzanan 'Büyük Avrupa' ancak tek sesle konuşup hareket eden istikrarlı bir çekirdek etrafında yapılanırsa örgütlü bir güç olarak gelişebilir. 1996 için planlanan kurumsal gündem iddialıdır: 15 üyeli AB'nin yapısının yeni görevleri göğüsleyebilecek şekilde uyarlanması ve kurucularının büyük siyasi projelerinin kaynakları göz ardı edilmeden ve kapsamı kısıtlanmadan tüm kıtaya istikrar getirebilecek biçimde yeni üyelerin katılımına hazırlanması. Yaklaşık yarım yüzyıldır Avrupa bütünleşmesi, kıtanın gelişmesi ve halkının zihniyeti üzerinde önemli etkilerde bulunmuştur; aynı zamanda güçler dengesini de değiştirmiştir .
Siyasi renklerinden bağımsız olarak tüm hükümetler mutlak ulusal egemenlik çağının artık geçtiğinin farkındadır. Ancak güçlerin birleştirilmesi ve AKÇT Antlaşması'nın ifadesiyle "gelecekteki kader birliği" için harcanacak çabalar sayesinde, Avrupa'nın eski ulusları ekonomik ve sosyal gelişmelerini sürdürebilir ve dünya ölçeğindeki etkinliklerini koruyabilirler. Ulusal ve ortak çıkarların sürekli dengelenmesine, ulusal geleneklerin farklılığına saygı gösterilmesine ve farklı kimliklerin güçlendirilmesine dayalı Topluluk yaklaşımı her zaman olduğu gibi bugün de geçerlidir.
    Tarihin çeşitli dönemlerinde aynı yönde bazı girişimlere rastlanmış olsa da gerçek anlamda ülkeler arasında birlik kurmak ve topluluk oluşturmak fikriine II.Dünya Savaşından sonra şahit oluşmaktadır.
    I. ve II. Dünya Savaşlarından büyük kayıplarla çıkan birçok Avrupa devleti, yaşlı kıtaları üzerinde herhangi bir savaş korkusuna son vererek rekabet yerine işbirliğine, kavga yerine paylaşmaya yönelik olarak uzlaşma ve birlikler kurma yollarını seçmişlerdir. Bu girişimler arasında yapısal içerik bakımından diğer tüm uluslararası kuruluş ve organizasyonlardan farklı ve tek bir Avrupa devleti idealine yönelik olarak "Avıupa Topluluğu" isimli "birlik" ya da "bütünleşme" hareketini görmekteyiz.  Avrupa Topluluğunun temelinde iki ünlü Avrupa idealisti olan Alman'ların büyük devlet adamı ADENAUR ile Fransa Dışişleri Bakanı R.SCIfUMAN yer almaktadırlar.
    9 Mayıs 1950 yılında R. Schuman ile daha sonra topluluğun bağımsız yürütme organı "Yürütme Otorite'nin" başına gelecek olan, diğer ünlü bir Avrupa idealisti, Fransa planlama örgütü başkanı Jean Monnet'in hazırlayarak öncülüğünü yaptıkları, Fransa ve Almanya'nın ürettikleri kömür ve çelik üretiminin organizasyonunun müşterek bir "yüksek otorite"ye bırakılması projesi ile topluluğun temeli atılmış oluyordu.
    Savaş sanayinin temel maddesi sayılan kömür ve çeliğin hem üretiminin hem kullanımının, bağımsız ve devletlerüstü bir kuruluşa bırakılması barışın güvencesi olarak görülmüş ve Avrupa Birliğinin çekirdeğini oluşturmuştur. Bu planın temeli Winston Churchill'in 19 Eylül 1946'da Zürih'te yaptığı Birleşik Avrupa Devletleri'nin yaratılması ile ilgili meşhur konuşmasına dayandırılmaktadır. Ana amaç, yaşlı Avrupa kıtasında herhangi bir savaş korkusuna son vermek ve işbirliğine yönelmektir.
    Bu girişimlerin İkinci Dünya Savaşından sonra yoğunluk kazanması bu bakımdan büyük önem taşımaktadır.
    Avrupa Topluluğu, R.Schuman'ın çağrısını ve planını kabul eden altı Avrupa Devleti Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg tarafından 18 Mayıs 1951 tarihli Paris Anlaşması ile Avıupa Kömür ve Çelik Birliği şeklinde kurulmuştur. Bu arılaşma ile altı ülke iki savaşa neden olan Fransa ile Almanya arasındaki anlaşmazlıkların özünü oluşturan kömür ve  çelik sanayilerini, bütün Avrupa ülkelerine açık olan bir örgüt altında birleştirmeye ve aralarında yüzyıllardan beri süregelen rekabet yerine, temel olarak çıkarlarını birleştirmeye ve aralarında yüzyıllardan beri süregelen rekabet yerine, temel olarak çıkarlarını birleştirmeye yönelik bir ekonomik topluluk yaratarak, kanlı çatışmalar nedeniyle yüzyıllardan beri birbirlerinden ayrılmış halklar arasında daha anlamlı bir topluluk kurmaya ve ortak amaçlarına yönelik kurumların temellerini atlamaya başlamış oluyorlardı .
    Avrupa Kömür ve Çelik Birliğinin kurulmasıyla topluluk üyesi ülkeler arasında kömür ve çelik ticareti ilk beş yıl içinde yüzde 129 artmış ve böylece birlik, amaçlarını gerçekleştirerek anlaşmazlık konusunu ortadan kaldırılmıştır.
    Bütünleşme konusunda bundan sonra atılan adım, atom eneıjisinin barışçıl yollarla kullanılması için ortak çabalara girişmek olmuştur. Nihayet alt ülkenin Dışişleri Bakanları  1 ve 2 Haziran  1955 tarihlerinde İtalya'nın Mesina şehrinde düzenlenen toplantıda Avrupa Atom Eneıjisi ve Avrupa Ekonomik Topluluğunu antlaşmalarının hazırlanmasını kararlaştırmışlardır. Altı ülke giriştikleri işbirliği çalışmalarını genişletmişler, aralarında sürdürdükleri müzakereleri iki yıl içerisinde tamamlayarak Atom eneıjisi ile ilgili Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu EURATOM'u ve ekonomik yaşamın tüm alanlarında
bütünleşme ve işbirliğini sağlamak amacıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu AET'yi kurmaya yönelik antlaşmaları, 25 Mart 1957 tarihinde Roma'da "Roma Antlaşması" adı altında imzalamışlardır.
    Roma Antlaşması 1 Ocak 1958 tarihinden itibaren resmen yürürlüğe girmiş, 1 Ocak 1959'dan itibaren de altı ülke kendi aralarında gümrük indirimlerini gerçekleştirmişlerdir. Yukarıda adı geçen üç kuruluş (Kömür ve Çelik Birliği, AET ve EURATOM) 1 temmuz 1967 yılından itibaren birleştirilerek Avrupa Topluluğu (AT) olarak anılmaya başlamıştır.
    Bütünleşme yolunda zaman içerisinde oluşan gelişme ve genişlemeler sonucu çeşitli düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Roma Antlaşması esasına dayalı topluluğun tek bir piyasa şeklinde bütünleşmesi, tüm sınırların ortadan kaldırılması ve topluluk içinde 1992 yılından itibaren iç pazarın tamamlanması ve tam bir bütünlüğün sağlanması amacıyla "Tek Avrupa Senedi" (SlNGLE ACT) düzenlenmiştir. Topluluğun iç dinamizminin daha etkin hale gelmesini sağlayacak "Tek Senet"in 1 Temmuz 1977 tarihinde yürürlüğe girmesiyle, orak karar alma mekanizmasında, genişleme ve üçüncü ülkelerle anlaşmalar konularında "oybirliği" esası korunmuş, ortak iç pazar kurulması, teknolojik araştırma ve geliştirme, ekonomik ve sosyal, politikalarına geliştirilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi konularında "ağırlıklı oy çokluğu prensibi" benimsenerek, diğer konularda ise basit oy çokluğu esası geliştirilmiştir .
Yaklaşık olarak 11.000 dolarlık gayri safı yurtiçi hasılası ve dünya toplam ticaretinin yüzde 35'lik payına sahip 12 ülkeli  Avrupa Topluluğu 322 milyon kişilik nüfusu ile 2.253.000 km2'lik bir alanı kapsamaktadır.

2. ROMA ANTLAŞMASININ İLKELERİ :
    Ekonomik ve siyasi birleşme ve bütünleşmeyi öngören Avıupa Topluluğu'nun temelini oluşturan Roma Antlaşması'nın ilkelerini şu şekilde sıralayabiliriz;
a. Avrupa ülkelerini bölen anlaşmazlıkları ve engelleri ortadan kaldırmak, onların ekonomik ve sosyal gelişmesini ortak bir eylemle güvence altına almak.
b. Yaşam ve çalışma koşullarını sürekli olarak iyileştirmek.
c. Daınşmalı bir eylemle gelişme içinde düzenliliği, mal değişmelerinde dengeyi ve rekabette dürüstlüğü güvence altına almak.
d. Topluluğun çeşitli bölgeleri arasında gelişmişlik farklarını ve daha az gelişmişlerin geri kalmışlığını azaltmak, bu yoldan ekonomik birleşmenin güçlenmesini ve uyumlu gelişmesini sağlamak.
e. Uluslararası ticarette konulmuş olan kısıtlamaları giderek kaldırmayı amaçlayan bir ortak ticaret politikası uygulamak.
f. Avıupa'yı denizaşırı ülkelere bağlayan karşılıklı dayanışmayı güçlendirerek, alanın kalkınıp refaha ulaşmalarını gerçekleştirmek.
g. Oluşturulacak kaynaklar ile barış ve özgürlüğün korunmasını sağlamak.
H. İdeallerini paylaşan diğer Avıupa ülkelerini kendi çabalarına katılmaya çağırmaktır.
Tüm bu ilkelerin gerçekleşmesine ve Avrupa Birliğini sağlamaya yönelik yapılması gerekenler,
anlaşmanın üçüncü maddesinde aşağıdaki şekilde belirtilmiştir.
1) Üye ülkeler arasında malların giriş ve çıkışlarında uygulanan gümrük vergilerini, onlara eş etkili olan tüm diğer vergileri ve miktar kısıtlamalarını kaldırmak.
2) Üçüncü  ülkelere uygulanacak, bir ortak dış tarife ve ortak bir dış ticaret politikası saptamak.
3) Üye ülkeler arasında kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımına konulmuş engelleri kaldırmak.
4) Tarım alaınnda ortak bir politika uygulamak.
5) Ulaştırma alanında ortak bir politika uygulamak.
6) AET içinde rekabetin saptırılmamasını güvence altına alacak bir rejim saptamak.
7) Üye ülkeler arasında ekonomik politikalarının koordinasyonunu sağlayan ve ödeme dengelerindeki
istikrarsızlıkları önleyen yöntemler uygulamak.
Karizmatik AET'nin işleyişinin gerektireceği ölçüde, üye ülkelerin ulusal mevzuatını birbirine yaklaştıımak; işçilerin iş bulma olanaklarını arttırmak ve yaşam düzeylerini yükseltmek amacıyla bir Avrupa Sosyal Fonu kurmak.
9) Yeni kaynaklar yaratarak topluluğun ekonomik gelişmesine katkıda bulunmak için Avrupa Yatırım Bankası kurmak.
10) Denizaşırı ülkelerin ekonomik kalkınma çabalarına ortak olmak ve bu ülkelerle mal değişimlerini arttırmak amacıyla ortaklık kurmak .

3. TOPLULUĞUN GENİŞLEMESİ :
    Yukarıda kısaca özetlenmeye çalışılan amaçların tespiti ve bu yolda yapılması gerekli eylemlerin uygulamaya konulduğu 1 Ocak 1959 tarihinden günümüze kadar, toplulukta bu ilkelere dayalı olarak çeşitli gelişme ve genişlemeler meydana gelmiştir.
I. GENİŞLEME : İlk olarak 6 kurucu ülke ile başlayan entegrasyon çalışmaları 1 Ocak 1973 tarihinde topluluğa İngiltere, Danimarka ve İrlanda'nın katılmasıyla dokuz üye ülke ile ilerlemiştir.
II. GENİŞLEME : 1 Ocak 1981 tarihinden itibaren Yunanistan tam üyeliğe kabul edilmiş, üye ülke sayısı 10'a yükseltilmiştir.
III. GENİŞLEME : Üçüncü ve son ,genişleme ile 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren İspanya ve Portekiz in tam üye olmasıyla topluluk 12 ler olarak anılmaya başlanmıştır.

4. TOPLULUĞUN ORGANLARI
    Roma Anlaşması'na göre Konsey, antlaşmalardan doğan hemen hemen tüm önemli sorunları karara bağlayan en yüksek organdır. Ancak topluluk politikalarını en yüksek seviyede ele almak ve çözümü güç sorunlarda  uzlaşmaya varmak amacıyla, Roma Anlaşmasında yer almamasına rağmen, hükümet veya devlet başkanları 1974 yılından beri her altı ayda bir dönem başkanlığının bulunduğu ülkede bir ara a gelerek "AVRUPA ZİRVESİ" adı altında toplanmaktadırlar.                     
I. Konsey : Topluluğun yasama ve karar organıdır. "Bakanlar Konseyi olarak da anılmaktadır.
a. Yapı : Üye devletlerin bir veya birkaç temsilcisi bulunur; ilke olarak her hükümetin bakan düzeyinde bir temsilcisi vardır (toplantıda ele alınan işlere göre, dışişleri, ekonomi, maliye, çalışma, tanım, ulaştırma bakanlarından biri).
b. Merkez : Konsey durumuna göre bazen Bıüksel'de, bazen Lüksemburg'da toplanır.
c. İşlev : Konsey, üye devletlerin genel ekonomik politikalarında koordinasyn sağlar ve karar yetkisine sahiptir. Devletler, Komisyon teknisyenleri tarafından hazırlanmış ortak düzenleme önerilerini bu organ aracılığı ile kontrol ederler. Aralık 1985'te yapılan ve 1 Temmuz 1987'de yürürlüğe giren Avrupa Tek Senedi, Bakanlar Konseyi'nin karar yetkisini güçlendirdi.
Konsey'in en önemli yardımcı organı olan Daimi Temsilciler komitesi (COREPER), üye ülkelerin Avrupa Topluluğu nezdindeki büyükelçilerinden oluşmaktadır.
II. Komisyon :   Topluluğun hükümeti görünümünde olan "Komisyon", yürütme organı işlevini yerine getirmektedir. Merkezi 1992 yılından itibaren topluluğun resmi başkenti olacak olan Bürüksel'de bulunmaktadır. Bir Başkanlık 22 Genel Müdürlükv e bir çok "ofıs"ten oluşan komisyon, Başkan dahil 17 komisyon üyesi tarafından yönetilmektedir.
III. Parlamento : 1958'den başlayarak kendine "Avrupa Parlamentosu" adını vermesine rağmen, metinlerde Avıupa Asamblesi diye yazılıdır; bu organ bir yasama değil bir denetim organıdır.
a. Yapı : Avrupa parlamentosu üye devletlerin hükümetlerini değil halklarını temsil eden 518 parlamenterden meydana gelir. Parlamenterler 5 yıl için seçilir.
b. Merkez : Strasbourg (Parlamentonun sekreteryası Lüksemburg'dadır).
c. İşlev : Komisyon'u denetleyen bir organdır.
IV. Adalet Divanı : Topluluğun yargı organıdır. 13 yargıç ve 6 uzman hukukçudan oluşmaktadır. Bu
göreve 6 yıl süre ile atanan Adalet Divanı üyeleri bağımsız olup, bir anlamda Topluluğun Anayasa Mahkemesi işlevini sürdürmektedirler. Kararlan temyiz edilemez, uygulanmaları zorunludur ve kararlar tüm üye ülkeleri bağlayıcı niteliktedir.
V. Sayıştay : Bakanlar Konseyi tarafından, Parlamento'nun görüşü de alınarak, 6 yıllık süre için atanan 12 üyeli Sayıştay, Topluluğun sınansal denetim organıdır. Bir "Hesap Mahkemesi" şeklinde görev yapmaktadır.
VI. Avrupa Yatırım Bankası : 1958 yalında Avrupa Topluluğunu yaratma fikrinin bir parçası olarak Lüksemburg'da faaliyete geçmiştir. Bağımsız ve özerk bir yapıya sahiptir. Roma Antlaşması'nın 130. Maddesinde Banka, kar amacı gütmeyen, Topluluk ülkelerinin ekonomik faaliyetlerini düzenleyici, gelişmesini sağlayamamış yörelere yatınm projelerini destekleyen mali bir kuruluş olarak tanımlanmıştır.
VII. Ekonomik-Sosyal Komite ve danışma Komitesi : Bir danışma organı olarak faaliyet gösteren komite toplam 189 üyeden oluşmaktadır. Komite Topluluk ülkelerinin işverenlerinin, sendikalarının ve serbest meslek sahiplerinin temsilcilerini kapsayan üç ana gruptan oluşmaktadır .



6. ORTAK İÇ PAZARIN KURULMASI VE TOPLULUĞUN GELECEĞİ
    Gelişme ve  genişlemeler  çeşitli  düzenlemeler yapılmasını  gerektirmiş,  entegrasyona  ulaşmada karşılaşılan engelleri ortadan kaldırmak ve iç pazar oluşumunu sağlamak amacıyla belirlenen ve bunların 1992 yılına kadar tamamlanmasını amaçlayan yazýlým, Topluluk Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilerek 1 Temmuz 1987 tarihinden itibaren "Tek Senet" adı altında yürürlüğe konulmuştur.
    Ocak 1985 tarihinde Komisyon, 1992 yılının sonuna kadar Topluluk üyesi ülkeler arasında iç sınırlann kaldırıldığı tek bir iç pazarın kurulmasını önermiştir. Fiziki, teknik ve mali engellerin kaldırılmasına ilişkin ayrıntılar, "Beyaz Kitap" (White paper) adamın verildiği rapor da belirlenmiş, bu yöndeki amaçlar, 1985 yılının Aralık ayında kabul edilen, Roma antlaşmasındaki öngörülen değişiklikleri de içeren "Avrupa Tek senedi" içinde yer almıştır.


KAYNAKÇA

1.   Baydarol, Can, Avrupa Birliği’nin Genişlemesi, Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği, Ankara ,2000.
2.   Günuğur, Haluk., Avrupa Topluluğu Hukuku, Eğitim yayınları, Ankara, 1993
3.   Morin, Edgar, Avrupa’yı Düşünmek, çev. Şirin Tekeli, İstanbul, 1988.
4.   René Bazin, “Avrupa Topluluğu Arşivleri”, Arşivcilik Konferansları I, (Çev.Hamza Kandur), İstanbul: AREM,1995.
5.   Tekinalp, G. ve Tekinalp, Ü, Avrupa Birliği Hukuku, 1997, Beta Basım Yayım, İstanbul.
6.   www.abgs.gov.tr
7.   www.ceterisparibus.net/ab/iliskiler.htm - 26k
8.   www.tcmb.gov.tr/yeni/evds/konusma/tur/1998/k3.html - 9k

Logged
Sayfa: 1   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

domain

oyun sitesi program sitesi blog sitesi dizi sitesi

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!


Dün 01:56:27 ÖS